CHP’den Kuşadası’nda miting: Özgür Özel’den Erdoğan’a “Aydın’da seçim” çağrısı
CHP’nin Kuşadası mitingine yağışa rağmen yoğun katılım gerçekleşti. Mitingde mektubu okunan CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu, “Türkiye, acil ve büyük sorunlarını ancak özgür ve adil bir seçimle çözebilir. O sandık gelecek; adaletiyle, bereketiyle gelecek” dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulunarak, “Aydın’da CHP ve AK Parti isterse seçimleri yenileyebiliyoruz. Adayın Özlem’i çıkar karşımıza, koyalım sandığı ortaya, kararı Aydın versin” ifadelerini kullandı.

CHP’nin, “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginleri Kuşadası’nda devam etti.
Mitinge CHP Genel Başkanı Özgür Özel de katıldı. Yağışa rağmen mitinge yoğun katılım gerçekleşti. Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel‘in yolladığı mesajı eşi Duygu Günel okudu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mitingde açıklamalarda bulundu.
Özel, açıklamasında, “Ömer Günel’e yöneltilen iftiralar ortada. Bunları alıp da Kuşadası Cumhuriyet Başsavcısı’na götürsen dönüp bakmaz. Niye, Daha önce 5 kere müfettişlerin geldiği, didik didik inceledikleri, dikilen bitkilerin, çiçeklerin tek tek sayıldığı, hata arandığı, kusur bulunamadığı bir dosya ortadadır” ifadelerini kullandı.
ERDOĞAN’A SEÇİM ÇAĞRISI
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulunan Özel, şunları söyledi: “Ey Erdoğan! Ben Aydın’da yaptığımız o muhteşem mitingde sana bir çağrıda bulunmuştum. Şimdi o günden bugüne sustun. Şimdi bir kez daha tekrar ediyorum; Özlem Çerçioğlu bu partinin, bu şehrin AK Parti’ye verilmeyen, CHP’ye ve demokratların ittifakına verilen oyla alındı ve senin partine katıldı. Aydın’ı Aydınlılar ‘CHP yönetsin’ dedi, sen almadığın bir seçimi siyasi bir kapkaç ile cebine koymaya kalktın. Çok mu güveniyorsun Özlem’e? AK Parti elinde, iktidar elinde, Özlem elinde, teklif burada; Aydın’da CHP ve AK Parti isterse seçimleri yenileyebiliyoruz. Adayın Özlem’i çıkar karşımıza, koyalım sandığı ortaya, kararı Aydın versin.”
Özel, şöyle devam etti: “Kuşadası’ndayım, Aydın’dayım. CHP Genel Başkanı olarak sana meydan okuyorum, milli irade hırsızlığına meydan okuyorum. Aydın’daki onbinlerin, yüzbinlerin beklentisini söylüyorum. Patron millettir, sandığı milletin önüne getir, kararı millet versin.”
KEÇİÖREN BELEDİYE BAŞKANI İDDİASI
CHP’den istifa eden Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan ile ilgili iddiayı gündeme getiren Özel, “Erdoğan, Keçiören Belediye Başkanı’nı partine getirmenin, onu partiye katmanın peşindesin. Ve şunu söylüyorlar; ‘Bu hafta ortalık karışık, bu gürültü içinde alalım, katalım, geçelim’ diyorlar. Milletimize soruyorum, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bu yaptıklarına, Keçiören’de dosya göstermelerine, dosyasını İstanbul’a istemelerine, kendileri yolsuzluktan kurtulmak için kapımızda’ demelerine rağmen AK Parti’nin, onu transfer çabalarına sessiz kalacak mısınız?” diye konuştu.
“CHP ANKETLERDE ÖNDE”
“Anketlerde Türkiye’nin kurucu partisi, şu anda Türkiye’nin birinci partisidir” diyen Özel, “Bütün süreçler, yaşanan her şey, zulmün artışı, iktidarın gidiş paniğinden kaynaklanmaktadır. Bütün göstergeler, meydanlar, rakamlar, sesler, anketler… Bir devrin kapandığını, bir devrin açıldığını göstermektedir. Cumhuriyet, kurulduğu günden beri önemli kırılma noktalarından birindedir” ifadelerini kullandı.
İMAMOĞLU’NUN MEKTUBU OKUNDU
Mitingde CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yolladığı mektubu CHP Aydın İl Başkanı Hikmet Saatçı kamuoyu ile paylaştı.
İmamoğlu, mektubunda şunları söyledi:
“Kuşadası’nın yiğit ve onurlu insanları, benim canım vatandaşlarım; kıymetli hanımefendiler, değerli beyefendiler, güzel yüzlü çocuklar ve geleceğimizin teminatı gençler… Her birinize tek tek sarılıyorum, sizleri özlem ve hasretle selamlıyorum. Silivri Zindanı’ndan Kuşadası’na koca bir selam olsun. Aydın’da ve Kuşadası’nda, örgütümüzün mücadeleci ruhunu temsil eden kıymetli il başkanım Hikmet Saatçı’ya ve onun nezdinde tüm örgütümüze şükranlarımı sunuyorum. Mücadelemiz bitmeyecek, güçlenerek devam edecek. Çırpındıkça batan, kendi kumpaslarında boğulma sürecine girmiş bir iktidar var karşımızda. Koltuklarını koruyabilmek için ellerinde hiçbir güç, hiçbir imkân kalmadı. Bu millete öyle büyük haksızlıklar, adaletsizlikler yaşattılar ki bir daha asla seçim kazanamayacaklar. Vatandaşın verdiği bütün krediyi tükettiler; milletin desteğini ve güvenini yiyip bitirdiler. Kendi menfaatlerine o kadar odaklandılar ki, ülkenin sorunlarını çözmeye hevesleri, enerjileri ve kadroları kalmadı.
Çöküş dönemindeler ve saltanatlarını sürdürebilmek için sadece iki şeye güveniyorlar: Birincisi, ülkemizin zenginliklerini ve milletimizin kaynaklarını peşkeş çekme karşılığında Trump’tan aldıkları desteğe; ikincisi ise yargıda kurdukları kirli düzen sayesinde kontrol altında tuttukları yargı mensuplarına. Başka hiçbir dayanakları kalmadı ama bunlar da onları kurtaramayacak. Sandık gelecek, milletin karşısına çıkacaklar ve hesap verecekler. İşçiye, çiftçiye, emekliye, esnafa yaşattıkları yoksulluğun hesabını da milletin özgür iradesiyle seçtiği belediye başkanlarına yaptıkları haksızlık ve zorbalıkların hesabını da verecekler. Çocukların, gençlerin, kadınların hayatlarını kararttıkları, gelecek umutlarını kırdıkları ve yargı bağımsızlığını yok ettikleri için de hesap verecekler. Kuşadası Belediye Başkanımız, değerli yol arkadaşım Ömer Günel’e yaptıkları haksızlığın, zorbalığın da hesabını verecekler elbette. Kuşadası’nın ve Aydın’ın iradesini güdümlü yargı operasyonlarıyla, mafyatik yöntemlerle hiçe sayanları, yerel siyaseti kendi kirli menfaat ilişkilerine göre dizayn etmeye kalkışanları Aydınlılar asla unutmayacak.
Hiçbir delil ve hukuki sebep olmadan, bir sözde ihbar mektubunu bahane ederek Ömer Günel Başkanımızı tutuklayanlar; bir yıl önce bizleri suçlu ilan edip hapse atarken ne kadar rahat ve kibirliydiler. Bir yıl boyunca yalanlarla, iftiralarla, algı operasyonlarıyla bizi yargısız infaz edip durdular ama kimseyi inandıramadılar. Dava başlayınca, organize ettikleri kumpası milletimiz daha da net görmeye başladı. Biz bir yıldır, ‘Yargılama milletin gözü önünde yapılsın, duruşmalar canlı yayınlansın’ dedikçe neden duymazdan geldikleri, neden korkup çekindikleri apaçık ortaya çıktı. Silivri Mahkemesi’nde yargılananlar bizler değiliz, onlar. Siyasi rakibini saf dışı etmek için bu kadar kumpasa, bu kadar organize işe kalkışanları; üç beş güdümlü yargı mensubuyla milletin iradesine darbe yapmaya kalkanları yargılıyoruz biz. Tapularının hesabını veremeyenleri ve onları bir aparat olarak kullanarak ülkenin tapusunu kendi üstüne yapmaya çalışan o kötü aklı yargılıyoruz. Biz, zindandayız ama başımız dik, alnımız açık.
Üzerlerine adaletsizliğin, zorbalığın lekesi bulaşmış olanlar aklanmak istiyorlarsa, sandığı milletin önüne koyacaklar. Ya bütün bu yaptıklarına milletten onay alacaklar ya da millet kime verirse yetkiyi ona devredecekler. Bunun arası, ortası yoktur; bunun gecikmeye tahammülü yoktur. Türkiye, acil ve büyük sorunlarını ancak özgür ve adil bir seçimle çözebilir. O sandık gelecek; adaletiyle, bereketiyle gelecek. Bu cennet vatanda 86 milyon insan; geçim derdi çekmeden, gelecekten endişe etmeden, hep birlikte ve kardeşçe yaşayacak. Herkes için her yerde adalet ve hürriyet hâkim olacak. Kimse eşitsizliğe, ayrımcılığa, haksızlığa uğramayacak. Kendisi gibi düşünmeyen herkesi hedef alan o büyük zulüm ve istibdat son bulacak. Her şey çok güzel olacak.”



