TİP Kent ve Ekoloji Bürosu: Doğamız sermayenin rant alanı değildir!
Açıklamada, Milli Parklar Kanunu’nda değişiklik tasarısı “doğa katliamı paketi” olarak nitelendirildi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Kent ve Ekoloji Bürosu, milli parklara ilişkin düzenlemeleri de içeren kanun teklifine yönelik yayımladığı yazılı açıklamada, “Bu yeni kanun teklifi; açıkça bir ‘koruma’ değil, ‘kullanma, yağmalama ve peşkeş çekme’ projesidir. Milli parklarımız ve tabiat alanlarımız, döner sermayenizin bilançosu veya inşaat şirketlerinizin arka bahçesi değildir!” ifadelerine yer verildi.
Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlandı.
TİP Kent ve Ekoloji Bürosu, “doğa katliamı paketi” olarak nitelendirdiği kanun teklifinin ortaya çıkarabileceği riskleri ve yıkımı kamuoyuyla paylaşmak amacıyla bir yazılı açıklama yayımladı.
Açıklamada, doğanın binlerce yılda kurduğu ekolojik dengenin, iktidar tarafından şirketlerin günlük kâr hırslarına feda edilmek üzere olduğu belirtilerek, “Milyonlarca canlının yaşam alanı olan milli parklarımız ve tabiat alanlarımız, sizin döner sermayenizin bilançosu veya inşaat şirketlerinizin arka bahçesi değildir!” denildi.
‘YENİ BİR DOĞA KATLİAMININ YASAL ZEMİNİ HAZIRLANIYOR’
“Doğamız Sermayenin Rant Alanı Değildir” başlıklı açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Siyasi iktidarın ülkemizin ormanlarını, kıyılarını ve koruma altındaki alanlarını yalnızca birer ‘şantiye’ ve ‘kâr kapısı’ olarak gören zihniyeti, yeni bir doğa katliamının yasal zeminini hazırlamaktadır.
Milli parklarımızı, tabiat parklarımızı ve yaban hayatını sermayenin insafına terk etmeyi amaçlayan bu yeni kanun teklifi; açıkça bir ‘koruma’ değil, ‘kullanma, yağmalama ve peşkeş çekme’ projesidir. İktidar, doğanın binlerce yılda kurduğu ekolojik dengeyi, şirketlerin günlük kâr hırslarına feda etmeye hazırlanmaktadır.
‘DOĞAMIZDA GERİ DÖNÜLMEZ TAHRİBATLARIN İLK KAZMASINI VURULACAK’
Bu rant projesinin arkasında yatan gerçek niyetleri kamuoyunun dikkatine sunuyoruz:
İktidarın ‘Doğa Katliamı’ Paketi Neler Getiriyor?
• Bilime ve Planlamaya Darbe: Teklifle birlikte, sözde ‘aciliyet’ bahanesiyle, korunan alanlardaki içme suyu gibi tesislerin yapımında ‘uzun devreli gelişme planı’ şartı ortadan kaldırılmaktadır. Bilimsel değerlendirmeleri ve ekosistem analizlerini devre dışı bırakan bu adım, doğamızda geri dönülmez tahribatların ilk kazmasını vuracaktır.
• Milli Parklarda Şantiye Terörü: ‘Kamu yararı ve zaruret’ gibi muğlak ve suistimale açık ifadelerle, milli parkların ortasından petrol ve doğalgaz boru hatlarının, devasa elektrik iletim tesislerinin ve otoyolların geçirilmesinin önü açılmaktadır. Habitatları parçalayan ve yaban hayatı koridorlarını yok eden bu hamle, doğa katliamına yasal kılıf uydurmaktan başka bir şey değildir.
• Kaçak Yapılara Resmi Kılıf: Yıllardır yandaşlar ve rantiyeler tarafından korunan alanlara kondurulan kaçak yapıların derhal yıkılması gerekirken; teklifteki ‘ihtiyaç halinde Genel Müdürlükçe değerlendirilebilir’ ibaresiyle bu yapılara adeta af getirilmektedir. Kaçak yapılar meşrulaştırılmakta, doğa işgalcileri ödüllendirilmektedir.
‘ASLİ GÖREVİ DOĞAYI KORUMAK OLAN BİR KURUMUN İŞLETMECİLİĞE ZORLANMASI, ORMANLARIMIZIN ŞİRKETLERE PAZARLANMASI DEMEK’
• Doğanın Şirketleşmesi ve Piyasalaşması: Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün ‘özel bütçeli ve döner sermayeli’ bir ticarethaneye dönüştürülmesi planlanmaktadır. Asli görevi doğayı korumak olan bir kurumun, gelir elde etmek amacıyla taşınmaz kiralama ve işletmeciliğe zorlanması; ormanlarımızın şirketlere pazarlanması demektir.
• Katliamcı Avcılara Açık Çek: Yaban hayatını tehdit eden kaçak avcılıkla mücadelede en önemli cezalardan biri olan avcılık belgelerinin iptali esnetilmektedir. Belgesi iptal edilenlere yeniden avlanma hakkı tanınması, yaban hayatındaki katliamlara göz yummak ve ekolojik yıkıma ortak olmaktır.
• Keyfiyet ve İdari Denetimsizlik: Yapılaşma koşulları ve planlama süreçlerinin kanunla güvence altına alınmak yerine, Genel Müdürlüğün keyfi yönetmeliklerine bırakılması; yasama denetiminden kaçırılmış bir ‘tek adam-tek kurum’ diktasının doğa üzerindeki tezahürüdür.
‘HAVAMIZI, SUYUMUZU, TOPRAĞIMIZI RANTİYECİLERİN ELİNDEN KURTARACAĞIZ!’
Doğayı Savunmak, Yaşamı Savunmaktır!
Milyonlarca canlının yaşam alanı olan milli parklarımız ve tabiat alanlarımız, sizin döner sermayenizin bilançosu veya inşaat şirketlerinizin arka bahçesi değildir!
Doğa satılık değildir! Havamızı, suyumuzu, toprağımızı rantiyecilerin elinden kurtaracağız!”



