Hatay Deprem Raporu 2026 yayımlandı: ‘Bir Afet Değil, Bir Yönetim Krizi’

Example HTML page

Rapor, seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay tarafından hazırlandı.

Seçilmiş Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın hazırladığı “Hatay Deprem Raporu 2026 – Bir Afet, Bir Yönetim Krizi” kamuoyuyla paylaşıldı. Atalay, raporun giriş kısmında kaleme aldığı mesajında “Üçüncü yılında bu raporu sunarken tek bir dileğim var: Hatay’ın acısının istatistiklere, sorumluların ise cezasızlığa gömülmediği bir gelecek” ifadelerine yer verdi.

6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen Hatay’da barınmadan sağlığa, eğitimden çevreye kadar süren sorunları kapsamlı biçimde ele alan rapor; yaşanan yıkımın yalnızca bir doğal afetin sonucu olmadığını, siyasal tercihler, denetimsizlik ve kamusal sorumluluğun ortadan kaldırılmasıyla derinleşen bir yönetim krizine dönüştüğünü ortaya koydu.

‘HATAY’DA DEPREM HALA GEÇMİŞ ZAMANLA KONUŞULAMIYOR’

Cezaevinde tutulan seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay tarafından hazırlanan rapor; konteyner kentlerde süren yaşam koşullarını, bitmeyen TOKİ projelerini, rezerv alan uygulamalarını, kamu ihalelerindeki şeffaflık sorunlarını, halk sağlığı risklerini, kadınların ve çocukların yaşadığı çoklu mağduriyetleri, ekolojik tahribatı ve adalet sürecindeki cezasızlık politikalarını ayrıntılı biçimde derledi.

Raporda, Hatay’da depremin hala geçmiş zamanla konuşulamadığı; yeniden inşa sürecinin halkın ihtiyaçlarından kopuk, merkeziyetçi ve rant odaklı bir anlayışla yürütüldüğü vurgulandı.

‘BU RAPOR, ‘HER ŞEY YOLUNDA’ DİYEN RESMİ ANLATILARA KARŞI, HAYATIN İÇİNDEN GELEN GERÇEKLERİ KAYDA GEÇİRME ÇABASIDIR’

“Hatay Deprem Raporu 2026”, yalnızca bir durum tespiti değil; unutmaya karşı hafızayı, sessizliğe karşı gerçeği ve cezasızlığa karşı adalet talebini kayıt altına alan bir belge olmayı hedeflerken, Atalay, raporun giriş kısmında Hatay halkına hitaben şunları dile getirdi:

“Rapor, tek başına bir ‘uzmanlık raporu’ olma iddiası taşımıyor. Aksine; sağlık, eğitim, ekoloji, barınma, hukuk gibi alanlarda farklı kurumlar tarafından hazırlanmış çok sayıda raporu bir araya getirerek, genel bir durum değerlendirmesi yapmayı amaçladım. Bu yönüyle elinizdeki metni bir “raporların raporu” olarak görmek daha doğru olacaktır. Bu nedenle, burada yazılanların önemli bir kısmı sizler için yeni olmayabilir. Zaten amacım da ‘ilk kez söylenen’ şeyler söylemek değil; söylenmiş olanları bir araya getirerek, üçüncü yılında Hatay’da hâlâ neyin eksik, neyin yanlış ve neyin adaletsiz olduğunu toplu bir şekilde gösterebilmektir.

Aradan üç yıl geçti. Ancak Hatay’da deprem hâlâ geçmiş zamanla konuşulamıyor. Temel sorunlar çözülebilmiş; en önemlisi de adalet duygusu onarılabilmiş değil. Bu rapor, ‘her şey yolunda’ diyen resmi anlatılara karşı, hayatın içinden gelen gerçekleri kayda geçirme çabasıdır. Unutmaya karşı hafızayı, suskunluğa karşı sözü, kader denilene karşı sorumluluğu hatırlatma girişimidir. Bu rapor, yalnızca bir durum tespiti ya da teknik değerlendirme metni değildir; Üç yıl önce yerle bir olan bir kentin, dağılan hayatların, yarım kalan cümlelerin ve hâlâ kapanmayan yaraların kaydıdır. Aynı zamanda unutmaya zorlanan bir topluma, ‘Biz buradayız’ deme ısrarının yazılı hâlidir.”

Example HTML page

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir