İBB Davası 4. Hafta 14’üncü duruşma:

Example HTML page

İBB’ye yönelik, aralarında tutuklu İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 402 sanıklı dava 4’üncü haftasında sürüyor. HABER ETKİN, Silivri’de görülen duruşmadan gelişmeleri dakika dakika aktarıyor…

Seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 107 kişinin tutuklu yargılandığı, 402 sanıklı İBB davasının ilk duruşması, bugün ilk duruşmanın 14. oturumuyla devam ediyor.

HABER ETKİN, duruşmadaki gelişmeleri yerinde takip ederek dakika dakika bildiriyor…

11.35 | “SUÇLAMANIN GERÇEK NEDENİ, İMAMOĞLU’NUN AVUKATI OLMASIDIR”

Avukat Tora Pekin, tutuklu Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan adına tahliyesine ilişkin beyanda bulundu. İki gündür söz alan tüm avukatların, Pehlivan için tahliye çağrısında bulunduğunu anımsatarak sözlerine başlayan Pekin, “Biz ayrıcalık istemiyoruz. İtirazımız; avukatlığın suç olarak görülmesine, avukatlık meslek faaliyetinin suçlama ve tutuklama nedeni sayılmasına yöneliktir” dedi. 

Mehmet Pehlivan’a yöneltilen suçlamanın gerçek nedeninin, Pehlivan’ın Ekrem İmamoğlu’nun avukatı olması olduğunu söyleyen Pekin, “Açıkça ifade edilmese de, isnadın temelinde bu avukatlık faaliyeti bulunmaktadır” ifadelerini kullandı. 

Avukatlık Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca Mehmet Pehlivan hakkında soruşturma izni alınmasının zorunlu olduğunu belirten Pekin, “Ancak bu izin alınmaksızın soruşturma yürütülmüş ve iddianame düzenlenmiştir. İlerleyen aşamada daha ayrıntılı açıklayacağımız üzere, savcılığın isnat edilen suçun niteliğini gerekçe göstererek bu itirazı reddetmesinin hiçbir yasal dayanağı bulunmamaktadır. Soruşturma izninin alınmamış olması, Mehmet Pehlivan yönünden yürütülen soruşturma ve kovuşturmayı temelden sakatlayan ciddi bir usul eksikliğidir. Bu hususun da mahkemenizce değerlendirilmesini talep ediyoruz” şeklinde konuştu. 

Pekin, sözlerine şöyle devam etti:

“Tutuklamaya dayanak gösterilen iki sözde delil niteliğindeki beyanı açıklığa kavuşturmak istiyoruz.

Bunlar, Servet Yıldırım ve Adem Soytekin’in itirafçı sıfatıyla verdikleri ifadelerdir. Özellikle vurgulamak isteriz ki, Mehmet Pehlivan’ın tutuklanmasının yegâne dayanağı bu iki kişinin beyanlarıdır.”

Pehlivan’ın tutuklanmasına neden olan Adem Soytekin ve Servet Yıldırım’ın ifadelerine değinen Pekin, şunları söyledi: 

“Savcılığın işine yaradığı sürece bu beyanlar geçerli sayılmakta, bu beyanlarla insanlar tutuklanmakta; ancak savcılığın işine yaramadığı noktada ise aynı beyanlar güvenilmez ilan edilerek bu kez beyan sahibi tutuklanmaktadır. Bu yaklaşımın hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşması mümkün değildir.

Bizce avukatlık suç değildir ama bu şekilde bir icra edilen savcılık, suçtur. Bu yaklaşımın kabul edilmesi mümkün değildir. Başına ‘örgüt’ ibaresi eklenmesi, bu faaliyetleri avukatlık mesleğinin dışına çıkarmaz. Bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: Avukatlık suç değildir.

Bize göre, bir ceza mahkemesi yargıcı için bir insanın özgürlüğünü elinden almaktan daha önemli hiçbir şey olamaz. Bir ceza mahkemesi yargıcı için bir insanın özgürlüğünü elinden almaktan daha önemli hiçbir şey olamaz. Bir insanın özgürlüğü hakkında karar vermekten daha önemli bir görevleri var mı? 

Bunu niye söylüyorum? 12 Aralık 2025’te 106 tutuklu, 31 Mart 2026’da arada bir eklemeyle 107 tutuklu. Sıfır tahliye. Dört ayda tek bir kişiyi dahi bırakmadınız. Dört karar verdiniz. Hiçbirinde gerçek bir gerekçe yok. Hiçbir bireyselleştirme yok. Tutukluluğun devamı nedenleri somut değil, olgusal dayanak yok.

”CTRL+C, CTRL+V İLE YALNIZCA KARAR VERMİYORSUNUZ”

Müvekkillerim dışında kimse adına konuşamam, konuşmayacağım. Ancak bir tahmin olarak, hem de güçlü bir tahmin olarak şunu söyleyebilirim: Bu salonda verdiğiniz kararlar nedeniyle, heyetiniz hakkında bir tek kişinin bile ‘Bu yargıçlar, bir insanın özgürlüğünü elinden almaktan daha önemli hiçbir şey olmadığına gerçekten inanıyor’ diye düşündüğünü sanmıyorum.

9 Ocak 2026: Altı satırlık sözde bir gerekçe, tutukluluğun devamı.

6 Şubat 2026: Yine aynı. Adeta kopyala-yapıştır; Ctrl+C, Ctrl+V, tutukluluğun devamı.

6 Mart 2026: Bir kez daha Ctrl+C, Ctrl+V, tutukluluğun devamı.

Hatta harflerin böyle denk gelmesi bile ayrı bir ironi oldu. Ctrl+C, Ctrl+V ile yalnızca karar vermiyorsunuz; adeta CV’nizi, yani özgeçmişinizi de bu kararlarla yazıyorsunuz. Üstelik o kadar ki, ilk kararda ‘sanıklar’ yazmışsınız, ikinci kararda yine ‘sanıklar’, üçüncü kararda yine ‘sanıklar’. 107 kişi için tek bir kelime kullanıyorsunuz; onu da yanlış yazıyorsunuz. Bize sorarsanız, gelin özgeçmişinizi böyle yazmayın.

Gelin, insanlar bu ülkenin kendisine saygısı olan, işini düzgün yapan yurttaşları olarak sizinle ilgili şunu söyleyebilsin: ‘Bu yargıçlar için insan özgürlüğünden daha önemli bir şey yoktur.’ Bu nedenle, dosyadaki haksız tutukluluk halinin derhal sonlandırılmasını talep ediyoruz.”

11:00 | AVUKATLARIN TAHLİYE TALEPLERİ BAŞLADI

İlk sözü alan tutuklu Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz’ün avukatı Faruk Rüştü Şahingöz, Akyüz’ün Eylem 21’deki Capacity AVM’ye ilişkin suçlar nedeniyle 340 gündür tutuklu olduğunu ancak dosyada para transferi, HTS kaydı, teknik takip, kamera görüntüsü ya da mal varlığı artışı gibi maddi delillerin bulunmadığı ifade etti. Suçlamaların çelişkili müşteki ifadeleri, etkin pişmanlık beyanları, kimliği belirsiz gizli tanık ve hukuka aykırı ses kaydına dayandığını belirten Şahingöz, Capacity AVM dosyasında müşteki tarafın daha önce mahkemeye gerçeğe aykırı belge sunduğunun tespit edildiğini de söyleyerek tahliye talep etti.

Tutuklu iş insanı Hüseyin Köksal’ın itirafçı şoförü Servet Yıldırım’ın isminden dolayı kadın sanarak bir YouTube kanalında hakkında çeşitli iddialarda bulunduğu İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu’nun avukatı Nevzat Kaan Karcılıoğlu, “Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen tutuklama kararında gösterilen gerekçe, delil, tanık, hatta eylem, orada ne varsa, bu iddianamede yok” diye konuştu.

Tutuklama kararının, daha önce yanlış beyanlarda bulunduğu ortaya çıkan iki kişinin “duyuma dayalı” beyanlarına dayandırıldığı, bu kişilerin iddianamede tanık olarak dahi yer almadığını ifade eden Karcılıoğlu ayrıca, tutuklama kararında “usulsüzlüğe göz yumma” iddiası yer alırken, iddianamede “ruhsat verilmesi” üzerinden değerlendirme yapıldığına dikkat çekti.

10.40 – SIRRI KÜÇÜK’ÜN EŞİ: “HAZIRLAN YARIN ALACAĞIM SENİ”

Tutuklu sanıklar salona getirildikten sonra 14’üncü oturum başladı. Duruşma Savcısının dün tahliye talep ettiği Sırrı Küçük’ün eşi “hazırlan yarın alacağım seni” diyerek ses yükseltti. 

Tutuklu Sanık avukatlarının tahliyeye yönelik beyanları devam ediyor.

DAVADA DÜN NELER OLMUŞTU? 

Dünkü oturumda savcı, tutukluluklara ilişkin mütalaasını açıklamıştı.

Savcılık, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç AŞ çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Evren Şirolu, Ekrem İmamoğlu’nun özel kalem müdürü Kadriye Kasapoğlu, iş insanı Ali Üner, İETT özel halk otobüsü işletmecisi Ebubekir Akın ve İSPER büro personeli Davut Bildik hakkında tahliye talep etti.

“BABASI DEMANS OLDU, KIZINI HATIRLAMADIĞI İÇİN ZİYARET EDEMİYOR”

Duruşma Savcısının tahliye talep ettiği Ekrem İmamoğlu’nun Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu’nun avukatı Mehmet Can Seyhan, dünkü duruşmada söz alan son isim oldu. Kasapoğlu’nun 300 günden fazla süredir tutuklu bulunduğuna dikkat çeken Seyhan, “Müvekkilimi, Ekrem İmamoğlu’nun telefonunu sakladığı iddiasıyla tutuyorsunuz ama telefon Sayın İmamoğlu’nun değil; telefon belediyenin telefonudur. Bahsedilen telefon belediye demirbaşıdır. Sayın İmamoğlu’na ait olduğu iddia edilen bu telefon, aslında özel kalemdeki personel tarafından yanıtlanan ve kullanılan bir telefondur. Şifresizdir. Sayın İmamoğlu’nun bizzat kullandığı bir telefon değildir” dedi. 

Kasapoğlu’nun da henüz haberinin olmadığı bir durumdan da bahseden Seyhan, “Kadriye Hanım kusura bakmasın; şimdi söylemeyeceğiz de ne zaman söyleyeceğiz bunu? Sayın Başkan, müvekkilimizin babası kendisi cezaevindeyken demans oldu. Cezaevine gidip geliyordu daha öncesinde ama artık gelemiyor; çünkü babası artık kızını hatırlamıyor. Rahatsızlığı maalesef artmaya devam ediyor. Geçenlerde telefonda “Kim bu arayan?” diye sormuş, “Kadriye, kızın” diye hatırlatmışlar. Belki de vereceğiniz tahliye kararı, bir babanın kızını son bir kez hatırlamasına vesile olacaktır” diye konuştu.

Dün, şu ana kadar savunma yapan 17 kişinin yanında 25 tutuklu sanığın avukatlarının tahliye talepleri alınırken bugün de şu ana kadar savunma yapmayan toplam 65 tutuklu sanığın avukatlarının tahliye talepleri devam ediyor. 

Example HTML page

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir