Sera Kadıgil: Elinizdeki bütçenin sadece yüzde 1,5’iyle bütün devlet okullarında bir öğün ücretsiz yemek verebilirsiniz, ama yapmıyorsunuz!
TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, Milli Eğitim Bakanlığının bütçe görüşmelerinde konuştu.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil, Milli Eğitim Bakanlığının 2026 bütçesinin görüşüldüğü toplantıda, Mesleki Eğitim Merkezlerinde (MESEM) yaşamını yitiren çocuklardan bahsettiği sırada Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin salonu terk etti. Toplantının yeniden başlaması üzerine konuşmasını tamamlayan Kadıgil, “Elinizdeki bütçenin sadece yüzde bir buçuğuyla bütün devlet okullarında ücretsiz bir öğün yemek verebilirsiniz, ama yapmıyorsunuz!” ifadelerini kullandı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2026 bütçesinin görüşmeleri başladı. Toplantıya, TİP Sözcüsü Sera Kadıgil de katıldı.
Kadıgil konuşması sırasında, Manisa Soma’da MESEM kapsamında çalıştırıldığı evde yüksekten düşerek yaşamını yitiren 17 yaşındaki Alperen Eren Ural’ın fotoğrafını elinde tutarak, “82 çocuk öldü bu ülkede, 16’sı siz bakanken öldü. Daha ağırını söylüyorum, bu 16 çocuğun doğrudan faili Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’dir” ifadelerini kullandı.
‘BEN YANLIŞ KONUŞMUYORUM, SİZ CİNAYET İŞLİYORSUNUZ’
Bunun üzerine yaşanan gerginlik sonucunda Bakan Yusuf Tekin salonu terk etti ve toplantıya ara verildi. Kadıgil, salondaki gerginlik sırasında “İnşaattan düştü 17 yaşında bir çocuk, ne işi var 17 yaşındaki çocuğun inşaatta? Sadece özel okullarda okuyan çocukları, zenginleri koruyorsunuz, başka da bir işe yaramıyorsunuz!” şeklinde konuştu.
AKP’li vekillerin kendisine bağırarak “Yanlış konuşma” ifadelerini kullandığı Kadıgil, “Ben yanlış konuşmuyorum, siz cinayet işliyorsunuz!” sözleriyle tepki gösterdi.
‘82 ÇOCUK ÖLDÜ BU ÜLKEDE, 16’SI SİZ BAKANKEN ÖLDÜ’
Komisyon toplantısına verilen aranın ardından sözlerini tamamlayan TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, konuşmasında şunları kaydetti:
Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü. Az sayıda kalan, sizin çocuklarınız gibi özel okullarda okuyan çocuklar bugün Dünya Çocuk Hakları Günü üzerine kompozisyonlar yazacaklar, boyası olanlar süslü püslü resimler yapacaklar. Ama sadece bu sene sizin yarattığınız yoksulluk yüzünden okulsuzlaşan bir milyon çocuğun böyle bir imkânı olmayacak. Sizin yüzünüzden, devlet eliyle çocukları ölüme gönderdiğiniz MESEM’lerde sayısı 3 milyona dayanan çocuk işçilerin böyle bir lüksü olmayacak. Sadece bu sene çalışırken katledilen 82 çocuğun böyle bir lüksü olmayacak.
Aynı ifadeleri kullanıyorum, altını da çiziyorum: 82 çocuk öldü bu ülkede, 16’sı siz bakanken öldü. Daha ağırını söylüyorum, bu 16 çocuğun doğrudan faili Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’dir.
MESEM’Lİ ÇOCUĞUN MEKTUBUNU OKUDU: ‘İÇİMDE 40 YAŞINDA BİRİNİN YORGUNLUĞU VAR’
Bana diyorsunuz ki çok sinirlisin, çok sinirli konuşuyorsun. Arkadaşlar, bu ülkede bir senede 82 çocuk öldü, bu çocukların 14’ü MESEM’liydi. MESEM geldiğinden beri 16 çocuk öldü. Bu ne demek biliyor musunuz? Bu ülkede her hafta çalışırken 2 çocuk ölüyor demek. Bu MESEM’i kim savunuyor? Gerçekten ben bunu çok merak ediyorum. Bir baktım, araştırdım. Kim savunuyor biliyor musunuz? Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu, Müslüman İş Adamları Derneği, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve bir de buradaki vekiller savunuyor. Hadi bana inanmıyorsunuz, benim söylediklerimi dinlemiyorsunuz, bir MESEM’li çocuğun bir mektubundan kısa bir kesit okuyacağım size:
‘Sabah 5’te gün doğmadan uyanıyorum. Ev buz gibi. Otobüse biniyorum, 2 saat sürüyor. İniyorum, patron tepemde. Ben Siber Güvenlik ve Yazılım okuyorum ama yaptığım şey kablo taşımak ve inşaatlarda çalışmak. Elimdeki elektrik 220 volt, hata lüksüm yok. Saat 13.00, yemek zaten yok, çantamdaki poğaçayı çıkarıp yiyorum. Arkadaşım ‘Bugün de maaş yatmadı’ diyor, gülüyoruz. Saat 22.00 oluyor, mesai anca bitiyor. Ben daha 17 yaşındayım ama içimde 40 yaşında birinin yorgunluğu var. Siz bu mektubu okurken ben bir günümü daha 200 TL’ye satmış olacağım.’
‘15 YAŞINDA ÇOCUKLAR, KAFELERDE 15 SAAT ÇAY-KAHVE TAŞIYORLAR!’
Bana kızıyorsunuz, hani bu çocuğa da kızın ya! 17 yaşında, öve öve bitiremediğiniz MESEM’lerden bir çocuğun mektubu… ‘Meslek eğitimi’ diyorsunuz ya siz. Bu çocuklar gidip orada yazılım falan mı öğreniyor sanıyorsunuz? Öyle bir şey olmuyor. Hiçbir kafeye, restorana falan gidiyor musunuz siz? Gerçekten merak ediyorum. 15 yaşında çocuklar ya! 15 saat ayakta çay kahve taşıyorlar. Neyin mesleği, neyin eğitimi?
Ve bunları savunanları size saydım; Türkiye İş Adamları Derneği, İşveren Sendikaları Konfederasyonları, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği… Bunları ne kadar çok dinliyorsunuz ya siz. Hadi mesela birileri dinlemeye bu kadar meraklısınız, biraz da buradaki vekilleri bir dinlesenize. Sabahtan beri burada oturuyorum. Her söz alan vekil, ben Türkiye İşçi Partisi vekiliyim, CHP sıraları, DEM Parti sıraları, İYİ Parti sıraları, Yeniyol sıraları, bağımsız vekiller, Emek Partisi… Yatıp kalkıp herkes size bu komisyonda ne söylüyor? ‘Bu çocukların okullarda bir öğün yemeğe ihtiyacı var’ diyoruz.
‘BİZİM DERDİMİZ ÇOCUKLARIN DOYMASI’
Sunum dosyası yerine maşallah kitap yazmışsınız. İddianameler gibi herhâlde, ne kadar uzarsa içi o kadar boşalıyor. O sunum dosyasında da şöyle diyorsunuz, insanı hangi ilke ve değerler doğrultusunda yetiştirmek istediğimizi konuşuyoruz, bizim derdimiz milli manevi değerlerimizi içselleştirmiş nesiller. Ben de bizim derdimizi söyleyeyim, her şeyden önce bu nesillerin doyması, doyması! En az sizin çocuklarınız kadar her sabah bir yumurta yemesi, et yemesi, süt içmesi, mandalina yemesi! Buradaki bu kadar vekilin söylediğinin altında bir şey var. 2002’den beri ben bu komisyonda aynı şeyi konuşuyorum, ‘Bu çocuklara okullarda, devlet okullarında bir öğün ücretsiz yemek verin’ diyorum.
Daha dün gittim bir lisenin bahçesine, bir çocuğun kahvaltısını gözümle gördüm. Dün akşamdan kalan pilavı, salatanın suyuyla karıştırmış kahvaltı ediyor. Bu çocuk şanslı ha, şanslı bu çocuk, elinde kahvaltısı var en azından çünkü! Kantinlerine gittim, böyle kâğıt gibi incecik bir dilim kaşar içinde bir tost 100 lira. 2 sene önce bu komisyonda konuşmuşum, bir şişesi 5 lira oldu diye. Şu an bir şişesi 15 lira! Ve siz bu çocuklara bunu vermiyorsunuz ya, vermiyorsunuz!
‘ELİNİZDEKİ BÜTÇENİN SADECE YÜZDE 1,5’İYLE BÜTÜN DEVLET OKULLARINDA BİR ÖĞÜN ÜCRETSİZ YEMEK VEREBİLİRSİNİZ, AMA YAPMIYORSUNUZ!’
Haberlerde gördüm, bir özel okulun şartlarını; kahvaltı, öğlen yemeği dâhil 2 öğün yemek, açık kapalı spor salonu, güvenlikler, temizlik görevlileri, piyanolar, bale dersleri, hepsi var. Allah bağışlasın, sizin kızınız bu okula gidiyormuş, hiç gözüm yok. Ama iki çift sözüm var, neden diğer çocuklar bu kadar şanslı olamıyor ya bu ülkede? Neden? Neden yoksul çocukları 3 poğaçayla -o da bulabilirlerse- günü geçirmek zorunda kalıyor? Para mı yok? Bu nasıl güçlü devlet? Bu nasıl büyük devlet ya? Elinizdeki bütçenin sadece yüzde bir buçuğuyla bütün çocuklara, bütün devlet okullarında ücretsiz bir öğün yemek verebilirsiniz. Ama yapmıyorsunuz, yapmıyorsunuz. Bu yüzden de bu yüzden de bu ülkede özel okul sayıları yüzde 200 artmış durumda, devlet okulları yerinde sayıyor!



