Gözlem-Gürsel Karaca

gürsel-karaca
Bu Yazı Bir 19 Subat Yazısıdır
Yapraklara dallara
Yeşillere allara
Sudan bir bahaneyle aradım seni.
Sonra, sudan bahanelerle seni görmek istemek.
Oysa, sana bayrağı verdiğim o ilk gün görmüştüm seni!
Sudan bahaneler yaratıyordum sana.
Seni, sana bayrağı verdiğim o ilk gün görmüştüm.
Ve ben seni bir milyon kişinin içinde bulmuştum! Elinde o bayrak…
Pierre Loti’de içtiğimiz çayın sıcaklığında, bir sıcaklık vardı yüzünde.
Sıcaktın.
Saatlerce konuştuk memleket meselelerinden, dünyanın gidişatından, biraz senden, biraz benden. Sıcaktın.
Sıcacık bir dünyanın kapılarını araladın o gün. Ürkek güvercin halini sevmiştim senin.
Ürkek bir güvercin gibiydin insanların içinde.
sürekli bir tedirginlik hali! Oysa semt bizim aşk bizim kime ne!
Sıcaktın.
Dolmabahçe’de, masadan alel acele kalkıp içemediğimiz çay gibi.
Denize amors durup yüzüne cepheden bakmak gibi!
Bella’da Jacob’a az çektirmedi hani. Edward’ın peşinden sürüklendi gitti.
Jacob göklerde bir kartal gibi kanatlarını açarken Bella’ya kalkan olmak için, Edward’da Edward diye tutturdu kız!
Bella en sonunda çekti gitti Edward’ın peşinden. Jacob kala kaldı filmin Alacakaranlık’ında!
Sonra ne oldu bilmiyorum.
Bella Edward ile mutlumu, peşlerine takılan vampirlerden kurtuldular mı, Jacob ne yapıyor hiç haberim yok.
Ben mi, ben de senden sonra Alacakaranlık’ın bütün serisinini hatim indirdim!
İncir Reçeli güzeldir biliyorsun.
Metin, Duygu’ya bağlanmıştı bir kere.
Tatlı bir gülüşüne, olur olmaz bir sözüne,
Duygu’nun kendisinin bile farkında olmadan yaptığı saçını şöyle bir geriye atışına,
hatta her defasında yaptiğı gibi evden habersizce ayrılışlarına,
her ayrılışında bıraktığı küçük küçük notlara.
Bir kere tutkuyla bağlanmıştı, Metin’i Metin yapan kadına.
Ama her defasında habersizce uzaklaşmalar ve küçücük notlar miras kalan geriye.
Filmde ne esas oğlan bendim, ne de esas kız sen.
Hem zaten illa ki “bir şey” olacaksam ben,
aynı mısır kovasının içinden paylaştığımız mısır olmak isterdim!
Ne demiş üstad, “kavuşursan meşk olur, kavuşmazsan aşk olur” Metin ile Duygu’da kavuşamadı.
Aşk oldu işte.
Filmin özü buydu Aslı’nda! Ve Metin’in İsyan’ı boşuna değildi.
Ve şimdi bir kutu çikolata miras kaldı senden bana!
Kırmızı tek bir gül ve simit.
Gezi Parkı’nda öğle yemeğinde yediğimiz simitin kokusu burnumda.
Simitin sıcaklığı sarmıştı parkı, mutluluk kokuyordu ağaçlar!
Küçücük bir simit kocaman bir dünyayı değiştiriyordu ve Gezi Parkı bir aşkın ana fikri oluyordu! Senden sonra, bir gece vakti yıkmaya geldiler parkı.
Direndi gençler, yıktırmadı parkı, kestirmedi ağaçları!
Farkında olmadan bir aşkın anısına sahip çıkıyordu gençler!
Ve gerçekten kocaman bir dünyayı değiştiriyorlardı.
Farkında olmadan aşklara, aşıklara sahip çıkıyordu gençler.
Zaten, aşk olmadan devrim olmaz ki!
Ve sonra sen çok katlı plazalara taşındın.
ve ben çok fazla sigara içmekten muzdarip, çuval dolusu kelimelerin ağırlığı sırtımda merdivenlerde tıkandım!

Nice nice yıllara..
Doğum günün kutlu olsun

Gursel Karaca

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir