Sıkıntı Yok – Vedat ERKMEN

Vedat Erkmen

HTTP://WWW.FASTHOMEWORKK.COM/

Sıkıntı yok

Geçenlerde eski ve değişmeyen bir dostla sohbet ederken,yakın zamanda yaşadığı bir anısını anlattı.CHP’nin,21 Eylül’de,Kartal İskele Meydanı’nda Sn.Kılıçdaroğlu’nun katılımıy- la gerçekleştirdiği ‘’Barış’’ konulu mitinge davet için afişlemeye çıkarlar.Geniş bir alandaki inşaat çalışma bölgesinin etrafının afişlemeye uygun biçimde ağaç malzeme ile çevrildiğini görürler.Ve afişleme başlar.Kısa bir süre sonra inşaat alanının içinden,alanın bekçisi,afişleme yapanların üzerinden kafasını uzatarak < < Ne yapıyorsunuz ? >> diye sorar.Genç bir partili < < Sıkıntı yok dayı, sıkıntı yok >> diyerek cevap verir.Bekçi tekrar sorar.< < Bu afişler için izin alındı mı ? Yasal mı? >> . Karadeniz’li bir CHP’li cevap verir. < >.Bu arada genç,tekrar < < sıkıntı yok dayı,sıkıntı yok >> der.Bekçi alanına geri döner.Afişlemeye devam diğer arkadaşlar < < sıkıntı yok >>u anlayamadan, Ka- radeniz’li arkadaş gülmeye başlamış.Genç arkadaş’ın < < sıkıntı yok >> lafını Karadeniz şivesiyle söylemeye başlamış.Ve hep beraber gülmeye başlarlar.Afişleme biter ve genç arkadaş < < sıkıntı yok >> ile tanışma hikayesini anlatmaya başlamış.Üniversiteyi kazanır ve Trabzon’a gider.İlk fırsatta traş olmak için berbere girer.Selamını verir,koltuğa oturur.Genç, daha nasıl bir traş istediğini söyleyemeden; berber < < sıkıntı yok >> bitince görürsün der. Genç,başlamadan biten ve nasıl olacağını bilemediği bir traşa,yeni geldiği bir yere yabancılı- ğıyla bir şey diyemeden setirci olur.Genç orada geçirdiği dört yıl boyunca,çok kullanılmasıyla beraber ve birçok sıkıntıya rağmen < < sıkıntı yok >> a alışır.Tıpkı güzel ülkemizin insanları- nın her yerde ve bir çok alanda,bütün olumsuzluklara mecburmuşcasına alıştırıldığı gibi.
Evet.Sıkıntı yok ! Neden ? Bugün artık sol yok.Ve bu sadece Türkiye’ ye özgü değil üstelik.Komünist partilerin yok olması,son otuz yıldır sosyal demokrat partilerin neoliberaliz- mi tümüyle benimsemiş olmaları nedeniyle Avrupa’da olmamaları,Avrupa’nın ve dünyanın her yanında aynı sorun ve ihtiyacı çıkardı.Ve tabi Türkiye’de.Dolayısıyla artık,emekçilerin, yoksulların,ezilenlerin,kadınların,gençlerin,azınlıkların,çevrenin,eşitliklerin,hakların ve özgürlüklerin sesi yok artık.Çıkarlarını ifade eden yok.Kendilerini ifade edebilecekleri ve örgütlenebilecekleri bir yer yok.Ve kötüsü artık böyle bir talepte yok.Olanda görülemeyecek kadar az.Sahada oynayanlar ezenler ve sömürenler.Geride kalan ezilen ve sömürülenler söylenen birer seyirci ve sesleri gittikçe kısılıyor.Tek taraflı bir maç.Rakip çıkarmak,bu boşluğu doldurmak lazım.’’Sol yok’’ derken sanırım sosyal demokrat bir solun yokluğu anlaşılacak.Hayır.Bugün sosyal demokrasinin solunda da sol yok.Solcular var mı? Var.Tıpkı muhaliflerin olup,muhalefetin olmaması gibi.Solun yokluğu gazete,dergi ve diğer parti çevrelerine kadar devam ediyor.En iyisinin aldığı ot belli.Sonuç.Kitleler temsil edilmiyor.
Solun hemen hemen tümü,kitlelerin taleplerinden,dertlerinden o kadar uzak,kendi saplantılarına o kadar gömülmüş ki,anlamsızlaştığını fark edemez,göremez hale geldi.Bu noktayı özellikle CHP’nin sol olduğunu zanneden CHP’liler ve de kendi mikroskopik devrimci örgütlerinin bir anlam ifade ettiğini zanneden sekter devrimciler fark edemiyor.Bu yaklaşımın doğurduğu her yargı,herhangi bir biçimde geleceği,geçmişin sürekliliğiyle açıklayan,bizi geçmişimize tutsak kılan bir boyun eğişe yöneltecektir.Ama kendini geleceğin aynasında tanımlayan birey için,benliğin gerçekleşmiş sınırları içinde oyalanmak,dünya ile bağlarını acımasızca eskiten bir kendine tutsaklık olarak yansır.Gelinen yer her durumda elverişli koşulları esas alan bir şimdiki zaman tutkunluğu olur.Aldatıcıdır ve gücünü eylemden değil alışkanlıklardan alır.İmkanı, yani şimdiki zamanda saklı geleceği olgular alanından dışladığı için eninde sonunda durağan,kalıplaşmış bilincin temsilcisi olur.Sıkıntı yok.Kitleleri dahil etmeye çabalamayan,toplumsal hareketleri,örgütlü siyasete bulaşmamış kitleleri,azınlıkları,çevrecileri ve başkalarını bir araya getirmeye çabalamamak ve de böyle bir şeyi amaçlamamak.Eksik yön bu.Açıkçası ülke nüfusunun örgütlü işçi sınıfıda dahil geniş kesimlerinin yüzde elli oy verdiğini hesaba katmayan,halka karşı devletin yanında yer almaktan vazgeçmeyen,Silivri’nin kapısından ayrılmayan bir oluşumunda ‘’ YENİ’’ olamayacağı,çocukluk yıllarına döneceği ve Kemalizm dışında tüm özelliklerinden sıyrılacağı ve gayet tabii anlamsızlaşacağı aşikar.Şunun altını net olarak çizmek lazım Kemalizm ortak nokta değil.Bunu bir demokrasi sorunu olarak ele almak ve ortak talepler noktasında düşünmek,tartışmak,birleşmek lazım.Talepler nasıl olmalı.Kesinlikle ayrılıkları değil,ortak noktaları oluşturarak birlikteliği ön plana çıkaran ortak talepler olmalı.Ülkemizde aç olan, yoksul olan,işsiz olan,örgütsüz olan,barış isteyen,yoksulluğa-yoksunluğa hayır diyen,sosyal bir hukuk devleti isteyen herkesi kapsayacak şekilde talepler ve bunları isteyen insanların sesi olmalı ve sesi olmaya çalışılmalı.Şimdi sıkıntı başlıyor.Bu talepleri kimler,nasıl oluşturacak.

Çoğu elli yaşın üzerinde ve erkek.Tanıdık birkaç isim mi? Eski simalar mı? Aşina birkaç sos- yal demokrat mı? Akademisyenler mi? Kadınlar ve gençler mi ? ( Şu an yoklar) Hayır.Bu kesinlikle kimseyi heyecanlandırmaz ve yerinden bile kımıldatmaz.Hep birlikte olursa,öncelik tabanda olmak kaydıyla,sokakta ve kitlesel şekilde olursa.Ama böyle bir yönelim olursa kimse her şeyiyle hazır bir olgu,çerçevesi netçe çizilmiş bir yapı ( ideolojik,program,taktik ) beklememeli.Bu sadece deneyimleri deneyerek deneyisimsizliği denemeye çevirmek olur.İşte burada hiç sıkıntı yok.Neden ? Böyle bir yapı bekleyen yok.Olurmu? Olabilir.Çünkü sonunu bilmeden,göremeden berber koltuğuna oturan maceracı çok.< < Kesinlik ile belirsizlik arası gidip gelmek>> gibi.Dersimli AYGÜN ORALARDAN şu mesajımı veriyor. < < Kemalizme ve milliyetçiliğe netçe hayır.Kürt sorununa barışcıl çözüm,savaşa hayır,ifade ve örgütlenme özgürlüğü,sınırsız düşünce özgürlüğü…vs.>> ŞİMDİ HİÇ SIKINTI YOK. !

zp8497586rq
zp8497586rq