İmamoğlu’ndan Erdoğan’ın ‘malınıza sahip çıkın’ sözüne yanıt: Cümlenin kötülüğüne bakar mısınız?

Example HTML page

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 10×10=100 Büyük Proje’ toplantılarının altıncısını, “Olimpik kent İstanbul için tam yol ileri” başlığıyla gerçekleştirdi.

Ülke gündemini ciddi bir şekilde etkileyen ‘sporda şiddet’ konusuna da değinen İmamoğlu, “Spor, partiler ve siyaset üstüdür. Kutuplaşmaya, gerilime ve şiddete asla izin vermez. Yapılan sporların tamamı, bir oyundan ibarettir. Konulan kurallar, zaten hiçbir olumsuzluğa izin vermez. Konu, sadece kuralların doğru uygulanabilmesindedir. Yeter ki, spordan siyaseti sonuna kadar temizleyelim. Spor ve federasyonlar üzerindeki etkisini yok edelim. O zaman, müdahale edilemeyen branşlarda olduğu gibi, nasıl dünya çapında yıldızlara sahip olabildiğimizi, yaratılan bu başarılarla vatandaşlarımızı nasıl mutlu edebildiğimizi göreceğiz” dedi.

Yaklaşık 5 yıllık görev süreleri boyunca yaptıkları hizmetleri sıralayan ve önümüzdeki dönemde yapılacakların detaylı sunumunu gerçekleştiren İmamoğlu, “Bundan sadece 11 gün sonra, büyük bir karar vereceğiz. O karar, bu şehri ve bu şehrin kaynaklarını sadece şu kişi veya bu kişi yönetsin kararı değildir. Bu karar, bu şehrin geleceğinin nasıl olmasını istediğimize ait, değerli bir karardır. İstanbul’da başlattığımız bu büyük dönüşüme, daha büyük bir güçle devam edebilmemiz için, bu aziz şehirde başlattığımız büyük hizmet, icraat ve yatırım dönemi devam etsin’ diyoruz. Onun için spora, sporculara, spor insanlarına, herkese ‘Haydi İstanbul, tam yol ileri’ diyoruz” şeklinde konuştu.

Sunumun ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da yanıtlayan İmamoğlu, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, canlı yayında Sayın Kurum’a ve bakanlara, ‘Sahip çıkın malınıza. Malınız eğer sahip çıkmazsanız, bu adamlar sahip çıkıyor’ diye bir uyarısı oldu. Siz ne söylemek istersiniz” sorusuna, “Cümlenin kötülüğüne bakar mısınız? ‘Sahip çıkın malınıza!’ Kimin malı. Kafa bu. Ne demek istiyor biliyor musunuz? ‘Benim malım, partinin malı, ona sahip çıkın!’ Biz de ne diyoruz? Milletin malı. Milletin malı bu. Yani metro da milletin malı. Bizim metro da onun metro da. Lafa bakar mısınız? E bir bu kalmıştı. Herhalde bu seçimden sonra, bu U yazan metrolara güvenlik şefi olarak atar Sayın Kurum’u; ne diyeyim?” yanıtını verdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “10×10=100 Büyük Proje” toplantılarının altıncısını, “Olimpik kent İstanbul için tam yol ileri” başlığıyla gerçekleştirdi. Sunumda İmamoğlu’na, İBB Spor’un başarılı sporcuları eşlik etti. İstanbul’un birçok doğal ve kültürel özelliğinin yanı sıra, aynı zamanda bir spor kenti olduğunu belirten İmamoğlu, kentin bu özelliğinin kendi yönetimlerinden önce uzun süre ihmal edildiğine vurgu yaptı. Çocukluğundan itibaren sporun farklı branşlarıyla ilgilendiğini, gençlik yıllarında ise spor yöneticiliği yaptığını aktaran İmamoğlu, bu anlamda İstanbul’un ‘spor kenti’ olma özelliğini çok önemsediğinin altını çizdi.

“NASIL BİR İSTANBUL TESLİM ALDIK?”

İmamoğlu, spor anlamında nasıl bir İstanbul teslim aldıklarını şu sözlerle dile getirdi:

“Bu kadim kentin diğer pek çok alanda olduğu gibi, spor alanı da ihmal edilmiş, imar planlarında spor alanı olarak tanımlanmış çok sayıda kamu arazisi imara açılarak, ortadan kaldırılmıştı. Maalesef diğer kamu arazilerinde olduğu gibi, bu arazilere de ‘kupon arazi’ gözüyle bakan bir anlayışla, biz bu dönemde de mücadele ediyoruz. Ülkemize çok sayıda sporcu ve spor insanı kazandırmış köklü semt kulüplerimizin spor sahaları, ellerinden alınmış ve çeşitli sözler verilmesine rağmen, bu kulüplerimize yeni yerler gösterilmemiş, bunların büyük bölümü kapanmak zorunda kalmıştır. Ne yazık ki, yılda 20 bin spor bilimleri fakültesi mezunu varken, 20 yıldır ilkokullarda beden eğitimi öğretmeni bulunmuyor. Nüfusu Avrupa ülkelerinin çoğunun nüfusundan büyük olan İstanbul’da, spor alt yapısındaki yetersizlikler, spor alanındaki başarılarımıza engel olan temel etkenlerin başında geliyordu. Biz biliyoruz ki, spor; aileden, sokaktan, okuldan, mahalleden ve bütün toplumsal yaşamın içinden başlar. Özetle; sokakları güvensiz, okulları salonsuz, salonları beden eğitmensiz, mahalleleri spor sahalarından yoksun bir İstanbul bırakırsanız, oradan başarılı sonuçlar elde etmeniz mümkün olmaz.”

“İSTANBUL’UN BU ALANDAKİ TALİHİNİ DEĞİŞTİRECEK ADIMLAR ATMAYA BAŞLADIK”

Görevi devraldıklarında 13 ilçede İBB’ye ait tek bir spor tesisi bulunmadığı bilgisini paylaşan İmamoğlu, “İstanbul’da uluslararası standartlara uygun bir atletizm pistimiz yoktu. Düşünebiliyor musunuz; İstanbul gibi her yanı denizle çevrili bir kentin su sporlarına yönelik bir tek su sporları merkezi bile yoktu. İstanbul’da en fazla havuza sahip olan İBB’ye ait 26 havuz, kulüplere, federasyonlara ve sporcularına kapalıydı. Bırakın İBB tesislerini, İstanbul’da ‘erişilebilirlik belgesi’ olan tek bir spor tesisi yoktu. Spor altyapısı bu derece yetersiz bırakılmış bir kentin, Olimpik ve Paralimpik Oyunlar gibi büyük uluslararası organizasyonları bu zamana kadar alamamış olması, ne yazık ki bir tesadüf değil. İşte bu nedenlerle, işbaşı yaptığımızda İstanbul’un bu alandaki talihini değiştirecek adımlar atmaya başladık” dedi.

“SPOR, PARTİLER VE SİYASET ÜSTÜDÜR”

Ülke gündemini ciddi bir şekilde etkileyen ‘sporda şiddet’ konusuna da değinen İmamoğlu, şunları söyledi:

“Spor, genel tanımıyla tüm dünyada barış, kardeşlik ve dostluk demektir. On yıllardır spor denildiğinde, ülkeler, birbirleri ile aralarında olan savaşlara bile ara vermişler ve insanoğlunun yetenekleriyle, birbirleriyle olan mücadelelerinin yaratmış olduğu o muhteşem duyguyu, zevkle izlemişlerdir. Maalesef ülkemizde, siyasi iradenin sporun her noktasına müdahale etme arzusu vardır. Bu, büyük bir tehdittir. Bu nedenle tüm topluma parti, din, dil ve mezhep ayrımı olmaksızın, tarifsiz mutluluk anları yaratan bu olgu, yerini ülkemizde gerilime bırakmaktadır. Toplumun maddi ve manevi tüm sorunlarını geride bırakarak mutlu olmalarını, hatta sokaklara dökülmelerini sağlayan bu muhteşem olgu, kutuplaşma ve şiddet aracı olmaktadır. Ben, her zaman, spor adına bulunduğumuz her noktada yapmış olduğumuz çağrılarda olduğu gibi; buradan da bir çağrıda bulunmak istiyorum. Spor, partiler ve siyaset üstüdür. Kutuplaşmaya, gerilime ve şiddete asla izin vermez. Yapılan sporların tamamı, bir oyundan ibarettir. Konulan kurallar, zaten hiçbir olumsuzluğa izin vermez. Konu, sadece kuralların doğru uygulanabilmesindedir. Özünde; spor demek fair play demek, barış ve kardeşlik demektir.”

“YETER Kİ, SPORDAN SİYASETİ SONUNA KADAR TEMİZLEYELİM”

“Siyaset kurumları olarak, sporda bilgiye, birikime ve bilime olan inancı hep birlikte, topyekun arttırmak zorundayız” diyen İmamoğlu, “Olimpizm felsefesini, sporla ilgili her kurumun olmazsa olmaz anayasası haline getirmeliyiz. Türkiye, çok büyük bir ülke. Siyasetin sağladığı sınırsız olanaklar var. Bu olanakları, hep birlikte spor aracılığı ile gençlerimizi eğitecek, onların yaşamlarını sağlıklı ve tertemiz bir dünyaya dönüştürecek, engin deneyime sahip, birbirinden değerli kulüplerimiz var. Bu kulüplerin yaşamış olduğu borç problemlerini iyi analiz etmeliyiz. Finansal sorunlarını çözebilecek siyasi iradenin elinde birçok fırsatın olduğunu düşünüyorum. Yeter ki, spordan siyaseti sonuna kadar temizleyelim. Spor ve federasyonlar üzerindeki etkisini yok edelim. O zaman müdahale edilemeyen branşlarda olduğu gibi, nasıl dünya çapında yıldızlara sahip olabildiğimizi, yaratılan bu başarılarla vatandaşlarımızı nasıl mutlu edebildiğimizi göreceğiz. İBB olarak, olimpizm ve yaratmış olduğu değerlere yürekten inanıyoruz. Gerek İstanbul’umuz gerekse de Türkiye adına tüm kulüplerimizle birlikte sporda yetenek havuzunu genişletecek bir branş çeşitliliği ile ülkenin en geniş ve zengin olimpik ve paralimpik sporcu altyapısını oluşturmaya, öncü olmaya, liderlik yapmaya kararlıyız ve emin adımlarla yürüyeceğiz.”

“NELER YAPTIK?”

İmamoğlu, yaklaşık 5 yıllık görev sürelerinde, spor konusunda yaptıkları icraatları şöyle özetledi:

  • Türkiye’nin ilk ‘Spor Master Planı’ yapıldı. İBB Spor tesisinin olmadığı 13 ilçede 6’sına tesisler yapılarak bu sayı 7’ye indirildi. Kalan 7 ilçe için projeler hazır. İBB’nin ilk atletizm pisti, Maltepe dolgu alanında hizmete açıldı. Gaziosmanpaşa’da İBB Halit Kıvanç Şehir Stadyumu, Sultanbeyli 100. Yıl Spor Kompleksi, Arnavutköy Yaşam Merkezi, Yedikule Spor Tesisi, Bayrampaşa Spor Kompleksi İstanbul’a kazandırıldı. Haliç’te su sporları merkezi açıldı. Zeytinburnu ve Kartal’da, kent tarihinde bir ilk olarak, ‘engelsiz spor parkları’ yapıldı.
  • İBB spor tesislerinde, 2019’da, 6.3 milyon seans hizmet üretebilen tesisler, yeni dönemde seans sayısını, yüzde 72 artışla 10.8 milyona çıkardı. Bu seanslardan, okullarında spor salonu olmayan öğrenciler de yararlandırıldı. 39 ilçede park, bahçe, meydanlar ve Şehir Hatları seferlerinde de dahil olmak üzere, 350’yi aşkın noktada, sabah saatlerinde, eğitmenler eşliğinde, açık hava egzersizleri başladı. Bisiklet turları ile Tarihi Yarımada, bisiklet severlerin kullanımına açıldı.
  • Yılda 5000’den fazla çocuk, İBB’nin doğa kamplarından yararlandı. Spor salonu olmayan 3 ilkokul, 14 ortaokul ve 19 lise olmak üzere, toplam 36 okula spor salonu kazandırıldı. Önceki dönemde, okullarda sadece sporun 7 branşında, 15 bin çocuğa eğitim verilirken, yeni dönemde bu rakam, satranç dahil 20 branş ve 120 bin öğrenciye çıkarıldı. Futbol branşına, kız futbol takımı eklendi. İBB spor tesislerinden faydalanan öğrencilerden 528’i, farklı spor kulüplerine transfer oldu ve büyük bölümü 2036 olimpiyatlarına hazırlanmaya şimdiden başladı.
  • Spor İstanbul, Türkiye’de ilk e-spor okulunu açtı. Aralık 2021’de açılan OGEM (Oyun Geliştirme Merkezi) ile e-spor alanında ilk kuluçka merkezi, Mayıs 2023’te ise ilk E-Spor Merkezi açılmış oldu. E-spor Olimpiyatları olarak adlandırılan, Global E-spor Oyunları’nın 2.’si 2022 yılında İstanbul’a getirildi. 66 ülkenin e-spor oyuncuları ve federasyonları, Türkiye’de ağırlandı.
  • 83 yıldır yapılmayan Ulugazi Yağlı Güreşleri tekrar İstanbullularla buluşturuldu. 2021 yılında “Yürü Be İstanbul”u uygulaması kent hayatına dahil edildi. Bu uygulama ile  500 bine yakın İstanbullu, 30 milyarın üzerinde adım attı ve adımları karşılığında ödüller kazandı. Bu sayede, İstanbul’un fiziksel aktivite oranı yüzde 13’ten, yüzde 30’a çıkarıldı.
  • İBB Spor Kulübü’nün 34 yıllık tarihinde ilk kez; atletizm, jimnastik, halter, buz hokeyi ve güreş branşlarında kadın şubeleri kuruldu. Engelli sporculara yönelik; judo, atıcılık, atletizm, tekvando, kürek, kano ve binicilik branşları, son beş yılda İBB Spor bünyesine eklendi.
  • Sporda gerçekleştirilen atılımların sonucu olarak, çok sayıda uluslararası başarıya imza atıldı. İBB Spor, 2020 Tokyo Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları’na toplam 21 sporcuyla katılarak, bu anlamda tarihinin en yüksek sayısına ulaştı. Para okçulukta Bülent Korkmaz, İBB Spor’a, tarihindeki ilk paralimpik madalyasını kazandırdı. İBB Spor Kulübü sporcuları, 2023 yılında, tüm kategorilerde 9 dünya şampiyonluğu, 4 dünya ikinciliği ve 9 dünya üçüncülüğü elde etti. İBB Spor oyuncuları, yeni dönemde Türkiye’ye; 830 Altın, 591 gümüş ve 703 bronz madalya olmak üzere, toplam 2.124 madalya kazandırdı.
  • İstanbul Maratonu, dünyada pandemi döneminde ertelenmeyen tek maraton oldu ve alınan önlemler ile dünyaya örnek gösterildi. İstanbul Maratonu’na dünyanın her yerinden katılım, son 4 yılda, yaklaşık 90 bin rakamına ulaştı. 45 yıldır maratonu ve 35 yıldır boğaz geçişi yüzme yarışı olan İstanbul’a, Cumhuriyet’in 100. yılında uluslararası bisiklet yarışı “Tour of İstanbul” kazandırıldı. Bu sene, Haliç Uluslararası Kürek yarışlarının 4’cüsünü düzenlenecek.
  • İstanbul Yarı Maratonu’nda katılım yüzde 70 arttırıldı. Bu yarış ile 2021 yılında, Türkiye topraklarında bugüne kadar kırılmış ilk atletizm dünya rekoruna ev sahipliği yapıldı.  Maraton ve yarı maratonda düzenlenen ‘yardımseverlik koşuları’ ile 90 sivil toplum kuruluşunun, 144 milyon TL bağış almasına aracılık yapıldı.
  • 2019’da İBB’ye bağlı 51 spor tesisimiz varken, yeni dönemde bu sayı, 19 yeni tesis ile 70’e çıkarıldı. Temeli atılıp, yapımları devam eden tesis sayısı ise, 13. Baştan aşağı yenilenen Cemal Kamacı Spor Kompleksi ile İstanbul’un ilk erişilebilirlik belgesine sahip spor kompleksi açıld.

“NELER YAPACAĞIZ”

İmamoğlu, sunumunun “Yapacaklarımız” başlığının altını ise şu 10 proje ile doldurdu:

AVRUPA OYUNLARI

“İlk kısa dönemli hedefimiz; Avrupa Oyunları’nı 2027 yılında İstanbul’a getirmek olacak. Tamamladığımız projeler ve organizasyon kapasitemizle İstanbul, Avrupa Oyunları’na hazır. Yaklaşık 25 branşta, 48 ülke ve 6.000 sporcuyu misafir edeceğimiz Avrupa Oyunları için gerekli girişimlerimizi son hızla sürdürüyoruz. Hatta size bir güzel müjde vereyim. Her ne kadar bu ülkenin bazı spor yöneticilerinin baskısı ve durdurma girişimleriyle karşı karşıya olsak da inanın bu sürece dair, sporda da bunu yaşamanın keyifsizliğini dönem dönem hissettim ama bu anlamda biz, her noktadaki direncimizi de burada ortaya koyarak, çabamızı samimi bir şekilde gerçek spor insanlarıyla mücadelemize ortak vererek, inşallah göreceksiniz; Avrupa Olimpiyat Komiteleri Başkanı ve Türkiye Milli Olimpiyat Komiteleri Başkanları ile beraber, 2027 Avrupa Oyunları’nın ilk imzasını kısa sürede atacağız. Ve bu kıymetli organizasyonu, İstanbul’umuza hep birlikte kazandırmanın, müjdesini sizlere vereceğiz. Sadece İstanbul değil, Türkiye açısından çok önemli bir etkinliğe imza atmış olacağız. Avrupa Oyunları, bugüne kadar çok sporlu etkinliklere ev sahipliği yapamamış İstanbul için bir ilk olacaktır. Bu deneyim, İstanbul’un bu ölçekteki organizasyonlara yapacağı başvurular için de önemli bir referans olacaktır. Bunların başında da kuşkusuz, olimpik ve paralimpik oyunlar geliyor.”

2036 İSTANBUL OLİMPİK VE PARALİMPİK OYUNLARI

“Daha önce yaptığı 5 başvurudan sonuç alamayan İstanbul’a, özlemini çektiği olimpiyat oyunlarını biz getireceğiz. Bu oyunları, sadece ekonomik boyutuyla veya sadece bir prestij meselesi olarak görmüyoruz. Bizim için daha önemli olan, sporun birleştirici ve iyileştirici gücüdür. Olimpiyat ruhu ile sporun dostluk, barış ve kardeşlik yüzünü dünyaya en iyi göstereceği kent, şüphesiz 3 imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul’dur. Ekonomik boyutuyla ilgili de kimsenin en ufak bir endişesi olmasın. İstanbul’a spor tesisleri anlamında yapılacak her yatırımı, kayıp değil, kazanç olarak görüyoruz. İstanbul’un tek bir kuruşunu, atıl kalacak tesislerde asla heba etmeyeceğiz. Üstelik hem esnafımıza hem turizm sektörümüze kısa, orta ve uzun vadede büyük bir ekonomik gelir artışı sağlayacağımızdan da eminiz. Organizasyonlar esnasında, sadece spor turizmi ile yüzde 70’lere varan bir artıştan bahsediyorum. Ayrıca, dünyanın dört bir yanından en fazla izlenen spor organizasyonu olan olimpiyatların, ülkemizin ve İstanbul’un tanıtımında çok önemli bir katkısı olacaktır. İstanbul’un ihtiyacı olan, uzun yıllar kullanabileceği, sporcu yetiştireceği spor tesislerini İstanbul’a kazandırarak, İstanbul’u olimpiyatlara, paralimpik oyunlara hep birlikte hazırlayacağız. En az olimpik ve paralimpik oyunların İstanbul’a gelmesi kadar, belki de bundan daha önemli olan, olimpiyatlara sporcu yetiştirebilme meselesidir. Başakşehir’de hayata geçireceğimiz, Olimpik ve Paralimpik Sporcu Merkezi projesi ile hem uluslararası müsabakalara uygun tesisler elde edeceğiz hem de bu tesislerde yaz-kış demeden, farklı branşlarda sporcular yetiştireceğiz. Burası, tam teşekküllü, dünyanın en önemli eğitim kampüslerinden biri olacak.”

12 ÇOK AMAÇLI SPOR KOMPLEKSİ

“Voleybolda ülkemizin son dönemde kazandığı önemli başarıları hepimiz biliyoruz. Kulüplerimizin bu başarılardaki payı çok kıymetli. Biz, bu başarıların artarak devam etmesi için, gerekli altyapı yatırımlarını ve tesisleri, sporcularımızın ve sporsever vatandaşlarımızın hizmetine sunmaya devam edeceğiz. Bunların birini Sarıyer ilçemize kazandıracağız. Yine Maltepe ilçemizde yapacağımız ‘Maltepe Arena’, basketbol ve voleybol müsabakaları için kullanılabilecek. İçinde çok amaçlı bir salon, tenis kortu, boks salonu, fuar alanı ve konser alanı bulunacak. İstanbul’da önemli eksiklerden biri de kuşkusuz kış sporlarına yönelik spor alanlarında yaşanıyor. Ümraniye ilçemizde yapacağımız Buz Sporları Merkezi ile bu önemli eksikliğin giderilmesine yönelik önemli bir adım atmış olacağız. Planladığımız bir diğer buz sporları merkezini ise, Silivri’de hayata geçireceğiz. İstinye Spor Kompleksi, tüm İstanbul’a hizmet edecek nitelikte bir tesis. İçerisinde koşu ve atletizm pisti, karting pisti, olimpik yüzme ve su sporları yapısı, basketbol ve tenis sahaları, otoparkları ve yürüyüş yollarıyla dört dörtlük bir tesisi İstanbul’a kazandıracağız. Tuzla Aydınlı Spor Kompleksi, Çekmeköy Spor ve Yaşam Merkezi, Bağcılar Ebubekir Spor Merkezi, Küçükçekmece Atakent İBB Spor Kompleksi, Büyükçekmece Pınartepe Spor Merkezi, Esenyurt Yüzme Havuzu, Beşiktaş Levazım Yüzme Havuzu ile İstanbul’un dört bir yanında spor olanaklarını eşitleyeceğiz.”

7 SEMT SPOR MERKEZİ

“İstanbul’umuza başarıları ile değer katan amatör spor kulüplerimizi desteklemeyi çok önemsiyoruz. İstanbul Güreş İhtisas Kulübü (İGİK), 100 yılı aşkın süredir çok önemli başarılar kazanmış ve Türk modern güreş sporunun gelişimine büyük katkılar sağlamış bir kulübümüzdür. Çağdaş çalışma koşullarla donatacağımız, yeni İstanbul Güreş Kulübü binası, kulübün kurumsal kimliğini geleceğe taşıyarak, örnek bir spor tesisi olacak. Üsküdar Küçüksu Spor Salonu, Sancaktepe Safa Tepesi Spor Tesisi, Bahçelievler Koca Sinan Spor Tesisi, Ataşehir İçerenköy Spor Tesisi, Şişli Kuştepe Zeminaltı Otopark ve Spor Tesisi, Kartal Cevizlik Komşuluk Meydanı projelerimizde yer alan spor alanları ile birlikte, amatör spor kulüplerimizin tesis ihtiyaçlarını önemli oranda karşılayacağız.”

JİMNASTİK VE ATLETİZM

“Beylikdüzü atletizm pistimizi tamamladığımızda, İstanbul, uluslararası standartlara ve müsabakalara uygun bir atletizm pistine kavuşmuş olacak. Atletizm pistlerimiz için, Başakşehir ve Eyüpsultan’da da yerlerimizi belirledik, projelerimiz hazır. Önümüzdeki dönemde hızla hayata geçireceğiz. Yine İstanbul’un ihtiyaçlarını gözeterek, Pendik Kurtköy’de Uluslararası Jimnastik Salonu Projemizin onaylarını aldık. En kısa süre içerisinde ihalesini yapıp uygulamaya geçireceğiz.”

SU SPORLARI

“Maltepe’de projesi hazır, izinleri alınmış su sporları merkezimizi de hızlıca hayata geçireceğiz. Mini su sporları tesislerimiz ile denizle temas etmeyen vatandaşımız kalmayacak. 7 tesisimizin yeri belli. Hedefimiz; 15 ilçede, 21 mini su sporları merkezini tamamlamak.”

REKREATİF SPOR

“Kentsel tasarım için çok önemli bir alan. Göreve geldiğimiz günden bu yana, sporun sokağımızda, mahallemizde, sahillerimizde, parklarımızda yapılabilmesi için tüm halkın erişebileceği imkanları yaratmaya çalıştık ve çalışmaya devam edeceğiz. Yaşam Vadileri ve Doğal Yaşam Parkları’nda 210 kilometre olmak üzere, İstanbul genelinde, toplam 1.050 kilometre bisiklet yollarını yapacağız. Ayrıca her ilçemize açık ve kapalı tenis kortu, halı saha, basketbol ve voleybol sahası olmak üzere, toplamda 1000 tesisi İstanbul’a kazandıracağız.”

SPOR SALONSUZ OKUL KALMAYACAK

“Spor salonu ihtiyacı bulunan 115 okulumuz için spor salonlarımız yolda. Bu tesisleri tamamladığımızda, İstanbul, tam anlamıyla bir spor kentine dönüşecek. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dilediği gibi, İstanbul; zeki, çevik ve ahlaklı sporcuların yetiştiği bir kent haline gelecek.”

SPOR OKULLARI

“İlk ve ortaöğretimde bulunan 250.000 öğrenciye, 20 branşta ücretsiz spor eğitimi vereceğiz. E-spor kulübü açılacak. Okullar arası turnuvalar düzenlenerek, e-spor ligi oluşturacağız. Bu spor okullarımız, İstanbul kulüpleri için de bir sporcu fabrikası olarak hizmet vermeye devam edecek.”

HER YERDE SPOR

“İstanbul genelinde 1000 noktada, 390 profesyonel eğitmen eşliğinde, ücretsiz açık hava spor etkinlikleri ve gezici spor ekipleri ile her mahallede, yaşlılara özel spor programları düzenleyeceğiz. Biz bu altyapı yatırımlarını gerçekleştirdiğimizde, sadece olimpik ve paralimpik oyunlara değil, inanıyorum ki çok sayıda ve çeşitlilikte ulusal ve uluslararası organizasyona ev sahipliği yapacağız. Tesislerimizde yetişen sporcularımız, katıldıkları müsabakalarda, ülkemizi ve kentimizi gururla temsil ederek, bizi onurlandıracaklar.”

“Atamızın ‘Bedeni idman, fikri idmanla muvazi olmalıdır’ sözünü hiç unutmadım” diyen İmamoğlu, sunumunu şu sözlerle tamamladı:

“Çocuklara ve gençlere, en önemli kentli hakları olan ‘spor hakkı”nı vermek ve İstanbul’u olimpik ve paralimpik sporların kenti yapmak için ve bu yolda kararlı bir şekilde, hiç durmadan yol yürüyeceğiz. İstanbul’da, başta çocuklar ve gençlerimiz olmak üzere, tüm vatandaşlarımız hayatın her anında, bulundukları yerde spor olanaklarına adil bir biçimde erişebilecekler. Avrupa’nın en genç ülkesi olmamıza rağmen, obezite ve tip2 diyabette ne yazık ki, birinci sıradayız. Avrupa’nın hasta ülkesi olmamız, asla kabul edilemez. Uzun yıllar boyunca spor yapmış ve sporun hem bedene hem zihne hem de hayatın her alanında olağanüstü katkılarını yaşamış birisi olarak, ben kabul edemem. İstanbul’da bir çocuğun bundan mahrum kalmasına, vicdanen asla müsaade edemem. Bu yolda kendimi bir nefer olarak görüyorum. Spor alışkanlığı, bu hastalıkların en temel ve en ucuz ilacıdır. Kentimizde bütün bu dönüşümleri başaracağız. Hep birlikte, ailelerimizle, eğitim kurumlarımızla kulüplerimizle ve belediyelerimizle başaracağız. Böylece sağlık harcamalarımız azalacak ve gençlerimiz kötü alışkanlıklardan uzaklaşacak. Böylece, daha sağlıklı ve mutlu bir İstanbul hedefine hep birlikte ulaşacağız. Bu ayrıca, toplumsal huzur, toplumsal birliktelik projesinin de en önemli aşamasıdır.”

“İstanbul, diğer bütün alanlarda olduğu gibi, sporda da büyük hedeflere, ancak bir zihniyet değişimiyle ulaşabilir.  Bu nedenle, 2019’dan bu yana İstanbul’u; sorunları bütüncül bir yaklaşımla, bilimsel bir gözle ele alan, kent yönetiminin merkezine insanı koyan, yeni bir anlayışla yönetiyoruz. Kent yönetimini, deyim yerindeyse, bireysel bir spor gibi değil, bir takım oyunu olarak gören ve o takımı 16 milyon İstanbullu olarak tanımlayan bir anlayıştır bu. Biz; icraatçı, halkçı, yatırımcı ve demokrat yönetim anlayışıyla, her geçen gün İstanbul’a daha fazla değer katıyoruz. İstanbul adına hedeflerimizi büyütmeye ve bu hedeflere doğru daha hızlı, daha güçlü adımlarla yürümeye odaklanmış durumdayız. İstanbul’u sadece yatırımlarla da dönüştürmüyoruz. Aynı zamanda bu şehirde zihniyeti değişimine de öncü oluyoruz. Çünkü İstanbul, küresel ölçekte de büyük bir iddia taşıyor. Bunu hem hak ediyor hem de bunu başaracak kaynaklara sahip bir şehirdir. İstanbul, küresel ölçekte çok daha ileri noktalara erişebilmek ve içinde yaşayan vatandaşlara daha yüksek bir yaşam kalitesi sunabilmek için mutlak dönüşmelidir. Bu aziz kentin dönüşümü, ülkemizin de dönüşümü demektir.”

“O yüzden azmimiz ve kararlılığımız yüksek. Enerjimiz ve inancımız tam. Kondisyon ve dayanıklılık olarak, moral ve motivasyon olarak en üst seviyedeyiz. Bizden daha hızlı koşacak birisini, biz tanımıyoruz. Koşumuzu gerekirse bir gibi kısa mesafe, gerekirse 42 bin 195 metre bir maraton koşucusu gibi yapar, sonuca erişmekte asla geri durmayız. Sözlerime son verirken, hepinize bir kez daha teşekkür ediyorum. Bundan sadece 11 gün sonra, büyük bir karar vereceğiz. O karar, bu şehri ve bu şehrin kaynaklarını sadece şu kişi veya bu kişi yönetsin kararı değildir. Bu karar, bu şehrin geleceğinin nasıl olmasını istediğimize ait, değerli bir karardır. İstanbul’da başlattığımız bu büyük dönüşüme, daha büyük bir güçle devam edebilmemiz için, bu aziz şehirde başlattığımız büyük hizmet, icraat ve yatırım dönemi devam etsin’ diyoruz. Onun için spora, sporculara, spor insanlarına, herkese ‘Haydi İstanbul, tam yol ileri’ diyoruz.”

GAZETECİLERİN SORULARINI YANITLADI: “SAYIN KURUM’A BİR ROL VERMİŞLER, O DA OYNUYOR”

İmamoğlu, sunumun ardından, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da yanıtladı. İmamoğlu’na sorulan sorular ve İBB Başkanı’nın bu sorulara verdiği yanıtlar şunlar oldu:

  • Rakibiniz Murat Kurum, “Kanal İstanbul’u Cumhurbaşkanı’nın talep etmesi halinde ‘Önceliğimiz başka konular diyebilirim’ dedi. ‘Gündemimizde yok’ diyor ısrarla, ama bir yandan da ihaleler sürüyor. Bir haftada 10 milyar liralık ihale yapıldığı haberleri var. Ne söyleyeceksiniz?

“Zaten Sayın Kurum, baştan herhalde kendisine bir cümle verilmiş ve o cümleyi kurdu. Kurdu ve başına dert aldı. Yani ‘İstanbul’un gündeminde olmayan, benim de gündemimde olmaz.’ Muğlak, garip, anlamlı olmayan bir cümle. Baştan belki bunu kurmasaydı, bugün bu zor duruma düşmezdi. Çünkü, kendi il başkanı, kendisini yalanlıyor. Zaten bakanı ve diğer yetkilileri tam gaz işe devam ediyorlar. Yani tabiri caizse, adayın ne dediğini ne demediğini umursayan bir durum, orada yok. İstanbullu bunu görüyor. Bunun bir aldatmaca olduğunu, bunun kötü bir oyun olduğunu, kendisine verilen rolü oynamaya çalıştığını görüyor. Be bu, aldatan bir durum. Yani bu kadar net. Toplumu aldatıyor. Bu işin… Yani düşünsenize; ‘o işte belediyeyi söylemiştir, belediyenin projesi değildir.’ Efendime söyleyeyim, ‘bakanlığın projesidir…’ Yani kelime oyunu yapıyorlar ya. Niye çıkıp demiyorsunuz ki mertçe, ‘Kanal İstanbul’u biz istiyoruz. Kanal İstanbul, İstanbul’u, Türkiye’yi şahlandıracak.’ İki sene önceki cümlelerinizi niye kurmuyorsunuz? Milleti aldatmak için kurmuyorlar. Çünkü, toplumun buna karşı olduğunu, ‘10 bin lira emekli maaşından 1 lira arttıramayız’ derken bile, insanlara, ‘Bütçeye yük olur’ derken, onun yükünün 5-10 katı kadar para harcanacak bir projeyi yapmaktan geri durmuyorlar. Çünkü, yine hala dertleri bir avuç insanın cebi. Ama o bir avuç insan bu ülke sınırlarında ama o bir avuç insan başka coğrafyada. Ben onu bilmem. Ama bu, İstanbul’un sonu olacak olan bir projedir. Bunu biliyorlar. Toplumun buna karşı olduğunu biliyorlar. Ve Sayın Kurum’a bir rol vermişler. O da oynuyor işte, zaman geçiriyor. Ama öbür taraftan ihaleler yürüyor, öbür taraftan işine bakıyorlar. 1 Nisan’dan sonra, ülkenin Kanal İstanbul ve buna benzer tehditlerden kurtulması için ve emeklinin, işçinin derdinin dert edinmesi için, faizleri, enflasyonu dert edinmesi için, bu seçimden çok büyük bir farkla mağlup olması lazım bu iktidarın ki; kendine gelsin. Yoksa Allah korusun bu şehri. Ülkenin insanlarını, işçisini, 3600 ek göstergeyi bekleyenleri, atama bekleyen öğretmenleri Allah korusun. O bakımdan İstanbul başta olmak üzere, çok büyük bir farkla bu hükümetin ders alması gerekiyor. İnşallah öyle de olacak.

“İNSANLARI YOKSULLAŞTIRARAK, OYLARINA MAHKUM ETME ANLAYIŞI, POLİTİKASI, ONLARI MUTLU EDER”

  • Rakibinizin dün gece katıldığı bir televizyon programında, bu ekonomik eleştirilerinizle ilgili sizi de hedef alan bir açıklaması oldu. ‘Muhalefet, sürekli ekonomik gündemde siyaset yapıyor, ama biz yerel seçimlerde ekonomiyi oylamayacağız’ dedi…

“Bakın; bizim ortaya koyduğumuz tematik sunumlar, koyduğumuz vaatler, yaptıklarımız. Yüzde 90’ı bunlar. Yaptığımız işleri anlatıyoruz, projeleri anlatıyoruz. Ama yani biz, eğer yoksullukla mücadeleyi, görünen görünmeyen paylarıyla, bütçede yüzde 20’lere kadar tırmandırdıysak, bunun sebebi hükümetin ekonomiyi perişan etmesi, insanları yoksullaştırması. Yani dar gelirli… ‘Dar gelirli’ diyemiyoruz artık. Gelirsiz bir topluma döndü yani. Düşünsenize; Kent Lokantası, bu şehir için ödüle dönüştü. Ben, bununla gurur duymuyorum. Yani bir şehirde yani yüz tane kent lokantası açsak yetmez duygusu, beni mutlu etmiyor ki. Ben mutsuz oluyorum. Benim insanımın yoksulluğu beni mutsuz eder. Ama onları… İnsanları yoksullaştırarak, oylarına mahkum etme anlayışı, politikası, onları mutlu eder. Sayın Kurum, herhalde toplumun yoksulluğunun farkında değil. Toplumun yoksulluğuyla ilgili konuşamaz. Çünkü, hükümet diyor ki, ‘Sus bakalım, ne diyorsun sen? Emeklilerle ilgili sakın bir şey konuşma. Kent Lokantasını kötüle. Bursları, yurtları kötüle.’ Niye? Çünkü o, aslında bizim toplumun yoksulluğuyla mücadelede ortaya koyduğumuz politikalar, projeler. Onları bile söyleyemez. Başından beri söylediğim gibi; talimatla İstanbul yönetilemez.  Talimat mekanizmasıyla adaylaşan, talimat mekanizmasıyla yarın seçimi kazandığında İstanbul’un yönetilmesi demek, İstanbul’un sonu demek, faciası demek. Şişli’nin göbeğine diktiği imzalarla, kuleler demek. Başka yere bir akşamda yeni imarlar çıkartmak demek. Boğaz’ın kıyısında bir kulübeyi korumak için hamle yapan bir bakanın, İstanbul’a dair neler yapabileceğini varın düşünün tabii. Bütün bunları tasavvur etmesi lazım İstanbulluların. Ben, tabii ki kentin yoksulluğunu konuşacağım. Ben konuşmuyorum ki, toplum konuşuyorum. Ben pazara giriyorum; o giremez ki. Esnafa gidiyorum; gidemez ki. Emeklilerin kahvesine giriyorum; giremez ki. Düşünülmüş, taşınılmış parti topluluklarına konuşur sadece.”

“ÖNÜNE NE KOYULURSA, ONU OKUYOR”

  • Sayın Kurum, katıldığı yayında, İBB’nin 7 yedi milyar dolar kaynağının olduğunu belirtti. Ve ‘Eğer biz çalıştırmadıysak, engel olduysak, 7 milyar dolar kaynak nerede’ dedi. Ne diyeceksiniz?

“Sayın Kurum’un, ne yazık ki çok küçük seviyede ekonomik bilgisi olduğunu düşünüyorum. Önüne ne koyulursa, onu okuyor. Ne İstanbul’un kaynaklarına dair bilgisi var… Ve bugün TOKİ mağdurlarını nasıl mağdur ettiyse, 1-2 milyon lira diye daireleri satıp, şimdi artık o daireleri 70-80 milyon liraya varan, ileriye dönük ödemelerin yapılması zorunda bıraktıysa; o 7 milyar dolar vesaire ettiği laflar da o kadar dikkate alınmayacak raflar.”

“CÜMLENİN KÖTÜLÜĞÜNE BAKAR MISINIZ?”

  • Dün Arnavutköy metrosunun açılışına katıldı kendisi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da uzaktan bir bağlandı. Orada Murat Kurum ve bakana bir uyarısı vardı. ‘Sahip çıkın malınıza. Malınız eğer sahip çıkmazsanız, bu adamlar sahip çıkıyor’ diye bir uyarısı oldu. Siz ne söylemek istersiniz?

“Cümlenin kötülüğüne bakar mısınız? ‘Sahip çıkın malınıza!’ Kimin malı. Kafa bu. Ne demek istiyor biliyor musunuz? ‘Benim malım, partinin malı, ona sahip çıkın!’ Biz de ne diyoruz? Milletin malı. Milletin malı bu. Yani metro da milletin malı. Bizim metro da onun metro da. Lafa bakar mısınız? E bir bu kalmıştı. Herhalde bu seçimden sonra, bu U yazan metrolara güvenlik şefi olarak atar Sayın Kurum’u; ne diyeyim?”

“İSTANBUL’UN İLÇELERİNİ BİLMEYEN, BENİMLE NE KONUŞACAK?”

  • Sayın Kurum, ‘Rakibinizle karşı karşıya gelir misiniz’ sorusuna şöyle cevap verdi: ‘İstanbul’u benimle konuşamaz. Sorunlarından haberi yok’ dedi.

“İstanbul’un ilçelerini bilmeyen, benimle ne konuşacak? E gelsin konuşalım. Mesela kanalı konuşalım. Neyine karşı? nasıl karşılıyor? Gelsin, konuşalım. Buyursun.”

  • Siz bir tanımlama yapmıştınız Pendik’te, ‘17+1’ diye. Murat Kurum da bakanların sahaya çıkmasıyla ilgili, ‘Çatlasa da patlasa da biz devletimizin imkanlarıyla, milletimiz için çalışmaya devam edeceğiz’ dedi…

“Milletimiz için! Neyse, bizim birçok sözümüzü kopyalıyor. Alıp alabileceği en büyük hayat dersini, benimle yürüttüğü bu kampanyada elde etmiş oldu. Hani onun seviyesi için nereye erişti bilemem ama hayata dair çok şey öğrendiğini düşünüyorum. Allah yardımcısı olsun.”

Example HTML page

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir