Akşener’den Erdoğan’a zehir zemberek sözler: ‘Öyle korunaklı, çadır tiyatrosu mizansenleriyle olmaz’

Example HTML page

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin haftalık grup toplantısında gündemi değerlendirdi. Akşener, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın helallik istemesine çok sert yanıt verdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

* Başkent’in göbeğinde; bir evlada, bir babaya, bir eşe, bir kardeşe, Sinan Ateş’e kıyılmasının üzerinden tam 61 gün geçti. Aşağılık bir suikastın, faillerinin ellerini kollarını sallayarak gezdiği ve hiç kimsenin bu hainleri bulmak için kılını bile kıpırdatmadığı tam 61 günü geride bıraktık. Devleti yönetenlerin mafyalara, simsarlara, uyuşturucu kaçakçılarına bir kez daha boyun eğen acizliğiyle tam 61 gün geçirdik. Geçen bu 61 günde adaletsizlik daha da derinleşti. Hukuksuzluk, daha da belirginleşti. Arsızlık daha da normalleşti.

* Daha önce de bu kürsüden söylemiştim: ’14 Mayıs’a kadar, her konuşmamda Sayın Erdoğan’a aynı soruyu soracağım’ demiştim. Sinan Ateş’in katillerinin peşini bırakmayacağıma söz vermiştim. Adalet yerini bulana kadar her hafta Sinan Ateş’i hatırlatacağıma söz vermiştim. Bu adaletsizlik karşısında, asla susmayacağıma, söz vermiştim. Nitekim bugün, ben yine bu sözün gereğini yapacağım. Sayın Erdoğan! Peki ya sen? Haksızlığa boyun eğmeğe devam edecek misin? Adaletsizliğe teslim olmaya, devam edecek misin? Vicdansızlığa sahip çıkmaya devam edecek misin? 61 gün oldu Sayın Erdoğan! Dile kolay, tam 61 gün…

* Kuklalar tutuklandı, kuklacılar serbest. Maşalar tutuklandı, maşayı tutanlar serbest. Tetikçiler tutuklandı, azmettirenler serbest… Oysa, yargının görevi herkesin bildiği gerçekleri gizlemek değil, o gerçeklere herkesten önce ulaşıp, hakikati ortaya çıkarmaktır. Ancak maalesef katilleri kaçıranlar telefonla, talimat verenler, suçluları koruyup kollayanlar, henüz davada şüpheli bile değil. Sinan Ateş’in ailesinin bildiği gerçekler, yakın çevresinin bildiği gerçekler, hepimizin bildiği gerçekler, henüz daha yargının gündeminde bile değil… Yazıklar olsun!

* Ülkemizi içine hapsettiğin tek adam sisteminde görevini yapabilen tek bir kurum bile kalmadı. Her kurumun amiri de sensin, memuru da sensin, denetçisi de sensin. Hal böyleyken ben de sana soruyorum, Sayın Erdoğan söylesene; yargının işini yapmasına neden engel oluyorsun? Söylesene kimden, kimlerden korkuyorsun! Söylesene sorumluluktan kaçarak, olanları örtbas edebileceğini mi sanıyorsun? Eğer öyleyse şimdiden söyleyeyim, çok yanılıyorsun. Çünkü biz adalet yerini bulana kadar unutmayacağız, unutturmayacağız. Bu cinayetin asıl sorumluları ortaya çıkana kadar unutmayacağız, unutturmayacağız. Banuçiçek’le, Bengisu’nun, göz yaşları dinene kadar, unutmayacağız, unutturmayacağız. And olsun, şart olsun ki Sinan Ateş’i unutmayacağız, unutturmayacağız. Çevrilmek istenen dümenleri kabullenmeyeceğiz! Gerçekler ortaya çıkana kadar bu olayın peşinde olacağız!

ERDOĞAN’A SERT HELALLİK TEPKİSİ

* Milletimize ev diye mezar yapılmasında imzası olan herkes bu felaketten sorumludur. Depremden sonra 72 saat boyunca milletimizin yardımına gidemeyenlerin, organize olamayanların, Saray korkusuyla karar alamayanların, sivil toplumla kavgaya tutuşanların, interneti kesip kapılara polis gönderenlerin tamamı sorumludur. Başımıza ucube sistemi bela edip bu keşmekeşin müsebbibi olan bay kriz baş sorumludur. Sorumluluk hissedenler istifa eder, hesap verirler. Bu artık bir algoritma haline geldi. İktidarın beceriksizliği nedeniyle başımıza gelen her felakette Erdoğan milleti suçlamaya başlıyor.

* Doğruları konuşanları bastırmaya çalışıyor. Yetmiyor, sosyal medyayı kısıtlıyor. Baktı olmuyor, anketler istediği gibi gelmiyor, bu sefer de yeniden ekranlara çıkıp helallik istiyor. Ne kendisinin, ne tek bir bürokratın sorumluluk almadığı yerde sorumluluğu vatandaşa yıkıyor. Depremin üzerinden 23 gün geçti. “Tuttuğumuz defteri açacağız” dedin, milleti tehdit ettin. Hangi yüzle helallik istiyorsun? Dün kader planı diyorsun, bugün utanmadan helallik istiyorsun. Beş dakika gecikmişsin, borcunu 2 gün geciktirmişsin gibi helallik istiyorsun. Cürmün ve haramın helalleşmesi de olmaz.

* Korunaklı çadır tiyatrosu mizanseni ile olmaz. İlla ki helallik almak istiyorsan Maraş’ta 15 saat enkaz altında kalan yavrusunun elini tutup vinç beklerken rahmetli olmasını izleyen babadan helallik isteyeceksin. Helallik almak istiyorsan Malatya’da tarım arazilerini 15 yıl önce imara açıp bugün mezara çevirenlerin yaptığı binalarda, enkaz altındaki analarının sesini duyup ellerinden bir şey gelmeyenlerden helallik isteyeceksin. Meydanlarda sadaka verir gibi para dağıtarak helallik alamazsın. Kimsesiz kalan çocuklardan helallik alamazsın. Hayallerini yıktığın gençlerden helallik alamazsın. Cenazesine kefen arayan babalardan helallik alamazsın.

”155 YILLIK HİLALİ AHMER”

* Partili cumhurbaşkanlığı sistemi ile birlikte ülkemizin yaşadığı en temel sorunlardan biri ahlak sorunudur. Üç kuruş fazla kazanmak için çürük binalara izin vermek ahlak sorunudur. Yardım için seferber olan belediyelerimize “Siz kimsiniz?” demek bir ahlak sorunudur. Kendi vatandaşına çadır satmak düpedüz bir ahlak sorunudur. 155 yıllık Hilali Ahmer’de yaşananlara bir bakın. Kızılay deposunda çadır stoklayıp satıyor. Böyle bir kepazelik olabilir mi? Patates, soğan stokluyor diye milleti terörist ilan ettiniz. Çadır stoklayan Kızılay’a ne diyeceksiniz? Stokçu diye Kızılay başkanını da aldıracak mısınız? Biz Kızılay’ı yaralılara uzanan yardım eli diye biliriz.

* Kızılay milletimizin soğuktan donduğu bir günde, tüm Türkiye’nin seferber olduğu bir günde milletin helal yardımlarını utanmadan satışa çıkardı. Yabancı ülkeler karşılık beklemeden arama kurtarma ekibi gönderdiler. Kızılay kendi vatandaşına çadır sattı. Geçtiğimiz sene kendi yargısının bağımsızlığını ihlal edip Kaşıkçı davasını satan bu hükümet değil miydi?

“İSTİFA EDİN”

* Vatandaşa yine vatandaşın kendisi hizmet etti. Para yine vatandaşın parası. İşsiz gençlerin, geçinemeyen emeklinin, hayatta kalma mücadelesi veren esnafın, memurun parası. Madem hizmet milletin, para milletin, sizin ne göreviniz var? Size o halde ne gerek var? Millet madem başının çaresine bakmak zorunda en azından gölge etmeyin. Madem işe yaramıyorsunuz, o zaman istifa edin. Al bayrağımız gibi kıymetli bildiğimiz Kızılay’ın sancağını daha fazla kirletmeyin. Ahlaksız, şuursuz yönetim anlayışınızla her kurumu delik deşik ettiniz. Bari Kızılay’ın surlarında gedik açmayın.”

Example HTML page

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir