Doğa vuruyor, AKP algı peşinde, Foncular-yandaşlar soyuyor: ”Peki Muhalefet ne yapıyor?
Doğa, bu kez parmaklarını gözlerimize soktu. Türkiye’de çok sayıda İl’i vurdu. İstanbul, Sakarya, Kocaeli, Bursa, Mersin, Yalova gibi İl’ler, sellerden çok büyük darbe aldılar. İstanbul’la yağan yağmurların felakete dönüşmesiyle 1’i Kocaeli’de, 3’ü İstanbul’da olmak üzere 4 ölenimiz, 3’de kaybımız var.


Çağımızda, Doğa olaylarının felakete dönüşmesinin en önemli sebebi, merkezi iktdarların ve yerel idarelerin rant babalarının hırslarına kapı açan yanlış, ölçüsüz uygulamalarıdır. Rant Avcıları’nın gözleri doymaz. Sahilleri, su havzalarını, dere yataklarını, vadileri imara açın diye baskı oluştururlar. Tıpkı; B.Çekmece Gölü’nün neredeyse içine, Ataköy sahiline gökdelenler gibi yapıların konulması bu sebeptendir. Rant Avcıları’nın, 1988’de ve 2013’de sahillerde ki, derelerde ki mesafeyi, 10 metreye düşürttürmeleri bugün bu sonuçları yaşıyoruz.
Bilim insanları, “İstanbul’u Doğu – Batı aksında geliştirin ama göçü kontrol altına alın” demelerine rağmen, bu uyarılar dikkate alınmamıştır. Yine, deprem için kurulan, “Deprem Konseyi,” İstanbul imarı için kurulan ve Kuzeyin imara açılmasını istemeyen ve başında bulunan, rahmetli Mimar ve Şehir Plancısı Prof. Dr. Hüseyin Kaptan’ı görevden alarak, Metropolitan şirketi dağıtıldı ve bu hamleyle birlikte Kuzey Ormanları imara açılmaya son sürat devam etti.
Bu rant talanları sürecini birkaç cümle ile özetlersek: 1983/84’lerde hızlanan rant soygunu, her dönemde devam etti. Bu dönemde gökdelen, otel izinleri (Swiss, Conrad gibi), gelişi güzel ve her yerde verildi. Köy mera alanları imara açıldı, 1989/1994’de Zekeriya Köy gibi yerler imara açıldı. Taşlık / Taksim’e gökdelen (Gök Kafes) izni verildi. Ama 1989 – 1994 dönemde önemli doğru işler de yapıldı. Örneğin: Derelere, sahillere yaklaşma sınırları, yeniden 100 metreye çıkarıldı. Taksim Park Oteli, Uyum Villaları yıkıldı. Ne yazık ki, 2013’de tekrar 10 metreye indirildi. Kuzey Ormanları, Su Havzaları 2005’ten itibaren kademe kademe imara açıldı.

Meydanlara AVM’lerin yapılması, Kuzey Ormanlarına Havalanı, Otoyollar, Köprülerin yapılması tamamen 2005 sonrasının rant hırslarının eseridir. Belki unutulmuştur, İstanbul silüeti hiçe sayılarak Zeytinburnu 16/9 kuleleri, yine selden en çok etkilenen Ayazağa Vadisi, Kuzey Orman’larının, diğer Vadi’lerin, Dere’lerin, Su Havza’larının kademe kademe imara açılmasıyla betonlaştırıldı. 2019 sonrasında da bu uyarılar yeterince dikkate alınmadı.
Örneğin: İstanbul’da selin en çok vurduğu Ayazağa Deresi / Vadisi’nin betonlaştırılması devam etti. Bir vadiyi düşünün, gökdelenler, oteller, üniversiteler, hastaneler, ilaç – yiyecek – içecek depoları, beton santralleri, taş ocakları, inşaat malzemeleri, TV sütüdyoları hepsi birarada Vadi’de ve dere yatağında…
Yağmur yağınca sel, heyelan vuruyor, deprem olunca çürük yapılar, çürük zeminler vuracak. Unutmadan, dere yatağı olduğu için tüm bu yeni yapıları ne tür olumsuzluklar beklediğini hep beraber test edeceğiz. Yine kuraklık olunca susuzluk vuruyor. İşin en acı veren yanı ise can kayıplardır. İktidar gelişmeleri kendi bildiği gibi yönetiyor. Yerelle koordinasyon yok. Muhalefet ise iç çekişmeyi kapatıp, bir türlü reel gündeme dönemiyor.
Sevgili Muhalefet;
bu felaketlerin bozuk olan ülke ekonomisini, daha da bozacağını ön görmüyormusunuz? İktidarın, uyguladığı politikalarla ekonominin bozulduğunu, iklim krizine sürüklendiğimizi, her doğa olayının felaketlere dönüştüğünü bildiğiniz halde, neden iktidarı uyarmak, demokratik tepki vermek, toplumun sorunlarının çözümü için doğru önermeler yapmak gibi etkin işleri gündeminize almıyorsunuz? Bunlar Muhalefet’in görevleri değil mi?
CHP’nin ve YP’nin Değerli Yöneticileri;
sırası mıydı, ihraçlar? Sırası mı, TBB seçimleri polemiğine girmek? Soygunlar kapatılıyor soygunlar….bunlar sizleri ilgilendirmiyor mu? Ne zaman tüm muhalefet ortaklaşıp, gerekenleri yapaca



