Bireysel değil, ilke ve kurullarla birlikte üretmek!

Example HTML page

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sn.Kuşoğlu; TV6’da katıldığı bir yayında 2 önemli konu hakkında görüşlerini şöyle açıklamış;

“1’inci konu; Eğer Sn.Kılıçdaroğlu genel başkan adayı olmadığını açıklarsa parti zaafiyet yaşar.

2’inci konu; iktidarın Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye’nin kurduğu pakt doğrudur, güzel olmuştur” diye düşünce belirtmiş. İki konuya ilişkin verilen cevapları ayrı ayrı irdeledim şunları yazma ihtiyacı duydum.

Önce, Sn.Kılıçdaroğlu’nun Adaylığı Konusu!

Sn.Kuşoğlu demiş ki; “eğer Sn.Kılıçdaroğlu aday olmayacağını ya da CHP yetkililerinden birinin, genel başkanlığa Sn.Kılıçdaroğlu’nun aday olmaması yönünde açıklama yapması halinde, partide disiplinsizlik ve boşluk yaratacağını, o nedenle kimsenin bu tür açıklamalarda bulunmaması gerektiğini” söylemiş.

İlk bakışta doğru bir değerlendirme gibi algılanıyor. Ancak Sn.Kılıçdaroğlu güvenli limana partiyi çektikten sonra, gönül huzuru içinde seçilen kadroya, partiyi teslim edeceğini, kendisi açıklamıştı.

Sn.Kuşoğlu’nun cevabı şu niyeti taşısaydı; partinin tüzüğü var, şu an bu konuları konuşmak erken ve gereksiz. Yeni Parti kurulmadan önce CHP, tam bir yıl CB’nı adayı kim olacak diye tartışmıştı. Sonra ön seçim yapmıştı. Ancak ne bu tartışmalar, ne de ön seçimle tek adayı belirleme partiye yarar getirmemiştir” deseydi altına imza atardım. “Adaylık tartışmalarını öne çıkaranlar partiye zarar veriyor” diyerek, partililerin, toplumun beklentilerinin önünü set çekmek, doğru değildir.

Bu parti o kadar büyük partidir ki, günü gelince demokratik yollarla kadrolarını da seçer, genel başkanını da seçer. Kimse kendini ne kurtarıcı, ne herkesten daha iyi gören, ne partiden büyük, ne de kendini vazgeçilmez görsün. Bu konular gereksiz yere köpürtülmemeli. Üye tırnaktan başa değişime karar veriyorsa o sürecin önüne kimse geçmemez. Günü geldiğinde üye şu ya da bu şekilde kararını verecektir.

Diğer konu, 10 gün önce kurulan ama sadece kuruluşunun duyurulduğu Pakt konusu. Sn.Genel Başkan Yardımcısı bunu “güzel bir iş” olduğunu söylemiş. Kurulan Pakt hakkında ne biliyor Sn. Kuşoğlu? TBMM’ye mi getirildi? Siyasi Partilere bilgi mi verildi? Ya da TBMM’de onaya mı sunuldu?

Hepimiz biliyoruz ki, bu soruların cevabı yok. Peki bunun neresi güzel? Bu kadar önemli bir konu, sadece iktidar tarafından yürütüle bilinir mi? 86 milyonu hatta bölgeyi ilgilendiren bir konuda muhalefet ses çıkarmamış, iktidar bilgi vermemiş ve ülkemiz adına kapalı kapılar arkasında hazırlanmış, sonra kamuoyu önünde anlaşma imzalanmış, partimizin önemli bir yöneticisi bu anlaşmayı olumluyor. Sn. Kuşoğlu, ilkeleri unutmak, kurulları çalıştırmadan karar vermek, bize hep zarar verdi, vermeye de devam ediyor. Halkın ve üyelerin beklentisi kendilerine değer verilmesi ve danışılmasıdır.

Yazımı tamamlarken sosyal medyadan haberler akmaya başladı, “Menderes Belediyesi AKP’ye kaptırıldı” diye…ister istemez irdeledim. Öğleden önce “CHP, Yeni Parti anlaştı, Yeni Partinin adayına oy verilecek” denilmişti. Şimdi yağmur gibi mesajlar, CHP’nin yüzünden belediye AKP’ye geçti.

Bu nasıl bir saldırıdır? Anlaşılır gibi değil! Sn. Kılıçdaroğlu ve Sn. Sarı meclis üyelerine talimat vererek Yeni Partinin adayının desteklenmesini istiyorlar ancak meclis üyeleri oy vermiyorlar. Bu normal karşılanılacak bir gelişme değildir elbetteki, ama hemen saldırıya geçmekte doğru değildir. Dolayısıyla her iki partinin öncelikle yapması gereken işler var. CHP, bu meclis üyelerini bir dakika dahi partiden tutmamalı. Bu konuya tolerans gösterilirse sonu gelmez. Yeni Partide kötüleme kampanyasından artık vaz geçmeli. Ayrıca CHP ve Yeni Parti artık bir ilkesel duruş göstermeli, kimin sayısal üstünlüğü varsa prensip olarak, o partinin adayı desteklenmelidir. Aksi dün içine düştüğümüz kötü durumun süreklilik kazanmasıdır!

Example HTML page

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir