Günün yazısı;İstanbul, Aile, akraba, yozlaşma, cihat, beka

Bir Gün Gazetesinden ERK ACARER’in

Kaleme aldığı yazısında dikkat çektiği İBB Aile,akraba,yozlaşma,cihat,beka adlı yazıda değindiği noktalara şu ifadelerle yer verdi.

İktidar ve Saray, başta kabullenip sindirdiğini düşündüğümüz İstanbul seçiminin iptali için baskıyı artırıyor. 6 Mayıs Pazartesi günü Yüksek Seçim Kurulu (YSK) itirazlar için toplanıp, kısa sürede karar verecek. Sandık kurullarını konu alan 32 soruşturma ve 100’den fazla sandık kurulu başkanının ifadeye çağrılması AKP ile MHP’nin, yargıyı devreye soktuğunu gösteriyor. Yargı, iktidar aparatı, YSK gibi kurumların içleri ise ‘bugünler’ için boşaltıldı.

YSK 16 Nisan 2017’deki ‘sistem değişikliği referandumunda’ ve 24 Haziran 2018’deki ‘Başkanlık seçimlerinde’ ülke kaderini değiştiren büyük skandallara imza attı. İlkinde 2.5 milyon mühürsüz oyu geçerli saydı, ikincisinde ise seçimi, sayım devam ederken bitirdi. Kurumun hukukla bağı zayıf. Bu nedenle, anayasa, uluslararası içtihatlar, hukuk kuralları ve kendi içyapısına ilişkin normlara yapılan göndermeler havada kalıyor. AKP’nin, Türkiye’yi bıraktığı ‘Bi’şi oldu’ noktası, aynı zamanda siyasal İslamcının ikiyüzlülüğüne ve demokrasiyi ‘istendiği zaman inilebilen bir tren olarak görme’ anlayışına ait bir ifade biçimi. Ne yazık ki, siyasi iktidarın, boşluk kollayıp, toplumun reflekslerini ölçerek, dozunu giderek arttırdığı seçim yenileme iştahına tanık oluyoruz. ‘Bi’şi oldu’nun alt metni, aslında herkesin bildiği gibi “İstanbul’u veremeyiz” beyanı. Nedeni de sır değil. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) 2018 yılı ve öncesine ait faaliyet raporunda her şey apaçık görülüyor.

KAYIP NE?

Rapordaki rakamları toplayınca ortaya 847.592.858.27 TL’lik inanılmaz bir meblağ çıkıyor. Halka ait kaynakların, vakıf ve sivil toplum kuruluşları (STK) kılıfıyla kimlere savrulduğu anlaşılıyor. ‘Dağıtılan’ aynı zamanda iktidarın yapısını da tanımlıyor. Hesap ortada… Bu aslında; akraba ve aileyi büyüten, çağdışı fikirleri temsil eden, gerektiğinde neo-Osmanlı unsurları ile fetih fikri yayan, zaman zaman da fiili olarak yurtiçinde karşıtlarına fiili savaş veren bir aile şirketi. Somutlaştıralım…

>> Birinci derece

Belediye faaliyet raporuna göre Okçular Vakfı ve TÜRGEV’e giden paranın toplamı: 68 milyon TL.

>>Akrabalar

Raporda, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’ın mütevelli heyeti başkanı olduğu Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı’na da (T3) tam 41.3 milyon aktarılmış. Vakıf yapılan haberlere yayın yasağı getirtmekle kalmıyor. Resmi evrakı hiçe sayarak, “Bunlar hezeyandır” diyor.

>>‘Yoz değerlere’ yatırım

Taciz skandallarıyla gündeme gelen Ensar Vakfı’nın İBB bütçesinden aldığı pay da dudak uçuklatacak cinsten: 29.8 milyon.

>>Cinatçılara destek

İBB’nin ‘yatırımlarından’, biri İnsani Yardım Vakfı (İHH) benzeri Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı’na. Bu, yakın dönemde İdlib’de yıkılan binalar arasında fotoğraflar veren ve ‘insani malzemeler taşıyan’ bir kurum. n Beka dernekleri

İBB, darbe sonrasını da önemsiyor! “Şaibeli yapıların işlevi ne?” sorusu gündemde. Mesela, 15 Temmuz Derneği’ne aktarılan para, 7.7 milyon TL.

Hesaba göre AKP’nin ve ‘Aile A.Ş.’nin İstanbul üzerinden kaybı net:

>>Kaynaklar kesildi,

>>Yolsuzluklar ortaya döküldü,

>>Ensar Vakfı gibi zihniyetlere darbe vuruldu,

>>Cihadist ilişkilerin ortaya çıkma riski doğdu,

15 Temmuz, 16 Nisan ve 24 Haziran gibi kritik aşamalarda İBB üzerinden yapılan ‘organizasyonların’ deşifre ihtimalli oluştu.

İşte ‘olan şey’ tüm bunların kaygısıdır.

NE OLACAK?

  • En kritik soru. Seçimin tekrarı, öncelikle ‘AKP’nin artık hukuk devletini tanımadığının’ fiili olarak ilanı olur.
  • Kirli ilişkiler ve yolsuzluklar resmi şekilde kabul edilmiş, bundan sonrasına ilişkin mesaj verilmiş demektir: “İstediğimize, istediğimizi veririz.”
  • Yenilenen bir seçimi, normal koşullarda Ekrem İmamoğlu, bir kez daha ve ezerek kazanır. Ancak seçimin tekrarı, normal koşulların tam da bu nedenle ortadan kaldırılacağı anlamına gelir. Türkiye’nin 7 Haziran- 1 Kasım 2015 benzeri bir sürece sürükleneceği açıktır.

YSK de, AKP de boş işler peşinde. Belli olacak olan şu: Türkiye’de normalleşme mi tercih edilecek, yoksa çete uygulamaları ağırlaşarak mı sürecek?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir