Dursun Bulut: Emperyalizmin sapkınlığı ve ülkelere etkisi!
Kapitalizm,1500’lü yıllardan sonra Feodalizmin yerini alan bir toplumsal düzendir. İnsanların topraklarla birlikte satıldığı bir düzenden, ticaret yapan, mal alıp satan, süreç içinde üretim yapmaya başlayan daha karmaşık bir düzene geçildi. Bu düzenin adı Kapitalizmdir. İlk dönemlerinde devrimci bir yanı vardı. Feodal düzene karşı serflerle birlikte mevcut düzene baş kaldırmış, yeniliklerin öncüsü olmuştur.

1700’lerin sonlarıyla birlikte Kapitalizm rekabetçi özelliğini kaybetti ve tekeller, tröstler, karteller Dünya’ya hakim oldu. Lenin’in ifadesiyle Kapitalizmin son aşaması olan Emperyalizm; kendi iç krizini sömürge ülkeler yaratarak ve sonrasında Dünya savaşlarıyla çözüyordu. 1’inci Dünya savaşıyla sistemin lideri İngiltere iken, 2’inci Dünya savaşında liderlik ABD’ye geçiyor. Yine Kapitalizmin başka bir yanı da işçi sınıfını yaratmasıdır.
1917’den itiberen Sovyet Rusya, giderek Çin, Küba, Vietnam, Kore, Angola, Şili emperyalist sistemden koptular ve emperyalizmin oluşturduğu kirliliklere karşı mücadele verdiler. Artık Dünya’da hakim iki sistem vardı. Sosyalizm ve Kapitalizm. Sosyalist ideolojide süreç içinde Batı’da güçlü bir “Sosyal Demokrasi” akmını geliştirdi ve Avrupa’ya hakim oldu. Muhafazakar, otoriter, totaliter rejimlere karşın Sosyal Demokrasi ve Sosyalizm, insana, çevreye daha çok değer veren, Savaş yerine, Barışı öne çıkaran, işçi sınıfının örgütlülüğünden yana olan bir anlayışı taşıyordu.
Kapitalist sistem elbetteki eşitsizliği, özelleştirmeyi, devletin kamusal alandaki yerinin özel sektörün almasını savunur. Sosyal Demokraside işte bu çelişkinin giderilmesini yani sadece kapitalistlerin ya da sermayederlerin değil aynı zamanda proleteryanın insanca yaşamasının, insan hak ve özgürlüklerin gelişmesini savunur. Ancak Sosyal Demokrasi ve de Reel Sosyalizm bu özelliklerini kaybedince Dünya tek kutuplu sisteme döndü.
Kapitalizm; 1900’lü yılların ikinci yarısından itibaren, sistemi tamamen tekellere, kartellere, tröstlere teslim edince yeni bir aşamaya evrilmiştir. Artık sistemin adı Neoliberal sistemdir ve sistem daha katılaşmış, otoriter hale gelmiş, devlet başkanlarını kaçırma bile normalmış gibi karşılanmış, gelişmemiş / geliştirilmemiş ülkelerin önleri tamamen kesilmiş, tekellci burjuvazinin kârları katlanmış, çalışanlar giderek daha kötü yaşama terkedilmiş, ahlaki değerler iyice terk edilmiş ve kâr için her şey mübah görülmüştür.
Emperyalist ülkeler bir yandan bölgesel savaşlarla, işgallerle, askeri müdahalelerle bizim gibi ülkeleri pençlerinin içine alırken, öbür yandan o ülkelerde üstyapılar kurdular. Ülkemizde yaşananları örneklersek: Kominizmle mücadele dernekleri kurdurulmuş, başka bir dönem yeşil kuşak projelerini destekleyerek terörist örgütleri yaratılmış, tarikatlar eliyle toplumu etkilemek yani itirazsız bir topluma dönüştürmek için, Fetullah Gülen gibi din tüccarlarının gelişimi sağlanmış ve bu oluşumlarla birlikte ülke seçimlerini manipüle etmeyi çoğu zaman başarılmıştır. Yine bir örnek: 2002’de DSP koalisyonun düşürülmesi ve erken seçime gidilmesi tamamen ülkemizdeki siyasi yönetim ve seçimlerin dış güçlerce manipüle edilmesidir.
Emperyalizm sadece sömürdüğü ülkeleri ahlaki dejenereye sürüklemez aynı zamanda kendi ülkesinde de ahlaksızlığı diz boyu haline getirir. Epstein Adası 7 yıl önce bilinmesine rağmen daha yeni yeni fokurdatılıyor. Bu olay öyle bir ahlaksızlık ki, insan olan burada yaşananları, duymaya dahi tahammül edemiyor. İnsanlar uyuşturulsun, birer robot haline getirilsin ve sömürüleri devam etsin. Kumar, alkol, uyuşturucu, dolandırıcılık, fuhuş, çeteleşme insanları ölümüne sarmıştır. Şimdi Trump inkar ediyor, Clinton ötmeye hazırlanıyor.
Bu hastalıklı anlayış ülkemizi de sarmış durumda. Hani bir bakanımız vardı, tarikat yurtlarındaki iğrençlklere ilişkin diyordu ya, “bir kerede bir şey olmaz”, bir dönemin içişleri bakanı diyordu ya, “tuğlayı çekersem devlet altında kalır”, işte bizde Epstein adasına döndük. Kumar, fuhuş, bahis çeteleri, borsa, banka vurgunları, sokak çeteleri, soygunlar, kamu kurumlarının içinin boşaltılması, dolandırıcılık, mala çökme, ihale yolsuzlukları (yüzlerce değişiklik yapıldı), ayakabı, çelik kasalar, milyonluk saat, deniz feneri skandalları, belediye yolsuzlukları, bakan eşin şirket yolsuzlukları (say say bitmez), son sürat devam ediyor.
Bu düzen böyle devam edemez, siyasi partilerde her şeye gözlerini kapatamazlar. Ülkemezin beka sorunu öncelikle siyasilerin kirlilikten arınma sorunudur. Hangi siyasi parti kirlilikten arınmayı bayraklaştırır ve gerçekten uygularsa o parti ülkenin tek iktidar partisi olur. Benden söylemesi.



