Mustafa Sarıgül ve Yerel Seçim Sonuçları

 

Bir buçuk yıl önce günümüze yön veren idealist Eyüplü Mikail Altıkulaç

 

mikail altıkulaç

mikail altıkulaç

Cumhuriyet Halk Partisi Eyüp İlçe Örgütünün idealist ve aktif üyelerinden Mikail Altıkulaç  1.5 yıl önce kaleme aldığı metin ile 2014’e ışık tutuyor. Altıkulaç, 2009 yerel seçimleri, 2010 referandumu ve 2011 genel seçimlerini yakından takip etmişti. Yaşadığı izlenimler ve 90’lı yıllardan sonra değişen seçmen eğilimlerini ele aldığı yazısında siyasetin argümanlarının ideolojik yapıdan uzaklaşıp kişiler ve hizmetin ön plana çıktığını ifade ediyor. Siyasal argümanlarında sürekli din veya dini sembolleri kullanan bir yapıyla ideolojik savaş değil, yolsuzluk, yoksulluk ve hizmet/proje ekseninde mücadele edilmesi gerektiğini ifade ediyordu. Özellikle sosyal alanlarda sürekli medya önünde olan, bir anlamda markalaşan Mustafa Sarıgül bırakın Şişli’yi ülkenin her yerinde siyasal önder gibi karşılanıyor olması sadece medyayı iyi kullanmayla olmaz diyen Mikail Altıkulaç, iktidar seçmeninden oy alınmadan iktidar olunamaz ve iktidar seçmeninden oy alacak tek adayın konjöktürel olarak Mustafa Sarıgül’den başkası olamaz diyor.

 

Ağustos 2012 de kaleme alınan çalışma

Mustafa Sarıgül ve Yerel Seçim Sonuçları

Mikail Altıkulaç
Eyüp-İstanbul

Günümüz Türkiye’sinde kemikleşmiş %20 oyu olan CHP, Ecevit’den buyana 1977 den bu yana tek başına iktidar yüzü göremedi. Nurettin Sözen’den bu yana da İstanbul’u yeniden alamadı.

Yukarıdaki her iki iktidarın da ortak özelliği ideolojik olarak bir prensibi ve alt yapısı olmasıdır. 1977-79 döneminde devrimci yapılar o günkü CHP’ye gönül vermiş ya da dönemin chp’ si söylem ve eylemlerini ona göre şekillendirmiştir. Bu döneme özel İdeolojik alt yapı olması Toplumda daha anlaşılır etkiler yaratıyor diyebiliriz.

1989 Erdal İnönü dönemi ise 1980 darbesinin altında ezdiği sol kitleleri kucaklamış emek eksenli bir söylemle yola çıkmış medyayı iyi kullanmış genel seçimlerde iktidar olamamış ama yerel de iktidar olmuştur. Yerelde olmayan Genel seçim de iktidar olamaz sözünün gerçekleşmediği tek dönem bu dönemdir. Hemen hemen Türkiye’nin yarısından fazla belediyesinde iktidar olan dönemin SHP’ si iktidar olacak halk desteğini bulamamıştır. Bugün seçim sonuçlarından oy vermeyen seçmeni sorumlu tutan anlayış 1989 dan sonraki genel seçim sonuçlarına ne derdi bilemeyiz. Zira yerle de oy veren seçmen genel seçimlerde oy vermemiştir. Suç oy alamayandadır.

Her iki dönemden farklı bir dönem ise günümüz Türkiye’si.
Yukarıdaki açıklamalardan hareketle İBB Belediye Başkanlığı seçim başarısı için  ideolojik söylemin gerekliliği savunmuyorum. İdeolojik söylem ancak genel seçimler için gereklidir.

Neden: son yirmi yılda toplum çok değişmiştir. Laik kesim ötekileşmiş, İslamcı ya da muhafazakar kesim  mağduriyeti çok iyi oynamıştır. Öteki Beriki, beriki öteki olmuştur. Son yirmi yılda Toplumun tamamı mı değişmiştir. Yani su iken buz mu olmuştur. Hayır. Mevcut iktidar yavaş ve emin adımlarla mücadele etmiş. Gerçekten postmodern devrimi yapmışlardır.

Fakat her devrim yeni bir devrimi hazırlar. Diğer bir deyişle “rüzgarla gelen rüzgarla gider” Zira kendi içinde kendi kaymak tabakasını oluştururken kendi iç rant çelişkilerini de su üstüne çıkaracaktır. Nitekim 2012 yılının 1 Mayıs’ında emek eksenli İslam tandanslı örgütlerde ortaya çıkmıştır. Bunlar tesadüf değildir. Yine Abdullatif Şener ve Mehmet Bekaroğlu gibi idealist duruşu olan isimler artık rant zincirinin içerisinde ide bulamadıklarından dışarı da kalmışlardır. Gerek Şener gerekse Bekaroğlu paranın değil insanın dilini ifade ettiklerinden dışarıda kalmışlardır.

Önemli olan Parti içerisinde 120 delegesi olmak değil rakip partiden oy alıp alamayacağındır. Rakip partinin seçmeninden oy olamayan iktidar olamaz. Daha önce CHP’ye oy vermemişlerden oy almadan iktidar olunmaz. Olsa olsa kendi evinde iktidar olunur.

Bu açıdan Sarıgül ismi çok önemlidir. Ve bu dönem için elzemdir. Zira dönem bunu gerektirmektedir. Özellikle yerel seçimlerde ideolojik söylem olmadan seçim olmaz ise de yerelde isimler, saygınlık ve hizmet ön plana çıkacaktır. İster beğenelim ister kıskanalım (zira siyasal zeminde rekabet her zaman vardır ve kıskananlar da olacaktır) Mustafa Sarıgül, bırakın İstanbul’u Türkiye’nin her köşesinde sevilen sayılan bir isim. Bunu hiç kimse değiştiremez. 2000li yıllardan sonra ise İstanbul’da isim yapmış diğer isim ise Gürsel Tekin’dir. Partinin Halkla İlişkiler ve Basın ayağını şimdiye kadar en iyi yapan İstanbul İl Başkanı ise Tekin’dir. Sokak gözü ile değerlendirdiğimizde Gürsel Tekin ne kadar sevilse de Sarıgül’ün sokaktaki özellikle rakip partiden onay alma yüzdesini kıyaslamak çok yanlış olacaktır. Birileri hangi anket hangi matematiksel verilerle hareket ediyorsun diyebilir. Seçimleri akademik veriler değil sokakta adı sanı olmayan hiç görmediğimiz vatandaşların vicdan ve kalbi belirliyor. Twitterdaki veya facebooktaki sonuçlar değil, semt pazarlarındaki, düğün ve cenazelerdeki insanların tercihleri seçim sonuçlarını belirliyor.

İstanbul’da seçimi almak için yapılacak şey, marka imajı güçlü bir isim (Sarıgül)ile marka imajı olan ve taban oyu olan bir parti CHP ile seçime girmektir.  (bu yazının kaleme alındığı tarihlerde Sarıgül, henüz partimi kuracak yoksa chp ye mi katılacak tartışması devam ediyordu)

Aslında günümüzde yerel seçimlerde ideoljik söylemin bir işe yarayacağı inancım çok zayıf. Zira günümüz POP UP kültürüne ideolojik söylem değil hizmet ve insan özelliği ile çıkmak gerekiyor. İktidar ne kadar ideolojik gibi görünse de karşımızda din tandanslı bir hareket ideolojik bir karşı duruş yaptığımız ideolojik söylemin çok daha ters tepme olasılığı var. Zira din, bu kesimin en yumuşak karnıdır. Bu kesime Lider, dürüst ve daha iyi daha adil bir düzen söylemleri ile yeni anlaşılır, ayakları yere basan projelerle gidince oy verecektir. Mustafa Sarıgül ile hiç tanışmadım. Gürsel Tekin ile bir kez telefonda görüştük bir kez de referandum sürecinde en fazla 30 saniyelik temas ile bir proje verdim. Amaç iktidar için bir katkıdan öte değildir. Aman efendim “Sarıgül gelirse genel başkan olur” daha üye bile değil diyenleri şimdiden duyuyorum. Olsun kardeş. Seçilirse, sevilirse, sayılırsa, kazanırsa olsun. Orası kimin mülküdür? Evet iddialıdır ve doğrudur. Ne mi? İstanbul bütün Türkiye’nin seçimlerini etkilemektedir. İstanbul’da ibre nereyi gösterirse diğer iller de onu gösteriyor. İstanbul’u alamayan CHP İzmir’i kaybeder.

Ayazağa, Huzur mahallelerini Şişli’den alıp Sarıyer’e, Mustafa Kemal Mahallesini Ataşehir’den alıp Üsküdar’a bağlayan anlayışı yerle bir edecek tek aday Mustafa Sarıgül’dür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir