KARAYALÇIN’ın VURGUSU 1 Vedat Erkmen

13 Kasım Salı günü CHP Eyüp İlçe Örgütü’nün düzenlemiş olduğu ‘’ Kentsel Dönüşüm ‘’ konulu etkinliğe Sn.Murat KARAYALÇIN konuşmacı olarak katıldı.Öncelikle kendisinin katılımını sağlayanlara teşekkür ederim.Ülkemizde yeni bir kentsel yapılanmaya ihtiyaç olduğu reddedilemez bir gerçeklik olarak ortada.Ama görüyoruz ki; AKP hükümeti neo-liberal ekonomi politikalarının yeni odağı olan inşaat sektörünü güçlendiriyor.Bununla birlikte de mahallelerin / ilçelerin / kentlerin zorunlu tasfiyesini sağlayacak projeler üretiyor.Deprem korkusu tehdidi kullanılarak,hukuk yoluyla,halka hukuk yolu kapatılarak,ülke toprakları inşaat sermayesine açılıyor.Kentlerin yeniden üretimi, kentlere biçilen yeni kimlik ve yeni sınıf karakteri için.İktidar,son olarak çıkarılan afet yasasıyla,mekan politikalarını sektörün ihtiyaçlarına göre planlayarak,istediği zaman ve yerde,istediği şekilde vatandaşın kapısına dayanacak.Yasaya konan ‘asla mahkemede yürütmeyi durdurma kararı verilemez’ maddesi ile İTİRAZ HAKKI tamamen engellenmiş durumda.En ufak bir direnç ve itirazda elektrik-doğalgaz-su gibi yaşamsal ihtiyaç hizmetlerinin kesileceği yasa maddelerinde net ve açık.Karşı gelecek ve bunda ısrarcı olacak vatandaşlar kakında da suç duyurusunda bulunularak Türk Ceza Kanunu’nun yolu gösteriliyor.12 Eylül Referandumu’nu hatırlayalım.Demokrasi hatta ileri demokrasi adına ‘Kamu çıkarlarına karşı girişimleri engellemek’ gerekçesi ile vatandaşın Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapmamasına olanak sağlanması için ‘ EVET ’ oyu verilmesi istenmedi mi ?

Petkim’in özelleştirme sürecini hatırlayalım.Petkim ihaleyle 1.2 milyar dolara satışa çıktı.
Sendika Anayasa Mahkemesine ihalenin iptali için başvuruda bulundu.İhale iptal edildi.Sonraki ihalede Petkim 4.2 milyar dolara satıldı.Kamunun bir önceki ihaleye oranla karı 3 milyar dolar.Ne kadar demokratlar ve kamunun yanındalar değil mi ? Ama doğaları bu.ASLOLAN amaçtır.Amaçların hangi yolla elde edilmesi önemli değildir.Ve amaca giden yolda her şey mübahtır…Bu konu bir çok yönden bakılarak derinleştirilebilir.Ama gelmek istediğim yer başka.Yazımızın başına dönelim.Sn.Murat KARAYALÇIN rant ekonomisinin ‘Kentsel Dönüşüm’ adı altında Türkiye Finans Kapitali için ne ifade ettiğini, sade ve anlaşılabilir bir dilde ve de rakamlarla ( Nedir ki ? 500-1000 milyar dolar gibi basit rakamlar ) ifade etti.Bundan da önemlisi yaptığı vurguda verdiği işarette yatıyordu.Sn.KARAYALÇIN geçmişe saplanmadı.Dünyadan ve ülkemizden günümüze denk düşen örneklemelerle, bugünden başlayan YARIN’ı işaret etti.Yani GELECEK’e gönderme de bulundu.Peki ne dedi ? Öncelikle en canlı örneğiyle ‘Kentsel Dönüşüm’ ün içinde İNSAN’a yer verilmediğini, klasik örgütlenme alanlarının farklı zeminlere kaydığını, kendi anlatımıyla ve belirttiği üzere genç düşünür Zizek’ten örneklemesiyle; endüstri devrimi ve sonrası işçi SINIF’ının yapısının ve yerinin, farklı alanlara ve zemine kaydığını ve de bir ORTA sınıfın varlığına dikkat çekti.Şimdi Zizek’ ten devam edelim.Zizek ne diyor ?
‘Uygarlık diye bellediğimiz şey adeta çözülüyor.Gezegenimiz ölüyor: Su,gıda krizleri,göçler,hızla kabaran intihar dalgası, her şeyin, insan organlarına kadar metalaşmasını izlemek…
Ekonomik kriz,işsizlik,yoksulluk,jeopolitik gerginlikler,savaşlar…Şöven milliyetçilik,ırkçılık, bunlara ek olarak küresel ısınma…’’ Ama en önemlisi diyor: ‘İnsanın dünyayı değiştirme becerisine olan inançsızlık. Yeni bir dünya,yeni bir insan yaratmak…Bu ‘Aydınlanma’ geleneğinin projesiydi.Şimdi toplumsal mühendislik diyerek rafa kaldırdık ‘’ diyor.Ve ardından ‘’ Yeni insanı yaratmanın artık gündemde olmadığı yerde, KAR YAPMAKTAN başka ne kalıyor geriye.Ha bir de dünyanın dışından bir yerlerden yardım beklemek…tanrı veya uzaylı- lar…’’ Sonuç olarak da şuraya dokunuyor. ‘’ Şimdi tek uygarlık var; tüm dinleri, yerel kültür- leri,her şeyi kendine uyduran, kendi yasalarını dayatan: KAPİTALİZM ! ! ! Ama o da krizde.’’
Şimdi bu yazının başına dönüp tekrar okuyabilirsiniz ! Zizek’in dediği gibi ! ‘’ Neden olma- sın, yaşamımız ‘ kötü sonsuz ‘ a sıkıştırılmış, değişmeden sürekli dejenere olan bir süreç değil mi artık ?…’’ Ve ‘’ Bu koşullarda insan nasıl yaşar ? Bu koşullarda insan, insan kalmaya de- vam ederek nasıl yaşar ? Hayvanlar hazlarının kölesidirler. İnsan ise bir amaç için hazlarına ket vurarak geleceğine yatırım yapabilen hayvandır, desek çok abartmış olmayız.Biraz abartmış oluruz çünkü insanların çoğu,hazlarının tatminine odaklanmış bir yaşam sürmüyor- lar mı ? Peki öyleyse insan insan olarak kalmaya nasıl devam edebilir ? ‘’ diyerek soruyor !
UMUTSUZLUK ÇAĞINDA YAŞIYOR OLABİLİR MİYİZ ?
Sorusunu sorduktan sonra,Lenin’in ‘’ Neden böyle de başka türlü değil ‘’ sorusunun en önemli başlangıç olduğunu hatırlatarak, insanların ‘’ Neden yaşam böyle de başka türlü değil’’ sorusunu sormadıklarını sorguluyor. Ve Peter Sloterdijk’i anımsatıp ‘’ Çünkü ne yap- tıklarını biliyorlar ve bile bile yapmaya devam ediyorlar ‘’ diyerek; bana bir kez daha ‘’umut- suzluk çağı’’nda olduğumuzu anımsatabilirsiniz diyor.Umutsuzluktan biraz sıyrılalım.
Şimdi Sn. KARAYALÇIN’ın değindiği ‘ sınıf ‘ a, Hal Foster’ın bakış açısı ve ifadeleriyle değinmeye çalışalım.
Foster, Marksizm’in günümüz dünyasında iki yer değiştirmeyle karşı karşıya olduğunu ileri sürer: Birincisinin, tarihin öznesi olarak sınıf ( a priori ) kavramının yerini, toplumsal öznenin ( tabiyet olarak öznelliğin ) tarih içinde üretilmesine yönelik bir ilgi aldı der.İkincisi, üretim araçları ( kullanım ve mübadele değeri ) üzerindeki odak, dolaşım süreçlerine ve tüketim kodlarına ( gösterge mübadele değerine ) kaydı der.Foster söz konusu durumu özetle şu şekilde açımlıyor. ‘’ Toplumsal bütünsellik içinde alınan yeni konum ancak bu iki yer değiştirmenin ışığında kavranabilir.Sınıf özgül bir toplumsal praxis’in inşasıdır, ( sosyal gerçeklikte aldığı, görünenin aksine ) temsil edilmek üzere, orada bir yerde, hazır bulunan bir tarihsel veri değildir.’’ Bununla da kalmaz ! ‘’ Üretim aygıtı da, artık siyasi iktidarın yegane merkezi olarak görülemez.Bu durumda siyasi olanı yeniden düşünmek, herhangi bir temsil tarzını dışlamak değil, o tarzın özgül kullanımlarını ve maddi etkilerini sorgulamak demektir.
Sınıf ile üretimdeki bu iki yer değiştirme arasındaki bağı kavramakta yeterli değildir; bunları üçüncü ( meydan okunan ) bir yer değiştirmeyle ilişkilendirmek de gerekir: İktidarın sınıf ya da devlet ideolojisiyle sağlanan toplumsal rızaya dayandığını savunan kuramın yerini, davra- nışlarımızı ( hatta bedenlerimizi ) doğrudan ‘’ disipline eden ‘’ teknik denetim vasıtasıyla işle- diğini savunan bir kuram almıştır.Bu durum; okulda,ofiste,sokakta yaşamı ve bedeni kuşatan bir geometrik gözetleme modelidir ‘’ diyerek, kapitalizmin değersizleştirici değerler ortamın- dan kaçınılmasının yeğane yolunu, hegomonyaya karşı olan,direnişçi tavra ağırlık verilmesi gerektiğini, bundan ötürü de; toplumsal formasyonu ‘’ bütün bir sistem ‘’ olarak değil, birbiri- ne karşıt pek çok pratiğin kesişmesi olarak görmek, bu kesişmede, siyasi arenayı etkin mücadele imkanı barındıran bir yer olarak görmek gerektiğini söylemektedir.Yani sadece direnmek değil, bunları gizlendikleri yerden çıkarmaya zorlamak olabilir- gözetlenir ya da bilgi denetleme gibi işlemleri kelimenin gerçek anlamında kamusal hale getirmek ya da tersi- ne, gözdağı ve sindirmeyi gerçek gücünden soyundurmaktır.’’
Zizek’in belirtmeleriyle açıklamak, sunmak istediğim etrafa ‘’ mutsuzluk ve umutsuzluk ‘’
saçmak değil.Sadece insanoğlunun ve üzerinde yaşadığı dünyanın nesnel gerçekliği.Etrafınıza bakın kim ya da kaç kişi mutlu ve geleceğe umutla bakıyor. Ya denizlerimizin,soluduğumuz havanın,kuraklaşan topraklarımızın hali vd. Foster’le ise içinde bulunduğumuz zaman dilimin de tarihin öznesine bir bakış, geleceğe göz kırpmak için ‘’ bir şey ‘’ yakalanabilme çabasın- dan başka bir şey değil.Neden ? Nesnel toplumsal gerçeklik bir çok olasılığı da içerisinde barındırır.Olumlu ya da olumsuz bakabiliriz ya da değerlendirebiliriz.Yeter ki ‘’ diyalektik çatışmayı’’ ve ‘’ bilinçli insan eylemi’’ni unutmayalım.Burada bitirmiyoruz.
Sn.KARAYALÇIN’da bitirmemişti.İnsan’a ve sınıfa yaptığı vurgudan hemen sonra konuş- masına ‘pratik’i , ‘eylem’i yükledi.Nasıl ? 17 Kasım 2012

Devamı gelecek

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir