Boğaziçi’ne Kıymayın Efendiler Altında Kalırsınız…

Nere de Kalmıştık

 

 

 

Boğaziçi Üniversitesinde Rektör değişiyor, kim atanıyor olağanüstü yetkiler kullanılarak aday bile olmayan bir zat 348-%86 oy alan mevcut Rektör kaale bile alınmıyor.

Bu noktaya nasıl geldik.Malum hatalar kötü yönetilen ülkemin geldiği noktanın tescilidir.

Öğrenim gören istemiyor,yeni rektörü,öğretenler istemiyor üstüne üstlük bu zat aday bile olmamış ben yaptım oldu diyorsun . Sadece bu noktadan bakmak bile büyük yetkiler ile donatılmış bir başkanlık sisteminin, Ülkemizi hangi noktaya taşıyacağını tahmin etmek mümkün.

14 Yılda Ülkemizi yanlış yöneterek bu konuma gelenlerin Tam yetki ile donatılmış Başkan sisteminde o Başkan yarının Enver Paşası olmaya aday demektir. Nice bedeller ödeyerek küllerinden yeniden inşa ederek bu güzel Yurdum gözlerimizin önün de uçurumun kıyısına tekrardan taşınması muhtemel olasılıklar arasında ilk sırayı almaktadır.

Bu gün olan üstü koşullarda KHK lerle bu deli saçması kararları verenler yarın bu ülkenin anahtarını da teslim ederler.

Deli saçması diyorm çünkü etrafında okadar deli saçması insan var ki onlar alkışladıkça o daha fazla cesaretleniyor ve daha çok hata yapıyor.

Zaten bütün meselede bu noktada.

Mesele hata yapanda değil hata yaptıkça onu alkışlayanda gözlerine perde inmiş alkışlayanlarda bütün mesele. Hata yapmak insana mahsustur, yapılan hatayı bertaraf etmek mümkün fakat etrafınız da yapmış olduğunuz hatayı alkışlayan ne kadar çok ise hatayı bertaraf etmekte o kadar güç demektir.

İki gündür Bogaziçi Üniversitesine rektör ataması ile ilğili kim ne demiş diye bir göz attım aman allahım alkışlayan alkışlayana endişe duymamak mümkün değil.

Bu konu da ki demeçleri görüp de endişelenmeyen insanlar, insanlıktan da çıkması gerekir.

”Her şey Sandık değildir.”

Burhan Kuzu

”Yapılan işlemlerde Kanunlara aykırılık yoktur.”

Numan Kurtulmuş

”Dünya 5’ten büyüktür ama sıfır da yüzde 86’dan büyüktür.”

Bekir Bozdağ

”Reisimiz milli iradeyi temsil ettmesi nedeni ile milli iradeye uygundur.”

Yiğit Bulut

”İsmet paşa daha fazlasını yapmıştı.”

Kadir Mısırlıoğlu

”Bırakalım bu sandık fasizmini.”

Abduraman Dilipak

”CHP olmasa böyle olmazdı.”

Melih Gökçek

Cumhurbaşkanlığ tarafından yapılan açıklama ;

676 sayılı KHK ile rektör atamalarının direkt Cumhurbaşkanlığı’na bağlanmasının ardından ilk atama gerçekleşti. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Sayın Cumhurbaşkanımız, Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 130 uncu ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 13 üncü maddeleri uyarınca, Yükseköğretim Kurulunun önerdiği adaylar arasından Prof. Dr. Mehmed Özkan’ı atamışlardır” denildi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından yapılan atamada, öğretim üyerinin yüzde 90’ının katıldığı seçimlerde yüzde 86 oy alan ve YÖK tarafından tek isim olarak Cumhurbaşkanlığı’na gönderilen Prof. Gülay Barbarosoğlu yerine Prof. Mehmed Özkan seçildi. Prof. Özkan, 12 Temmuz’da yapılan seçimlerde aday olmamıştı.

Rektör atamalarında yapılan değişiklik 676 sayılı KHK’de, “Devlet üniversitelerinde rektör Yükseköğretim Kurulu tarafından önerilecek, profesör olarak en az üç yıl görev yapmış üç aday arasından Cumhurbaşkanınca atanır. Bir aylık sürede önerilenlerden birisinin atanmaması ve Yükseköğretim Kurulu tarafından, iki hafta içinde yeni adaylar gösterilmemesi halinde Cumhurbaşkanınca doğrudan atama yapılır” şeklinde yer almıştı.

AKP’Lİ VEKİLİN KARDEŞİ…

Oyların yüzde 86’sını alan aday rektör olamazken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın atadığı, seçimlere dahi girmeyen  Prof. Dr. Özkan’ın, AKP Eskişehir Milletvekili Emine Nur Günay’ın kardeşi olduğu ortaya çıktı.

Seçim Sonucunda Adayların Aldığı Oy Sayıları Şöyle:

Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu 348

Prof. Dr. Vedat Akgiray 40

Prof. Dr. Esra Battaloğlu 1

Prof. Dr. Betül Tanbay 1

Prof. Dr. Cem Say 7

Prof. Dr. Levent Kurnaz 2

Şimdi dönelim ana meseleye:

Niyetlere ve kafanın arkasında yatan asıl plana öyle görünüyor ki Ülkede bulunan kurum ve kuruluşlarda ki yönetimler hepsi AKP’li olana kadar olağanüstü yönetim şeklinden ve KHK’lardan kurtulamayacağız.

Tam yetkili Başkanlık sistemi rayına oturmadan seçim filan da olayacak ,dikensiz gül bahçesin de ve bu kadar alkışlayanın bol olduğu ortamda  bunları yapmak daha kolay.

Muhalefetin bir yanı hendek siyasetinen çıkamadı yanlışa düştü paramparça,bir yanı da Devlet Bahçelinin dirayetsizliği nedeni ile teslim olmuş. Elde kaldı CHP öyle ya her ne kadar yeni kapı ruhunda falsolu haraket de yapmış olsa da elde var CHP.

Gelmiş olduğumuz şu günlerde CHP Genel Başkanının Kemal Klıçdaroğlunun yeni Anayasa görüşmelere açık kapı bıraktığı şu günlerde, Yeni kapı ruhunda yapmış olduğu hatanın da farkına vararak Ülkemizdeki tüm muhalif kesimlere önderlik ederek bu yanlış gidişin karşısına çıkma cesareti gösterebilirmi ana mesele bu aslında.

Bütün bu umutsuzluklar içerisin de elde var bir umut CHP.

Sağlam bir hukuk sisteminin oluştuğu ve adaletin sağlandığı,ifade özgürlüğünün verdiği cesaretle kuvetler ayrılığı ile dengelenmiş demokratik denetlenebilir bir Türkiye’nin oluşması mümkün.

Yarın çok geç olmadan bu gün hataları bertaraf ederek yapılan ihanetleri önlemek mümkün.

Yeterki CHP kendine gelip söyle bir silkinsin ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Toplumsal Muhalefete önderlik yapma cesareti göstersin…

Ramazan Yiğit

14.11.2016 Pazartesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir