İmamoğlu’ndan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yanlışlık yanıtı: Kendi kazanırsa demokrasi milli irade; başkası kazanırsa yanlışlık!

Example HTML page

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Güngören Belediye Başkan adayı Yüksel Yalçın ile birlikte ilçe turu yaptı.

Güngören’de halkla buluşan İmamoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı, dün doğum gününde, benim için, ‘Bu şahıs, nasıl olduysa yanlışlıkla bu görevi aldı’ dedi” hatırlatmasında bulunan İmamoğlu, “Erdoğan’ın demokrasi anlayışı tam da bu. Kendi kazanırsa demokrasi, milli irade; başkası kazanırsa yanlışlık! Asıl mesele ne biliyor musunuz? Ülkemizde, 15 Temmuz 2016 gecesi tanklarla, tüfeklerle hain bir grup, milli iradeye el koymak istedi değil mi? Hatırlayın, 252 vatandaşımızı kaybettik. Onların direnciyle milletimiz, milli iradeye darbe yapılmasına karşı durdu. Darbe, sadece illa tankla, tüfekle olmaz. Darbe, iktidara hakim gücün, anayasal kurumları etkisi altına olmasıyla da olur. 6 Mayıs 2019’da ne yaptılar biliyor musunuz? Milli iradeye darbe yaptılar, darbe. Peki ne oldu biliyor musunuz? 15 Temmuz’da millet, darbecilere karşı nasıl karşı durduysa, 23 Haziran’da da 806 bin oy fark atarak, demokrasiye sahip çıktılar. İşin özü bu. 806 bin oy farkı olunca, hatırlayın Sayın Cumhurbaşkanı üç gün ortadan kayboldu. Bu 31 Mart’tan sonra ne olacak biliyor musun? En az iki hafta göremeyeceğiz onu. Herhalde iki hafta külliyeden çıkmaz” ifadelerini kullandı.

“Bu seçim, bu iktidarın kulağını, böyle az değil ama, asılarak çekme seçimi” diyen İmamoğlu, “Bu, köprüden son çıkış. Bakmayın sizi tehdit etmesine. Bizim milletimizi tehdit edecek kişi, anasının karnından doğmadı kardeşim. ‘Oy vermezseniz, size hizmet yapmam’ demesine hiç aldırış etmeyin. Tehdit ediyor. Niye biliyor musunuz? Söyleyeyim mi niye? Sözüm ona kürsüden sizi tehdit ediyor ya, ‘Oy vermezseniz hizmet yapmam’ diye niye tehdit ediyor biliyor musunuz? Sizden korkuyor, korkuyor. En çok korktuğu şey millet. Korktuğu için tehdit ediyor. Ey milletimiz; gücünüzün farkına varın” şeklinde konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Güngören Belediye Başkan adayı Yüksel Yalçın ile birlikte ilçe turu yaptı. İmamoğlu ve Yalçın, Güngören’de ilk olarak, Merter Sanayici ve İş İnsanları Derneği (MESİAD) üyeleriyle bir araya geldi. Dernek ziyaretinin ardından seçim otobüsüyle ilçe turuna başlayan İmamoğlu’na, eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu da eşlik etti. Vatandaşlar, Mehmet Nesih Özmen Mahallesi Zafer Caddesi ve bağlantı yollarında ilçe turu atıp, kendilerini selamlayan İmamoğlu ve Yalçın’a sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu çifti, Halkı selamlamanın ardından Merkez Mahallesi İkbal Sokak üzerindeki “Köyiçi Kebapçılar Bölgesi”nde esnaf ziyaretleri yaptı. Vatandaşlar, yoğun ilgi gösterdikleri İmamoğlu çiftiyle anı fotoğrafları çektirdi.

VATANDAŞLARIN KARŞISINA EŞİ DİLEK İMAMOĞLU İLE BİRLİKTE ÇIKTI: “GÜNGÖREN’İN BİZİM KALBİMİZDE ÖZEL BİR YERİ VAR”

İmamoğlu ve Yalçın, esnaf ziyaretinin ardından Merkez Mahallesi Kemaliye Sokak’ta halk buluşması gerçekleştirdi. Konuşma yapacağı otobüsün üstüne eşiyle birlikte çıkan İmamoğlu, alanı dolduran coşkulu kalabalığa, “90 yılından itibaren, yollarım Güngören’le kesişti. Güngören’de iş yerim oldu. Buradaki iş yerimizle birlikte insanlarımıza, burada ‘merhaba’ demeye başladım. Esnafıyla buluştum. Halkımızla buluştuk. Ama ofisim oldu ama lokantamda insanlara güzel, lezzetli yemekler sattım. İnşallah memnun etmişimdir lokantamıza misafir olan hemşehrilerimi. Çok güzel anılarım var. Açıkçası bir nebze de eşimle de Güngören’de tanıştım diyebilirim. Onun da abilerinin iş yeri Keresteciler Sitesi’nde. Derken aslında biz, hayat yolculuğuna bir nevi Güngören’den yola çıktık. Güngören’in bizim kalbimizde özel bir yeri var. Hala buralıyız. Bu ilçeden kendimizi hissediyoruz. Onun için sizler, benim çok can komşularımsınız. Sizler, benim can hemşehrilerimsiniz. İyi ki varsınız. Hepinizi çok seviyorum” sözleriyle seslendi.

“SOSYAL DESTEK ALAN HANE SAYISI 14 BİNİ GEÇTİ”

Güngören özelinde yaptıkları hizmetlerin detaylarını vatandaşlarla paylaşan İmamoğlu, “Bu dönemde yoksullukla mücadele ediyor insanlarımız. Emeklilerimizin durumu ortada. Dar gelirlilerin durumu ortada. Özellikle, hane halkının geliri, çok büyük oranda açlık sınırının altında. Biz de bu dönemde, bu sıkıntıyı, bu yokluğu gördük. Özellikle sosyal yardımları en üst seviyeye tırmandırdık. Ama bu şehirde, özellikle sosyal destek alan vatandaşlarımızın, hanelerimizin sayısı, neredeyse 14 bini geçti. Biliyorsunuz; İstanbul’da 100 bin öğrencimize bu sene üniversite bursu verdik. 7 bin 500 lira verdik. Seneye bu 100 bin gencimize vereceğimiz üniversite bursunu, 15 bin lira olarak ilan ettik. Aynı zamanda, eğer bir haneye tek emekli maaşı giriyorsa; o hane için yılda 10 bin lira pazar desteği vereceğiz. Emeklilerin de yanında olacağız, dar gelirlerinde yanında olacağız” bilgilerini paylaştı.

“25 SEMTTE, YERLERİ BELİRLENMİŞ 20 BİN YENİ KONUTUN YAPIMINA BAŞLAYACAĞIZ”

Kentsel dönüşüm konusuna özel önem verdiklerini vurgulayan İmamoğlu, bu kapsamda yapacakları destekleri şöyle sıraladı:

“Asla bu konuda oy avcılığı yapmadık. İnsanların duygularını istismar etmedik. Bu ciddi yaklaşımımızla, büyük bir atılım yaptık. Tüm riskli yapılara, sabit taksitli ödeme desteğini, bundan önce de sunduk, bundan sonra da sunmaya devam edeceğiz. Dar gelirli vatandaşlarımıza ait, 50 bin riskli konutun inşaat maliyetinin yüzde 60’ını, belediye olarak biz karşılayacağız kentsel dönüşümde. Yine 50 bin riskli konut için de dar gelirli emeklilerimize ait olan konutlarının inşaat maliyetini de eğer emekliyse, ona aitse ve dar gelirli sınıfındaysa, yüzde 65’ini yine İBB olarak, biz karşılayacağız. 25 semtte, yerleri belirlenmiş 20 bin yeni konutun yapımına başlayacağız. Bakın; biz size ‘650 bin konut yapacağız’ diyerek, sizi aldatmıyoruz. Yapılacak şeyi söylüyoruz. 40 semtte, 60 bin konutta eğer güçlendirme tercih ederek, yapılarını güçlendirmek isteyen vatandaşlarımız olursa, onların da güçlendirme süreçlerine destek olacağız. Kentsel dönüşüme giren vatandaşlarımızla sabit taksitlerle, 2 yıl vadeli faizsiz ödeme desteğini, İBB olarak biz sunacağız. Yine sadece ev sahiplerine değil, -bunu ilk biz başlattık- kiracılara da 7.000 lira ek kira desteği vereceğiz. Hem ev sahiplerine hem kiracılara destek vererek, kentsel dönüşümü hızlandıracağız. Ev sahibi ve kiracı olan tüm emeklilere, ayrı bir destek sunuyoruz. Onlara 9 bin lira olarak kira desteği vereceğiz.”

KURUM’A “TOZKOPARAN”I HATIRLATTI: “NE ALDANIRIZ NE ALDATIRIZ”

“Biz, bu göreve talip olan anlayıştan farklıyız” diyen İmamoğlu, “Gerçek ihtiyacı tespit eder, gerçek ihtiyaç üzerinden konuşuruz. Ne aldanırız ne aldatırız. Memleketin kurumunu, insanını mutlu etmek adına kaynaklarını seferber eden bir anlayışla hareket ederiz. Tozkoparan’da olduğu gibi, kentsel dönüşümle ilgili aldatanlardan farkımız, hakkaniyetle ve zamanında yapmamız. Bakın ne dediler? Hatırlayın. ‘Tozkoparan’da çok mutlular’ dediler. Biz, Tozkoparan’daki konuşan insanlara baktık. Seyrettim hatta bir televizyonda. Bir genç çıktı dedi ki, ‘Ben, burada AK Parti gençlik kollarını kurdum’ dedi. ‘Beni de aldattılar, pişmanım’ diye medyaya demeç verdi. Ben demedim. Orada, geçmişte kendilerine oy veren kişiler söyledi. Dolayısıyla, az önce dediğim gibi. Ne aldatan olacağız ne aldanan olacağız” şeklinde konuştu.

“GİTTİ PROJE, GELDİ POLEMİK”

Rakibi Murat Kurum’un, kampanyasına, “Polemikten uzak duracağım. Sadece projelerimi anlatacağım” iddiasıyla başladığını hatırlatan İmamoğlu, şunları söyledi: 

“Ben ona, ‘acemi aday’ diyorum. Kusura bakmasın. Bazen yüzümüzde acı da olsa bir tebessüm bırakmıyor değil. Fakat, tabii ben de sevindim. Dedim ki, ‘Ne güzel; çata çat, pata pat proje konuşacağız. Projelerimizi yarıştıracağız.’ Ama sevgili acemi aday, ne yazık ki sevincimi yarıda bıraktı, açık söyleyeyim. Projeci olduğunu anlatan sevgili acemi aday, biraz su kaynattı. Polemikleriyle gündeme geldi. Önce dedim ki, ‘Hadi bakalım seçimin fıtratında var. Bir der, iki der, sonra işine bakar.’ Ama ne mümkün? Gitti proje, geldi polemik! Polemik aşağıya, polemik yukarıya. Bakayım; dedim ki ne diyecek? 40 kere tekrarlanmış yalan ezberlerle, laflarla, beş yıldır bana yapıştırmaya çalıştıkları laflarla, bana polemik üzerinden sataşmaya gayret etti. Anladım ki işleri, güçleri polemik. ‘Olsun’ dedik, ‘Biz polemiği anlarız, dinleriz, cevabını veririz.’ Hayal kırıklığı yaşadım açıkçası.”

“ALLAH KONUŞTURUYOR”

“Davetiye” sürecinde yaşanan trajikomik durumları aktaran İmamoğlu, özetle şöyle konuştu:

“Bu komik duruma düşmelerine, bir yanıyla üzülüyorum. Açık söyleyeyim; bu acemi adaya İstanbul adaylığı, birkaç beden büyük geldi. Bunu anlatıyorum, çünkü bu acemiliğini resmetmek zorundayım ki, siz de bunu görün, anlayın. Vatandaş görsün, anlasın. Bu anlamda gerçekten kötü bir sınav veriyor. Keşke projeleri konuşsa, biz de projelerini dinlesek. Tabii yapamayacağı işleri vaat etme konusunda maharet gösteriyor, o ayrı. Ama bir başka konu daha var. Söyleyeyim onu da. İki konuda doğruyu söyledi. Bir tanesi, ‘Yüzde 87 Ekrem İmamoğlu projelerini yaptı’ dedi. Hatırlıyorsunuz değil mi? Bir doğrusu oydu. Bir de dedi ki, Allah vermesin, ‘Deprem bölgesine İstanbul koştu, deprem bölgesine yetişti’ dedi. ‘Dilim sürçtü’ diyor, ama Allah konuşturuyor. Allah konuşturuyor. Allah konuşturuyor.”

CUMHURBAŞKANI’NA “YANLIŞLIK” YANITI: “KENDİ KAZANIRSA DEMOKRASİ, MİLLİ İRADE; BAŞKASI KAZANIRSA YANLIŞLIK!”

“Sayın Cumhurbaşkanı, dün doğum gününde, benim için, ‘Bu şahıs, nasıl olduysa yanlışlıkla bu görevi aldı’ dedi. Şimdi söyleyeyim: Kendi seçim kazandı mı, onun adı, ‘milli irade sandığa yansıdı.’ Ama ben seçim kazandığımda, ne hikmetse birden adı ‘yanlışlık’ oldu. Yanlışlık koyduğu ifade, aslında bize bir başka mesaj veriyor. Erdoğan’ın demokrasi anlayışı tam da bu. Kendi kazanırsa demokrasi, milli irade; başkası kazanırsa yanlışlık! Bak ben size bir şey söyleyeyim. Şimdi asıl mesele ne biliyor musunuz? Ülkemizde, 15 Temmuz 2016 gecesi tanklarla, tüfeklerle hain bir grup, milli iradeye el koymak istedi değil mi? Hatırlayın. 252 vatandaşımızı kaybettik. Şehitlerimizi buradan rahmetle, minnetle anıyorum. Ne yazık ki canları yitirdik o akşam. Doğru mu? Hepsinin ruhu şad olsun. Onların direnciyle milletimiz, milli iradeye darbe yapılmasına karşı durdu. Doğru bu? Ben size bir şey söyleyeyim mi? Darbe, sadece illa tankla, tüfekle olmaz. Darbe, iktidara hakim gücün, anayasal kurumları etkisi altına olmasıyla da olur.”

“6 MAYIS 2019’DA NE YAPTILAR BİLİYOR MUSUNUZ? MİLLİ İRADEYE DARBE YAPTILAR”

“Ve 6 Mayıs 2019’u hatırlayın. 6 Mayıs 2019 akşamı, İstanbul’da, milli iradeye karşı adı konmamış bir darbe yapılmıştır, darbe. Seçimi iptal ettiler, seçimi. Sadece seçimi iptal etmediler. Ne dediler? ‘Sandıklarda 700 tane terörist var’ dediler. Doğru mu? Peki ne oldu sonunda? Kimse ceza almadı. Hani terörist? Hani terörist? Yok. Yani ne yaptılar? Yahu sırf bir seçimi başkası kazandı diye, yalan konuştular. Seçimi iptal ettirdiler. Milletin, demokrasiyle olan bağını koparmak istediler. Peki, ne dediler? ‘Oy çaldılar’ dediler. Dava bitti; oy çalan kimse yok. Öyle değil mi? Bize demokrasi nutukları atan o beyefendi ne dedi? Hatırlayın; ‘Sen 13 bin oyla İstanbul seçimini kazanacağını mı zannettin’ dediler. Doğru mu? 13 bin oyu beğenmedi. Ne dedi? Bir şey daha dedi. ‘Çaldılar ifadesi hukuki değil, ama siyasi bir ifadedir’ dedi. Yani anlayacağınız, 6 Mayıs 2019’da ne yaptılar biliyor musunuz? Milli iradeye darbe yaptılar, darbe. Peki ne oldu? Ne oldu biliyor musunuz? 15 Temmuz’da millet, darbecilere karşı nasıl karşı durduysa, 23 Haziran’da da 806 bin oy fark atarak, demokrasiye sahip çıktılar. İşin özü bu.”

“806 BİN OY FARKI OLUNCA 3 GÜN ORTADAN KAYBOLDU, 31 MART’TAN SONRA 2 HAFTA KÜLLİYEDEN ÇIKMAZ”

“806 bin oy farkı olunca, hatırlayın Sayın Cumhurbaşkanı üç gün ortadan kayboldu. Bu 31 Mart’tan sonra ne olacak biliyor musun? En az iki hafta göremeyeceğiz onu. Herhalde iki hafta külliyeden çıkmaz. Çünkü, bu millet yanlışlıklara, o tarz cinliklerine artık uyandı. Bu millet tecrübe kazandı. Sizin oyunlarınıza karşı bu millet, bağışıklık kazandı, bağışıklık. Bu millete yeni oyunlar kurma fikrini, aklınızdan çıkarın kardeşim. Bu millet, size bu fırsatı vermeyecek. Bu millet ne istiyor sizden biliyor musunuz? Çıkın, er meydanında bizimle mertçe güreşin kardeşim. Mertçe güreşin, gücünüz varsa. Yahu kardeşim, millet kimi seçerse, ondan sonra işine baksın. İşini ondan sorsun. Kim seçilirse, el üstünde tutulur. Tamam bir genel seçim yapıldı. Seçildin. İşine bak.”

“EN ÇOK DUAYI KREŞLERİMİZDEN, YURTLARDAN, BURSLARDAN ALIYORUZ”

“Türkiye’nin şu andaki sorunları ne kadar büyük, farkında mıyız? Mesela mülteci sorunu. Mülteci sorununu konuşuyor muyuz? Konuşmuyoruz. Daha yakın zamanda en çok bu tartışılırdı. Gencecik kızlarımız var orada. Pırlanta gibiler. Bak burada da kızlarımız var. Oğullarımız var. Bizim mülteci sorunu kadar, eğitim sorunumuz var, eğitim. Eğitimi berbat ettiler. Çocuklarımızın aklı karışık, gençlerimizin aklı karışık. Belki en çok duayı, kreşlerimizden alıyoruz. En çok duayı, verdiğimiz burslardan alıyoruz. Niye? Ekonomik olarak eğitim kötü etkilendi. Özel okullar çok zor durumda. Çocuklarını okullara yollayamıyor aileler. Eğitim sistemi, baştan sona arızalı. Doğru mu? Bakın onu da konuşamıyoruz. Başka bir şey; adalet sorunu var bu ülkede, adalet. Adalet yok bu ülkede. Adalet sorununu da konuşamıyoruz. Nüfus yaşlanıyor. Bakın bunun çok büyük etkilerini yaşayacağız. Bunu da konuşamıyoruz. İstanbul’da, en fazla vatandaşımızın konuştuğu konulardan bir tanesi de ne biliyor musunuz? Özellikle çocuklara, özellikle gençlere uyuşturucu meselesi, uyuşturucu. Doğru mu? Niye bu sorunları konuşamıyoruz. Bu sorunları niye çözmüyorsun? Niye biliyor musunuz? Bunları bastıran çok acı bir ekonomik krizle karşı karşıyayız da onun için. Üç haneli enflasyon, üç haneli.”

“YANI BAŞIMIZDA SAVAŞAN ÜLKELERDE BİLE…”

“Bakın; yanı başımızda savaş var. Hem insanların canına kıyılıyor Filistin’de hem kuzeyde savaş var. Bakın o savaş olan ülkelerde bile bu denli yoksulluk, bu denli üç haneli faiz, enflasyon konuşulmuyor. Ülkemizde, milletimizin cebindeki parası, pul oldu. Emeklimiz zor durumda. Dar gelirli zor durumda. Asgari ücret yetmiyor. Sen, bu milletin bu sorunlarını milletin bu sorunlarını çözmek yerine, ‘Ekrem İmamoğlu aşağıya, Ekrem İmamoğlu yukarıya.’ Doğru mu? Bu millet, 2023 yılının Mayıs ayında seni seçti. Ya işine baksana. Enflasyonu düzeltsene. Ekonomiyi düzeltsene. Yok, aklı fikri İstanbul’da. 2-3 hafta sonra sokak sokak, mahalle mahalle İstanbul’un ilçelerini gezerse, şaşırmam. Düştü artık pazarlara. Eminim her akşam beni rüyasında görüyordur. Bu millet sana şans verdi. Şansını iyi kullanmıyorsun hükümet. Şansınız iyi kullanmıyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanı. Ekonomiyi düzeltin. Aradan 10 ay geçti. Millet zor durumda. Bırakın bu seçimi, sandıkta kim kazanırsa, işini o yapsın İstanbul’da.”

“SİZE, HİÇBİR ZAMAN YAPAMAYACAĞIM İŞLERİ VADETMEDİM”

“Ben, hiçbir vatandaşımı bugüne kadar aldatmadım. Size, hiçbir zaman yapamayacağım işleri vadetmedim. Hep kalbi de aklı da sizin için çalışan ve sizlere açık bir insan oldum. Olmaya da devam edeceğim. Yaşınıza göre beni evladınız, yaşınıza göre beni kardeşiniz, yaşınıza göre beni abiniz olarak gördünüz. Bu benim için dünyanın en büyük zenginliği. Size çok inanarak bir şey söyleyeceğim? Bu seçim var ya, çok önemli bir seçim. Bu seçim, bu iktidarın kulağını, böyle az değil ama, asılarak çekme seçimi. Bu, köprüden son çıkış. Bakmayın sizi tehdit etmesine. Bizim milletimizi tehdit edecek kişi, anasının karnından doğmadı kardeşim. ‘Oy vermezseniz, size hizmet yapmam’ demesine hiç aldırış etmeyin. Tehdit ediyor. Niye biliyor musunuz? Söyleyeyim mi niye? Sözüm ona kürsüden sizi tehdit ediyor ya, ‘Oy vermezseniz hizmet yapmam’ diye niye tehdit ediyor biliyor musunuz? Sizden korkuyor, korkuyor. En çok korktuğu şey millet. Korktuğu için tehdit ediyor. Ey milletimiz; gücünüzün farkına varın.”

“ATOM KARINCA GİBİ ÇALIŞTIM KARDEŞİM”

“İstanbul, 2029 yılında bizi tercih etti. Doğru mu? Hep birlikte, büyük bir demokrasi şöleni yaşadık. Doğru mu? Bakın ne dedim? Ben çıktım, ‘Onları şaşırtacağım’ dedim. ‘18 günde deli ettim. 5 yıl onları deli edeceğim’ dedim. Atom karınca gibi çalıştım kardeşim. Atom karınca gibi çalıştım. Ne oldu? Korktu. O tarihe kadar tüm yatırımları durdurduğu İstanbul’da, başladı ufak tefek iş yapmaya. Ufak tefek iş yapmaya. Şimdi bak; Sirkeci-Kazlıçeşme trenini açtı mesela. Apar topar, ‘Açılışa yetiştirin’ diye kıyametleri koparttırdı. İnşallah yanlış bir iş yapmadılar. Neyse; gelir biz çözeriz. Onları da düzeltiriz. Dün anlatıyordu ya hani, ‘Oy vermeyene hizmet etmem’ diyei İstanbul, 2019’da onu dize getirdi. İstanbul, 2029’da bizi seçti. Onu ayılttı, kendine getirdi. Seni gidi seni. Sen demek bundan anlıyorsun öyle değil mi? Şimdi milletimizden istediğim şu: Eğer bu iktidarın ekonomiyle, eğitimle, mültecilerle ilgili sorunlarla ilgilenmesini istiyorsanız, milletçe bize oy vermelisiniz bize. Belki kendine gelir. Belki kendine gelir, biraz ayağa kalkar. Ekonominin farkına varır.”

“BEN ZATEN ÇOK FARK ATACAĞIM AMA, GELİN ŞU FARKI İKİYE, ÜÇE KATLAYALIM BE”

“Bunlar, her aldığı oyla daha fazla kibirleniyorlar. Bunlar, her oyla milleti daha fazla hor görüyor. Hatta inanın, biraz fazla oy alsınlar, bu seçimde daha fazla zam yapacaklar. Daha fazla zam. Millete daha büyük sıkıntı yaratacaklar. Onun için, ben zaten çok fark atacağım ama, gelin şu farkı ikiye, üçe katlayalım be, ikiye, üçe katlayalım. 31 Mart’ta yeni bir pencere açılsın İstanbul’da, Türkiye’de. Çok daha müreffeh, çok daha ılımlı, çok daha kavgasız, işiyle konuşulan, işiyle tartışılan, kim daha çok iş yaptıysa onun oy aldığı, onun daha güçlü olduğu bir Türkiye inşa edelim. Var mıyız Güngören. Ne yapacağız? Oy pusulasında İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’na mührü basacağız. Güngören’de Yüksel Yalçın’ın olduğu yere mührü basacağız. Tamam mı Güngören?”

“NEDİR YA? KRALLIKTA MI YAŞIYORUZ?”

“29 Ekim 1923’te Cumhuriyet kurulduğundan beri, Mustafa Kemal Atatürk fikri hür, vicdanı hür nesiller istedi bu ülkede. Onun için, koltuğa gelen haddini bilecek, haddini. Ben, İstanbul’un Belediye Başkanı isem, sadece sizi temsil ediyorum. Sizin paranızı ahlaklı, erdemli, her kuruşunu dikkatli harcayan, hesabını veren, asla bir kuruşuna bile zeval getirmeyen bir şekilde, şeffaf… Nedir ya? Krallıkta mı yaşıyoruz? Yok öyle bir şey. Şurada gördüğünüz güzel kızımız var ya, o güzel kızlarımız ne kadar hak sahibiyse, ben de o kadar hak sahibiyim. Şuradaki ablamız ne kadar, o beyaz yaşmaklı güzel ablamız ne kadar hak sahibiyse, ben de o kadar hak sahibiyim. Buradaki herkes en az benim kadar hak sahibi. Bu millete hakkını vermeye devam edeceğim kardeşim. Onun için İstanbul’da her şey çok güzel olacak. Allah’ın izniyle, her şey çok güzel olmaya devam edecek. Sizin duanızla, sizin gücünüzle, sizin o güler yüzünüzle tam yol ileri İstanbul, tam yol ileri.”

Example HTML page

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir