İktidarın ‘şükür’ çağrısına karşı Seyit Aslan emekçilere seslendi: Yoksulluğun sebebi saray düzenidir, insanca yaşam için birlikte mücadele edelim
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan süreç komisyonu raporu; köprü, otoyol, maden ve enerji işletmelerinin özelleştirilmesi; temel tüketim maddelerine gelen zamlar karşısında yaşanan yoksullaşma, bakanlıklara yapılan yeni atamalar ve Türkiye’nin NATO üyeliğinin yıldönümüne dair değerlendirmelerde bulundu.

İstanbul Bakırköy’deki Emek Partisi Genel Merkezi İrtibat Bürosu’nda düzenlenen basın toplantısında süreç raporuna dair değerlendirmelerde bulunan Aslan, raporda en asgari demokratik taleplerin dahi yer almadığını ifade ederek rapora ‘hayır’ diyeceklerini vurguladı.
“Yoksullaşmanın sebebi iktidarın ucuz emek politikası”
EMEP Genel Başkanı Aslan’ın ilk gündemi yüksek enflasyon karşısında yaşanan yoksullaşma oldu. Geçtiğimiz hafta açıklanan açlık ve yoksulluk sınırını hatırlatan Aslan yılın ilk ayından asgari ücretin açlık sınırı altında bırakıldığına dikkat çekti. Uluslararası tekellerin talebi doğrultusunda asgari ücretin açlık sınırının altında tutulduğunu söyleyen Aslan, yoksullaşmanın nedeninin iktidarın ucuz emek ve düşük ücret politikaları olduğuna dikkat çekti: “Ülke nüfusunun yarısı, yani 43 milyon 600 bin kişi borç, harç içinde. Kişi başına düşen borç 135 bin TL. Yoksul ailelerin çocukları borçlu doğuyor, yoksul insanlar borçlu ölüyor.”
Geçtiğimiz günlerde yapılan akaryakıt ve toplu ulaşım zamlarına da değinen Aslan, “Zamlarla soyuluyoruz. Gıda enflasyonu yüksek, yüksek enflasyonla soyuluyoruz. Doğalgaz pahalı, elektrik çarpıyor. Yoksul evlerinde doğalgaz ile ısınmak yerine battaniyelere sarılarak sorun çözülüyor. Emekçiler ayakkabısını tamir ederek, yırtılan elbisesini dikerek, az yiyerek geçimini sürdürmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.
Yoksulluğun fotoğrafı
AKP’nin yoksullaştırma politikalarına karşı mücadele etmeden yoksullaşmanın engellenemeyeceğini vurgulayan Aslan, pazar alanında bırakılan atıklar arasından sebze ve meyve ayıklayan bir kadının fotoğrafını göstererek “Bu düzen değişmeli, değiştirmeliyiz” dedi.
İşçiler, emekçilere yoksulluk dayatan iktidarın halkın vergileriyle oluşturulan kaynakları rantiyeye, tefecilere aktardığını söyleyen Aslan, “Bu yılın ilk ayında 456,4 milyar TL faiz ödendi. Faiz harcamaları yüzde 180 arttı. İşçiye yok, emekliye yok, memura yok bir avuç asalak takımına var” dedi.
Ramazan ayının da yine zam yağmuruyla karşılandığını ifade eden Aslan, 2018’de 30 lira olan ramazan kolisinin fiyatının 22 kat artarak 700 liraya dayandığını söyledi. Bu kolinin içerisinde et, peynir gibi protein içerikli besinlerin yer almadığının altını çizen Aslan, kolinin içinde 1 kilogram şeker, yarım litre zeytinyağı, 3 paket makarna, 1 kilogram pilavlık bulgur, 1 adet salça, 1 paket ezogelin çorba, 750 gram tuz, 1 paket arpa şehriye, 500 gram irmik, 500 gram çay olduğunu ifade etti.
İktidarın “şükür” çağrısına mücadele yanıtı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dünkü grup toplantısında ramazan dolayısıyla “Bir kuşa yeten iki kuşa da yeter” diyerek yoksul halka yaptığı şükür çağrısına ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın örgütlerine “Yoksul mahallelere selamımı götürün, yoksul her kardeşimle yakından ilgilenin” talimatına değinen Emek Partisi Genel Başkanı Aslan, “Yoksul mahallelerine selam göndermek yerine tüm ücretleri yoksulluk sınırının üzerine çıkarın. Yoksul mahalleler senin selamını istemiyor. Düşün halkın yakasından” dedi.
Yoksul mahallelerde yaşayan işçi ve emekçilere seslenen Aslan, “Yoksulluğun sebebi saray düzeni, patron sınıfı ve onların ekonomik politikalarıdır. Geçim kaygısı yaşayan milyonlara çağrımız insanca yaşam için birlikte mücadeledir. Bu düzen çürümüştür, değiştirelim” çağrısında bulundu.
‘Halkın vergileriyle yapılan yolu sattırmayacağız’
Köprü ve otoyollar üzerinden açılan özelleştirme tartışmalarına dair de konuşan Aslan, Türkiye tarihindeki 174 milyar liralık özelleştirmelerin 170 milyarlık bölümünün AKP döneminde gerçekleştirildiğini vurgulayarak “174 milyar nerede? Kim için harcandı, kimin kasasına aktı? Tabi ki sermayenin ve tekellerin kasasına. Fabrikaları sattılar, toprakları sattılar, madenleri sattılar, kamuya ait ne varsa haraç mezat sattılar, yağmaladılar. Saray iktidarı şimdi gözünü Karayolları Genel Müdürlüğü idaresindeki köprü ve otoyollara dikti. BOTAŞ, TPAO, TEİAŞ işletmelerine dikti. Satacağız diyorlar, halkın vergisiyle, işçinin emeğiyle yapılan köprü ve yolları satacaklar. Bu talana dur demeliyiz” dedi. Konuşmasında İzmir-Çeşme otoyolunun özelleştirilmek istenmesine karşı mücadele eden bölge halkının sesine de yer veren Aslan, “Halkın parasıyla yapılan yolu satamazsınız, sattırmayacağız!” dedi.
Erdoğan’ın antiemperyalist çıkışlarının da özelleştirme politikalarıyla çelişkili olduğuna dikkat çeken Aslan, “Erdoğan emperyalistlere yüksekten atıp tutuyor. Ama köprü ve otoyolları İngiliz tekellerine satma hazırlığı yapıyor. Maden yataklarını ABD-Kanada başta olmak üzere uluslararası tekellere ruhsatlandırıp satmaya devam ediyor. Maskeniz düştü” ifadelerini kullandı.
‘Çökme ve işkencelerle anılan Ağar’ın hangi tecrübesinden yararlanacaksınız?’
Aslan, Adalet ve İçişleri Bakanlıklarına yapılan atamaları da eleştirdi. Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek’in savcılık dönemindeki icraatlarını hatırlatan EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, bakanlık görevine geldikten sonra da mahpusların avukat görüşüyle ilgili haklarının, sosyal medyanın hedef alındığına dikkat çekerek bağımsız, halktan yana bir yargı için mücadele çağrısı yaptı.
İçişleri Bakanlığına atanan Mustafa Çiftçi’nin ilk ziyaretçisinin eski İçişleri ve Adalet Bakanı Mehmet Ağar olduğunu hatırlatan Aslan, Çiftçi’nin “Eski bakanın tecrübelerinden yararlanacağız” ifadelerine tepki gösterdi: “Ağar Susurluk’un kara kutusudur. Liman ve otellere çöken, emniyet bürokrasisinde görev aldığı dönemlerde işkencelerle anılan Ağar’ın hangi tecrübelerinden yararlanacaksınız?” diye sordu.
‘Demokratik talepler pazarlık konusu yapılamaz’
“Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nun süreç raporunu da eleştiren Aslan, raporda Kürt halkının taleplerinin de demokratik hakların da yer almadığına dikkat çekti. Raporda muğlak şekilde ifade edilen düzenleme başlıklarının da “Önce silahlar bırakılsın” denilerek pazarlık konusu haline getirildiğini söyleyen Aslan, “Haklar ve özgürlükler, Kürt halkının demokratik talepleri pazarlık konusu yapılamaz” dedi. “Niyetiniz gerçekse…” diyerek iktidara seslenen Aslan, barış ve demokrasi için acilen atılması gereken adımları şöyle sıraladı:
“1. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları derhal uygulanmalıdır
2. Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere Kobane davası tutuklusu Kürt siyasetçiler, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve gezi tutsakları serbest bırakılmalıdır
3. Zorunlu tek devlet dili uygulamasına son verilmeli, anadilinde eğitim hakkı tanınmalı, anadilinde kamusal hizmet sağlanmalıdır
4. Muhalefete dönük yargı operasyonlarına son verilmeli, tutuklu belediye başkanları, siyasetçiler, gazeteciler, aydın ve sanatçılar serbest bırakılmalıdır
5. Kayyım politikalarına derhal son verilmeli, görevden alınan belediye başkanları görevlerine iade edilmelidir
6. Basın ve ifade özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmalı, gazeteciler hakkında açılan davalar düşürülmelidir
7. Seçim barajı, sendikal barajlar, grev yasakları, toplu sözleşme kısıtlamaları kaldırılmalıdır”
Gerçek barışın tüm toplumsal kesimlerin iradesinin sürece dahil edilerek sağlanabileceğini söyleyen Aslan, “Kürt sorunu tam bir ulusal hak eşitliği temelinde çözülebilir” dedi.
‘NATO Gazze’deki soykırımın ortağıdır’
Basın toplantısında 18 Şubat’ın Türkiye’nin NATO üyeliğinin yıldönümü olduğunu hatırlatan Aslan, “Bugün Türkiye’nin emperyalist savaş aygıtı NATO’ya katılışının 74. yıl dönümü. Emperyalist güçler arasındaki paylaşım kavgası şiddetlenirken NATO 4 Nisan’daki kuruluş yıl dönümü dolayısıyla geniş bir tatbikat planlıyor, gerçekleştiriyor. Türkiye de bu tatbikata binlerce askeri personel ile dahil oluyor” bilgisini paylaştı.
NATO’nun emperyalist planlar doğrultusunda dünyanın dört bir yanında operasyonlar yürüten, darbeler planlayan, diktatörleri ve faşist yönetimleri iktidarda tutmak için her yol ve yöntemi kullanan kanlı savaş örgütü olduğunu vurgulayan Aslan, bu yıl 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO zirvesine karşı olduklarını ifade etti.
NATO üyesi ülkelerin Gazze’deki soykırımın da ortağı olduğunu hatırlatan Aslan, “Onun içindir ki emperyalistlerin kanlı savaş örgütü NATO’ya hayır. Emperyalist ülkeler ve kurumlarla yapılmış açık, gizli siyasal ve askeri bütün anlaşmalar halka açıklanarak feshedilmelidir. Türkiye NATO’dan çıkmalı; ülkedeki yabancı üsler kapatılmalı ve askeri birlikler ülkelerine gönderilmelidir” dedi.



