Cemaat-AKP Geriliminin Arka Planı

gürsel-karaca

AKP-Cemaat savaşı nihayet olması gerektiği mecraya girdi. Çatışmayı dershaneler cephesinde kaybeden cemaat, güçlü olduğu MİT cephesinde çatışmayı şiddetlendiriyor. İşkenceciliğinden değil kitap yazan bir düşünce suçlusu olduğu için hapsedilen Hanefi Avcı’nın kitabı bu konuyu gayet iyi anlatıyordu. Avcı’nın kitabının tartışılan 2. bölümü Türkiye’nin bir kocakulak cumhuriyetine dönüştürüldüğünün vesikasıdır. Bu kontrgerilla cumhuriyetinin adı da Fethullah Gülen Cemaatidir.

Ergenekon süreci,tüm siyasal davalarıyla (Ergenekon, Balyoz ve ilintili soruşturmalar ile KCK ve Devrimci Karargah) AKP+Cemaat ortaklığıyla hayata geçirilen bir darbe sürecidir. Siyasal onay makamının yürütmenin başı olan AKP hükümeti sahadaki tetikçiliğinin cemaatçi polisler ile yargı mensuplarının üstlendiği, çete düzeninin destekçisi olmayı kabul eden liberal diye anılan sahte demokratlar ve benzeri mücahitler üzerinden kamusal meşruiyetinin sağlandığı bir darbe sürecidir bu. Bu suça bulaşmış herkes suç ortağıdır.

Ergenekon süreci adı verilen siyasal davalar aralarına kontrgerilla artıklarının da boca edildiği ve bu sayede kamusal meşruiyeti sağlanan darbenin adıdır. Kontrgerilla olanın kontrgerilla, katil olanın katil olmaktan yargılanmadığı bu sahte demokratikleşme illüzyonuyla derin devlet ve aktörleri el değiştirmiştir o kadar. AKP-Cemaat savaşı da derin devletin sahibinin kim olacağı kavgasıdır.

Bu ülkede derin devlet ya da kontrgerilla soruşturulamaz. 1980 darbesi öncesinde savcı Doğan Öz’ün başına gelenler malum soruşturmak istediği kontrgerilla tarafından katledildi. Ecevit kontrgerilladan haberdar olup araştırtmak istediğinde suikasttan kurtuldu. Susurluk pisliğiyle tüm Türkiye’nin haberdar olduğu derin devlet soruşturması kışlanın kapısında sonlandı. 28 Şubat darbesini doğru okumalı. Dönemin iktidarını alaşağı etmenin yanı sıra Susurluk soruşturmasını akamete uğratmanın yolu da 28 Şubat darbesinden geçiyordu ve öyle oldu.

Ergenekon derin devlet soruşturmasıysa eğer buyrun JİTEM ve katliamları ortalık yerde duruyor. Bu katliamların, işlenen suçların, illegal faaliyetlerinin anlatıldığı tam 8 çuval belge, Ergenekon soruşturmasının 2. iddianamesinin “tutuksuz” sanıklarından Arif Doğan’ın Beykoz’da depo olarak kullandığı bir yerde ele geçirildi. Sahte kahraman savcı Zekeriya Öz, belgelerle ilgili görüşünü sorduğu genelkurmaydan “Devletin ali çıkarları için açıklanması sakıncalı belgelerdir” yanıtını alınca hepsi sümen altı edildi. JİTEM’in resmi yazışmaları olarak Ergenekon’un 2. iddianamesinde atıflar yapılan suçlar, yıllardır Kürtler ve konuya duyarlı ilgililerinin dile getirdiği “Hizbulkontra” gerçeğini ortaya koyuyordu. PKK’lı kılığına girerek bombalı silahlı saldırılar yapan, Hizbullah’la PKK’ya karşı savaşmak için görüşmeler yapan, sivilleri öldürüp PKK’lı süsü veren, silah ve uyuşturucu ticareti yapan JİTEM gerçeği o belgelerin içindeydi.

Ali çıkarlarını mafyalaşarak, insanları katlederek korumaya çalışan bu devletin yani sahibi AKP ve yakın zamana kadar koalisyon yaptığı suç ortağı cemaattir. Siyasal ve entelektüel donanımı olmayan, sadece memur zihniyetiyle savcılık hâkimlik yapan bu yargı kadrosu mu derin devleti soruşturacak? Cemaatinin çıkarlarını yasalardan ve halktan üstün gören, örümcek ağı gibi emniyet teşkilatını kuşatan cemaatçi polisler mi bu ülkeyi sivilleştirip demokratikleştirecek?

RTE bu diktatörlüğü, otoriterliği, baskıcılığı kısacası bu faşist düzeni tek başına kurmadı. Tetikçisi Cemaatti, kamusal meşruiyet sağlamaya çalışanlar da kendileriydi. İşkence yaptığı insanlarla aynı örgüte üye olmaktan polis, kadın satmaktan dini lider, basılmamış kitaptan örgüt, öğrencinin pankartından darbe işbirlikçiliği, telefon konuşmalarından şike, hak talebinden darbe girişimi çıkaran sadece RTE değildi. Toplumsal muhalefetin sesinin kısılmasının amaçlandığı böyle kolpa davaların asli sorumlusu Gülen cemaatinin kontrgerilla faaliyetleri yürüten unsurlarıdır. RTE ve AKP eleştirilirken bu faşizm düzeninin yaratılmasında cemaatin payını gizlemek ahlaklı değil.

Karşınızdaki kişinin sıfatına ve kim olduğuna bakarak eğip büktüğünüz demokrasi kavramına hiç uygun değil. Faşist darbelerin ürünü olan siyasal anlayışlarla, sivil görünüp militarizmi ele geçirmeye çalışan din maskeli kontrgerilla cemaatleriyle suç ortaklığı yaparak demokrasi gelmez.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir