EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan: Sokakta, fabrikada mücadele örgütlemeden sandık yeterli değil
Emek Partisi (EMEP) Kayseri İl Örgütü 11. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi. İrfan Çağlar’ın yeni il başkanı seçildiği kongreye Eğitim Sen, Tüm Bel-Sen ve Gıda-İş temsilcileri ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) Kayseri İl Başkanı da katıldı.

Kongrede konuşan EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, Türkiye’deki siyasi gelişmeleri, işçi ve emekçilerin yaşadığı sorunları, artan yoksulluğu, iş cinayetlerini ve sendikal haklara yönelik baskıları değerlendirdi.

Mekke Sözleşmesi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aslan, bu anlaşmanın Suudi Arabistan’ın petrolünü koruma ve Ortadoğu’da ABD emperyalizminin taşeronluğuna soyunma amacı taşıdığını ifade etti ve bu anlaşmaya Mecliste evet oyu veren herkesin Türkiye ve Ortadoğu halklarının düşmanı olacağını vurguladı.
Fon vurgununa da değinen Aslan, “Bu işin siyasi haritasının başında Erdoğan vardır. Yolsuzluğu, hırsızlığı, vurgunu yapanlar belli ama dokunmuyorlar. Çünkü bir tanesine dokunsalar ucu en tepedekine kadar gidecek” ifadelerini kullandı.
Saray iktidarının bu suçların üstünü örtmek için baskı ve şiddet araçlarını kullandığını söyleyen Aslan, “Gazeteciler tutuklanıyor, televizyonlar kapatılıyor. Kimi gazetelerin hesaplarına el konuyor, kapatılıyor. Bazı siyasi partilerin hesapları kapatılıyor. İstiyorlar ki bu ülkede AKP dışında hiç kimsenin sesi çıkmasın” dedi.
Emekçilere vergi yükü, sermayeye hibe ve teşvik
Önümüzdeki haftalarda Mecliste sürdürülecek 2027 bütçe görüşmelerine dair de konuşan Aslan, bütçe taslağını “işçilerden, emekçilerden, yoksullardan toplanan vergileri sermayeye aktarmanın aracı” olarak niteledi.
9 trilyon lirayı aşkın bütçenin faiz ödemesi, teşvik, ucuz kredi, hibeler yoluyla sermaye kaynak olarak aktarılacağını ifade eden Aslan, “Okullara bir ücretsiz, sağlıklı yemeği vermeyen Saray iktidarı 9 trilyon liralıyı patronların kasasına akıtacak. Yıllardır işçiler vergide adalet istiyorlar. Ama bu iktidar milyonların sesini duymuyor, milyarderlerin sesini duyuyor. Yüzde 20’lere varan vergi kayıpları var. Ama sermayeye teşvikler, krediler alarak kasalarına daha fazla kaynak aktarıyorlar” dedi.
İSO 500 listesinde Kayseri’den 11 işletme ve fabrika bulunduğunu söyleyen Aslan, “Patronlarına sorsak ‘Bu zenginliği biz yarattık’ derler. Ama hiç kimse o fabrikadaki işçilerin çalışma ve yaşama koşullarına bakmıyor; ne ücret aldığına bakmıyor. Son 3 yılda Kayseri’de 110 işçi arkadaşımız iş cinayetlerinde hayatını kaybetti” dedi.
Kentte yaşanan kadın cinayetlerine de değinerek son 3 yılda Kayseri’de 21 kadının katledildiğini 14 kadının ölümünün ise şüpheli olduğunu vurgulayan Aslan, “İşçiler için güven yok, kadınlar için güven yok. Gençlerimiz, çocuklarımız için güven yok. Saray iktidarının işçi ve emekçilere, kadınlara, gençlere vereceği hiçbir şey kalmamıştır. Mücadele etmekten, yan yana gelmekten, birleşmekten başka hiçbir güvencemizin olmadığını görmemiz gerekiyor” dedi.
‘Fabrikada, mahallede, sokakta birleşmek zorundayız’
Saray iktidarının baskısı altında yaşamak zorunda kalan herkesin birleşeceği bir platforma ihtiyaç duyulduğuna dikkat çeken Aslan, “Hiç kimsenin, hiçbir meslek örgütünün, sendikanın, demokrasi güçlerinin ben bu işte sorumluluk alamam deme lüksü olmadığını düşünüyoruz. Bu ülkenin yeraltı ve yeryüzü zenginliklerini emperyalist tekerlere peşkeş çeken, milyonlarca işçimizi açlık sınırının altında asgari ücretle çalıştıran Saray düzenine son vermek zorundayız. Çocuklarımızın MESEM’lerde ucuz bir işçi olarak sömürülmesine son vermek zorundayız. İşçi sınıfımızın sendikasızlaştırılmasına, iş cinayetlerinde hayatını kaybetmesine son vermek durumundayız. Kadınların evde, sokakta can güvenliği kaygısı taşımadığı bir ülkeyi yaratmak zorundayız. Emperyalizmin boyunduruğundan kurtarılmış bir ülkeyi yaratmak zorundayız. Bu ülkenin geleceğini karartanlara karşı fabrikada, mahallede, sokakta birleşmek zorundayız” ifadelerini kullandı.
Bunun tek başına bir seçim meselesi olmadığını ifade eden Aslan, “Seçiyorsunuz ama onları görevden alıyorlar. O yüzden sokakta, fabrikada, mahallede bir mücadele örgütlenmeden; sadece sandık demenin yeterli olmadığı bir dönemden geçiyoruz. Çağrımız fabrikaların, iş yerlerinin, mahallelerin, sokakların örgütlenmesi ve mücadele örgütlerine dönüştürülmesidir” dedi.
Almer Tekstil işçisi: Sendikal mücadelede EMEP yanımızdaydı
Kongrede sendikalaşma mücadelesi nedeniyle işten atılan Almer Tekstil işçisi de söz aldı: “Biz o dönem sendikal mücadelenin önü açılsın, işçilerin sesini duyurmak için mücadele verdik. Bu zorlu mücadelede karşılaştığımız engeller karşısında Emek Partisi yanımızdaydı. Evrensel gazetesi yanımızdaydı. Örgütlenmenin tek yolu sendikalı olmaktan geçmiyor. Aynı zamanda emeğe, alın terine değer veren siyasi partilerle, Emek Partisi’yle dayanışmadan, omuz omuza olmaktan da geçer” dedi.



