Tarımda maliyet artıyor, gıda krizi kapıda: Destekler artırılsın, mazotta vergiler kaldırılsın, gübre desteği verilsin

Example HTML page

Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, ithalata dayalı tarım politikası ve İran Savaşı ile tarım girdi maliyetlerinde yaşanan artışa ilişkin video açıklama yaptı. Saray iktidarının ekonomi yönetiminin tarımda yaşanan sorunları ve buna bağlı artan gıda enflasyonunu “kuraklık”, “zirai don” gibi doğal gerekçelerle açıklama çabasını eleştiren Başkavak, savaş gıda enflasyonuna neden olsa da sorunun kaynağında iktidar politikaları olduğunu vurgulayarak tarım desteklerinin artırılması, tarımda kullanılan mazotta vergilerin kaldırılması ve üreticilere gübre desteği verilmesi çağrısında bulundu.

Rakipler Güney Sudan, İran, Haiti!

Türkiye’nin yıllık gıda enflasyon sıralamasında 175 ülke arasında yüzde 36.4’lük enflasyon oranı ile üçüncü sırada olduğuna dikkat çeken EMEP Genel Başkan Yardımcısı Başkavak, “Gıda enflasyonu Türkiye’den daha yüksek olan iki ülkeden birisi yüzde 106’lık oran ile Güney Sudan, yüzde 58’lik enflasyon oranı ile İran. 5 yıldır birbiriyle savaşan Ukrayna ve Rusya’da ve çetelerin yönettiği Haiti’de bile gıda enflasyonu Türkiye’dekinden daha düşük” dedi.

TÜİK’in açıkladığı bu yüzde 36.4’lük gıda enflasyonunun şubat ayına ait olduğuna dikkat çeken Başkavak, İran’a dönük emperyalist savaş nedeniyle yaşanan tedarik zinciri sorunu ve artan enerji ve gübre fiyatları dolayısıyla mart ayı enflasyonunun çok daha yüksek çıkacağını vurguladı.

‘Yüksek gıda enflasyonu bugünün sorunu değil’

Erdoğan-Şimşek programıyla her gün daha fazla yoksullaşan işçi ve emekçilerin artan gıda fiyatlarından şikayet ederken Saray rejiminin “zirai don”, “kuraklık”, “savaş” gibi gerekçeleri öne sürerek savunma yapmasını eleştiren Başkavak, “Türkiye’de gıda fiyatlarındaki artış bugünün sorunu değil. Biz uzun süredir yüksek gıda fiyatları ve yüksek enflasyona maruz kalıyoruz. Bunun birkaç nedeni var” diyerek bu nedenleri sıraladı.

“İlk neden mazot, ilaç, gübre ve yem gibi girdi maliyetlerinin yüksek olması” diyen Başkavak, ürününü ucuza satmak zorunda kalan köylülerin girdi maliyetleri altında ezildiğini ifade etti. Almanya’da çiftçilerin 2 kilogram buğday ile 1 litre mazot alabildiğini ancak Türkiye’de 5,5 kilogram buğday ile 1 litre mazot alınabildiğini söyleyen Başkavak, “AKP’nin iktidara geldiği 2002’de bir kilogram buğday ile bir litre mazot alınabiliyordu” dedi.

Mazot 41 lirayken açıklanan destek mazot 75 lirayken ödeniyor

Tarım desteklerinin düşük olmasının da yüksek gıda fiyatlarına neden olduğunu vurgulayan Başkavak, “AB, ortak bütçesinden tarıma 54 milyar avro (2.8 trilyon lira) kaynak ayırıyor. Ülkemizde ise AKP iktidarı 2026’da 168 milyar lira destek vereceğini açıkladı. “Verecek” diyoruz ancak bu yıl için verileceği açıklanan miktar geçen yıl belirlendi ve ödemeler yıl sonunda yapılacak. Adı planlı üretim desteği, plan var ancak destek yok. Bugünlerde hesabınıza yattı diye müjdelenen dekara 310 lira desteğin belirlendiği 1,5 yıl önce mazot 41 liraydı. Bugün mazot 75 lira. Dolayısıyla bu destekleme yöntemiyle destek üreticinin eline ulaştığında kuşa dönmüş oluyor” ifadelerini kullandı.

Çiftçi üretiyor, fiyatı aracılar, tüccarlar, zincir marketler belirliyor

Başkavak yüksek gıda enflasyonunun bir nedeninin de ürün fiyatının aracılar, tüccarlar ve sözleşmeli üretim yaptıran şirketler tarafından belirlenmesi olduğunu anlattı: “Köylünün elinden 1 liraya çıkan ürün pazarda 10 katı fiyata satılabiliyor. Üstüne bir de 55 bine yakın şubesiyle zincir marketlerin sözleşmeli üretim yaptırarak fiyat belirleyiciliği ve mağazalarında etiket belirleyiciliği eklenince gıda fiyatlarının artışı kaçınılmaz oluyor. Bu marketlerin her köşe başında şubeleri var. Zincir marketler birbirleriyle rekabet etmiyor, birbirlerini gözetiyorlar. Çok övdükleri serbest piyasada serbestçe kâr ederlerken bütün fiyat artışının yükü ezilen halk kitlelerinin sırtına yükleniyor.”

İran’a dönük emperyalist savaş 1 ayı geride bırakırken Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının enerji krizine neden olduğunu hatırlatan Başkavak, “Petrolün varil fiyatı yüzde 30’dan fazla zamlandı. Doğalgaz yüzde 60. Mazot zamlanıyor, mazota zam geldikçe nakliye masrafı artıyor. Artan doğalgaz fiyatları gübre üretimi maliyetlerine yansıyor. Gübre fiyatı yüzde 75 zamlandı. Gübre fiyatlarının artışı tarımsal üretime yansıyor” diyerek savaşın zincirleme etkisini anlattı.

‘Gümrük vergisi sıfırlandı ama gübre alacak yer yok’

Saray iktidarının gübre ithalatı için gümrük vergilerini sıfırlamasının sorunu çözmeyeceğini söyleyen Başkavak, “Tedarik sorunu nedeniyle parasıyla dahi olsa gübre alınamayacak bir döneme girdik. Yıllardır yasaklı olan amonyum nitratlı gübrenin üzerindeki yasak kaldırıldı fakat gübre alabileceğimiz yer yok. En yakın Rusya bile 21 Nisan’a kadar gübre satışını durdurdu”

AB ülkelerinin enerji ve tedarik krizine karşı tarımı desteklemek için paketler açıkladığını hatırlatan Başkavak, “Örneğin İspanya tarım ve hayvancılığa 877 milyon avro destek sağlayacak. Tarımda kullanılacak motorine litre başına 20 cent sübvansiyon sağlanacak. Gübrede doğrudan destekleme yapılacak. Maliyetin düşürülmesi için sulamada kullanılan elektriğin KDV’si yüzde 21’den yüzde 10’a düşürüldü. Yunanistan 300 milyon avro destek paketi açıklarken motorinde litre başına 16 cent sübvansiyon, gübrede ise yüzde 15’e kadar destek açıkladı. Fransa ise ilk önlem olarak ucuz kredi, sosyal prim desteği ve vergi indirimi destekleri açıklandı” derken buna karşın Saray rejiminin geçen yılın desteğinin bir kısmının daha yeni hesaplara yatırılmasını müjde olarak açıklamasını eleştirdi.

Acil karşılanması gereken 6 talep!

Başkavak, gıda fiyatlarının düşürülmesi, tarımsal üretimin artırılması, ucuz gıdaya erişim için atılması gereken adımları ise şöyle sıraladı:

“1- Tarım destekleri artırılmalı ve bütün destekler aynı yıl içerisinde ödenmeli. AKP’nin 2006 yılında çıkardığı Tarım Kanunu’nda “Tarıma ayrılması gereken pay milli gelirin yüzde 1’inden az olamaz” deniliyor. Ama kanunun çıkardığı yıl dahil bugüne kadar hiçbir zaman destek milli gelirin yüzde 1’ini bulmadı. 2026 bütçesinde ayrılan pay binde 2. Dolayısıyla destekler yüzde 1’in üzerine çıkarılmalı ve aynı yıl içerisinde ödenmeli.

2- Mazota gelen zamların bir bölümünün ÖTV’den karşılanmasının mazotu ucuzlatmadığını hepimiz gördük. Bu nedenle tarımda kullanılan mazotta KDV ve ÖTV tamamen kaldırılmalı.

3- Geçimlik tarım yapan az topraklı köylüye gübre desteği verilmeli ki, köylüler üretimlerini sürdürebilsin.

4- Tarımda kullanılan su ucuzlatılmalı ve sulamada kullanılan elektriğin fiyatı düşürülmelidir.

5- İthalatın fiyatları ucuzlatmadığını defalarca gördük. İthalat baskısı köylünün ürününü ucuza satmasına sebep olmaktadır. Emeğinin karşılığını alamayan üreticiler üretime küserek tarımdan kopuyor. Gıda fiyatları da düşmüyor. İthalatçı politikalara son verilmeli, üretime destek verilmelidir.

6- Aracıların, tüccarların, zincir marketlerin ve gıda ve tarım tekellerinin fiyat belirleyiciliğine son verilmelidir.”

Example HTML page

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir