TİP’li Öğrenciler: Biz bu ülkenin geleceğiyiz, o geleceği biz size rağmen inşa edeceğiz

Example HTML page

Yeni eğitim-öğretim yılının başlaması üzerine yapılan açıklamada, “mücadele” vurgusu yapıldı.

Türkiye İşçi Partili (TİP) Öğrenciler, 2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlaması üzerine sosyal medya üzerinden yayınladıkları basın açıklamasında “Biz bu ülkenin geleceğiyiz, o geleceği size rağmen inşa edeceğiz. Gençlerin ülkesini kurabilmek için, geleceğimizi kazanabilmek için sosyalizm diyoruz” ifadelerine yer verdi.

TİP Gençlik Sekreteri Atakan Özsan tarafından yapılan açıklama, Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan silahlı saldırıyla başladı. Son bir yılda en az 110 çocuğun katledildiği vurgulanırken, daha fazla polis ya da güvenlik görevlisi istihdamının sorunu çözmeyeceği belirtildi.

Açıklamada, yeni eğitim-öğretim döneminin üniversiteler ve KYK yurtlarında çeşitli eksiklerle başladığı ifade edilirken, 4 bin liralık KYK burslarının öğrencilerin barınma ve beslenme giderlerini karşılamasının imkansız olduğu hatırlatıldı.

Özsan, tüm yaşananların insan değil para odaklı bir düzenin olağan sonucu olduğunu vurgulayarak, “Gençlerin ülkesini kurabilmek için, geleceğimizi kazanabilmek için, insanca bir yaşam için, her şeyin ötesinde yalnızca yaşayabilmek için bile sosyalizm diyoruz” şeklinde konuştu.

‘SON BİR YILDA BU ÜLKEDE EN AZ 110 ÇOCUK KATLEDİLDİ, AMA İSTİFA YOK’

TİP Gençlik Sekreteri Atakan Özsan tarafından yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Yeni bir eğitim-öğretim yılına iyi dilek ve temennilerimizle, başarı dileklerimizle başlamak isterdik. Ancak maalesef Manisa Turgutlu’da bir okulda silahlı saldırı yaşandı. Öncelikle saldırıya uğrayan tüm sıra arkadaşlarımıza, dostlarımıza, kardeşlerimize ve ailelere geçmiş olsun dileklerimizi iletmek istiyoruz. Artık bu konuda söylenebilecek yeni bir şey kalmadı. Son bir yılda bu ülkede en az 110 çocuk katledildi. Bunlardan 98’i iş cinayetlerinde, MESEM’lerde çalışırken hayatını kaybetti; en az 12’si ise okul saldırılarında, güvende olması gereken okulda, derslikte, sırasında hayatını kaybetti. Şaşırmıyoruz ki maalesef ne bir istifa var ne sorumluluğu üstlenen bir bakan var ne de yargılanan bir devlet görevlisi var.

‘OKULLARA DAHA FAZLA POLİS VE GÜVENLİK GÖREVLİSİ ALARAK BU SORUNU ÇÖZEMEZSİNİZ’

2026 yılında en az 73 çocuk katledildi, geçtiğimiz hafta sıraları boş kaldı. Sorumlusu kim? Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi. Millî Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı aralarında bir güvenlik protokolü imzalıyor, o imzanın üzerinden daha 12 saat geçmeden yeni bir okul saldırısı yaşanıyor. Açık açık söyleyelim: Okullara daha fazla polis koyarak, daha fazla güvenlik görevlisi alarak bu sorunu çözemezsiniz. Yaşadığımız için bunu söyleyebiliyoruz. Nerede yaşadık? Hilal Özdemir’de biz bunu yaşadık. Hilal Özdemir 15 yaşında bir arkadaşımızdı. Boğaziçi Üniversitesinin Güney Kampüsü’nde, okulun içerisinde özel olarak kiralanan bir yerde, bir düğün etkinliğinde kaçak bir şekilde çalıştırılırken kampüse giren silahlı bir erkek tarafından kampüsün ortasında vurularak katledildi. Boğaziçi Üniversitesinde 5 yıldır okulun çevresinde eli silahlı polisler bekliyor, her yaz okula yüzlerce yeni güvenlik görevlisi alınıyor. Bırakın güvenlik sağlamayı, bırakın müdahale etmeyi, katile kampüse girmesi için yol gösteriyorlar. Hilal’i bulması için yol gösteriyorlar.

‘BİZİM GÜVENLİK SORUNUMUZ BİZZAT İKTİDARIN ZİHNİYETİDİR’

Peki, bizim güvenliğimizdeki sorun ne? Bu sorun bizzat iktidarın zihniyetidir. Bizim güvenlik sorunumuz, bizzat bakanlık koltuklarında oturanlardır. Bu kişiler istifa etmedikçe, bu kişilerin zihniyeti değişmedikçe, bu kişiler yargılanmadıkça hiçbirimizin güvende olmadığının farkındayız. Saldırı yaşayan tüm arkadaşlarımıza, dostlarımıza, kardeşlerimize ve ailelere yeniden geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

‘SARAY REJİMİ’NİN TÜRKİYE YÜZYILI’NDA YENİ BİR EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ AKADEMİSYENSİZ, KAPISIZ, ÖĞRENCİSİZ ÜNİVERSİTELERLE BAŞLADI’

Geçtiğimiz hafta birçok eksikle eğitim-öğretim dönemi başlamış oldu. Nedir bu eksikler? Mesela KYK yurtlarının kapıları yok. Sivas Kadı Burhanettin ve Sinop Seyit İbrahim Kadın KYK yurtlarında gerçekten kapılar yok. Oradaki sıra arkadaşlarımız kapılara yatak çarşaflarını örterek kendi mahremiyetlerini, kendi özel alanlarını sağlamaya çalışıyorlar. Mesela Maltepe Üniversitesinde öğretim elemanları yok. Ders seçim haftasında Maltepe Üniversitesi birtakım bölümlerden akademisyenleri, öğretim görevlilerini işten çıkartıyor, ama bunların yerine verecekleri derslere bir alternatif de bulunmuyor. Şu anda öğrencilerin seçmesi gereken dersler var, dersleri verecek hocalar yok ve rektörlükten bir açıklama da yok. Arkadaşlarımız olmayan hocanın dersini almak için bin bir çaba içerisinde, mücadele ediyor.

Mesela Ankara’da Başkent Üniversitesinde doğrudan öğrenciler yok. Çünkü Başkent Üniversitesine ulaşımı sağlayan ring seferleri günde 8-9 seferden bir anda 2 sefere indiriliyor. Buradaki soruna bir alternatif bulunmuyor, bir çözüm bulunmuyor. Öğrenciler, oradaki arkadaşlarımız, dostlarımız okullarına ulaşabilmenin mücadelesini veriyorlar şu anda, derslerine girebilmek adına.

Ne yazık ki bazı devlet üniversitelerinde, yani eğitimin parasız ve karşılıksız olması gereken devlet üniversitelerinde, parası olmayan için hazırlık eğitimi yok. Neyden bahsediyoruz? Mesela 9 Eylül Üniversitesinde hazırlık kitapları 9 bin liraya satılıyor, Türk-Alman Üniversitesinde 15 bin liraya hazırlık kitabı satılıyor. Aynı zamanda bu hazırlık kitaplarından ödevler verildiği, notlandırma buralardan yapıldığı için açık açık ‘9 bin lirası, 15 bin lirası olmayana not yok’ deniyor.

Yani Saray Rejimi’nin Türkiye Yüzyılı’nda yeni bir eğitim-öğretim dönemi akademisyensiz, kapısız, öğrencisiz üniversitelerle başlamış oldu.

‘BİZLERİ KARŞILAYAN KAMPÜSLER ADETA BİRER AÇIK CEZAEVİNE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR’

Biz kampüslerimizde, okullarımızda özgür bir ortam, bilimsel bir eğitim isterken; bin bir hayalle, emekle, masrafla, gecemizi gündüzümüze katıp dersimize çalışırken bizleri karşılayan kampüsler, bırakın eksikleri gidermeyi, bırakın özgür bir ortam sunmayı, adeta bir açık cezaevine dönüştürülüyor.

Neden bunu söylüyoruz? Çünkü artık her şey yasak. Video oyunları yasak. Roblox bir yılı aşkın süredir kapalı, Discord yasak. Henüz çıkmamış video oyunlarını bile hedef gösteriyorlar. Mesela GTA 6. Yıllardır birçok genç bu oyunun çıkmasını bekliyor; daha oyun çıkmadan sosyal medyada, internette hedef göstermeye başladılar.

Yahu zaten birçoğumuzun bu oyunu satın alıp oynama gibi bir hayali bile kalmamış durumda sizin sayenizde, birçoğumuz bekliyoruz ki oyun çıksa da YouTube’dan videosunu izlesek. Manisa’daki saldırıyla beraber yine çocuk ölümlerinden, yine saldırılardan bir video oyununu sorumlu tutmaya başlarlar. Yine bunun yasaklanıp yasaklanmayacağının bir garantisi bile bulunmuyor bu ülkede.

‘12 EYLÜL’DE, FAŞİZMİN YIL DÖNÜMÜNDE LGBTİ+’LARA YÖNELİK BİR OPERASYON GERÇEKLEŞTİ’

Yazı yazmak yasak, sosyal medya hesapları yasak. Bırakın kampüslerde bir etkinlik yapmayı, bir şey tartışmayı, bırakın LGBTİ+ kulüplerinin etkinliklerini gerçekleştirmesini, bu kulüplerin sosyal medya hesapları bile kapatıldı. Geçtiğimiz hafta ‘Ailem Güvende’ adlı bir operasyonla, 12 Eylül günü, faşizmin yıl dönümünde yoğun bir baskı operasyonu gerçekleşti LGBTİ+ arkadaşlarımıza, dostlarımıza yönelik. Bu operasyonlarla onlarca gözaltı ve tutuklamanın üstüne yalnızca 3 günde 367 sosyal medya hesabı kapatıldı, Türkiye’den erişime engellendi.

‘BİZ BU ÜLKENİN GELECEĞİYİZ, O GELECEĞİ SİZE RAĞMEN İNŞA EDECEĞİZ’

Şimdi bu iktidar, aynı iktidar, yeni bir hikâye anlatıyor. Diyor ki ‘Gençleri sahiplenin, gençler bizim geleceğimizdir’. Biz geleceğiz, evet. Biz bu ülkenin geleceğiyiz. Biz bu ülkenin yarınını inşa edecek olanlarız. O geleceği biz size rağmen inşa edeceğiz.

Sanki siz yıllar önce ‘Giderlerse gitsinler’ dememişsiniz gibi, sanki siz yıllar önce deprem zamanında canlı yayında ekranlardan bizleri tehdit etmemişsiniz gibi şimdi gençleri sahiplenmeye çalışıyorsunuz. Kimse kusura bakmasın, bizim bunlara karnımız tok. Bizim inşa edeceğimiz gelecekte size, sizin zihniyetinize yer bulunmuyor. Biz bu geleceği sizlere rağmen inşa etmek için mücadele ediyoruz.

‘İKTİDAR, ‘ÜNİVERSİTE OKUMAK İSTİYORSANIZ ÇALIŞMAK ZORUNDASINIZ’ DİYOR’

Yeni eğitim döneminde bizleri, öğrencileri, gençleri karşılayan şey yalnızca baskılar, saldırılar değil. Aynı zamanda yoğun bir ekonomik kriz de bizleri karşılamış oldu. Basit bir hesap yapalım. Bir üniversite yemekhanesinde günde 3 öğün yemek, günlük yaklaşık 200 liraya denk geliyor. 2+1 ev kiraları yaklaşık olarak 30 ila 40 bin lira bandına dayanmış durumda. Verdikleri KYK bursu ise 4 bin lira.

Bu ne demek biliyor musunuz? Bu, iktidarın bize açık açık ‘Siz bu ülkede üniversite okumak istiyorsanız çalışmak zorundasınız’ demesi, ‘Siz bu ülkede üniversite okumak istiyorsanız ders çalışmaktan çok ay sonunu nasıl getireceğinize odaklanacaksınız, bunun stresini yaşayacaksınız’ demesi.

Ama bu ülkedeki tüm gençler bu durumda değil. Bazıları gününü gün edebiliyor, bazıları arkadaşlarıyla beraber dışarıda gezebiliyor. Kim bunlar? AKP çocukları. AKP’nin çocukları Avrupa Birliği fonlarıyla kendilerine para buluyor, arkadaşlarını kayırıyor, kendilerine bakanlıktan kadrolar açıyor, Arif’çiklerine yargıda kadrolar açıyor. Ama bize geldiğinde, bu ülkenin evlatlarına geldiğinde saldırılar, baskılar, fakirlik ve ay sonunu nasıl getireceğinin stresiyle karşılaşıyoruz.

‘SORUNLARIMIZI ÇÖZMEK YERİNE YANDAŞLARININ CEBİNİ DOLDURUYORLAR’

Biraz daha sayısal konuşalım. Mesela TÜGVA ve TÜRGEV. AKP’nin 2 büyük projesi TÜGVA ve TÜRGEV’e yalnızca Avrupa Birliği fonlarından 3 milyon euro aktarılmış. 3 milyon euro demek bugünün kuruyla yaklaşık olarak 167 milyon Türk lirası yapıyor. Bu parayla 4 bin öğrenci evinin kirası ödenebilirdi. Yapılmadı. On binlerce, belki yüz binlerce öğrenciye burs verilebilirdi. Yapılmadı.

Neyi tercih ettiler? Kendi yandaşlarının cebini doldurmayı, kendi yandaşlarının hayatını güzelleştirmeyi tercih ettiler. İşte Saray Rejimi’nin Türkiye Yüzyılı’nın özeti tam olarak budur. Sorunlarımızın çözümleri var, doğrudan gözümüzün önündeler. Ama bunu yapmak yerine, bizim sorunlarımızı çözmek yerine, halka hizmet etmek yerine kendi cebini doldurmayı, kendi yandaşlarının cebini doldurmayı tercih eden bir iktidar karşımızda bulunuyor.

MANSUR YAVAŞ’A SESLENDİ: ‘ODTÜ’LÜLER ‘BU YOLU YAPMAYIN’ DEDİ’

Tabii gençlik olarak her ne kadar kötü şeyleri konuşsak da bizler hâlâ umudunu kaybetmiş bir nesil değiliz. Bizler hâlâ mücadelenin doğrudan içerisinde olan bir nesiliz. Siyasetin hayatımızın her alanında doğrudan içerisinde olduğunun farkındayız. Ve hatta yeri geldiğinde AKP’nin, iktidarın baskılarına karşı barikatları yıkıyoruz, bir arada bulunuyoruz. Bu ülkeye sahip çıkıyoruz. Ancak maalesef bizim tüm bu yaptıklarımıza rağmen bize yalan söyleyenlerin olduğunu, bizim kampüslerimizi parçalamaya çalışanların olduğunu da üzülerek görüyoruz, yaşıyoruz. Nereden bahsediyoruz? ODTÜ rant yolundan ve Mansur Yavaş’tan bahsediyoruz.

İlk olarak bu yolun, bu gündemin ne olduğuyla başlamak gerekiyor. ODTÜ’lü arkadaşlarımız, onların tabiriyle ‘rant yolu’nu şöyle anlatıyorlar: Aslında ODTÜ arazisini ikiye bölen, çevresinde konut projeleri bulunan, güya trafiği rahatlatacak olan bir yol projesi, Melih Gökçek’in projesi. Hani şu dinozorlarıyla ünlü olan, sabah akşam Twitter trollüğü yapmaya başlayan ve açık açık geçtiğimiz haftalarda adliye önünde ‘Çekirge 3 zıplar, ben 500 kere zıpladım da yakalayamadılar beni’ diyerek suçlarını itiraf eden Melih Gökçek’in projesi, bugün ne yazık ki Mansur Yavaş tarafından devam ettiriliyor. ODTÜ Rektörlüğü ise sessizce iş birliği yaparak sorumlu olduğu kampüsün parçalanmasına izin veriyor, göz yumuyor.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, 2014 yılında seçim arifesinde katıldığı bir televizyon programında tam olarak şunları söylüyor, ‘Durak yapsak bile kentlilere soracağız. ODTÜ yolunu yapmayın derseniz yapmayacağız’. Sayın Mansur Yavaş, ODTÜ’lüler ‘Bu yolu yapmayın’ dedi. ODTÜ’lüler yıllardır bu yol yapılmasın diye direniyor. ODTÜ’lüler 2 hafta önce iş makinelerinin karşısına kendi bedenlerini koydular ama siz ne yazık ki bu arkadaşlarımızın, dostlarımızın, yoldaşlarımızın üstüne iş makinelerini sürdünüz. Burada biz bir samimiyet göremiyoruz. Biz burada bir şeffaflık göremiyoruz.

‘BUGÜN MÜCADELE ETTİĞİMİZ İKTİDARDAN NE FARKINIZ KALDI?’

Açık konuşalım: Tarihte hiçbir örnek yoktur ki, tarihte hiçbir yer yoktur ki daha fazla yol inşa ederek trafik sorunu gerçekten çözülmüş, gerçekten rahatlatılmış olsun. Eğer siz Ankara’da trafik sorununu çözmek istiyorsanız planlamaya ilk olarak toplu ulaşımdan, toplu taşımadan başlamak zorundasınız. Ulaşılabilir ve ihtiyaca yönelik bir toplu taşımayla çözülmesi gerekirken Ankara’da, bırakın ulaşılabilirliği, bırakın toplu taşımayı, şu anda özel halk otobüsleri bir öğrenci indirimini bile uygulamayan bir vaziyette çalışıyor.

Bilimden uzak bu proje halka değil, iktidara ve sermayeye hizmet etmektir. Kendisiyle görüşmeye gelen öğrencilerin üstüne korumalarını salmak, öğrencileri muhatap almamak bizim bir soruyu açıkça sormamıza sebep olmaktadır: Bugün mücadele ettiğimiz iktidardan ne farkınız kaldı?

ODTÜ’de rant yoluna karşı direnen, üstlerine iş makineleri sürülen, yıllardır tüm görüşme kanallarını denemelerine rağmen belediyenin saldırılarıyla karşılaşan arkadaşlarımızın yanındayız. Mansur Yavaş’ı ise kampüsü bölen bu projeden vazgeçmeye; ODTÜ’nün kayyum rektörü Yozgatlıgil ve sermayeyle değil, ODTÜ öğrencileri ve Ankara halkı ile iş birliği içerisinde bilimsel bir yönetimi kurmaya, yaratmaya davet ediyoruz.

‘BUGÜN YAŞADIKLARIMIZ İNSAN DEĞİL, PARA ODAKLI BİR DÜZENİN SONUCUDUR’

Sevgili arkadaşlar, bugün başımıza gelenler yalnızca birtakım talihsiz olaylar değildir. Bugün başımıza gelenler yalnızca bizi yönetenler kötü oldukları için yaşadığımız olaylar değildir. Bugün yaşadıklarımız insan değil, para odaklı bir düzenin sonucudur. Hayatımızı ve ihtiyaçlarımızı değil, bizim üzerimizden kazanacakları parayı esas alanlar yüzünden çocuklar iş yerlerinde katledilmekte, gençler ise geleceksizlikle ve maddi sorunlarla baş başa bırakılmaktadır. Tüm bu karanlıktan çıkış için bir şeylerin değişmesi şarttır. Ancak bugün değişmesi gereken şey yalnızca AKP ve Saray Rejimi değil, aslında bu yamyam düzenin, bu kan emici düzenin ta kendisidir.

‘GENÇLERİN ÜLKESİNİ KURABİLMEK İÇİN ‘SOSYALİZM’ DİYORUZ’

Bu sebeple tüm sıra arkadaşlarımıza, dostlarımıza, kardeşlerimize çağrımızdır: İnsanca yaşayabilmek adına, geleceğimizi kazanmak adına, ülkemize ve kendimize dair hayal kurabilmemiz adına tek yolun sosyalizm olduğunu söylüyor, herkesi bu yolda örgütlenmeye, Türkiye İşçi Partisi’ne üye olmaya davet ediyoruz.

Gençlerin ülkesini kurabilmek için, geleceğimizi kazanabilmek için, insanca bir yaşam için, her şeyin ötesinde yalnızca yaşayabilmek için bile sosyalizm diyoruz.”

Example HTML page

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir