Behman MENTEŞOĞLU

Ben,Sünepe

Behman MENTEŞOĞLU

Behman MENTEŞOĞLU

Bakmayın böyle atıp tuttuğuma. Ben bir sünepeyim aslında. Ülkede darbe olmuş, onlarca masum Mehmetçiğin kellesi kesilmiş, soyulmuş, dövülmüş hiç ilgilenmem. Bu bir şeriat provasıymış falan kafamı yoramam.

 

Oturduğum yerden sıkıldıkça kahramanlık yapıyorum. Akıl yürütüyorum. Neden? Birileri beni okusun da adam olsun diye mi? Tabii ki hayır. Adam olan zaten olmuş, bana ne. Beni adam sansınlar.

 

Şimdi diyorlar ki: RT bu senaryoyu kendi yazdırdı. Hadi canım komik olmayın. Ne bende ne de onda o kadar zeka yok. Kimiz biz, toplum mühendisi mi? Değiliz tabii. Senaryolar öyle kolay yazılmaz. Yazacak olanın çok derin bir eğitimden geçmeleri gerekir.

 

Yıllar önce bir film seyretmiştim. Çoğunuz hatırlar. ‘Başkanın Adamları (Wag The Dog)’. 1997 yılı yapımı. Yönetmenliğini Barry Levinson, başrollerini de Dustin Hoffman ve Robert De Niro yapmıştı. Hemen izleyin. Ben bir sünepe olarak hem filmi hem de gerçeklerini izlemekten keyif alıyorum.

 

Buna benzer bir filmi yakınlarda izlemiştim:  Devlet başkanı hem uluslararası platformda hem de ulusal platformda zor duruma düşmüştür. Yolsuzluklar, hırsızlıklar skandallar içindedir. Toplumun ilerici dinamikleri patlama ve sokağa dökülme noktasındadır. Hangi ülke olduğunu anımsamıyorum.

 

Başkanın adamları (ki öyle küçümsemeyin bunların her biri işin uzmanı yabancı adamlardı) toplum mühendisliği ve senaryo tekniklerini birleştirerek eldeki fırsatları lehlerine çevirirler. Toplumda benim gibi azınlık sünepeler yaşamaktadır. Ama onlar için önemli olan kafası karışık ve okumayan çoğunluğun olmasıdır. Hemen bir senaryo yazarlar.

 

Başkan saraydan uzaklaştırılır. Daha önce yaratılmış olan radikal bir örgüt baş düşman olarak ilan edilmiştir zaten. Bunların birkaç ele başçısına fırsat tanınır ve teşvik edilir. Hatırlamıyorum ancak bir ikisi de satın alınmış yada onlara zorluk çıkarılmayacağına dair güvence verilmiştir. Bu satılmış grup harekete geçer.

 

Bir çok masum insanı peşlerine takarak acemice (ki işin bu kısmı çok trajikomiktir) bir darbe planını uygulamaya başlarlar ( Bana göre senaryonun bu kısmı çok basite indirgenmiş. Her hangi bir gerçek darbe planını uygulasaydılar daha inandırıcı olurdu.). İtalyan spagetti kovboy filmlerinin komikliğinde bir harekat başlar.

 

Başkanın adamları önceden hazırlıklıdır. Darbe 3 saatte fiyaskoyla bitirilir. Benim gibi sünepeler evde oturup film tadında televizyondan izlerken önceden planlandığı şekilde başkanın militanları sokağa dökülür. Havada uçuşan jetler, bombalanan kutsal alanlar falan filmin aksiyon kısmına dehşet bir görsellik katar.

 

Darbeye bilinçsizce katılmış gençlerin vahşice katledilmesi, üniformalarının yırtılması ile (gıyaplarında başkana her an ciddi tehlike olabilecek kurum) temsil ettikleri kuruma  gözdağı verilir ve itibarsız hale getirilir. Hazır tutulan pankartlar ülkenin her yerine asılır ve saat başı çanlar çalar.

 

Muhalefetin alayı bağlılığını bildirir. Bu kısmı pek anlamadım. Başkana mı sisteme mi neye bağlı olduklarını. Toplumun kafası iyice karışır. Düşman kim, ne oldu, kim haklı kim haksız vs.

 

Sonuçta toplumun öfkesi kanla yatıştırılır. Benim gibi sünepeler korku içinde psikolojik baskıya alınmıştır. Muhalefet partileri ve öncü güçler taraf olmaya zorlanmıştır. Başkanın yalan dolan tüm skandalları örtülmüştür. Başkan eskisinden daha güçlü hale gelmiştir.

 

Tabii bu tür senaryolar filmlerde olur. Bana kalırsa gerçekte toplumsal faktörler daha karmaşıktır. Bununla beraber gerçekte toplumlar siber bir ortamda yaşadıkları için, gerçekle senaryoyu bazen karıştırırlar. Mesela ben filmin şokunu yaşamadım. Bu tür filmi çok izlediğim için sabah bir şey olmamış gibi havuza gidip keyif yaptım. Başıma böyle bir gerçeklik gelseydi ne yapardım diye düşününce de ‘’umarım gelmez’ demekten başka bir şey bulamadım.

 

Hoş bir senaryoydu. Sanırım filmin 2. Bölümü de çekilecek. Sakın kaçırmayın.

Behman Menteşoğl

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir