Ülkenin umudu CHP; Fakat bir türlü kendi stratejisini kuramıyor.

 

ramazan-yigit

Bu günkü gelmiş olduğumuz noktada CHP yönetiminin kendi stratejisini kuramamasını aklım bir türlü almıyor.

Yönetimsel tembellik ve geçmişinden kopuk, geleceği yaratamayan bir CHP yönetimi ile karşı karşıyayız. Bir türlü kendi kabuğunu kıramıyor.

Hal böyle olunca da her zaman olduğu gibi iktidarın hep iki adım gerisine düşüyor. Olmayacak duaya amin diyerek birileri tarafından kandırılıyor. Var sayımlar ile hareket ederek toplumsal muhalefetin sesi olamıyor. Bu durum da 13 yıldır ülkeyi çıkmazın eşiğine getirmiş AKP iktidarının gerisine bile  itiyor.

CHP’nin yapması gereken, başkalarının adımları üzerine strateji kurmak değil, ana partisi olarak oturup kendi sesini yükseltmeye, toplumsal muhalefet etkinleştirmeye yoğunlaşmalıdır.

En azından, olmayacak duaya amin dememek, tabiri yerindeyse ofsayıt’a düşmemek olmalıdır.

Ülke tehlikeli bir uçurum eşiğinde; dolar 3.5 TL olmuş.

Türkiye bir asırlık Batılılaşma hedefinden hızla uzaklaşıyor.

Irak ve Suriye’de büyük açmazlar var adeta bataklığa saplanmış durumda.

Meclis, adeta şahsa özel bir sistem değişikliğini oylamak üzere ve ana muhalefet partisini mercekle arıyoruz. Görünür de var ama yok.

Aslına bakarsanız, CHP de siyaset yapanlar, yukarıdaki analize katılıyor.

Hatta benim söylediklerimden çok daha ağırını söylüyor.

Ama sadece söylüyor.

Sanki anayasada tanımlanan görevi sadece “şikâyet” etmekmişçesine söylenip duruyor; ne etkin bir muhalefet koyabiliyor ne de gidişatı değiştirebilecek bir oyun kurguluyor.

Haziran 2015 seçimlerinden sonra CHP, MHP’yle birlikte üçlü koalisyona gitmek istedi. Daha sonra AKP’yle koalisyon görüşmelerinde iyi niyetle sarıldı ve devlet denilen mekanizmanın “CHP-AKP koalisyonu” istediği düşüncesine o kadar güvendi ki, sonunda durumu anladığında iş işten geçmişti.

Aslında buraya gelmeden önce oyunu bozabilirdi ama kendi stratejisi olmayınca sonuç hep aynı.

Mesela daha meclis başkanlığı aşamasında Deniz Baykal ile görüşüp MHP adayı olan ortak cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İslamoğlu’nun meclis başkanı seçilmesini sağlayabilirdi. MHP’ye rağmen. Çok güçlü bir olasılıktı bu.

Gelinen noktada 1 Kasım da seçimler yenilendi sonuç ortada.

Aynı şekilde ana muhalefet partisi, HDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karşıydı. Birileri CHP’ye bunun zaten “olamayacağını” AKP içinde dokunulmazlıklar konusuna karşı çıkan en az 40 vekil olduğunu söyledi. İyi de, Erdoğan yine ön aldı. Meclis’teki dokunulmazlık oylamasında, vekillerin kabine girip kapalı oy kullanmasına izin verilmedi. AKP’den gelen parti komiserleri, kabinlerin önünde set kurdu, girenin çıkanın fotoğrafını çekti ve AKP’de sahiden bu oylamaya karşı olan vekiller dahil herkes kös kös girip “Evet” oyu verdi.

CHP’nin hesabı yine tutmadı.

Görüyorum ki bazı CHP’liler şimdi de MHP ve AKP’nin üzerinde anlaştıkları başkanlık teklifiyle ilgili, “Meclis’ten çıkmaz” düşüncesindeler. AKP’nin fire vermesini bekliyorlar. Doğru, iktidar partisinde gidişattan memnun olmayan, başkanlık sistemine karşı, hatta Türkiye’nin karanlık bir açmaza girdiğini düşünen insanlar var.

Doğru, iktidar partisinde gidişattan memnun olmayan, başkanlık sistemine karşı, hatta Türkiye’nin karanlık bir açmaza girdiğini düşünen insanlar var. Meclis’te ve kabinede kaygılı isimler de var. Ama hiçbiri kafasını kaldırıp isyan edebilecek durumda değil. Üzerlerinde büyük baskı var.

Can korkusu bu.

Öyle bir dönemden geçiyoruz ki, kimse hür iradesiyle hareket edemiyor. Belki başkanlık oylamasında tek başına kabine girseler, vicdanlarıyla hareket edebilecekler.

Ama dedim ya, başkanlık için bu kadar bastıran irade, bu işi de şansa bırakmayacaktır.

Oylama, anayasal ve İçtüzük açısından “kapalı” olmak zorunda; ancak iktidar partisi bunu “açık oylamaya” dönüştürecek, mutlak itaatle kendi partisinden 317 oyu garantileyecektir.

Özetle, kimse fazla heveslenmesin; fire ihtimali yok denecek kadar az.

CHP’nin ön alıp bu süreci değiştirme ihtimalini görmüyorum. Olsa olsa, oylama olup bittikten sonra çıkıp şikâyet eden bir basın toplantısı yapacaklardır.

Dünya tarihi, zincirlerini kıramayan vicdanlılarla doludur.

O kadar çok ki, isimlerini bile bilmiyoruz.

İktidar partisinde şikâyetler olabilir; ancak birkaç istisnai olay dışında şu zamana kadar hep tepedeki görüş galip geldi.

Yarın oylama olsa yine “kol kırılır yen içinde kalır” mantığı ağır basacaktır.

Ülkemiz de 12 Eylülle demokrasimizin kesintiye uğraması,24 ocak kararlarının tamamlanması 12 Eylül askeri darbesinin önünü açtığı gerici AKP iktidarı ile aşama, aşama tamamlanmak üzeredir.

Geçmiş de olduğu gibi bu Emperyalist oyunun için de olan MHP tamamlanma aşamasında da işin içindedir. Sözde milliyetçilik çalınan ülke geleceğinin gizlenmesi için kılıftan başka hiç bir şey değildir.

Bu Emperyalist oyunu, CHP bozabilir genlerinde mevcut geleneğin de var.

Nasıl ki Ülkeyi küllerinden meydana getirdi ise bu gün de için de ki bu yeteneği ortaya çıkartmak CHP yöneticilerinin asli işi olmalıdır. Ancak bunu başarabilirse Gerici AKP iktidarının uçurumun kenarına getirdiği Ülkenin ve toplumun umudu olur. Böylece AKP iktidarının ve Recep Tayip Erdoğan’ın iki adım gerisin de değil beş adım ilerisin de olur.

Yapması gereken tek şey başkasının adımına göre değil kendi kuracağı stratejiyle akılcı bir şekilde Toplumsal muhalefete öncülük etmesidir. Ürkeklikten kurtulmasıdır. Çıkıp alanlara yüksek sele kendi kurduğu stratejisini bangır bangır söylemelidir.

Daha fazla cesaretlenmiş CHP hala oyunları bozup umudu yeşertebilir.

Ülkenin umudu CHP’dir fakat kendi stratejisini kurabilirse…

Ramazan Yiğit /05.12.2016

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir