Türkiye Hastalıklı Yönetim Şeklinden Ne Zaman Kurtulur…

 

Ramazan Yiğit/Türkiye Hastalıklı Yönetim Şeklinden Ne Zaman Kurtulur...

Nerede Kalmıştık …

Ramazan Yiğit/08.Ocak.2017

 

Dünyada eşi benzeri bulunmayan bir yönetim şekli ile yönetilen Türkiye de hukukun bile işlemediği,fili sivil darbe ile karşı karşıyadır.İşin en ilginç tarafı ise filen suç işleyen Cumhur Başkanına ve Başbakana ve onun Bakanlarına karşı Anayasayı ve hukuk sistemini korumakla görevli kurumların eli kolu bağlı olması ve hiç bir şey yapamaması .Peki mevcut durumun 12 Eylül askeri darbesinden farkı ne biri askeri diğeri sivil . İkisi de önce işgal gerçekleştirmiş sonra işgalle işledikleri Anayasal suçlarını ortadan kaldırmak için Anayasa düzenlemiş yani suç işleye hastalıklı bir yönetim tarafından yönetilir hale gelmiş Türkiye.
Ama filen bunu ben söylemiyorum filen Ülkeyi yöneten hükumetin bir bakanı açık bir şekil de itiraf ediyor.

Bakın Tuğrul Türkeş ne demiş ;

Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısında konuşan Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, başkanlık sistemi ile ilgili tartışmalara değinerek şunları söyledi:
“Fiili durumu hukuki çerçeveye yerleştiriyoruz sözleri tuzaktır. Açık ve net söylüyorum. Ne siz söyleyin ne de kimseye söyletin. 12 Eylül 1980 sonrası Kenan Evren’in cumhurbaşkanlığına göre düzenlenmiş bir anayasa ile Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı yapıyor. Kenan Evren’in kullandığı yetkilere ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığı yetkiye bakın. Muhalefet iyi bir şey söyler gibi söylüyor. Bu gaflete düşmeyin. Bunun Türkçesi nedir? ‘Aslında şimdi Sayın Cumhurbaşkanı suç işliyor da biz bunu bir kılıfına uyduracağız’. Yok böyle bir şey. Bu lafı bu şekilde kullanmak tuzaktır. Bu lafı savunursanız zımnen siz mevcut cumhurbaşkanının yetkisini aştığını ve suç işlediğini kabul etmiş olursunuz.”

Şimdi Bakalım Cumhur Başkanı,Başbakan ve Bakanları ne demiş ;

Tuğrul Türkeş, sürecin fiili olarak değiştiğinin söylenmesinin, suç işlendiğini kabul etmek anlamına geldiğini söyledi. Bu sözler, Başbakan Binali Yıldırım ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “fiili başkanlık” açıklamalarını akıllara getirdi.

Başbakan Binali Yıldırım;

Haziran 2016’da yaptığı açıklamada, fiilen başkanlık sistemine geçildiğini savunarak, “Başkanlık fiilen uygulanıyor. 21.5 milyon insanın önüne gidiyor, ne olacağını söylüyor. Ortada bu gerçek varken, anayasa fiili durumla aynı hale, uyumlu hale getirilmeli. Doğrusu yeni bir anayasa yapmak. Ya da partili cumhurbaşkanı da dahil, yarı başkanlık sistemi de dahil mevcut durumla uyumlu hale getireceğiz.” demişti.

Cumhur Başkanı Recep Tayip Erdoğan’ın sözleri ;

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, Ağustos 2015’te yaptığı bir konuşmada, artık ülkede ‘sembolik‘ değil, ‘fiili gücü‘ olan bir cumhurbaşkanı olduğunu belirterek “Cumhurbaşkanı elbette yetkiler çerçevesinde, ama doğrudan millete karşı sorumlu olarak görevini yürütmek durumundadır. İster kabul edilsin ister edilmesin. Türkiye’nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir. Şimdi yapılması gereken, bu fiili durumun hukuki çerçevesinin anayasal olarak kesinleştirilmelidir” ifadelerini kullanmıştı.

Bekir Bozdağ;

İstediğiniz kadar yok deyin, FİİLİ BAŞKANLIK VAR
“Fiili Başkanlık” sözlerini kullanan bir diğer isim ise Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’dı.
Ekim 2016’da Uluslararası Hukuk Kongresinde yaptığı bir konuşmada Bozdağ şunları söyledi:
“Bu işin adını koymamız kadar doğru ne olabilir. CHP farklı düşünüyor. Siz farklı düşündüğünüzde durum değişiyor mu? Türkiye’de bugün Sayın Bahçelinin dediği gibi fiili başkanlık durumu yok mu? İstediğiniz kadar yok deyin var. Gerçek çok açık ortada. Öyleyse bizim bu gerçekle yüzleşmekten kaçmamızın ülkemize ne faydası var?”
Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “fiili olarak” suç işlediğini kabul etti.
Şimdi gelmiş olduğumuz bu noktadan hakaret edecek olursak ortada hasta haliyle hukuk tanımayan birileri tarafından işgal edilerek yönetilen bir Türkiye ortaya çıkıyor.

Aslın da Tuğrul Türkeş itiraf etmese bile bunu biliyoruz ve yaşıyoruz asıl sormak istediğim Anayasa çerçevesin de görev ve sorumlulukları belirlenmiş kurumlar Yani Yargı ve TBMM neden görevlerini yerine getirmezler ve gereiğini yapmazlar.

Yani TBMM’sinde bulunan vekiller milletin vekili değilse kimin vekili.?
Yargı ve Yasama bu ülkenin teminatı değil ise biz yıllardır hukuksuzca mı yönetiliyoruz.?

Bütün kurumlar teslim alınmış neredeyse direnen CHP ve Toplumsal muhalefet dışında;

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdar oğlu her defasında uyarıyor,filen suç işliyorsunuz yarın iş iş den geçmiş olur sizi ne ben nede siz kurtarabilirsiniz yol yakınken dönün bu sevdanızdan Emperyalizmin oyunlarına alet olmayın diyor.

Fili yönetim tam zıt tını yapmaya devam ediyor.
Gazetecileri aydınları milletin vekillerini tutukluyor.
Yetmedi Laiklik diyen her vatandaşı tutukluyor.
Eleştiri filen suç kabul ediliyor,Anayasada olmamasına rağmen.
Düşünceye kilit vuruluyor düşündüğünü söylemek suç sayılıyor filen.

Ama Ülkeyi filen yönetenler ağızlarını açtıklarında şu CHP zihniyeti var ya diyerek başladığı konuşmaların da kin ve nefret kusarak Toplumu ötekileştirip ortadan ikiye hatta birkaç parçaya ayırmaktan geri durmuyor bir türlü hastalıklı halleriyle Anayasayı çiğneyerek filen yapıyorlar.

Öyle ki bir şekli ile köşeye sıkıştırıldı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yide suçlarına ortak etmiş fili durumlarına kılıf yapmaya başlamışlar.Milliyetçilerin değil ama Sadece Devlet Bahçelinin ve yanın da bulunan bir kaç kişinin…
Gördüğüm kadarı ile Köşeye sıkıştırdıkları HDP yönetimi ile de anlaşmak üzereler bu anlaşma da MHP Genel başkanı ile yapılan anlaşmadan öteye gideceğini sanmıyorum. HDP tabanı da bu anlaşmaya dahil olmayacaktır.
Aslında FETO’ya karşıymış gibi yapıyorlar ya 15 yıldır ortaklık devam ediyor kimsede yemiyor bu yapmacık tavrı.

Güzellikler le bezenmiş Ülkeme Türkiye’ye gelince ne zaman ki Laik Demokratik Cumhuriyet yeniden temin edilir işte o zaman önün de kimse duramayacaktır.
Sevgi ve saygılarımla
Ramazan Yiğit /08.Ocak 2017 Pazar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir