Kaftancıoğlu: İstanbul’da dün 201 ölüm ‘bulaşıcı hastalık’ koduyla girildi, tamamı Covid-19

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, dün İBB’nin kayıtlarına ‘bulaşıcı hastalık’ koduyla girilmiş olan 201 ölümün tamamının Covid-19 kaynaklı olduğunu söyledi.

Koronavirüs salgınına dair Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilerin gerçeği yansıtmadığına dair en önemli veriler İstanbul’dan geliyor. Dün İBB’nin 201 ölümün ‘bulaşıcı hastalık’ koduyla kaydedildiğini açıklaması ardından bugün de CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu konu hakkında açıklama yaptı.

Halk TV’de Medya Mahallesi programında gazeteci Ayşenur Arslan’ın konuğu olan Kaftancıoğlu, “3 Kasım’da sadece İstanbul’da ‘bulaşıcı hastalık’ kodu ile giren vefat sayısı 201” dedi.

Bu vefatların tamamının Covid-19 kaynaklı olduğunu söyleyen Kaftancıoğlu, şöyle konuştu:

“201 kişinin tamamının COVID olduğunu ben size bir hekim olarak söyleyebilirim. Nasıl ispatlayabilirim biliyor musunuz? Bu dönem koronavirüs haricinde ölüme sebep olan başka hangi bulaşıcı hastalık var? Yok. Olmayınca bu 201 kişinin tamamı COVID nedeniyle öldü. Hatta bir adım daha ileri gideyim, İstanbul özelinde gerçek sayısı bundan daha fazla. COVID dışında hiçbir bulaşıcı hastalık yok Türkiye’de. Siyaset kurumunun vatandaşa gerçeği söyleme gibi bir sorumluluğu vardır. İlk günden beri Türk Tabipleri Birliği, Sağlık Bakanlığı’nın paylaştığı verilerin gerçeğe uygun olmadığını -yalan söylüyorsunuz demeden- somut bir şekilde anlattı. Ne dediler? Siz teröristsiniz, bizim çalışmamızı baltalıyorsunuz dediler.”

“Sağlık Bakanını anlamıyorum ama duygusunu anlamaya çalışıyorum bir hekim olarak, bunu yapmak zorunda. Çaresiz. Çünkü bütün kararların Saray’dan geldiği bir yerde adamcağız, eli kolu bağlanmış durumda bunları söylemek zorunda. Bilim Kurulu üyelerinin ‘Film Kurulu’ haline getirilmesine yol verdiler.

ÖĞRETMENLERİN SORUNLARIA ARTTI

Kaftancıoğlu, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü de kutladı. Öğretmenlerin mevcut sorunlarının daha da artığını dile getiren Kaftancıoğlu, şöyle konuştu:

“Öğretmenlerdeki durum toplumdaki diğer gruplardan birazcık daha farklı. Şundan dolayı, öğretmenlik mesleğinin ne derece kutsal olduğunu hepimiz biliyoruz.

Böylesi bir meslekte kendisi anlattığı müfredata, kendisi inanmaya ve doğru bulmayan bir öğretmen grubu. Geleceğine dair çok belirgin kaygıları olan bir meslek grubu, hepsinden daha önemlisi toplumda, siyaset kurumlarında olması gereken saygıyı ve saygınlığı görmeyen bir meslek grubu. Özellikle şu salgın döneminde daha da göze batan bir şekilde eğitimdeki fırsat eşitsizlikleri sadece öğrenciler için değil öğretmenler için de korkunç derecede ayyuka çıktı. Yıllardır atanamayan öğretmen sorunları vardı. Daha doğrusu, pandemiye kadar ücretli çalışan öğretmenler vardı. Pandemi oldu, hiçbir ücret alamadılar. Ne yiyeceksin, ne içeceksin diye soran hiç olmadı.

Sözleşmeli öğretmenler vardı. Okullar kapandı, onların ücretleri büyük oranda azaldı. Siz napıyorsunuz diye soran olmadı. Kadrolu yaklaşık 994 bin öğretmenin yüzde 80’nin de fazlasının aldığı ücretle evini geçindirmesi mümkün değil. Eğitimin böylesi bir sorunu varken, öğretmenler bu sorunun merkezinde yer alırken bir de eğitimdeki sorunların faturası da iktidar tarafından öğretmen ve öğrencilere kesildi. Böylesi bir süreçte öğretmenler nasıl mesleğini layıkıyla yapabilirler ve yine bu VEFA destek gruplarının haricinde filyasyonda öğretmenleri görevlendirdiler.

Burdaki görevlendirmede de daha önce ifade ettiğimiz gibi eğitim verilmeden, kendi sağlıkları ile ilgili gereken yapılmadan öğretmenler görevlendirildiler. Daha acı bir şey söyleyeyim. Okullar yüz yüze açılma kararı alındıktan sonra öğretmenlerin içinde kalp hastası olan, belirli yaş grubunun üzerinde olan öğretmenler var, bunların hiçbiri dikkate alınmadı. Uzun lafın kısası toplumun hiçbir kesimi düşünülmediği gibi öğretmenler de düşünülmedi. Var olan mağduriyetleri katlanarak arttı.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir