Sarayı Sarsan 68 Gün…

Nerede Kalmıştık…

Ramazan Yiğit

Sarayı Sarsan 68 Gün…

23 Haziran seçimlerinin üzerinden 15 gün geçti. Bu süreç zarfın da birçok değerlendirmelere şahit oldum fakat birkaç istisna dışında elle tutulur bir değerlendirmeye şahit olmadım daha önceki durumlarda da rastlamış olduğum egolar maalesef bu günde kendini koruyor. Süreçten akılcı bir ders hala çıkarılamamış.

Henüz Cumhur Başkanlığı hükümet sistemi seçimlerinde yaşanan deneyimlerin üzerinden 1 yıl geçti işin başlangıç temelini de aslında buradaki gerçekler oluşturuyor.

‘’Müthiş bir strateji ve taktikle başta CHP Genel Başkanı Kemal Kılçdaroğlu , İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve uzun zamandır tutuklu bulunan HDP Eş Başkanı Sehattin Demirtaı’n aynı zaman da Sadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun Toplumsal barış dilini oluşturarak her türlü ayrıştırmadan uzak Türkiyenin geleceğine ışık tutacak olan bu muhteşem projeye katkı sunduğu , 31 Mart seçimlerin deki başarının temelini oluşturduğu gerçeğidir.’’

Yeni bir başlangıç, Martın sonu aahar,Marta baharı getşrdik Haziranda da yazı getireceğiz her şey çok güzel olacka diyerek toplumun gönlünde yer edinen Ekrem İmamoğlu farkıyla hedefe emin adımlarla yürüyen  Millet ittifakının başarıya giden yolu da aslın da Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi seçimlerinden çıkarılan dersler üzerine şekillenmesi olmuştur.

 Sarayı sarsan 68 gün de 31 mart yerel seçimlerinin hemen ardından YSK’nın 18 gün sonra 16 milyon İstanbul’lunun seçilmiş Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun hukuksuz biçimde mazbatasının elinden alınması ve İstanbul seçimlerinin 23 Haziran da yenilenmesi olmuştur.

Diyalatik felsefede de ön gördüğü gibi her şey birbirine bağlı hiçbir şeyin tek başına bir şey ifade etmeyeceği gibi.

Ekonomik bunalım ,Toplumun ayrıştırılması,Yönetim şeklinin anti demokratik hal alması, tek adam rejiminin ülkeyi taşıdığı farklı noktalar AK-Parti’ye oy veren fakat geldiğimiz noktada oy vermemesi için seçeneklerin çoğaldığı bir ortamda gerçekleşen 31 Mart seçimlerine baktığımız da aslın da çok da bir başarı yakalandığı söylenemez.

Neden diye soracak olursak İBB Seçimlerini kazanıp da kendinde bulunan 2 İlçe Belediyesini kaybetmek işin bir bölümü. Diğer yandan ise İktidarın bu kadar yıprandığı ve egemenliğindeki yerel ağın bariz hatalarına rağmen İlçeler bazında kaybedilen bir seçim kazanılmış sayılmaz.

Eğer ki AK-Parti taktik ve stratejik bir hata yapmamış olsaydı  ve seçimler 23 Haziranda tekrarlanmasa idi çatırdayan koltukları düşünün.

Seçimlerin hukuksuz bir şekilde iptal edilip 23 Haziran’da  yenilenmesi yeni bir uyanışı da beraberin de getirdi.

İşte bu noktadan sonra İstanbul yerel seçimleri İstanbul seçimleri olmaktan çıkmış Türkiye’nin seçimi olma havasına bürünmüştür.

Tamda bu noktada bu olup biten hukuksuz süreç sonrası Türkiye Halkları ülkenin yönetim şeklinin diktatörlüğü doğru koşar adımla gittiğini hatta içinde olduğu gerçeğini gördü.

Bu uyanış ile birlikte yeniden olası bir tehlikeye karşı Anadolu Rumeli Mudafai Hukuk cemiyeti birden bire ayağa kalktı ve işe el koydu. 

Bütün bunlar yaşanırken seçimlere kısa bir süre kala AK-Partide üst düzey siyaset yapan bir tanıdığım ile sohbet ederken şu cümleleri kurdu. Sayın Cumhur Başkanı’nın konuşmaları bizi yerle bir etti.

Peki neydi bu cümleler?

Cumhur Başkanı Recep Tayip Erdoğan’ın AK-PARTİ vesayet’i altındaki sözde hukuk ve yargı sistemiyle İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu tehdit etmesi ve Sisiyemi yoksa Binali Yıldırım’amı oy vereceksiniz sözlerinden bahsediyordu.

Anadolu Rumeli Mudafaa i Hukuk cemiyetinin ayağa kalkmasını ardından bu toplumu ayrıştıran ve kaplaştıran sözler tuz,biber olmuştu.

Hal böyleyken hemen, hemen ülkenin her noktasından seçilmiş milletvekilleri,eski Milletvekilleri,Belediye Başkanları toplumda karşılığı olan hatırı sayılır kişiler duruma müdahil oldular.

‘’İstanbul adeta Türkiye oldu’’

Bir diğer taraftan CHP içindeki küskünlerin ve kıyısına köşesine çekilenlerin harekete geçmesi ana kademeyi oluşturdu. 23 Haziran İstanbul seçimleri Türkiye’nin uzun yıllar özlemini çektiği bir bütün olmayı da bu vesile ile başlatmış oldu.

Gerisi çorap söküğü gibi geldi, İstanbul’un seçilmiş İBB Ekrem İmamoğlu %54.2 sonuç ile 806.767 oy fark atarak Binali Yıldırımı %45 de geride bırakıp yeniden 16 milyon istanbul’lunu Başkanı olarak görevi devir aldı.

Bütün bunlar olup yaşanırken 31 Mart seçimlerin de kazanılması gereken yerlerde seçim kaybeden Adaylar ve CHP ilçe yöneticileri tabiri caizse gerek sosyal medyadan gerek günlük yaşamın içinde sidik yarışı içine girdiler,ben yaptım delisi oldular.

Bu durum gösteriyor ki 31 Mart yerel seçimlerini neden hangi hatalar sonucu kaybettiklerinin muhasebesini hala yapamamışlar ve bu durumdan ders çıkaramamışlardır.

Durumun hala ciddiyetini kavramamışlar ne oldum delisi olan akıl dışı bu davranış biçimine şaşmamak gerek. Çünkü aklın yolunu bulabilseler idi bu başarı tirendini yakalamış olacaklardı.

Doğru davranış biçimini yakalamak yerine herkes yine kendine göre kolaycılığı seçtiler.

Örgüt seçimlerde çalışmadı,Aday örgütü yok saydı gibi basit kavramlar için de boğulup kaldılar.

Halbuki biz nerede hata yaptık kavramından yala çıkmış olsaydılar doğruya ulaşacaklar idi.

Ancak bunun üzerine yeni vizyon gerçekleştirebilirlerdi maalesef bundan çok ama çok uzaktalar.

Hala egoların tavan yaptığı yerde durdukları sürece hiçbir zaman doğruları göremeyecekler. Bu da yeni hataları tekrarlayacakları demektir ki ne kendilerine nede başkalarına asla ve asala hiç bir şey kazandırmayacaktır. Sahaya çıkıp iki selfie çekip sosyal medyada paylaşmayı sizler kendiniz açısından başarı görebilirsiniz ama gelmiş olduğumuz noktada yakalanan başarıya hiç bir katkısı yoktur.

Listeler öyle olsa böyle olmazdı tamamda kardeşim elinizden tutan mı vardı yapsaydınız kendinizi toplumdan akıllı görüyorsunuz ya aklın yolunu bulmak bu kadar mı zordu.

Lafım kendini toplumdan akıllı gören siyaset bezirganlarına bakın bu gün toplun 23 Haziran seçimlerin de ülkenin kötü gidişatını anlayıp siz siyasatçilerden iki adım öne geçti bunun hala farkında değilsiniz. Eğer ki kendinize adam akıllı çeki düzen vermezseniz toplum sizlere çeki düzen verecektir.

Bu durumdan vazife çıkarıp kongre oyunlarına girmeyin bu başarı sizlerin değil ülkenin kötü gidişatını fark edip dur diyen Türkiye halklarının başarısıdır. Bu başarı ülkenin dört bir yanından koşup gelen sandıklarda ve seçim sahasında kendiliğinden görev alan gönüllü ordusunun başarısıdır.

Eğer ki Anadolu Rumeli Mudafaa i Hukuk cemiyetinin uyanışı ve ayağa kalkışı olmasaydı yenilenen 23 Haziran seçimlerinde de aynı hüsranı yaşamak mümkün olurdu bu farkı görün artık.

Ancak bu gerçekliliği gördüğünüz de yeni vizyon ortaya kayar gelecekte başarıyı yakalayabilirsiniz. Tabi ki aklın yolunu bir ettiğinizde.

‘’Şimdi toplum görevini yaptı’’

Geleceği oluşturmak ise seçilmiş yöneticilerin işi 16 Milyon istanbul’lunun Başkanı olan İstanbul Büyükşehir Başkanı Ekrem İmamoğlu’na işin büyük kısmı düşüyor.

Bütün Türkiye’nin gözü kulağı İstanbul da hatta dünyanın da 16 Milyonun Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçim meydanlarında oluşturmuş olduğu ‘’TOPLUMSAL BARIŞ DİLİNİ devam ettirip aynı zamanda verdiği hizmetler belirleyecektir Türkiye’nin yeni vizyonunu ve geleceğini’’.

Umarım bileşenlerin tümünün siyasi baskıları bu gerçekliliğe gölge düşürmez 23 Haziran seçimlerinin sonuçları doğru algılanır ve Toplumun birlikte yönteme ve üretme arzusu gerçekleşmiş olur.

Elbette toplum kesimlerinin taşıdığı kaygılar bendede var ama bunu ortadan kaldıracak olan tek gerçeklilik de 16 Milyon İstanbul’lunun Başkanı olan Ekrem İmamoğlu’nun oluşturacağı yönetim biçimine bağlı hep birlikte izleyip yaşayıp göreceğiz.

Evet beni bu kaygılara iten şey yine AK-Partili üst düzey siyasetçi ile yaptığımız sohbette şu söz düşünmeye itti evet seçimleri kazanacaksınız fakat seçimlerden sonra işiniz oldukça zor diyordu.

Bu sözün için de devir alacağınız enkaz da algılanabilir elbette ama  beni en fazla düşündüren şey bu değil bileşenlerin siyasi baskısı ve talepleridir.

Şahsen ben Ekrem İmamoğlu’nun bu durumları bertaraf edip süreci iyi yöneteceğine inananlardanım bu vizyonun  ve yönetim kabiliyetinin olduğuna da inanıyorum.

Umarım kaygılarımız boşa çıkar ve 2023 de yapılacak genel seçimlerde Türkiye’nin kötü giden yönetim sekili değişir ve toplum rahat bir nefes alır.

Huzurun, refahın, Toplumsal Barışın egemen olduğu demokratik bir Türkiye dileklerimle.

Kolay gelsin 16 Milyonun Başkanı Ekrem İmamoğlu…

Sağlıcakla Kalın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir