Memleketin Hali Gibi Halimiz Gürsel Karaca

 

DSC04324Gözlerin düşüyor yüreğime..Kan revan içinde uyanıyorum gecenin kör vakti! Uykulardan uyanıyorum geceler boyunca..Akrep ile yelkovan sabahın dördüne vuruyor. Ellerin düşüyor yüreğime..Parmaklarını saklıyorsun..Ve benim ellerim inatla dökülüyor cigaraya!

Uykulardan uyanıyorum geceler boyunca…Özdemir Asaf’tan dizeler dökülüyor dudaklarımdan; “Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç…/Sana diyeceklerim söylemekle bitmez/Yıllardır yaşamamdan çaldığım zamanlar/Adına düğümlendi/Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç…/Başka şehirleri özleyelim orada seninle/Bu evleri, bu sokaklar, bu meydanlar/İkimize yetmez”

İntihar dürtülerim azıyor her gece, senden sonra ey canan! Bir yanım bahar bahçeyken, bir yanım hep dağlar duman…Güzel ülkemi vuruyorlar kuytu karanlık bir gecede!!! Ey canan, ben seninle bahar tadında bayramlar yaşamak isterken bir ömür boyu, kara bulutlar dolaşıyor memleketimin üzerinde! Güzel ülkemde “Barış Süreci” başladı, senden sonra. Ben ellerini tutabilmek için türlü bahaneler yaratırken, ellerimden kayıp gidiyor memleketimin bir parçası! Çözüm süreci parçalıyorken memleketimin dört bir yanını, yüreğime ince bir sızı konuyor..Yüreğimde depremler..Yüreğim paramparça!

Senden sonra ey canan, 30 Mayıs’ı 31 Mayısa bağlayan gecenin sabaha vuran ilk ışıklarında vurdular beni. Kimimiz gözünü, kimimiz kolunu, kimimiz bacağını kaybetti. Gezi Parkı’nda Ali’yi, Ethem’i, Mehmet’i, Abdullah’ı vurdular! Tam dört kez öldüm ey canan.. Oysa biz oraya parkımıza sahip çıkmak için, ne yememiz, ne içmemiz gerektiğine karışılmasından bıktığımız için, kaç çocuk yapacağımızdan, nerede yaşamamız gerektiğinden, hangi parkta oturacağımıza, hangi gazeteyi okuyup, hangi TV kanalı seyredeceğimize karar verilmesinden, kısaca hayatımıza müdahale edilmesinden bıktığımız için gitmiştik! Buna rağmen vurdular bizi, tam dört kez öldüm ey canan!

Yazmanın ve düşündüğünü ifade etmek her geçen gün ağırlaşıyor ülkemde ey canan. Sansürlenen, kalemi elinden alınan, düşündüğünü ifade ettiği için yargılanan, tutuklanan yazarlara her geçen gün yenisi ekleniyor güzel ülkemde. Banu Güven, Ece Temelkuran, Hasan Cemal ve daha nicesine, geçen gün Can Dündar’da eklendi ey canan. Kalemimiz bir bir elimizden alınırken güzel ülkemde, Can Dündar “sadece işimizi değil, bir mesleği yitirmenin arifesindeyiz” diyordu acı bir tebessümle!!! Tıpkı, daha önce de, üzerinde yoğun bir baskı, ağır bir mahkeme kararı olan Fazıl Say’ın acı bir tebessümle “yaşamımda değişti, memlekette” demesi gibi.

Senden sonra ey canan, “Reyhanlı’da bombalar patlıyor! Güzel ve güneşli bir anneler yazısı şarapnel parçalarıyla paramparça oluyor! Ellerimde kır çiçekleri, papatyalarla kapıda öylece kala kalıyorum. Kan fışkırıyor evin tüm odalarından!” Bir görsen ey canan, “Reyhanlı’da patlayan bombaların şarapnel parçaları düşüyor evin tüm odalarına!” Senden sonra ey canan, “yine kan, yine barut, yine hep Ortadoğu!” Ortadoğu kan gölüne döndü ey canan. Irak’tan sonra Suriye’de dört parçaya bölündü, Suriye’de özerklik savaşı başladı! PKK’nın Suriye kolu PYD ile cihatçı El Nusra Cephesi kanlı bir savaşa başladılar. Ülkenin kuzeyinde zengin petrol bölgeleri ve stratejik noktalar öncelikli hedef ey canan! Suriye’deki mücadelen, iç savaştan da anlıyoruz ki, amaç Suriye’ye demokrasi getirmek değil, ülkenin zengin yer altı kaynaklarına sahip olmak ve özerk bir “Kürt Bölgesi” oluşturmak. Yani anlayacağın ey canan, Ortadoğu büyük güçlerin “satranç tahtası”na dönüşüyor!

Senden sonra ey canan, Ergenekon Davası’nda karar açıklandı. PKK’nın 2 numaralı ismi Şemdin Sakık’ın “gizli tanık”, Türkiye Cumhuriyeti 26. Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “sanık” olduğu davada Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ “müebbet” hapis cezasına, suçları sadece gördüklerini yazmak olan Mustafa Balbay “34 yıl 8 ay”, Tuncay Özkan “ağırlaştırılmış müebbet” cezasına çarptırıldılar! Bu dava gösterdi ki ey canan, Kemalist Cumhuriyet ile Fethullah-AKP-Erdoğan üçlüsünün bir savaşıydı! Ama şunu bil ki ey canan, bu davalar, bu cezalar bizi yıldırmadı!

Benden sonra, bu memlekette hiç mi güzel bir şey olmadı diyeceksin ey canan..Senli ömrüm bir ömür boyu bayram, yüreğim binbir renkli bahar bahçe olsun isterken ben, senden sonrası bir ömür boyu tufan!

 

Dipnot:Bu yazı geç kalınmış bir 19 Şubat yazısıdır.Aslı Ö.’ye ithaf edilmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir