Behman MENTEŞOĞLU

KOMİNİSTLER MOSKOVA’YA

KOMİNİSTLER MOSKOVA’YA

Behman MENTEŞOĞLU

Behman MENTEŞOĞLU

Aydınların hatırlayamadığı önemli bir tarihsel olay var. 1979 yılında yapılan İran İslam Devrimi. Önce Wikipedia’nin konumuz ile ilgili olan kısmını olduğu gibi aktarmak lazım.

‘Devrim sürecinde farklı gruplar şahı devirme amacıyla birleşmiş, İslamcılar bu süreç içinde güçlenerek devrimi bir İslam Devrimi’ne ve demokrasi sloganıyla solcu, muhafazakar, aydın grup ve halkı birleştirerek zafere ulaştıkları diğer grupları saf dışı bırakarak sonunda dünyanın en acımasız diktatörlüklerinden birine dönüştürmüşlerdir. Devrim sonucunda İran bayrağından yüz yıllar ve kimi yazara göre binlerce yıldır İran’ın simgesini oluşturan  HYPERLINK “https://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Aslan_ve_G%C3%BCne%C5%9F&action=edit&redlink=1” Aslan ve Güneş amblemi kaldırılmış yerine İslam cumhuriyeti amblemi olan “Allah” yazısının logo şekli konmuş ve çeşitli itirazlara neden olmuş ancak varlığını günümüze kadar sürdürmüştür.’(Wikipedia, İran İslam Devrimi)

Neden aydınlara hatırlatma ihtiyacı duyduk, çünkü bu konuları anlayabilecekleri umulan toplumun tek ve yegane kesiti onlar. Çünkü gelecekte olma olasılığı yüksek rejim değişikliklerinden en başta etkilenecek olan yine onlar. Şimdi yukardaki özetin içindeki yer alan şifreleri basitçe açalım.

Şah batının ve toplumun isteklerine cevap veremez durumda olunca İran toplumu her kesimiyle Şaha karşı birleşiyor yada birleştiriliyor. Burda biraz durmak lazım. 2003 yılına kadar Türkiye’de siyasi, ekonomik ve sosyal kurumlar ne yazık ki egemen güçler olan batı yanlısı sermayedarlar tarafından şekillendiriliyor ve yönlendiriliyorlardı.

Bu güne oranla zararsız gibi gözüken yolsuzluklar maalesef Türkiye’yi bu günlere getiren temelleri atıyordu. Bir yandan toplumun siyasi ve silahlı güçleri batı tarafından yönlendiriliyor, toplumun ahlaki ve sosyal yapısı da yine batılı kurgularla bozuluyordu. Buna karşı çıkan iki temel güç vardı. Birincisi solcular, ikincisi ise dinciler. Solculara ‘koministler Moskova’ya sloganları ağır basarken dinciler alttan alta örgütlenmelerini sürdürüyorlardı.

1980 darbesi solculara son ve güçlü bir darbe oldu ve 1980 den sonra tamamen pasifize edildiler. O dönemin faşist komutanları demokrasi karşıtı sapkın anlayışlarıyla solcuları yok ederken dincileri ve dini kurumları yüceltmekten çekinmediler. Bunu solcuların bir daha güçlenmemeleri için bilinçli yaptılar. Bir çeşit toplum mühendisliği ile bunu başardılar.

Bu başarının ardında bu gün en büyük medya patronları vardı ve çıkardıkları gazete, dergi ve yayınladıkları özel TV ler aracılığıyla halkın kültürel yapısını en az 30 hatta 50 yıl geri çevirmeyi başarmışlardı.

Özal Türkiye’deki sermaye sınıfını güçlendirmek için her türlü ekonomik serbestiyeti acımasızca getiriyordu. Ta ki başkanlık sistemini dile getirene değin. Özal her zaman yaptığı gibi ön kamuoyu yoklamalarını yapmak amacıyla bunu dile getirdikten üç ay sonra öldü!

Şimdi gündemimizde başkanlık sistemi var ve buna muhalif her hangibir güç de yok gözüküyor.

Yukardaki yazıda ne deniyordu? İran toplumunun tüm kesimleri ortak bir düşman için birleşerek devrim yapmıştı. İran devriminin hemen sonrasında solcular iktidarda görev almışlardı. Bir sure sonra da yurt dışına sürüldüler.

Ne kadar da benzeşiyor değil mi? Toplumun bütün kesimleriyle ortak düşmanımız PKK ve hatta Amerika. Gözümüzün önünde tecavüze uğrayan çocuklarımızın, kadınlarımızın önemi yok artık. Tek korkumuz PKK’nın patlatacağı bombalar karşısında canımızı nasıl koruyacağımız oldu. Elimizde sadece Facebook ve twitter hesaplarımızdan sadece kendimizin duyacağı protestolarımız var.

Toplum içindeki ayrışmalar had safhada. Dinciler, laikler, aydınlar, aleviler, kürtler, aydınlar, cahiller, doğulular, batılılar, herkes birbirine düşman. Tam bir kaos. Muhalefet derin uykuda. Hukuk yerini polis devletine bırakmış vs vs.

Önümüzde anlayanlar için vakit geç olmadan iki yol var. Ya muhalefet partilerine akın edip isteklerimizi bildireceğiz yada yol yakın iken malı mülkü satıp kapağı yurt dışında alacağız.

Behman Menteşoğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir