CHP’li Kıymet Kaya Koçak: ‘’Bu ülkenin Annelerine sözümüz mücadele edip iktidara geleceğiz mutsuzlukları ülkemizin tarihinden sileceğiz’’
Eyüpsultan Belediye Meclisi 9’uncu seçim 3’üncü toplantı dönemi Mayıs ayı 1. Bileşimi Meclis Başkanvekili Cafer Parlak Başkanlığında gerçekleşti.

Gündem maddelerinin görüşülerek ilgili komisyonlara havalesinin yapıldığı toplantıda gündem dışı konuşmalar bölümünde söz alan CHP İBB ve Eyüpsultan Belediye Meclis Üyesi Av. Kıymet Kaya Koçak Anneler günü dolayısıyla bir konuşma gerçekleştirdi.
Av. Kıymet Kaya Koçak yapmış olduğu konuşmasında; ”Bu ülkenin Annelerine sözümüz: Değerli İstanbullular, değerli Eyüpsultanlılar, değerli Anneler onurlu bir yaşam sürmeniz, çocuklarınızı güvenli okullarda okutmanız, sağlıklı gıdaya ulaşmanız ve ceza evi köşelerinde sürünmemeniz için mücadelemizi sürdüreceğiz, az kaldı iktidara geleceğiz ve bu mutsuzlukları ülkemizin tarihinden sileceğiz dedi”

Kaya Koçak konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:
Sayın Başkan değerli meclis üyeleri, çok kıymetli Eyüpsultanlı hemşehrililerim ve değerli basın mensupları sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Hafta sonu Anneler gününü kutlayacağız. Çok kıymetli meslektaşım, mevkidaşım da Anneler gününü kutladı. Bende öncelikle kendisini salonda bulunan tüm anneleri, kendimi ve benim varlık sebebim olan kıymetli Annemin sadece benim değil çocuklarıma da bakan Annemin Anneler gününü kutluyor ellerinden öpüyorum.
Evet Anneler gününü kutluyoruz ama gelin görün ki isminde coğrafyanın adında Anadolu ana olmaktan gelen bir ülkede 2026 yılında Annelerin hallerini konuşalım.
Mesela adaletsizliklere maruz kalan Anneleri konuşalım. Çocukları iktidar olabilmek için yasadan kaynaklanan haklarını kullanırken ve bir sonraki dönemde Türkiye’yi yönetmeye aday, büyük oranda da yönetecek olan İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun ve diğer başkanlarımızın Annelerini konuşalım. Tutuklu bürokratlarımızın Annelerini konuşalım. Mesela Beylikdüzü Belediye Başkanımız Mehmet Murat Çalık’ın annesini konuşalım. Ve sevgili Beylikdüzü Belediye Başkanımız Mehmet Murat Çalık’ın projesi neydi biliyormusunuz, dar gelirli çocuklara okulda bir öğün yemek verelim diyordu. Türkiye’de bunu başlattı. İstanbul Beylikdüzün de başlattı Türkiye’ye örnek oldu. Sosyal demokrat belediyecilik gereği yapılması gereken de buydu. Ne oldu? Mehmet Murat Çalık Başkanımız şu an cezaevinde tutuklu.
Hastayken TV’lerden herkes gördü.
Yargılanan Mehmet murat çalık İzmir’e gönderildi.
İşte bu başkanımızın Annesi de Anne değil mi?
İBB Başkanı ve CHP Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun Annesi de Anne. Ve kocasının emekli maaşı kesildi.
Çocukları hapse düşen, çocuklarını hapse götürmek zorunda kalan Anneleri konuşalım.
Küçük çocuklar 5 yaşında şunu yaşadı. Jandarmayı ve güvenlik görevlilerini görünce çocuk bir oyun olarak algılayıp Annesi kelepçeli olduğu için kollarını uzattı bu ülkede bu Anneleri de konuşalım.
‘’HÜKÜMET 2025 YILINI AİLE YILI OLARAK İLAN ETTİ, 24-25 YILLIK AKP İKTİDARI SONUCUNDA ZULÜM YILI OLDUĞUNU GÖRDÜK’’
Hükümetimiz 2025 yılını aile yılı olarak ilan etmişti, ama gelin gör ki aileler paramparça ve bu ailenin en temel unsuru olan Anne gerçekten sıkıntı içinde.
Anneler yoksullukla mücadele ediyor.
Size bir Pazar gözlemimi paylaşmak istiyorum.
Anne olarak pazara gidiyorum, yerel yönetici olarak gidiyorum size anlatacağım olay geçen yıl 2025 yılında gerçekleşen bir olay, eğer ki bu yıl yaşanıyor olmuş olsaydı çok daha vahim yaşanıyor olurdu. Çünkü hükümetin yanlış ekonomi politikaları sonucu halkımız yoksullaşıyor. Bu yoksulluğun en büyük yükünü kim çekiyor biliyormusunuz? Anneler çekiyor.
Pazarda ki Anneler.
Anne şunu yapıyordu. 5-6 yaşında ki çocuk tezgahlara dokunmaya çalışıyordu. Belli ki annesi alamıyor.
Hayır çocuğum yaramazlık yaparsan sana karpuz almayacağım, almam dedi. Aslında bu nasıl acı bir olay biliyormusunuz? Karpuz Türkiye’nin Anadolu’nun en verimli olduğu topraklarında yetişen bir ürün taneyle alınırdı bizim çocukluğumuzda ama bu iktidarın 24-25 yıllık yönetimi sonucunda karpuz dilimle alınıyor oldu.
Ve bir Anne çocuğunu karpuzla tehdit etti.
Bu dünyanın en büyük zulümüdür.
Zulüm arıyorsanız bu zulümdür.
Çocuğun bir gıda ile, karpuz parçasıyla terbiye edilmesi.
Bu Anne acılı bir Anneydi.
Yoksulluğa mahkum edilen bir Anne ve yoksullukla mücadele ediyordu. Pazardan utanarak ayrıldım.
Bu utanç bana ait değil arkadaşlar.
Bu utanç bu ülkenin hükümetinin ayıbı. Bu ülkeyi 24-25 yıldır yönetenler çocuklara karpuz veremiyorsa bu ayıbı bu zulümü üstlenmesi gerekir.
Değerli arkadaşlar; aslında yoksulluk siyaseti yapılacak bir konu değildir. İktidar yada muhalefet. Bu ülkeyi yönetenler eğer yönetemiyorlar ise ve bir anne olarak, bir meclis üyesi olarak ben bunu dile getirmek zorundayım. Zorunda olmamama rağmen ayıbınıza ortak olduğumu belirttim. Ama şu anlamda ortak olduğumu, mücadelesini vereceğiz bu ülkede Anneler çocuklarını bir dilim karpuzla tehdit etmek zorunda kalmayacaklar. Eğer bu ayıp’ın mücadelesini vermezsem o ayıp bana da ayıp olacak.
‘’İBB VE EYÜPSULTAN BELEDİYESİ ÇOCUK ETKİNLİK MERKEZLERİ’’
Şimdi İBB ve Eyüpsultan Belediyesi çocuk etkinlik merkezlerinden bahsedildi. Efendim neymiş Milli Eğitim Bakanlığı müfredatına tabi değilmiş.
Değerli arkadaşlar bazı şeyleri söylerken düşünerek söylemek gerekir.
Türkiye yüzyılı marif eğitim modeli. Öğüne, öğüne anlattınız değerli arkadaşlar. 2026 Yılının Nisan ayında.
Aslında öylesine yönetemiyorsunuz ki biz defalarca her konuştuğumuzda söylüyoruz, söylüyorum başka şeyi bilmemekten değil bu ülkenin en temel sorunu olduğu için söylüyorum. Eğitim de ki adaletsizliğinizden bahsediyorum.
Ne oldu biliyormusunuz?
14 Nisan da Hilvan da bir öğrenci okula saldırdı ve diğer öğrencileri silahla taradı.
15 Nisan da Kahramanmaraş’ta bir çocuğumuz okula silahla giderek öğrencileri ve öğretmenini öldürdü. Bu çocukta mağdur. Ama asıl sorumlusu Milli Eğitim Bakanlığı ve marif modeliniz.
Çünkü evrensel, bilimsel, pedegojik eğitimi vermekten uzaksınız arkadaşlar. Eğitimi Türkiye’de ‘tarikatlere’ bıraktınız. Pedogoji bilmez çünkü adam yetiştir me peşinde. Arkadaşlar bu çocuklar hepimizin çocukları. Ölenler de kurşun sıkanlarda. Bu ülkenin insanı, bunun acısını hep birlikte yaşıyoruz.
Bu çocuklar bu gün okulda silah kullanma noktasına gelmişlerse ortada bir öfke var, öfke patlaması var. Bu öfke patlamasını başka yönlere de yönlendirebilirler. Bu toplumsal adaletsizliklerden kaynaklanıyor.
Bakınız bilimin yuvası olması gereken okullarda silahlar patlıyorsa bunun en büyük acısını biz Anneler çekiyoruz. Hepimizin evlatları var. Kaldı ki evlatlarımızın olmasına gerek yok ölenleri ve öldürenleri düşündüğünüz de can bunlar. Demek ki bu marif modeliniz, öğüne, öğüne milli ve değerler sistemi dediğiniz insan yetiştirmede sınıfta kaldı.
‘’MESM’LERİNİZ; İŞ ADAMLARINA UCUZ İŞ GÜCÜ YETİŞTİRME MEKANİZMASINA DÖNÜŞTÜ’’
MESEM’leriniz iş insanlarına ucuz iş gücü yetiştirme mekanizmasına dönüştü. Orada da kontrolsüz, plansız, programsız yoksul hal çocuklarının her hangi bir güvenlik önlemi almaksızın sermayeye peşkeş çekilmesi. İki gün önce bir çocuğumuz 1 Mayıs Emek Bayramının kutlandığı gün yanarak öldü elektrik çarptı. İşte o MESEM’lerde güvencesiz çalışan çocuklardandı.
Değerli arkadaşlar Türkiyede adaletsizlik yaşamın her alanında, her alanın da var. Ve gerçekten kaçınılacak bir noktada değil.
Bırakın hukuk yoluyla muhalefete iktidar eliyle bu ülkeyi sonraki dönemde yönetecek olanlara uygulanan zulüm okullarda da uygulanıyor değerli arkadaşlar.
Milli Eğitim diyorsunuz ya Türkiye değişiyor. Dünya çapında yapılan bir araştırmada milyoneri en çok artan ülke kim biliyormusunuz? Türkiye. Üçüncü sıradayız. Yani gayri safi milli hasılamız artıyor. Ama nedense milyonerlerimiz artıyor. Kimler o milyonerler kim? İktidarın içindeki küçük bir çevre.
Şimdi Milli Eğitim Bakanlığı bütçesini geçiyor olacağım.
Arkadaşlar Milli Eğitim Bakanlığına yeterli bütçe ayrılmıyor. Bu bir tercihdir bilinçli bir tercihtir. Ayrılan bütçe de gereği gibi adil dağıtılmıyor. Eğer ki gerekli şekilde kullanılsaydı o çocuklarımız bu gün ölmüyor olacaktı. Eğer bir ülkenin Milli Eğitim Bakanlığı ülkenin bütün vatandaşlarına eşit bir yaklaşım sergilemiş olsaydı özel okul dünyanın her yerinde var ama bizde çok daha farklı olarak siyasetçilerin çocukları özel okullarda vatandaşın çocukları da devlet okullarında. Patır, patır ölüyor arkadaşlar.
Mesela şiddetten bahsettiniz. Zulümden bahsedildi. Evet o Çocuklara gerekli olduğu kadar bütçe ayrılsaydı mesela biz bu gün yerel yönetimler olarak okulları boyamak ve temizlemek zorunda kalmazdık. Bu aslın da utanılacak bir şeydir.
CHP’sinin sosyal belediyeciliği hayata geçiren belediyeleri olarak merkezi idarenin okullara yatırmadığı, ayırmadığı bütçeyi biz harcamak zorunda kalıyoruz çocuklarımızın sağlığı ve güvenliği için. Ayrıca Çocuklara temiz su ulaştırmasından bahsedeyim.
Mesela size bir şey hatırlatıyor mu Beyoğlu Belediye Başkanımız İnan Güney. İnan Güney Başkanımızın projelerinden biri neydi biliyormusunuz? Beyoğlu’nda okullarda eğitim gören yoksul ailelerin çocukları ve öğretmenlerin temiz suya ulaşsın diye her okula bir sebil koymuştu. Bu da çok örnek bir projeydi. İnan Güney Silivri de tutuklu. Yoksulluktan gelen Beyoğlu Belediyesinde bir temizlik işçisinin oğlu ve halkın dertlerini anlayan İnan Güney Silivri de bu zulümdür işte.
Mesela sayın hatip biraz önce şunu söyledi.
CHP’li belediyeler zulüm uyguluyorlar bari ölüye saygınız olsun dedi.
Değerli arkadaşlar ölüleri Silivri ye götürüyorlarmış çok uzakmış. Siz insanları yaşarken Silivri de ölüme terk ediyorsunuz. Arada ki fark bu.
‘’EMEKLİLERİN DERDİNİ KİM ÇEKİYOR? KADINLAR YANİ ANALAR ÇEKİYOR’’
Emeklilerin derdini yine kadınlar yani Anneler çekiyor. Emekliler hükümetin yanlış ekonomik politikalarından dolayı yoksullaştı. Emekliliklerinde geçinemedikleri için kadın emekliler çektikleri gibi ailelerin parçalanmışlıklarından dolayı yine omuzlarında yükü kadınlar taşıyor, emekli anneler çekiyor. Yani bırakın onuruyla yaşamayı Türkiye de onuruyla ölmekte emekliler için mümkün değil.
Değerli arkadaşlar Türkiye kaynakları bakımında zengin yeraltı ve yer üstü kaynaklarıyla ama tercihler sonucu bu kaynaklar bizlere gelmiyor. Halka geliyor. Yoksula gelmiyor emekliye gelmiyor.
Kime gidiyor biliyormusunuz?
Patır, Patır bir kısım yöneticilere ve dış sermayeye. İşte biz ülkemizi zenginleştirmemiz gerekirken alınan yeni bir kararla efendim biz ülkemize yatırım yapmamız gerekirken alınan yeni bir kararla efendim biz ülkemize yatırım yapmak isteyen yabancı sermayeye bütün kaynaklarımızı vereceğiz ya sıfır vergiyle teşvik vereceğiz. Değerli arkadaşlar ülkesini seven hiçbir iktidarın aklından geçirmemesi gereken projeleri hayata geçiriyorsunuz. İşte kadınların yoksulluğunun sebebinden bir tanesi bu.
İstanbul ki dünyanın göz bebeği tarihiyle, kültürüyle ama o İstanbul bana neyi hatırlatıyor biliyormusunuz?
Kadınlar, anneler söz konusu olunca ilk kez Fatih yada diğer büyüklerimiz hissetmiş olsalardı herhalde farklı şeyler düşünürlerdi.
Bizim ilçemizde kadınlarımızın da yer aldığı surlarda kadın kelleleri havada uçuştu o surlar bize bunu hatırlatmamalı.
O surlar bize müretbağı hatırlatmalı, turizmi, onurlu bir geleceği hatırlatmalı.
Şunu belirtmek isterim değerli İstanbullular, değerli Eyüpsultanlılar, değerli anneler onurlu bir yaşam sürmeniz için çocuklarınızı güvenli okullarda okutmanız, sağlıklı gıdaya ulaşmanız ve ceza evi köşelerinde sürünmemeniz için mücadelemizi sürdüreceğiz, az kaldı iktidara geleceğiz ve bu mutsuzlukları ülkemizin tarihinden sileceğiz dedi



