Sera Kadıgil: Devlet görevini yapmayı beceremediği için öğretmenler açlık grevinde!

Example HTML page

Kadıgil, özel sektör öğretmenlerini açlık grevlerinin dördüncü gününde ziyaret etti.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil, açlık grevlerinde 3 günü geride bırakan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenlerin direnişini ziyaret etti. Kadıgil, ziyareti sırasında yaptığı basın açıklamasında “Devletin görevini yapmayı beceremediği için gencecik insanlar açlık grevinde. Talepleri basit, özel okullarda çalışan öğretmenlerin maaşı, kamuda çalışan en düşük öğretmen maaşına eşitlensin” ifadelerini kullandı.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenlerin, kendilerine verilen sözlerin tutulması ve taleplerinin yerine getirilmesi amacıyla başlattıkları açlık grevi dördüncü gününde devam ediyor.

TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, Ankara’da direnen öğretmenleri beraberindeki TİP Ankara İl Başkanı Fırat Çoban ve TİP Ankara İl Örgütü üyeleri ile birlikte bugün ziyaret etti. Ziyareti sırasında bir basın açıklaması da düzenleyen Kadıgil, “Bu büyük, bu güçlü devlet bin 600 tane öğretmenine, göz göre göre hakkını yediği bin 600 tane öğretmenine hakkı olan kadroyu veremiyorsa yazıklar olsun hepinize! Terk edin o koltukları!” sözleriyle iktidara sert tepki gösterdi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup Başkanvekili Filiz Kılıç’a da seslenen Kadıgil, “Bir kanun teklifi verdin sen, ne zaman arkasında durmayı düşünüyorsun? Bu insanlar açlıktan ölünce mi? AKP’den mi korkuyorsunuz, Yusuf Tekin’den mi korkuyorsunuz, kimden korkuyorsunuz işinizi yapmak için? Bu haklı kanun teklifini verin, bu iş bitsin, bu insanlar evlerine gitsin, bu insanlar öğrencilerine kavuşsun” şeklinde konuştu.

‘DEVLET GÖREVİNİ YAPMAYI BECEREMEDİĞİ İÇİN ÖĞRETMENLER AÇLIK GREVİNDE’

TİP Sözcüsü Kadıgil, konuşmasında şunları kaydetti:

“Size Ankara’dan, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası binasının önünden sesleniyoruz. Arkamda durduğumuz öğretmenlerimiz tam 4 gündür açlık grevi yapıyorlar. Bu 4 günde her seslerini duyurmak istediklerinde, her Meclis’te bir muhatap bulmaya çalıştıklarında, her Çalışma Bakanlığına gitmeye çalıştıklarında tartaklandılar, yarısından çoğu atanamamış öğretmen olan polisler tarafından tartaklandılar. Millet Meclisi’nin önünde 7 tane sendika içeride dinlenirken, özel okullar ayrıca torpilli olduğu için, dinlenmedikleri için tartaklandılar, gözaltına alındılar. Herkes şunu çok iyi bilsin ki bu 4 günlük bir iş değil. Özel sektördeki öğretmenler, atanamayan öğretmenler, mülakat mağduru öğretmenler yıllardır bu durumdalar. Bakın, arkamda gencecik kadın öğretmenler açlık grevindeler. Yemek yemiyorlar, 4 gün oldu. Şekerle besleniyorlar, suyla besleniyorlar. Sebebini söyleyeyim mi size? Devletin görevini yapmayı becerememesi bunun sebebi.

‘BU BÜYÜK DEVLET BİN 600 ÖĞRETMENİNE HAKKI OLAN KADROYU VEREMİYORSA YAZIKLAR OLSUN HEPİNİZE!’

2023 yılında ‘Herkese mülakat yapacağız’ dediler. Farklı farklı bölgelerde mülakatlara soktular insanları. İstanbul’da mülakata giren aynı puanla ayrılırken, ne hikmetse mesela Yusuf Tekin’in memleketi Erzurum’da mülakata girenler 10-15 fazla puanlarla ayrılabildiler. Eskişehir’dekine 10 puan fazla verilirken Konya’dakine, Van’dakine bu verilmediği için tam bin 600 öğretmenin hakkı bu şekilde gasbedildi. Kontenjandaydı bu insanlar, atandık sanıyorlardı bu insanlar. Ondan sonra devlet ne yaptı? Çıktı dedi ki, ‘Aa biz becerememişiz’. Bunu da dediler, bunu da çok iyi bilin. Beceremediklerini fark ettikleri için 2024 yılında sistem değiştirdiler, tekrar merkezileştirdiler. Peki 2023 yılında atanamayan bin 600 öğretmen ne oldu? Bu sorunun cevabını verebilen bir bakanlık yetkilisi gördünüz mü? Ortalığı karıştırmak için elinden geleni ardına koymayan, laiklik karşıtı, cumhuriyet düşmanı açıklama yapmak için hiçbir fırsatı kaçırmayan Yusuf Tekin’in ağzından bu insanlara karşı tehdit dışında herhangi bir laf çıktığını gördünüz mü? Görmediniz. Açık söyleyeyim göremezsiniz de. Göremezsiniz, çünkü bu hata onun hatası, bu yanlış onun yanlışı. Varsa bir hile, bu hile onun hilesi.

Şu anda arkamda insanlar, 30’a yakın kadın, erkek, gencecik insanlar açlar. Yemek yemeyi bıraktılar. Bir muhatap arıyorlar. Dün Meclis’in önüne yürüdüler, göstermelik komisyonlardan biri daha toplanıyordu orada. Buraya böyle rozetlerini takıp vekilcilik oynuyorlar ya orada, o oyunun bir parçası vardı. Dün orada da yine gözaltına alındılar darp edilerek. Bu insanların talebi çok açık. Her yerde şunu diyorlar değil mi, ‘Biz büyük devletiz, biz güçlü devletiz, biz şöyle devletiz, biz böyle devletiz’. Bu büyük, bu güçlü devlet bin 600 tane öğretmenine, göz göre göre hakkını yediği bin 600 tane öğretmenine hakkı olan kadroyu veremiyorsa yazıklar olsun hepinize! Terk edin o koltukları! Çocuklar ölüyor kalkmıyorsun, öğretmenler ölüyor kalkmıyorsun, çocuklar okula aç acına gidiyor, bir öğün yemek vermekten acizsin kalkmıyorsun. Bin 600 insan çalışmışlar, çabalamışlar; puanlarını gösteriyorlar arkada bana, 88 puan almışlar, 90 puan almışlar. ‘Atandık’ diye sevine sevine gitmişler. Sen işini beceremedin diye bu insanlar 2 yıldır işsizler.

MHP’YE SESLENDİ: ‘AKP’DEN Mİ KORKUYORSUNUZ? YUSUF TEKİN’DEN Mİ KORKUYORSUNUZ?’

Sadece Yusuf Tekin’in meselesi mi bu? Açık açık sesleniyorum: Milliyetçi Hareket Partisi! İşine gelince iktidar ortağı olan, işine gelmeyince muhalefet partisi olarak kalan Milliyetçi Hareket Partisi; senin grup başkanvekilin Filiz Hoca… Hoca deriz, hocasın. Bir kanun teklifi verdin sen, ne zaman arkasında durmayı düşünüyorsun? Bu insanlar açlıktan ölünce mi? Kendi elinle götürdün ve Meclis’te bakın bir yol vardır; Milliyetçi Hareket Partisi bu öğretmenlerimize destek olmak konusunda şu kadar, bir tırnak başı kadar samimiyse Cumhuriyet Halk Partisi arkasında, biz arkasındayız, DEM Parti arkasında, Yeni Yol Grubu arkasında, İYİ Parti arkasında, MHP arkasında. AKP’den mi korkuyorsunuz, Yusuf Tekin’den mi korkuyorsunuz, kimden korkuyorsunuz işinizi yapmak için? Bu haklı kanun teklifini verin, bu iş bitsin, bu insanlar evlerine gitsin, bu insanlar öğrencilerine kavuşsun.

‘ÇALIŞMA BAKANI, ÖZEL OKUL PATRONLARI GÖRÜŞMEK İSTEMEDİĞİ İÇİN TOPLANTI YAPMIYOR!’

Sadece bu değil, bakın sendikanın talepleri çok net. Hiç kimse zevkine, keyfine çoluğunu çocuğunu bırakıp, evine ekmeğini bırakıp burada açlık grevinde oturmuyor. Kimse keyfine yapmıyor bunu. Arkamda özel okul öğretmenleri de var. Çalışma Bakanlığı görüşme bile yapmıyor, biliyor musunuz? Bir toplantı sözü verdi; dedi ki, ‘Ben özel sektörde çalışan insanların dertleri için toplantı yapacağım’. Becerip yapamıyor. Kim yapamıyor? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Çalışma Bakanı’nın elinden gelmiyor, beceremiyor bunu yapmayı. Sebebini söyleyeyim mi, daha acı: Özel okul patronları istemiyormuş, özel okul patronları oturup görüşmek istemiyormuş. Çünkü o özel okul patronları bir çocuktan milyonlarca lira almayı biliyorlar ama o çocukları yetiştiren arkamdaki öğretmenlere ayda 30 bin lirayı reva görüyorlar. Yazıklar olsun hepinize!

Yatıp kalkıp söylediğimiz bir şey var: Eğitimin paralısı olmaz, sağlığın paralısı olmaz. Bir çocuğun anne babası yoksulsa, bir çocuğun anne babası zenginse, bu iki çocuk arasında dünyalar kadar fark varsa o ülkede bir devlet yoktur; o ülkede patronlara tapınan bir grup bürokrat vardır. Şu anda bizim ülkemizde de durum bu. Arkamda öğretmen anlatıyor, bu insanlar öğretmen. Bir kreş çocuğundan ayda 35 bin lira para alıyorlar annesinden babasından. Bu ülkede neden ücretsiz kreşler yok? Bu sorunun cevabını vermesi gereken devlet ne yapıyor? Özelleri destekliyor. Son 20 senede devlet liselerinin sayısı kaç katına çıktı biliyor musunuz? 1,5 katına anca çıktı. Özel liselerin sayısı 3 katına çıktı. Dün, daha pazar günü LGS sınavı yapıldı. Kaç çocuk anksiyete geçirdi, kaç çocuk sinir harbi yaşıyor? Niye? Biliyorlar çünkü; 1-2 yanlış yapma hakkı var bu çocukların bu ülkede iyi bir eğitim alabilmek için. Onun dışında baban zenginse özel okula gidiyorsun, değilse MESEM’lerde ölüyorsun. Bize reva gördükleri sistem bu.

‘ÖZEL OKULLARDA ÇALIŞAN ÖĞRETMENLERİN MAAŞI, KAMUDA ÇALIŞAN EN DÜŞÜK ÖĞRETMEN MAAŞINA EŞİTLENSİN’

Bir anaokulu çocuğundan 35 bin lira alıyor, o çocuğu yetiştiren öğretmen arkamda, 30 bin lira alıyor. Başka bir öğretmen arkadaşım, aynı okulda çalışıyorlar; biri 75 bin lira para alıyor. Aynı sayıda ders veriyor, aynı çocukları eğitiyor. Kaç para alıyor bir tahmin edin, bir tahmin edin; 19 bin lira alıyor. Asgari ücreti hak görmüyorlar arkamdaki bir kimya öğretmenine. Yazıklar olsun hepinize, yazıklar olsun hepinize! Bunu denetlemesi gereken, en başta bütün öğretmenlerimizi polis olarak atayacağı yerde getirip çocuklarımızın başına eğitimci olarak koyması gereken devlet hem mülakatları beceremiyor, eline yüzüne bulaştırıyor; eline yüzüne bulaştırdığını kabul edip sistemi değiştiriyor ama bu insanların hakkını vermiyor. Özel okullarda öğretmenler açlık sınırının altında asgari ücrete çalışıyor.

Çok basit bir talebi var bu insanların: Özel okullarda çalışan öğretmenlerin maaşı, kamuda çalışan en düşük öğretmen maaşına eşitlensin. Taban ücret talebidir bunun adı. Ve bu vardı, bunu ben uydurmuyorum, bunu Eren Hocam uydurmuyor, bunu arkamda açlıkla cebelleşen öğretmen kardeşlerim uydurmuyor. 2014 yılına kadar bu ülkede öğretmenler böyle çalışıyordu. Yusuf Tekin Efendi müsteşar olur olmaz ilk icraatlarından biri, özel okul patronlarına yaranacağım adı altında kaldırdı bu taban ücreti. Ve şu anda buradayız, biz bugün buradayız. Bu insanlar dediğim gibi günlerdir burada ve burada olmaya da devam edecekler. Mülakat hakkı verilinceye kadar, taban ücret düzenlemesine geçilinceye kadar ve hepsinden önemlisi, bu ülkede devleti yöneten sözde bakanlar bu ülkenin öğretmenlerini muhatap alıp hak ettikleri, talep ettikleri görüşmeleri yapana kadar da burada olacaklar. Hepinizin desteğine de yürekten ihtiyaç duyuyorlar. Lütfen görün bu öğretmenlerimizi, lütfen duyun buranın sesini. Çünkü kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!”

Example HTML page

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir