Seni çok özledim mavi gözlü çocuk…

Seni Çok Özledim Mavi gözlü çaçuk…

Ramazan Yiğit

Nerede Kalmıştık…

Hani bazen sıkılır ya insan, en sevdikleri gelir aklına bir film şeridi gibi geçer gözünün önünden yaşanan güzellikler acılar işte öyle bir gece benim için uyku girmez gözlerime 21 Aralık gecesinde.

Tam 22 yıl önce keşisen dostluğun ardında bir yaşanmışlığı anlatmak hiç kolay değil bu gün benim için anlatırken yutkunamam kelimeler dizilir boğazıma konuşamam.

İki yıl oldu aramızdan sesizce çekip giden sevgili kardeşim,dostum,yoldaşım sevgili Selahattin Sorucu’yu ebediyete uğurlayışımız.  Günler ne de çabuk gelip geçiyor. Ama geçen yıllara rağmen her şey taptaze sanki kapı açılacak ve içeri girecek gibi Sevgili Selahattin Sorucu kardeşim.

2009 Yerel seçimlerinden hemen sonra karar vermiştik HaberEtkin gazetesini çıkartmaya o günler de ihtiyaç duymuştuk Eyüp de böylebirgazete çıkartmaya çıkan asparagas haberlere anın da cevap verecektik yanihayatı yönetecektik öyle de oldu yaşadığımız her anda hayatın bizi yönetmesinehiç izin vermedik.

Hastaneden izin alıp gelmiş tekrar yatmak için giderkenyanıma uğradı biraz sohbet ettik bulgur pilavı yapmıştım birkaç kaşık yedi vegiderken abi Haber Etkin sana emanet ben geri dönmeyebilirim hakkını helal etdedi ve sarıldık bir birimize uğurladım kendisini.

Ve pencereden bakan mavi gözlü çocuk sosyal medya hesabından iki resim ve şu cümleleri kurmuştu ‘’Ben yoruldum hayat gelme üsatüme’’ Cevap olarak ona şöyle yazmıştım o gün pes etmek yok daha yapacak çok işimiz var nereye böyle.

Hani Nazım Usta diyorya ‘’Yaşamak sakaya gelmez büyk bir ciddiyetle yaşayacaksın’’ aynen o cinsden işte.

Yaşamak şakaya gelmez,

büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın

                       bir sincap gibi mesela,

yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,

                       yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,

yani o derecede, öylesine ki,

mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,

yahut kocaman gözlüklerin,

                        beyaz gömleğinle bir laboratuvarda

                                    insanlar için ölebileceksin,

                        hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,

                        hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,

                        hem de en güzel en gerçek şeyin

                                      yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,

           hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

           ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

                                      yaşamak yanı ağır bastığından.

Nazım Hikmet Ran

Selehettin Sorucukardeşim de böyle yaşadı işte yaşadım diyebilmek için.

Deseler ki Selahattin Sorucuyu tarif edermisin bana tek nefeste söyleyebilirim hayatı çok hızlı yaşana iyi bir Baba,iyi bir eş,güzel yürekli vijdanlı bir yoldaş,dava adamı muhteşem bir insan diyebilirim.

Farklı düşüncelerim vardı aslında bu yıl ki anmasın da Sevgili Selahattin Sorucu kardeşimin ama bir sonraki yıla erteledim bu düşüncemi.

Geleneksel hale getireceğimiz Selahattin Sorucu Yerel gazetecilik ödüllü bir anma poroğramı ile 3 yılın da yine birlikte olacağız .

Seni hiç unutmayacağım güzel insan.

Seni çok özledim mavigözlü çocuk ışıklar için de uyu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir