İstanbul’da Newroz kutlaması: Erdoğan’ın kararını tanımıyoruz

Example HTML page

İstanbul’daki Newroz kutlaması Yenikapı Meydanı’nda saat 11.00’de başladı. Binlerce kişinin alana sloganlarla giriş yapmasının ardından meydanda Newroz ateşi yakıldı. Kutlamalarda konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “İstanbul Sözleşmesi kadınlar bitirmeden asla bitirilmeyecek bir anlaşmadır” dedi ve Erdoğan’ın kararını tanımadıklarını söyledi. Buldan ayrıca, “HDP’nin 2013’teki Newroz manifestosunun arkasında olduğunu” kaydetti.

Pandemi nedeniyle geçen yıl düzenlenmeyen Newroz kutlamaları bu yıl, onlarca kentte gerçekleştirilecek. İstanbul’daki kutlama ise Yenikapı Miting Alanı’nda gerçekleşiyor.

Geçtimiz yıllarda Bakırköy Pazar Alanı, Zeytinburnu Kazlıçeçme Meydanı, Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı’nın da aralarında olduğu çeşitli noktalarda kutlanan Newroz, bu yıl ilk kez Yenikapı Meydanı’nda kutlanıyor. Ayrıca, İzmir, Adana, Mersin, Bursa, Kocaeli, yapılan başvurulara izin verilen şehirler arasında yer alıyor.

14 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

İstanbul’daki Newroz kutlaması, Yenikapı Meydanı’nda saat 11.00’de başladı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre HDP miting alanına girişlerde yapılan aramalarda 4 kişi ‘görevli memura mukavemetten’, 10 kişi de ‘terör örgütü propagandası içeren slogan attığı’ gerekçesiyle gözaltına alındı.

Binlerce kişinin alana sloganlarla giriş yapmasının ardından meydanda Newroz ateşi yakıldı.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin buldan, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, HDP milletvekilleri Musa Pir ve Sırrı Süreyya Önder de kutlamaya katılanlar arasında.

​Ayrıca, Boğaziçi üniversitesi öğrencileri de etkinlikte konuşma yaptı.

Daha sonra, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Newroz’u kutladığı mesajı okundu.

“ERDOĞAN’IN KARARI HÜKÜMSÜZDÜR”

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, kutlamalarda yaptığı konuşmada, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla İstanbul Sözleşmesi’ne feshedilmesine tepki gösterdi.

Buldan, “Sevgili kadınlar, bir kararname ile İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırıldığına dair bir haberle uyandık bugün. Buradan seslenmek istiyoruz. Beyler, efendiler son sözü kadınlar söyler. İşte o yüzden İstanbul Sözleşmesi kadınlar bitirmeden asla bitirilmeyecek bir anlaşmadır. Bu sözleşme TBMM’de bütün partilerin ortak kararı ile çıkarılmış bir sözleşmedir. Tek bir kişinin bir adamın ‘Bunu iptal ediyorum’ diyerek bitirilemeyecek olan bir sözleşmedir. Bu ülkede her gün kadınlar öldürülür, tacize, tecavüze uğrarken, bu sözleşmenin iptal edildiğine dair çıkarılan yasayı asla tanımıyoruz, hükümsüzdür diyoruz ve kabul etmiyoruz” dedi.

istanbul-da-newroz-kutlamasi-erdogan-in-kararini-tanimiyoruz-854898-1.

Buldan’ın açıklamalarından öne çıkan kısımlar şöyle:

‘ÖNEMLİ BİR DÖNÜM NOKTASINDAN GEÇMEYE HAZIRLANIYORUZ’

“İçerisinde bulunduğumuz süreç çok karanlık, çok sancılı, çok sıkıntılı bir süreç. Önemli bir dönüm noktasından geçmeye hazırlanıyoruz. Türkiye halkları ya karanlığı ya da aydınlığı seçecek. Türkiye halkları ya faşizmi ya da demokrasiyi, Türkiye halkları aydınlıktan, çoğulculuktan, demokrasiden yana olan tüm halklarımız biliyor ve inanıyoruz ki bu karanlık gidişata dur diyecek. Bizlere dayatılan bu yaşam biçimini asla kabul etmediğimizi, ilk sandıkta bu ülkeyi yönetenlere elbette göstereceğiz.

‘AKP VE KÜÇÜK ORTAĞINA DERS VERMEK ZORUNDAYIZ’

Bu ülkede Türk’üyle, Kürt’üyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Ermeni’siyle, Süryani’siyle, Arap’ıyla ve Pomak’ıyla tüm halklar, tüm inançlar, tüm mezhepler, kadınlar ve gençler hepimiz hep birlikte omuz omuza yan yana yürümek zorundayız. Seçimlerde bu ülkeyi yöneten AKP ve küçük ortağına özellikle ders vermek zorundayız. Elbette bu söylediklerimi gerçekleştirecek cesaretimiz de ferasetimiz de inancımız da var. İşte bizleri yan yana getiren bu inanç, bu moral bu coşku ve kararlılıktır. Hiç kimse bizim geleceğimize dair kararlar alamaz. Türkiye tarihinde böyle bir gelişme yoktur. AKP hükümetine bizim geleceğimizle yarınlarımızla ilgili gençlerimizin hayatıyla ilgili kararlar almasına izin vermeyeceğiz. Biz biliyoruz ki onlar kendi yaptıkları hataları bizleri hedef göstererek kapatmaya çalışıyorlar. Hem içeride hem dışarıda bütün krizlerin nedeni elbette ki AKP hükümetinin bu yanlış politikalarından kaynaklanıyor. Şimdi yaptıkları bütün hataların bedelini kadınlara HDP’ye, Kürtlere bu ülkenin işçilerine bu ülkenin emekçilerine ödetmeye çalışıyorlar.

‘TÜRKİYE HALKLARI SANDIKTA CEVAP VERECEKTİR’

Oysa şunu çok iyi bilsinler ki bu bedel ağır bir bedeldir. Türkiye halkları da size bu bedelin sonucunda seçim sandıklarında cevabını verecektir. Biz biliyoruz ki kendileri şatafat içerisinde saraylarda yaşarken, bu ülkenin emekçilerini, işçilerini, kadınlarını, Türkiye halklarını, Türkiye toplumunu sefalete sürüklüyorlar. Bu ülkede işsizlik sorunu var. Bu ülkede açlık sorunu var. Bu ülkede sefalet sorunu var. Bu ülkede ekonomik kriz var. Bu ülkede Kürt sorunu denen devasa bir sorun var. Bu ülkede tecrit sorunu var. Bu ülkede kadınların emeğine saldırı var. Bu ülkede kadınların özellikle eşitlik ve cins mücadelesine büyük bir saldırı var. İşte yaptıkları bütün yanlışları Türkiye halkları üzerinden onlara acımasızca davranan AKP hükümetine buradan sesleniyoruz: Hiçbir şey, kimse halkın iradesinin önüne geçemez. Ne yaptılar, ne yapıyorlar şimdi halkların iradesini gasp etmeyi kendilerine bir yöntem ve anlayış olarak önlerine koydular.

‘İKTİDARIN BİTTİĞİ TÜKENDİĞİNİN RESMİDİR’

Seçilmiş belediye eş başkanlarımızı görevden alıp yerlerine kayyımlar atadılar. Halkın iradesini gasp ettiler. Bu da yetmiyormuş gibi milletvekillerimizin vekilliğini düşürdüler. Musa Farisoğulları’nın, Leyla Güven’in vekilliği düşürüldü. Şimdi de Ömer Faruk Gergerlioğlu vekilimizin vekilliğini düşürdüler. Buradan arkadaşlarımıza sevgilerimizi gönderiyoruz. Şimdi aynı güne denk gelen hem Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesi hem de HDP’ye açılan kapatma davası gündeme geldi. Bu kapatma davası iktidarın bittiğinin, tükendiğinin resmidir. Herkes bunu böyle bilmelidir, onların kapatması davası varsa bizim de demokrasi ve adalet davamız vardır. Bundan asla vazgeçmeyeceğiz.

“HALKIMIZ O İDDİANAMEYİ AKP’YE İADE ETMİŞTİR”

AKP hükümeti, bize kapatma davası açan iktidar bugün bu meydana baksın. Yarın Amed meydanına baksın. Bu meydana bakıp iradesinin, halkının HDP’ye nasıl sahip çıktığını bir kez daha görsün. Sağ olun sevgili halkımıza teşekkür ediyoruz hepinize. Ve bu meydan AKP’nin hazırlamış olduğu kapatma davasıyla ilgili iddianamenin geri gönderildiğinin bir resmidir. Halkımız o iddianameyi AKP’ye bugün iade etmiştir. ‘HDP’yi bir daha açtırmamak namus borcumuzdur’ diyen zihniyete buradan seslenmek isterim. Tek kişi kalsak dahi bu bayrak yere düşmeyecek. Bu gemi limana mutlaka ulaşacak. Bu da bizim namus ve onur borcumuzdur. Bu bizim namus borcumuzdur. Bu da bizim onur borcumuzdur.

