TİP’li Emekliler: Emekli aylığı devletin borcudur, yıllar öncesinden tahsil edilmiştir!

Example HTML page

İstanbul ve Ankara’da düzenlenen eylemlerde, emekliler taleplerini dile getirdi.

Türkiye İşçi Partili (TİP) Emekliler, iktidar tarafından dayatılan sefalet ücretlerine karşı insanca yaşam talebiyle bugün İstanbul ve Ankara’da bir araya geldi. Düzenlenen ortak basın açıklamasında, “Emekli aylığı devletin borcudur, yıllar öncesinden tahsil edilmiştir. On yılların emeği ile ürettiği tüm değerleri kendinden sonraki nesillere armağan eden emekliler, bugün sadece yük olarak görülmekle kalmayıp onur ve haysiyeti ile de oynanan bir kesimi oluşturmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

TİP’li Emekliler, milyonlarca emekliye dayatılan sefalet ücretlerine karşı bugün İstanbul ve Ankara’da bir araya gelerek eylem düzenledi. Eylemlerde yapılan ortak basın açıklamasında, emeklilerin güncel talepleri de dile getirildi.

“Emekli aylığı devletin borcudur, yıllar öncesinden tahsil edilmiştir” denilen açıklamada, emeklilerin iktidar tarafından “yük” olarak görülmesinin onur ve haysiyetlerine yönelik bir saldırı olduğu ifade edildi.

Ücretler, barınma ve emekli örgütlenmeleri konusundaki taleplerini sıralayan TİP’li Emekliler, “Biliyor ve inanıyoruz ki tüm taleplerimizin hak olarak kazanılması birleşik örgütlü mücadelemizle gerçekleşecektir. Ve gene biliyoruz ki güçlüyüz, farkındayız, yan yanayız!” sözleriyle mücadelenin önemini de vurguladı.

‘EKONOMİ POLİTİKALARININ SONUCU, ÇALIŞAN YOKSULLUĞUNUN YANI SIRA YAŞLI YOKSULLUĞUDUR’

TİP’li Emeklilerin İstanbul ve Ankara’da düzenlediği basın açıklamasında şunlar kaydedildi:

“Ekonomik şahlanış yılı olacağı söylenen 2026 yılı, zam yağmuru ve rekor seviyede gerçekleşen ocak ayı enflasyonu ile başladı. TÜİK tarafından aralık ayı enflasyonunun yaklaşık 4.5 katı olarak açıklanan ocak ayı enflasyonu ile emekli, yapılan artışın yüzde 38’ini yılın ilk ayında kaybetti.

Ülkemizde bir ekonomik krizden değil, bölüşüm krizinden kaynaklanan sürekli yoksullaştırma ve servet transferi politikasından bahsedebiliriz. Bu politikaların doğal sonucu, çalışan yoksulluğunun yanı sıra yaşlı yoksulluğudur. On yılların emeği ile ürettiği tüm değerleri kendinden sonraki nesillere armağan eden emekliler bugün sadece yük olarak görülmekle kalmayıp, onur ve haysiyeti ile de oynanan bir kesimi oluşturmaktadır.

‘EMEKLİ AYLIĞI DEVLETİN BORCUDUR, YILLAR ÖNCESİNDEN TAHSİL EDİLMİŞTİR’

En düşük emekli aylığını 18 bin 939 liradan 20 bin liraya çıkarmayı öngören yasa, emekli aylığının hesaplara yatırılmasından 2 hafta sonra Resmi Gazetede yayınlandı. 1061 liralık artış için bütçe imkanlarını ne kadar zorladıklarını kamuoyu ile paylaşan iktidar sözcüleri, müsait bir zamanda emeklilerin koşullarının iyileştirileceğini açıklayarak milyonluk saat takılı ellerini sefalet maaşının onayı için kaldırdılar. Maaşı sefalet ücreti olarak niteleyen iktidar ortağı partinin vekillerinin de bu artışı Meclis genel kurulunda onaylaması nedense emeklileri şaşırtmadı. Aynı ellerin, aynı pervasızlıkla bayram ikramiyesini 5 bin liraya çıkarma teklifi için de kalkacağı aşikardır.

Emekli aylığı devletin borcudur, yıllar öncesinden tahsil edilmiştir. Bu borcun Hoca Nasrettin meseli benzeri boş vaatlerle ödeneceğini söylemek ancak Saray Rejimi’nin sözcülerine yakışır. Emeklinin ‘Gabar petrolü-müsait zaman’ masalları ile sabretmeye davet edilmesi kabul edilemez. Emekli, başta barınma ve sağlıklı beslenme olmak üzere insana yaraşır yaşam koşullarına kavuşmanın çıkar yolunun örgütlenmekten ve örgütlü mücadeleden geçtiğini kavramanın arifesindedir.

‘EMEKLİLERİN VE TÜM YURTTAŞLARIN BARINMA HAKKI DEVLETİN ASLİ GÖREVİDİR’

Asgari ücrete yapılan ve bugün için açlık sınırının 3 bin lira altında kalan asgari ücret ile emekli aylığına yapılan vicdansız artış nedeni ile iktidar toplumsal rıza üretmek adına kamuoyunca vatandaşlık maaşı olarak bilinen ‘gelir tamamlayıcı aile destek sistemi’ için pilot uygulamaların 2026 yılında başlatılması, gelecek yıl ise ülke çapında yaygınlaştırılmasını planlıyor. İktidarın yoksullaştırma politikalarını yaygınlaştırmak, yoksulluğu yönetme anlayışını sadaka düzeninin sürekli kılınma politikası olarak nitelendiriyor ve kabul etmiyoruz.

Geçtiğimiz aylarda otel odalarında, otobüs terminallerinde, kim bilir belki sokakta yaşamak zorunda kalan emeklilerin haberleri ülke gündeminde ön sıralara yerleşti. Evinin kirasını ödeyemediği için 3 ay sokakta kalan ve sığındığı bir otomobilde yanarak yaşamını yitiren Cemal amcayı da bir kez daha saygıyla anıyor, ‘Cemal amcayı yakan ateş emeklinin isyan ateşi olacak’ diye haykırıyoruz. Emeklilerin ve tüm yurttaşların barınma hakkı, anayasal bir teminat olarak devletin asli görevidir, savsaklanamaz.

TALEPLERİNİ SIRALADILAR: ‘GÜÇLÜYÜZ, FARKINDAYIZ, YAN YANAYIZ’

Emekliler gerek bütçe görüşmeleri sırasında gerekse emekli aylık oran artışı sonrasında ülke genelinde pek çok protesto eylemi düzenlediler. Bunun yanı sıra ana muhalefet partisinin Meclis’te oturma eylemi yapmasına ve partili vekillerimizin sayısız kamuoyu açıklamasına rağmen, iktidarın istediği oldu. Bunun sebebi sermaye ve iktidarın son derece örgütlü, buna karşılık emekli alanındaki örgütlenmelerin birleşik mücadeleden uzak bir dağınıklık hali yaşamasıdır.

Güncel Taleplerimiz:

  1. En düşük emekli maaşı, insanca yaşam seviyesine yükseltilmiş asgari ücret kadar olsun.
  2. Tüm emeklilere açlık sınırının üstüne taşıyacak seyyanen zam yapılsın.
  3. Aylık bağlama oranında 2008 öncesine dönülsün.
  4. Emekli aylık artışlarında, büyümeden kaynaklanan refah payı ödemesi uygulansın.
  5. Yılda en az 3 kez ve en düşük emekli aylığı tutarında ikramiye ödemesi yapılsın.
  6. Sağlıkta yapılan kesintiler kaldırılsın.
  7. Emekli aylık artışında; kira, gıda, sağlık ve ulaşım gibi yaşamsal ihtiyaçların enflasyon oranı esas alınsın.
  8. Evi olmayan emeklilerin barınma sorununun çözümü için emekli konutları inşa edilsin.
  9. Yaşlı ve bakıma muhtaç emekliler için yurt sathında bakım evi projeleri hayata geçirilsin.
  10. Emeklilerin örgütlenmesinin önündeki Anayasal ve yasal engeller kaldırılsın.

Biliyor ve inanıyoruz ki tüm taleplerimizin hak olarak kazanılması birleşik örgütlü mücadelemizle gerçekleşecektir. Ve gene biliyoruz ki güçlüyüz, farkındayız, yan yanayız! Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz!”

Example HTML page

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir