Yine Savaş Kazandı…

Nere de Kalmıştık

Nereden nasıl bakarsak bakalım öne çıkan gerçek şu ki ülkemiz de birileri oyun kuruyor,oyun bozuyor..

Her oyun kurulduğunda değişmeyen tek şey kaybeden her seferin de olduğu gibi Analar oluyor..

Kural bu sefer de değişmedi tıpkı 1994 gibi bu gün de barış kaybetti savaş kazandı..

Oyunu kuranlar aynı değişmiyor..

Değişen tek şey figüranlar değişiyor..

Kullanılacak olanlar o kadar çok ki yaradan özene bezene yaratmış getirip ülkemize bırakmış istediğiniz gibi kullanırsınız diye..

Aslın da buraya kadar her şey net alaşılabilir de anlaşılmayan asıl konu CHP’nin başına musallat olmuş çeyrek yüz yıllık yönetim anlayışı..

1995 SHP-CHP birleşmesinden sora başlayan sancılı ülke gündemi ve değişen siyasal terçihin de ortaya çıktığı tarihdir aslında.. SHP- CHP birleşmesi sonrası kısa süren ( Hikmet Abi formülü )sonrası, Deniz Baykalın Genel Başkan olması ile başlayan süreç Yakın tarihimizin çeyreğini de oluşturuyor aslın da tam da bu noktadan haraket ile sorunlar sarmal halin de başlıyor işte ..

Deniz Baykalın Başın daki CHP hükümetten çekilme kararı alıyor ..

Sonuç olarak da ilk girdiği seçimde Barajın altında kalıyor CHP tarihin de ilk kez..

Hepimizin bildiği gibi her sonucun bir başlangıç tarihi vardır..

Bu gün ortaya çıkan sonucun tarihi de o zaman başlar işte..

Günümüze kadar ki süreç de dünün Başbakanı bu günün Cumhur- Başkanı Recep Tayip Erdoğan ne zaman hangi süreçte sıkış’sa (Deniz Baykal derin uykuda bile olsa yetişiyor yardımına ) ..

Mesela Başbakan olmasını Recep Tayip Erdoğan Deniz Baykal’a borçlu ..

İzlediğim yakın siyasi  tarihimiz de olumlu tek katkısı 4 mart teskeresidir ki Laik, Demokratik Türkiye Cumhuriyetinin Kurmuş CHP’nin o gün kü Genel başkanı olarak yapmış olduğu olumlu tek iş budur..

Bütünüyle yanlış politikalar sayesin de CHP AKP ile MHP arasına sıkışmış vaziyette kendini bir şekli ile kurtaramadı..

Bir türlü CHP genel başkanlığını bırakmayan Deniz Baykal ahlaksız ca düzenlenen kaset sıkandalının kurbanı oldu..

CHP genel başkanlığını bıraktı yerine 2009 yerel seçimler sürecin de öne çıkan popiletisi sayesin de Kemal Kılıçtar oğlu CHP genel Başkanı Oldu…

Peki olduda ne oldu ne değişti ?

Değişen tek şey genel başkanın sadece ismi oldu Deniz baykal gitti Kılıçdaroğlu geldi..

Parti için de az da olsa denetimli,demokrasi geldi ..

Eskiden delege listeleri evlerde yapılır sandık konmaz dı şimdi değişen tek şey sandık konulması ama seçilecek kişiler yukarıdan işaret etmek kaydıyla..

Girilen Her seçim de başarısız oldu merkez sağ siyasetin ortalık da olmamasına rağmen..

Büyük umutlar ile gelen Kılıçdarolğu da CHP’sini sahil şeridine sıkışmış halinden kurtaramadı süreci hovarda ca kullandı oda, mevcudu kullanıp üzerine yeni hiç birşey koymadı.

Muhalefette kalma sendurumu iyiden iyiye pekiş di.

2014 yerel seçimlerin de aptalca bir sistem sonucu önce adaylar belirlendi sonra belirlenen adaylar değiştirildi ..

Zafer beklerken yenilği kaçınılmaz oldu..

CHP dokusuna ters Sarıgül aday yapılmakla kalmadı İstanbul gibi Metropol kent ona teslim edildi ..

Katıldığı her seçim çalışmasın da Kadir abisine övgüler dizerek başladı söylediği sözler bilbotlarda afiş olarak CHP karsına çıktı Sarıgül’ün sözleri.. İstanbulun Kadir Abisi Var Sende Kim oluyorsun gibisinden..

Dün Şişlide Yaşananlar,bu gün Beşiktaş da olup bitenler yanlış kararların neticesi değil de nedir ki..?

Şimdi Dönelim Tekrar Dokunulmazlık Meselesine ..

CHP Örgütlerinde hiç tartışılmamış,parti meclisin de görüşülüp karara bağlanmamış bir olğuyu Dokunulmazlıklara evet diyeceğinizi açıklıyorsunuz.. Mutlaka herkesin kişisel kararları vardır beğenirsiniz beğenmessiniz ama bu kişiselliğin ötesinde bir karar ve bir genel başkanın ağzından çıkan söz Genel Başkanı olduğu siyasi partinin tüm birimlerini bağlar… Onon için de genel başkan bin kez düşünüp bir kez net konuşmalıdır.. Sanırım o an genel başkan olduğunu unuttu desem o da değil..

Ne zaman ki bir hata yaptı zor durum da  Cumhur-Başkanı Recep Tayip Erdoğan imdadına yetişiyor hiç vakit kaybetmeden…

Şimdi oyuncağı elinden alınmış cocuk gibi biraz duygusallık katıp biraz ağlamaklı açıklamalar yapıyor..

Gelelim asıl meseleye..

Derdimiz olmalı ama düşündüğümüz de pilanın arka yüzü görünenden çok daha vahim sonuçlar içeriyor.. İşin kısacası 100’ün üzerine ki vekillerin yargılanıp şu ve ya bu şekil de ceza alıp hapis yatması da değil .. Durum sandığımızdan da vahim işin sonucu çok ağır..

Yapılan pilanın gerçekleşmesi için ödenecek bedelin çok pahalı olması..

Hülya çok büyük sözüm ona milli ,kendi aslına dönme projesi ,işin duğusal manevi yanı da hazır ama bedeli çok ağır hesaplar kitaplar yapılmış..

Porojenin adı Abdul Hamit dönemin de yarım kalan işlerin tamamlanması..

En azından görüntü böyle..

Çok zaman ülkenin gidişatı ve geleceği konuşun da sohbet ettiğim AKP siyasetine yakınlığı olan bir tanıdığım porojeyi anlatırken ağzım açık kaldı sadece dinledim işin en çarpıcı yanı ne biliyormusunuz.?

Bu proje diyelim ki gerçekleşti iki buçuk milyon kişinin ölümünün göze alınmış olması idi ki .. Dokunulmazlıklar ile birlik de aynı zaman da bunun da imzası atılmış oldu..

Kanım dondu, tüylerim diken diken oldu, dilim tutul du ,öylece kala kaldım ve sadece dinledim..

Bütün bunlar AKP kadroların da en alt birimden en tepe noktaya kadar görüşülmüş tartışılmış ve düğmeye başılmıştır..

21 Mayıs da TBMM alınan karar ve anayasa değişikliği ile bu süreç başlamış oldu..

317 vekil zaten planın bir parçası 59 vekil ise bu işin sorumlusu..

Anaların gözlerinden düşen her damla yaşın sorumlusu olacaklar..

Ülkenin kaybettiği zamanın her saniyesinin sorumlusu olacaklar..

Gelmiş olduğumuz süreçte, sonçları oldukça vahim olan bu durum da mesele vekillerin yargılanıp hapis yatması değil..

Kurulan Kurğulanan Planlar sayesin de Türkiye Cumhuriyetinin Geleceği haldir.

Hülyalar ne kadar büyük olur ise olsun ,bedeli oldukça ağır olan tasarlanmış bu pilanın gerçekleşme olanağı 21 yüz yılın Dünyasın’da ve Türkiyesin de Uluslar arası sermaye ile bütünleşmiş Türkiyenin ya da iktidarın varacağı nihai yer değildir..

Bu yol ve pilan dahilin de yürünmekte ısrar etmesi halin de Osmanlının son padişahı Vahdettin dönemini görür gibiyim…

Böylesi bir durum da refleks gösterecek yeterliliği varmıdır Türkiyenin derseniz ,Gerek CHP kadroların da gerek CHP dışın da bırakılmış kadrolar içinde hali hazır da mükemmel bir kadro mevcudiyeti var..

21 Mayıs 2016 tarihin de TBMM oylanan Dokunulmazlık ile ilğili Anayasa değişikliğinin, arkasın da gizlenmiş Türkiyeyi esir almak isteyen faşist rejim stratejisi vardıır..

Recep Tayip Erdoğan liderliğin de ki AKP pilanladı..

Devlet Bahçeli Liderliğindeki MHP ile Birleşti..

Kemal Kılçdar Oğlu el verdi..

Yine Savaş Kazandı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir