Suriye’de Özerklik Savaşı!

 

Gürsel Karaca

Gözlem

Suriye’de Özerklik Savaşı!

DSC04324“Yine kan

Yine barut

Yine hep Ortadoğu!Dünya ile yaşıt bu coğrafyaya bahar ne zaman gelecek anne!

Temmuzun kavruk sıcaklığında yüreğimiz hep ayaz mı kalacak anne!

Yüzyıllardır kanla beslenen bu topraklar, kana doymadı mı anne!”

Türkiye kamuoyunda PKK’nın Suriye’deki kolu olarak kabul edilen Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) zaman zaman özellikle Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) içerisinde de yer aldığına inanılan cihatçı El Nusra Cephesi ile sık sık çatışmış olması, PYD’nin de çatıştığı bu güç gibi Suriye rejimine muhalifi olduğu düşünüldüğünde garip karşılanıyor. İlk akla gelen, bu iki gücün, faaliyet gösterdikleri alanlarda hâkimiyet kavgasına girişmiş olmaları.

El Nusra’nın (benzeri diğer örgütler gibi) Türkiye tarafından yönlendirildiği, PYD’nin de bundan hep yakındığı bilinmedik bir durum değil. Şimdi bu yakınma, PYD ile El Nusra arasında sıcak çatışmaya döndü. Daha önce de zaman zaman bu tür çatışmalar yaşanmış da olsa özellikle son günlerde yaşanan diğerlerinden farklı. Çünkü Suriye’nin, bir yıl önce terk ettiği bölgelerde hâkimiyet kuran PYD liderliğindeki Kürt nüfusun özerklik ilan etmeye hazırlanması, bu ilandan önce orada Suriye’ye muhalif Türkiye destekli unsurların bölgeden çıkarılmasını gerektiriyor. PYD ile El Nusra arasındaki çatışma, bu nedenle yoğunlaşmıştır ve bu bir “final” çatışması özelliği taşımaktadır.

Çünkü Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın, bir yıl önce hiç beklenmedik bir anda özellikle Türkiye için sorun olacak şekilde, ülkenin kuzeyini Kürtlerin denetimine bırakması, aynı zamanda Kürt muhalefetinin cihatçı muhaliflere katılmasını önledi. Şimdi o bölgelerde ilan edilecek bir özerklik, bu özerkliği korumak isteyen PYD’nin doğrudan doğruya Türkiye’yle de artık savaşır bir pozisyona girmesine neden olacak. Türkiye’nin Suriye konusundaki anlamsız politikasının tehlikeli sonuçlarının ilkidir bu.

PYD – El Nusra çatışmasının Kamışlı yakınlarında yoğunlaşması da dikkat çekici. Burada önemli petrol kaynaklarının olduğu biliniyor. PYD’nin burada El Nusra’yı yenilgiye uğratması çok önemli. Buradan merkezi Irak hükümetinin denetimindeki bölgelere geçişi kolaylaşmış olacak. PYD ile El Nusra arasındaki çatışmaların yoğunlaşması Kürt Özerk Bölgesi’nin Suriye muhalifi gruplardan temizlenmesi amacına yönelik. Bu artık kesin. Çatışmanın tek nedeninin bu olduğu söylenemez. Beşşar Esad sonrası bir Suriye’de -ki bunun olması artık çok zor gibi- El Nusra ile PYD’nin bir arada olmalarına birçok nedenden ötürü olanak yok. Bunlardan en önemlisi PYD’nin temsil ettiği Kürtlerin kendilerini kesinlikle Suriyeli olarak tanımlamalarıdır.

PYD’nin kendisi de devletle dolaylı bağı olan bir yapılanma. Suriye’deki tüm Kürtleri temsil ettiği iddiasında. Devlet ile PYD arasında her zaman bir köprü olageldi. Özellikle 80’li yıllardan kalma dinamikler sonucu PYD’nin ülkenin kuzeydoğusunda mahalli komiteler kurarak örgütlenen milisler şimdi bu komiteler aracılığıyla dışarıdan gelen muhaliflere karşı savaşıyor. Başından beri böyle bu. PYD’nin temsil ettiği Kürt tabanı, Suriye devletinin de üzerinde etkin olduğu tabanla aynı. Bu nedenle PYD asla ÖSO başta olmak üzere Suriye silahlı muhalefetinin içinde yer almadı.

1990’larda PKK-Hizbullah çatışmasında, Türkiye’nin el altından Hizbullahı desteklemesinde olduğu gibi, bugün de Türkiye, PYD’ye karşı El-Nusra’yı el altından desteklemektedir. Bu durum, Türkiye barışına ve çözüm sürecine nasıl bir etki yapacaktır, bunu ilerleyen günlerde göreceğiz.

Ortadoğu’da yaşanan bu son sürecin uluslararası boyutuna baktığımızda ‘Batı’ Mısır’da Mursi’ye belli bir süre tanımıştır. Bu arada Suriye’deki gelişmeler de beklenmiştir. Rusya ve İran Suriye’den elini çekmeyince “Arap Baharı”nın sonlandırılmasına karar verilmiştir! Libya’ya yapılan uluslararası askeri müdahalenin devamı olarak Mısır’da ulusal askeri müdahale öngörülmüştür. Böylece Libya, Mısır ve Suriye’de ordunun iktidardaki varlığının yeniden tesis edildiği söylenebilir. Bu durumda Libya’nın Avrupa, Mısır’ın ABD, Suriye’nin de Rusya yanında bulunmasına uğraşıldığı söylenebilir. Söz konusu tablo, bir anlamda “eski rejime geri dönmek” demektir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir