Cumartesi Anneleri’nin sesini 25 yıldır duyan yok

Cumartesi Anneleri 836’ncı hafta eylemlerinde gözaltında kaybedilen Talat Türkoğlu’nun faillerinin cezalandırılmasını istedi. Türkoğlu’nun kardeşleri, “Hem sağırlar hem dilsizler. Bizi duyan olmadı” dedi.

Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 836’ncı haftasında 1996 yılında gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu. Koronavirüs salgını nedeniyle eylemlerini sosyal medyada gerçekleştiren Cumartesi Anneleri, Türkoğlu’nun faillerinin cezalandırılmasını istedi.

Türkoğlu’nun kardeşi Münübe Türkoğlu, tüm arama, araştırma ve başvuruların sonuçsuz kaldığını ifade etti. Gözaltında kaybedilmelerin çokça yaşandığını hatırlatan Türkoğlu, gözaltında kaybetmenin insanlık suçu olduğunu kaydetti ve tüm kayıpların akıbeti için mücadeleyi sürdüreceklerini dile getirdi.

Türkoğlu’nun kardeşlerinden Hasan Türkoğlu ise 25 yıldır arayışlarını sürdürdüklerini ancak tüm çabalarının sonuçsuz kaldığını söyledi. Türkoğlu’nun bir diğer kardeşi Ayşe Baş da şöyle konuştu: “Hem sağırlar hem dilsizler. Bizi duyan olmadı. Cevap bile verilmedi. Biz bütün kayıplar bulunan kadar aramaya devam edeceğiz. Bunlar da cezalarını bulmaları gerekir. Tek istediğimiz adalet.”

Ailenin avukatı Gülizar Tuncer, gözaltında kaybetme dosyalarında soruşturmaları yürüten savcıların hiçbir zaman detaylı araştırma ve inceleme yapmadığını aktardı. Tuncer, şunları dile getirdi: “Talat Türkoğlu dosyası da aslında diğer dosyalardan farklı değil. Zorla kaybetmelerin insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmediği için soruşturmalarda adli vakaymış gibi zaman aşımı maddesi işletiliyor ve kovuşturmaya yer olmadığı kararı veriliyor. Zorla kaybetmeler devlet politikası olarak devreye sokulduğu ve devlet adına harekete eden resmi ya da gayri resmi kişiler tarafından bu suçlar işlendiği için bu tür soruşturmalarda devletin sorumluluğunu ortaya koyacak bir biçimde sonuç elde etmek mümkün olmuyor” diye konuştu.

‘EVLADIMA NE OLDU’ DEMEK SUÇ!

Cumartesi Anneleri adına konuşan Tuba Zehra Sağlam ise tüm iktidarların kayıpları ve kendilerini hukukun dışında tuttuğunu belirtti. “Yargı makamları, devletin sınırsız gücü karşısında kaybedilen sevdiklerimizi ve bizi korumadı” diyen Sağlam, sözlerine şöyle devam etti: “Devlet ne gözaltında kayıpları önlemek ne de cezalandırmak için gerekli önlemleri almadı. Aksine ‘Evladıma ne oldu?’ diyen anneleri, ‘gözaltında kaybetme insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur, buna itiraz ediyoruz’ diyenleri suçladı. Sosyalist kimliğiyle bilinen 45 yaşındaki Talat Türkoğlu, siyasi faaliyetlerinden dolayı 4 kez gözaltına alındı. Yoğun işkence gördü ve yıllarca hapishanede kaldı. 29 Mart 1996 tarihinde annesini ziyaret etmek için Edirne’ye gitti. İstanbul’dan Edirne’deki evin kapısına kadar sivil polisler tarafından takip edildiğini kardeşlerine söyledi. 1 Nisan 1996’da İstanbul’daki evine dönmek üzere yola çıktı ve kendisinden bir daha haber alınamadı”

Davanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşındığını anımsatan Sağlam, Türkiye’nin, etkili bir soruşturma yapmadığı ve Türkoğlu’nun yaşama hakkını korumaya yönelik yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle mahkûm olduğunu belirtti. Sağlam, “Kaç yıl geçerse geçsin Talat Türkoğlu ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 137 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.