‘EMELLERİNE ASLA ULAŞAMAYACAKLAR’

HDP’nin kapatma davasında aynı zamanda 600 küsur insana siyaset yasağı getirmeyi hedefliyorlar. Amaçları bugün halkın yanında olan cezaevlerinde olan her yerde mücadele eden insanları siyaset dışı bırakmaktır. Ama bu emellerine asla ulaşamayacaklar. Bir gider bin geliriz, siz 687 kişiye siyaset yasağı getirseniz de 6 milyon, 12 milyon insan siyaset yapmaya hazırdır. Hangi HDP’liyi siyaset dışına atabilirsiniz. Bu meydanlar böyle dolu ve coşkulu iken sizlerin gücü bizi siyaset dışı bırakmaya yetmeyecek. Bunu asla kabul etmeyeceğiz. Bu da AKP hükümetine ve küçük ortağına kapak olsun dert olsun!

‘2013 NEVRUZ MANİFESTOSU ZİHİNLERDE VE YÜREKLERDE’

Sizlere 2013 Nevruz’unu hatırlatmak isterim. Nevruz manifestosu hâlâ zihinlerde ve yüreklerdedir. O manifesto bu ülkenin geleceğine barış özlemlerine adalet ve hukuk özlemlerine dair önemli bir manifesto idi. O gün o manifesto kabul edilmiş olsaydı bugün Türkiye bu krizleri yaşamıyor olacaktı. 28 Şubat’ta Dolmabahçe Mutabakatı da aynı dönemde Türkiye halklarının geleceğine dair önemli bir metindi, ancak her ikisi de bu iktidar tarafından yok sayıldı kabul edilmedi. Ne vardı o manifestoda, artık silahların susacağı siyasetin konuşacağı adımların atılacağından söz ediliyordu. Türkiye’nin artık demokratik bir Türkiye olacağından bahsediyordu, barış, özgürlük, demokrasiye ihtiyaçtan dolayı kaynaklı yazılan o manifesto geçerliliğini koruyor. Biz HDP olarak hâlâ 2013 Nevruz manifestosunun arkasındayız. Çünkü bu ülkenin gerçek anlamda bir barışa ihtiyacı olduğunu biliyoruz ama onlar bunu tercih etmediler ve manifestoyu yok saydılar. Tecridi daha da derinleştirdiler.

‘TECRİT İNSANLIK SUÇUDUR’

Tecrit bir insanlık suçudur. Bunu engellemek tecridi daha da derinleştirmek Kürt sorununu çözümsüzlüğe itmek bu ülkeye bir fayda getirmez. Biz Türkiye halkları olarak bu ülkede yaşayan Kürtler, Aleviler, Sünniler bu ülkenin bütün inançlarını bütün mezhepleri kardeşçe barış içinde yaşamak için elbette ki bunların hayata geçmesini talep ediyoruz. Artık tek bir insanımızın evladımızın bile bırakın hayatını yitirmesini ayağının taşa değmesini istemeyiz. Bunun için aklıselim davranmak devlet aklını iyi kullanmak lazım. Çözümsüzlükte ısrar etmek yanlış bir politikadır.

BARIŞ BU ÜLKEYE MUTLAKA GELECEK

Gelecek elbette Türkiye halklarının olacak barış bu ülkeye mutlaka ama mutlaka gelecek. Özgürlükler ve demokrasi bu ülkede yeşerecek bizler bunun mücadelesi var olduğumuz, nefes aldığımız sürece yerine getireceğiz hayata geçireceğiz. Bunun için adalet, hukuk ve demokrasi kadar önemli bir şey olan barışın bu ülkeye yerleşmesi için sadece HDP değil sadece, Kürtler değil, bu ülkede bundan rahatsız olan her kesime başta muhalefet partileri olmak üzerine demokrasi güçlerine her inanca ve mezhebe çağrı yapıyoruz. Barışı istemek sadece bize bırakılmamalı, barışı istemek herkesin sorunu olmalı, barışı talep etmek hepimizin tek amacı olmalı. Bu ülkeye barış gelirse inanıyoruz bu ülkede yaşanan bütün krizler biter.”

Example HTML page

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir