İBB Davasının 4. Hafta, 12 gününde: Ekrem İmamoğlu iki ayrı davada hakim karşısında
Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 402 ismin yargılandığı İBB Davası, 12. gününde devam ediyor. Bugünkü duruşmada, tutuklu yargılananların savunmalarının alınmasına devam ediliyor. Öte yandan İmamoğlu’nun 27 Ocak 2025’te yaptığı “Turpun Büyüğü” başlıklı basın toplantısı nedeniyle yargılandığı davanın dördüncü duruşması da bugün Silivri’de görüldü. Duruşma 13 Temmuz’a ertelenirken İmamoğlu hakkında savunmasında kullandığı ifadeler gerekçesiyle soruşturma başlatıldı.
Tutuklanmasının ardından görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 106’sı tutuklu 402 kişinin yargılandığı İBB davası devam ediyor.
Duruşmada, tutuklu isimlerin savunmalarının alınmasına devam ediliyor. Bugüne kadar duruşmada toplam 15 tutuklu ismin savunması alındı.
DURUŞMADAN |
12.55 | Duruşmaya ara verildi
Avukat Uzun’un savunmasının ardından mahkeme başkanı duruşmaya öğle arası verdi.
11.00 | Ceyhun Avşar’ın avukatı Abuzer Uzun’un savunması başladı. Kamu zararı iddiasıyla şikayetçi olan AKP’li avukat Ogün Kuzu’nun dilekçelerinin sistemde gözükmediğini, savcılığın algılarıyla uğraştıklarını söyleyen Uzun, “Bizim örgütle ilgili suçlamamız yok ama bu yüzden tutukluyuz” dedi. Savcılığı iki ayrı işi aynı gibi gösterdiğini ancak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan gelen bilirkişinin de aynı olmadığını belirten avukat Uzun, savcılığın bu durumu iddianameye yansıtmadığını belirtti.
Ogün Kuzu’nun ihbarının ardından ihale bilgilerinin sızdırıldığı iddiasının İstanbul Valiliği tarafından da yalanlandığına dikkati çeken avukat Uzun, “Valilik müvekkilim tutukluyken, hakkında soruşturma izni verilmemesine karar veriyor. İhbarcı istinafa gidiyor. İstinaf yeterli delil, belge yok diyor. Yani yargı da bir usulsüzlük görmüyor” ifadelerini kullandı.
Danıştay’ın da açılan davada ihalenin usule uygun bulduğunu belirten avukat Uzun, “Tam bu noktada cumhuriyet savcısı çıkıyor, usulsüzlük vardır diyor ve soruşturmaya dahil ediyor” ifadelerini kullandı.
10.50 | Tutuklu sanıklar, avukatlar, gazeteciler ve mahkeme heyeti salondaki yerini aldı. Duruşma, Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar’ın sorgusuyla başladı.

Mahkeme başkanı Avşar’a, “İhalelerde neden Cengiz, Makyol gibi şirketleri değerlendirmediniz?” diye sordu. Avşar, “Beklediğimiz teklif gelseydi ihaleyi iptal etmezdik. 641 milyon TL kamu faydası oluşturuldu” yanıtını verdi. Duruşma savcısı, Adem Soytekin ve Ensar Yıldız’ın Kalyon İnşaat’ın yaptığı metroyla ilgili ifadesi olduğunu söyledi. Avşar, “Noterden evrak düzenlenmiş. Nerede peki, noter neredeymiş, kimmiş? İddia makamı bunu yazıyorsa evrakı da koyması lazım. Ama yok” şeklinde konuştu.
Duruşma savcısı, Fatih Keleş’i kastederek, “Fatih abi yüzde 5 al derse yeter mesajını açıklayın” ifadelerini kullandı. Avşar, “Fatih abi” sözüyle kastedilenin Fatih Keleş değil Fatih Gültekin olduğunu söyledi. Bu diyaloğun ardından Avşar’ın avukatı, “Fatih Keleş’i tanır mısınız? Abi diyecek samimiyetiniz var mı?” diye sordu. Avşar’ın yanıtı ise, “Hayır tanımıyorum” oldu.
BİLİRKİŞİ DAVASI 13 TEMMUZ’A ERTELENDİ
Öte yandan Ekrem İmamoğlu’nun “adil yargılamayı ve bilirkişi ile tanığı etkilemeye teşebbüs” suçlamasıyla yargılandığı davanın duruşması da bugün Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde 2 No’lu duruşma salonunda görüldü.
İmamoğlu hakkında, söz konusu basın toplantısında bilirkişi S.B. hakkında dile getirdiği sözler nedeniyle “adil yargılamayı ve bilirkişi ile tanığı etkilemeye teşebbüs” suçlamalarıyla 4 yıla kadar hapis cezası ve siyasi yasak istemiyle dava açılmıştı.
İmamoğlu’nun beyanlarının alındığı duruşma 13 Temmuz’da devam edecek.
Öte yandan İmamoğlu hakkında duruşma sırasında yaptığı savunmada kullandığı ifadeler gerekçesiyle “kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret ve tehdit” suçlamasından yeni bir soruşturma başlatıldı.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2025/125 esas sayılı dosyasının 30.03.2026 tarihli duruşmasında ifade veren sanık Ekrem İmamoğlu hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı‘nın yürütmüş olduğu ve kamuoyunda İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü olarak bilinen soruşturmada görevli yargı mensuplarına yönelik sarf ettiği sözler nedeniyle, ‘kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret ve tehdit’ suçlarından, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturma başlatılmıştır.”
12.37 | Duruşma ertelendi
İmamoğlu’nun savunmasının ardından mahkeme başkanı duruşmayı 13 Temmuz saat 10.00’a ertelendi.
Mahkeme heyeti, dosyaların başsavcılıktan istenilmesine, dosyanın TCK 277’den ön ödeme kapsamına alınmasına TCK 278’den devam edilmesine karar verdi.
10.45 | İmamoğlu duruşma salonunda
Ekrem İmamoğlu, salona “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları ile girdi.
Bir dava fırtınasıyla karşı karşıya olduklarını söyleyen İmamoğlu, “Bu kumpasın altına imza atan bir avuç muhteris bu senaryoyu yazan herkesle birlikte kendi iftiralarında boğulacaktır. Diğer salonda 4 bin sayfalık bir iftiraname var ve benim tarifimle bir çöptür, çöp olmaya da devam edecektir, çöp olmaya mahkumdur” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, devamla şu ifadeleri kullandı: “Özellikle beni ve Cumhuriyet Halk Partili belediyeler hedef alan bu raporları Kim yazmış hep aynı isim çıkıyor karşımıza Satılmış bey. Böyle bir durumu eleştirdiğim için yargılanıyorum gerçekten bu absürt dava. Ne yazık ki sizin de ifade ettiğiniz gibi çok yoğun mesaimizi harcıyoruz buna.”
Hakkında yürütülen davalara değinen İmamoğlu, “Helal diplomama karşı açılan ceza davasıyla başlayayım. Benim gösteremeyeceğim üniversite arkadaşım yok stat doldururum. Bazıları tavla oynayacak arkadaş bulamaz” dedi.
“BİZ Mİ ÖRGÜTÜZ YOKSA BU SİSTEM Mİ ÖRGÜTLÜ BİR SUÇ İŞLİYOR?”
Suçlamalara tepki gösteren İmamoğlu, “Biz mi örgütüz yoksa her davayı aynı bilirkişiyle aynı savcılarla kurgulayan, sonra o isimleri ödüllendiren bu sistem mi örgütlü bir suç işliyor?” diye sordu.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İBB’ye yapılan operasyonla ilgili, “İstanbul’dan Türkiye’ye ve yurt dışına uzanan ahtapotun kolları bir bir deşifre oluyor” ifadelerini anımsatan İmamoğlu, “Yargıdaki ahtapot kolları deyişi sayın Cumhurbaşkanına ait. Kişi kendinden bilir işi” dedi. İmamoğlu, şöyle devam etti: “Ateş olsan cirminiz kadar yer yakarsınız.”
Bir savcı ile aralarında geçen diyaloğu aktaran İmamoğlu, “Savcı odasında bana dedi ki; ‘Ekrem Başkan yarın siz Cumhurbaşkanı olursunuz biz o tarafa geçeriz siz bizi yargılarsınız.’ Ben ‘Suç mu işliyorsunuz?’ dedim. O ifademden sonra tutuklandım. İşte zihniyet bu. Adaleti temsil eden makamın zihninde adalet yok. ‘Siz’, ‘biz’ diyor bana…” şeklinde konuştu.
“ÖFKEM ÇOK BÜYÜK”
Silivri’de yapımı devam eden duruşma salonuna değinen İmamoğlu, “Bir dava için duruşma salonu yaptırılır mı? 1,5 milyar lira bir duruşma salonu için harcanır mı? Bu ancak inşaatçılığa, gayrimenkule meraklı bir yargı mensubunun aklı olabilir. Ben o akla da akıl demem. Artık mesele sadece bir kişi ya da bir dosya değildir. Mesele, yargının nasıl yönlendirildiğinin açıkça gösterilmesidir. Burada kurulan düzen; hukuka göre değil, beklentiye göre karar verenleri ödüllendiren, hukuka sadık kalanları ise cezalandıran bir düzendir” dedi.
Burada kurulan düzenin hukuka göre değil, beklentiye göre karar verenleri ödüllendiren, hukuka sadık kalanları ise cezalandıran bir düzen olduğunu söyleyen İmamoğlu, şöyle devam etti: “Öfkem çok büyük sayın hakim. Saklanamaz bir boyuta gelmiştir; bu ülkede artık adil yargılama ‘istediğimizi vermezsen seni aylarca tutuklu yargılarız’ anlayışla yapılıyor. Örneği var; aklım almıyor; bir emekçi neden hapse atıldığını bilmiyor. Hapis yattığı için işten çıkatıldı. Sıfır maaş! 35 yaşında bir baba…”
“GAZETECİLER NEDEN HAPİSTE?”
İmamoğlu, Adalet Bakanı Akın Gürlek’i eleştirerek, “İnsanları, aileleri mağdur ediyorlar, haysiyet suikastlığı yapıyorlar. Sonra ‘annem üzülüyor, babam üzülüyor.’ Vah benim garibim, vah benim mini minnacığım. Bakan tapu listesi çıkınca kime saldıracağını şaşırdı. Tek dertleri yaptığı rezillikler konuşulmasın. Babasına kimse bir şey demesin, çok üzülüyormuş ama çocuklar, anneler feryat feryat ağlasın öyle mi? Hak ettikleri muameleyi adil yargı geldiğinde görecek” diye konuştu.
İmamoğlu, “Cesareti artırmanın gerektiği her şeyi yapacağım, asla vazgeçmeyeceğim. Bu kumpasların içinde olanlar ‘anayasal düzeni bozma’ suçundan hesap verecektir. Aziz milletimiz hesabı da sandıkta kesecektir” dedi.
Ekrem İmamoğlu, “Gazetecilik yaptığı için Alican Uludağ, İsmail Arı, Merdan Yanardağ neden hapiste? BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen neden hapiste?” diye sorarak, tutuklamalara tepki gösterdi.10.30 | İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu “bilirkişi davasını” izlemek üzere salona geldi.
BİLİRKİŞİ DAVASI HAKKINDA
Ekrem İmamoğlu, 27 Ocak 2025’te yaptığı bir konuşmada, dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek hakkında isim vermeden eleştirilerde bulundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı gün İmamoğlu hakkında “tehdit” ve “terörle mücadelede görev almış kişiyi hedef göstermek” suçlamalarıyla soruşturma başlattı.
Gürlek ile ilgili soruşturmanın ardından İmamoğlu, Saraçhane’de, “Turpun Büyüğü” başlıklı bir basın toplantısı düzenledi. CHP’li belediyeler ve kendisi hakkında yürütülen soruşturmaların çoğunda bilirkişi olarak S.B.’nin görevlendirildiğini anlattı.
Ardından İmamoğlu’na, “yargı görevini yapan bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs” ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs”ten dava açıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, İmamoğlu’nun 27 Ocak 2025’te düzenlediği basın toplantısında, “açıkça, bilirkişinin görev aldığı bir kısım soruşturma ve kovuşturmalardan bahsettiği, dosya içerisindeki mevcut çözümleme tutanağı ile de sabit olduğu üzere, bilirkişi ve yargı organlarının bağımsız ve tarafsız olmadığı yönünde bir kamuoyu oluşmasını amaçladığı” iddia ediliyor.
Bu şekilde oluşacak kamuoyu baskısıyla, bilirkişinin, İstanbul Adliyesi ve diğer adliyelerde görülen çeşitli soruşturma ve kovuşturmalarda yaptığı resmi bilirkişilik görevini etkilenmeye çalışıldığı öne sürülen iddianamede, böylece İmamoğlu’nun, Büyükçekmece 10. Asliye Ceza mahkemesinde görülmekte olan dava dosyasını etkilemeye teşebbüs ettiği savunuluyor.



