Tutukluluğunun 89 gününde Safi Karayalçın için adalet çağrısı: Hukuksuzluk peşin cezaya dönüştü…
Üç aydır cezaevinde tutuklu bulunan Safi Karayalçın’ın özgürlüğüne kavuşması adına ailesi ve arkadaşları İstanbul Divriği Kültür Derneğinde bir basın açıklaması düzenledi.

Üç aydır cezaevinde tutuklu bulunan Safi Karayalçın’ın özgürlüğüne kavuşması adına ailesi ve arkadaşları İstanbul Divriği Kültür Derneğinde bir basın açıklaması düzenledi. Açıklamada aile “Hukuk mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz ” dedi.
Beşiktaş Belediyesi’nin açık usulle yaptığı ihalenin CHP 38. Kurultay’da Özgür Özel’e destek karşılığında verildiği iddiasıyla gözaltına alınan delege Safi Karayalçın, Siyasi Partiler Kanunu’nun 112. maddesine aykırılık suçlamasıyla yaklaşık 3 aydır tutuklu. Tutukluluğunun 89. gününde Safi Karayalçın’ın ailesi Divriği Kültür Merkezi’nde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
Konuşmaya Divriği Kültür Merkezi’nin Genel Başkanı Cihan Erdoğan başladı. Erdoğan’ın ardından sözü alan Safi Karayalçın’ın oğlu Ozan Karayalçın şöyle konuştu: “Bizler Safi Karayalçın’ın ailesi olarak 23 Mayıs 2026 tarihinden itibaren hukuksuzluk ve adaletsizliklerle dolu hayatımızda yaşamadığımız bir süreçten geçiyoruz. Ben 43, babam 68 yaşında, biz karakoldan içeri hiç girmedik, nezarethane nedir bilmeyiz. Böyle bir süreç yaşıyoruz. Bir iftiracının ifadesinden dolayı. Bu iftiracı bir ifade veriyor, somut bir belge bilgi olmadan yaklaşık on bir kişilik isim içerisinde iki kadın arkadaşımız çocukları olduğu için tutuksuz yargılanıyor, diğerleri hiçbir dinlemeye bakılmadan tutuklama kararı veriliyor. Bu süreçle alakalı hukuk mücadelemizi adalet arayışımızı sonuna kadar vereceğiz. Hukuktan hiçbir zaman dışarı çıkmayacağız.”
“GERÇEKLER, TARIHLER VE BELGELER ORTADADIR “
Karayalçın konuşmasının ardından babası Safi Karayalçın’ın cezaevinden gönderdiği mektubunu okudu. Mektupta şu ifadeler yer aldı:
“Bir kişinin soyut duyumuna dayalı, maddi gerçeklerle çelişen beyanı üzerine yöneltilen suçlama nedeniyle 23 Mayıs 2026 tarihinden bu yana Silivri Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunuyorum. 23 Mayıs sabahı evimde ve aracımda arama yapılmış, suçlamayla ilişkilendirilebilecek herhangi bir bilgi belge veya eşyaya rastlanmadığı tutanak altına alınmıştır. Telefonumu da hiçbir tereddüt göstermeden görevlilere teslim ettim. İstanbul Adliyesi’nde verdiğim ifade sırasında Beşiktaş Belediyesi’nden bir ihalenin 38. Olağan kurultayında sayın Özgür Özel’e oy vermemin karşılığında olduğu iddiasıyla suçlandığımı öğrendim. Oysa olayların tarihleri dahi bu iddianın mümkün olmadığını göstermektedir. Söz konusu ihale 18 Nisan 2023 tarihinde, açık usulde ve birden fazla kısım halinde yapılmıştır. Yaklaşık 45 yıldır faaliyet gösterdiğim iş koluna uygun olarak yalnızca baro malzemeleri kısmına teklif verdim. Diğer kısımları başka firmalar kazanmıştır. CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ise 4-5 Kasım 2023 tarihinde gerçekleştirilmiştir. İhale tarihinde kurultay süreci başlamış, adaylar ve delegeler belirlenmemiş sayın Özgür Özel’in genel başkanlık adaylığı açıklanmamıştır. Üstelik ben o tarihte kurultay delegesi bile değildim. Henüz açıklanmamış bir adaylık ve sahip olmadığım belediyecilik sıfatı karşılığında 7 ay önce bana ihale verildiğinin ileri sürülmesi tarihsel gerçeklerle ve hayatın olağan akışıyla bağdaşmamaktadır. Kurultay sürecinde bir kişiye rüşvet verildiğini veya menfaat sağlandığını görmedim. Bana da oyum karşılığında para, menfaat ya da ayrıcalık teklif edilmedi. bu tür masraflarımı kendim karşıladım, oyumu özgür irademle kullandım. Ayrıca bana siyasi bir ödül olarak verildiği ileri sürülen ihaleden kazanç sağlamak bir yana yaptığım işin bedelini dahi tam olarak tahsil edemedim. Yaklaşık 3 yıldır alacağımı tahsil edebilmek için dava ve icra yollarına başvuruyorum.
Kısmi ödemelerin ardından kalan borcun taksitlendirilmesine ilişkin protokol yapılmış, taksitlerin de ödenmemesi üzerine yeniden haciz işlemlerine başlamak zorunda kalınmıştır.
Belgelerle sabit bu süreç, söz konusu ihalenin bana menfaat sağlamak amacıyla verilmediğini; aksine işimi yerine getirmeme rağmen bedelini alamadığım için zarara uğradığımı ortaya koymaktadır.
Hakkımda beyanda bulunan kişi beni Erzurum il başkanı olarak tanımlamıştır. Oysa ben Erzurumlu değilim, hayatımda Erzurum’a gitmedim ve hiçbir zaman Erzurum İl Başkanlığı yapmadım. Doğum yerimi, siyasi görevimi ve hayatıma ilişkin en temel bilgileri dahi yanlış aktaran bir kişinin beyanının doğrudan bilgi ve gözleme dayandığı kabul edilemez. Başka hiçbir somut delille doğrulanmayan böyle bir anlatımın tutuklamaya dayanak yapılması hukuken kabul edilebilir değildir.
Soruşturma İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılmış; arama, el koyma, gözaltı ve ifade işlemlerinin tamamı İstanbul’da gerçekleşmiştir. Ancak soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısının Ankara’ya tayin edilmesinden sonra dosya hakkında yetkisizlik kararı verilerek soruşturma Ankara’ya gönderilmiştir. Bu soruşturmanın yetkili makamı soruşturmayı yürüten kişinin görev yerine göre değil, suçun işlendiği iddia edilen yer ve kanundaki yetki kuralları uyarınca belirlenmelidir. Bu nedenle dosyanın savcıyla birlikte Ankara’ya götürülmesi doğal hâkim ve kanuni merci güvenceleri bakımından cevaplandırılması gereken ciddi sorunlar doğurmaktadır.
Hakkımdaki suçlama Siyasi Partiler Kanunu’nun 112. maddesinde düzenlenen ve cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis olan bir suça dayanmaktadır. Bu suç CMK’nın 100. maddesinde sayılan katalog suçlardan değildir.
Ben 68 yaşında, sabıkasız ve ciddi kalp hastalıkları bulunan bir insanım. 6 stentim bulunmakta ve kronik kalp yetmezliğiyle mücadele etmekteyim. Cezaevi sevkiyle yapılan muayenelerde hastalığım yeniden raporlanmıştır. Cerrahpaşa’daki doktorum da yüksek riskli bir hasta olduğumu bildirmiştir.
Kaçacağıma veya delilleri karartacağıma ilişkin tek bir somut olgu ortaya konulmamıştır. Buna karşılık mahkûmiyet varsayımında dahi erteleme sınırları içinde kalan bir suçlama nedeniyle aylardır cezaevinde tutulmam, tutuklamayı bir koruma tedbiri olmaktan çıkararak peşin cezaya dönüştürmektedir.
Sağlık raporlarımız ve adli kontrol uygulanması yönündeki taleplerimizin sunulmasına rağmen özgürlüğümden yoksun bırakılmaya devam ediliyorum. Hayatım boyunca herhangi bir suça karışmadım; namusumu, şerefimi ve haysiyetimi koruyarak yaşadım. Ayrıcalık istemiyorum, merhamet dilemiyorum. Yalnızca dosyamın varsayımlar ve güvenirliği tartışmalı beyanlar üzerinden değil; tarihler, belgeler ve somut maddi gerçekler temelinde değerlendirilmesini istiyorum.
Gerçekler, tarihler ve belgeler ortadadır. Eksik olan tek şey, adaletin daha fazla gecikmeden tecelli etmesidir.”
GEREKÇE “SİYASİ PARTİLER KANUNUNA MUHALEFET”
Mektubun okunmasının ardından sözü Safi Karayalçın’ın avukatı Rıza Koçak aldı. Koçak süreci şu ifadelerle anlattı: ” Safi abinin de tutuklandığı dosya garip bir dosya. Önce Ankara’da bir kurultay soruşturması başlatıldı. Orada bir dava açıldı. Yargılama devam ediyordu. Yani karara çıkmadı, ceza dosyası yargılaması devam ediyordu. Daha sonra İstanbul’da, İstanbul İl Kongresi için, Özgür Çelik’in kazandığı dönemdeki İl Kongresi için de soruşturma vardı. Ona da dava açıldı. O yargılama da devam ediyor. Ama bu her iki dosyada da bu suç veya bu dosya nedeniyle tutuklanmış hiç kimse yoktu.
Daha sonra bir sabah erken saatte arandım. Gözaltına alınmış Safi Bey. Konu nedir diye merak ettik. Yani Siyasi Partiler Kanunu’na muhalefetten daha önceki iki dosyada da ne ev baskını olduğu, ne sabah gidilip insanlar alındı. Çağrı üzerine gittik ifadelerini verdiler ve yargılamalar devam ediyor diye düşündük. Başka bir şey var mı endişesiyle gittiğimizde karşımıza aynı suçlama çıktı. Kurultay davası dediğimiz, Ankara Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan dosyanın aynısını buradaki savcı bey kendisi de açmıştı. İfadeyi verdik.
Hukukçu olarak söylüyorum; yaklaşık 27 yıldır aktif avukatım. Böyle bir dönem, böyle bir hukuksuzluğu inanın 80 dönemi yaşatmamıştır. Ve 80 döneminde insanlar ‘Bir adliyeye atsam kendimi kurtarırım’ düşüncesinde olanlar, ‘Aman adliyeye düşmeyeyim, buradan çıkamam’ düşüncesine evrildi. Yani 80 darbesini aratan bir süreci yaşadığımız bu durumda ifadeden sonra bir baktık tutuklamaya sevk edildi.”
“SEÇİM KARARI YOKKEN BU SUÇ İŞLENEMEZ”
CHP’nin bir önceki seçimde il seçim kurulu temsilcisi olduğunu belirten ve seçim hukukunu bildiğini hatırlatan Avukat Koçak, “Siyasi Partiler Kanunu’ndaki suça baktığımız zaman Safi Bey’e yöneltilen suçlama işlenemez bir suçtu aslında. Çünkü suçun maddi metni itibariyle bakıldığı zaman; belli bir zaman diliminde, belli bir oranda, belli yoğunluktaki eylem ve işlemleri suç sayıyordu. Seçim oluşmayan bir dönemde bu suçun işlenmesi imkansız idi. Seçim kararı ortada yokken bu suç işlenemez. Savcıya anlattık, hakime anlattık; maalesef tutuklandı.” ifadelerini kullandı.
“KİMSEYİ GERİDE BIRAKMAYACAĞIZ”
Koçak davayı “Hayatımda müvekkilime durumu izah ederken zorlandığım suçlamalardan birisi de budur.” diye nitelerken sözlerine şöyle devam etti: ” Düşünün Kİ; bu suçtan en üstten ceza almış olsa, bir günlük infaz edilecek, yatarı olan bir suçu yok bu suçun. 1-3 yıl diyor. Kapalı cezaevinde tutulacak bir suç değil. Bütün suçun işlendiğini varsaydığınızda dahi. Ama maalesef sadece bu suçtan tutuklandı.
Biz arada birden fazla kez itiraz ettik. İtirazlarımız bir karanlığa gidiyor. Yani karşılığı yok; ‘duvara çarpıp dönüyor’ dersiniz, duvar da yok karşınızda. Bir hukuki karanlıkla karşı karşıyayız. Sağlık sebepleriyle ilgili ciddi bulguları ortaya koyuyoruz, ileri sürüyoruz; savcılık makamı kulağını tıkıyor, mahkemeler kulağını tıkıyor. Adeta yalnızlığa terk ediliyor insanlar, umutsuzluğa terk ediliyor. Ama şunu unutmasınlar: Umudumuzu kimse çalamayacak, umudumuzu kimseye vermeyeceğiz. Ne Safi abiyi, ne de diğer tutuklu yoldaşlarımızı, arkadaşlarımızı… Siyaseten muhalif olan insanların yaşadıklarını unutmadan, onları geride bırakmadan, kimseyi geride bırakmayacağız, umudumuzu kaybetmeyeceğiz.”
Avukat Rıza Koçak’ın ardından Safi Karayalçın’ın dostları da söz aldı. Karayalçın’a destek konuşmalarıyla basın açıklaması sona erdi.
NE OLMUŞTU?
CHP’ye butlan atanmasına yol açan 38. Kurultay’a ilişkin, Beşiktaş Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve halen tutuklu bulunan İlker Uluer adlı şüphelinin itirafları sonucu birçok kişi gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı. CHP eski Eyüp ilçe başkanı ve kurultay delegesi Safi Karayalçın da, bu ifadeler sonucunda 23 Mayıs sabahı evinden gözaltına alınmasının ardından tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmişti.



