İYİ Parti’li İbrahim Özkan: Haliç kirli değil, siz hırs ve nefret batağındasınız

İstanbul Büyükşehir Belediyesi 8’inci seçim 4’üncü toplantı dönemi Haziran ayı 1’inci bileşimi Saraçhane İBB Meclis salonunda Meclis Başkanvekili Zeynel Abidin Okul Başkanlığında yapıldı. Gündem maddelerinin görüşüldüğü toplantıda İYİ Parti İBB Meclis Grup Başkanvekili İbrahim Özkan söz alarak partisinin görüş ve düşüncelerini dile getiren bir konuşma yaptı.

Özkan yapmış olduğu konuşmada: Haliç kirli değil, siz hırs ve nefret batağındasınız ifadesinde bulundu.

İbrahim Özkan sözlerinin devamın da şu ifadelere yer verdi; Saygıdeğer Başkan, değerli Meclis Üyeleri:

Haziran ayı Meclisinde partim adına gündem dışı konuşma yapmak üzere söz almış bulunmaktayım,

Öncelikle, vatan müdafaasında, mücadelesinde hayatını kaybeden tüm Şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.

Haziran ayı içerisindeki bazı önemli günlere de kısaca değinmek isterim.

AK PARTİ BUNU DA BAŞARDI: SÜTSÜZLEŞİYORUZ!

1 Haziran Dünya Süt Günüydü. Biliyorsunuz, hayvansal protein ihtiyacının büyük bir kısmı süt ve süt ürünlerinden karşılanıyor.

İstatistiklere göre Türkiye’de bir insan dünya ortalamasının dörtte biri kadar süt içiyor.

Gübreye, yeme, mazota ve benzeri girdi fiyatlarına gelen fahiş zamlar nedeniyle süt üreticisi çok zor durumda. Maliyetleri yükselen üretici, ineğini kesmek zorunda kalıyor. Kısaca Sütsüzleşiyoruz ve bu da sağlıklı yarınlar için büyük kayıp..Bu nedenle, hükümet tarım ve hayvancılıkta bir sorun yok demekten acilen vazgeçmeli, hayvancılık yeniden  desteklenmeli, yem fiyatlarına müdahale edilmeli..

Ve tabi 2019’da sonlandırılan okul sütü uygulaması da devam ettirilmeli.

Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim; İBB’nin 3-6 yaş arasındaki çocuklarımıza dağıttığı ücretsiz süt miktarı 14 milyon litreye ulaştı.. İBB, çocuklarımız eşitlensin, sağlıklı büyüsün, yüzleri gülsün diye çalışıyor. Hem İBB; Halk Süt projesi kapsamında çiftçileri, süt üreticilerini de desteklemiş oluyor. Sayın İmamoğlu’nun çılgın projem dediği, hepimizin en değerli projesi halk süt ile 2021 yılında 125 bin çocuğa ücretsiz süt dağıtıldı, bu sayı bu yıl 150 bini geçecek. Çılgın projeden projeye fark var tabi, kimi çılgın projeler kanal açar çevreyi yok eder. Kimi projeler de ülkemizin geleceği olan çocuklarımıza besin kaynağı olur, zihni açar.

EN BÜYÜK ÇEVRE SORUNUMUZ, ZİHİNSEL KURAKLIK

Haziran ayı çevreye dair pek çok özel günü içerisinde barındırıyor. 5 Haziran Dünya Çevre Günü.

Kanal İstanbul ile İstanbul’un tarım arazilerini ve su havzalarını yok edecek bir projeyi Çılgın Projemiz diye lanse edenler, inadına yapacağız diyenler Türkiye Çevre Haftasını kutladı.

Beton üzerine ekonomi kuranlar, en verimli arazileri madenciliğe açanlar, yeşiliyle mavisiyle turizm cenneti ülkemizi dünyanın çöplüğü yapanlar Türkiye Çevre Haftasını kutladı.

Daha yeni, İBB’yi devre dışı bırakıp Kemerdeki golf alanlarını konut alanı ilan edenler Türkiye Çevre Haftasını kutladı.

Meteoroloji ve afet yönetimi uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’nun çevre konusunda çok güzel bir ifadesi var. Diyor ki sayın Kadıoğlu, “En büyük çevre sorunumuz zihinsel kuraklık” Durum bundan daha iyi ifade edilemezdi.

ALİBEYKÖY ARTIK ALİBEYGÖL DEĞİL..!

Dünyanın en büyük çevre sorunu kent selleri. Biliyorsunuz Ankara bu sellerle karşı karşıya maalesef ve bu sellerde CHP Mamak Gençlik Kolları Başkanı hayatını kaybetmek zorunda kaldı. Sayın İmamoğlu ve ekibi göreve geldiğinden beri özellikle bu taşkınları, dere taşkınlarını, evlerde ve işyerlerinde meydana gelebilecek su baskınlarına karşı ciddi yatırımlar yaptılar. Yıllarca yapılmayan bu yatırımlar bu dönem yapıldı. Artık İstanbul’u sel almıyor, can kayıpları yaşanmıyor. Selde sürüklenen insan görüntüleri de yok artık. Ankara Belediye Başkanı sayın Mansur Yavaş ve ekibi de bu konuda çok ciddi gayret içinde ama maalesef görüyoruz ki 25 yıl Ankara’da hiçbir altyapı çalışması yapılmamış. Artık Alibeyköy için Alibeygöl başlıkları da atılmıyor İstanbul’da…

HALİÇ KİRLİ DEĞİL, SİZ HIRS VE NEFRET BATAĞINDASINIZ

İBB, tüm iştirakleriyle birlikte, Marmara Denizi’nden İstanbul’un köylerine kadar tertemiz bir çevre için 365 gün 24 saat aralıksız çalışıyor. Ama “İstanbul’u kaybetmek Türkiye’yi kaybetmek” fıtratıyla hareket edenler yine başladı, Haliç kirlendi, Haliç kokuyor haberleri yaymaya…Bilim insanları Haliç’teki renk değişiminin doğal bir fotosentez işi olduğunu, hemen hemen her yıl farklı boyutlarda görüldüğünü söylese de bunu her sene mutlaka yapıyorlar. Gereken açıklamayı İSKİ yaptı ama ben de buradan vurgulamak isterim ki; İBB Deniz Hizmetleri Müdürlüğü ve İSKİ, Haliç’teki çalışmalarını aralıksız sürdürmektedir.  Haliç’teki çözünmüş oksijen değerleri hem online hem de suyun dibinden ve yüzeyinden numuneler alınarak devamlı takip edilmektedir. Ölçüm sonuçlarına göre Haliç’in oksijen değeri yüksektir.

Buradan İBB’yi her durumda, her fırsatta kötülemeye çalışanlara, duble İstanbul yenilgisini hazmedememiş olanlara şunu söylemek isterim. Ekrem Başkanı karalayacağım diye İBB’de çalışan onbinlerce kişiyi zan altında bırakıyorsunuz. Terörist çalıştırıyorlar dediniz tutmadı, israf ediyorlar dediniz tutmadı, millet bunlara kanmadı. Yapmayın, daha fazla kendinizi de partinizi de küçük düşürmeyin. Haliç kirli değil, sadece sizler hırs ve nefret bataklığına saplanmış durumdasınız. Bir an önce bu bataklıktan çıkın, hırstan ve nefretten arının.! Doğru olan budur.

UYUŞTURUCU ÖNERGEMİZE CUMHUR’DAN RET!

26 Haziran, Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü…Hem bugünümüzü hem yarınlarımızı tehdit eden, ülkemize maddi manevi kayıplar yaşatan çok önemli bir sorun.

Pırıl pırıl gençlerimizin, insanlarımızın hayatları bu illet yüzünden heba oluyor. Üstelik sağlık için de güvenliğimiz için de ciddi tehlike arz ediyor.

Anlat İSTANBUL Projemiz kapsamında her hafta iki ilçemizde yaklaşık 500 partilimizle beraber o ilçenin bütün mahallerinde vatandaşı dinliyoruz. Biz bu meseleleri Meclisteki milletvekillerimize gönderiyor, “İstanbul’da böyle bir sorun var, lütfen bunu Mecliste önergelerle konuşmalarla destekleyin” diyoruz. Dar gelirli insanlarımızın yoğun yaşadığı bölgelerde uyuşturucu kullanımı ön sıralarda şikayet olarak yer alıyor.

Geçtiğimiz ay, İYİ Parti Grup Başkanvekili sayın Erhan Usta ve İzmir Milletvekilimiz sayın Aytun Çıray beyefendi, “Türkiye’de uyuşturucu kullanımının engellenmesi ve uyuşturucu ticaretinin siyasi bağlantılarının araştırılması” amacıyla Meclis Başkanlığına tüm bunları içeren bir araştırma önergesi sundular.

Kirli ilişkiler, uçaklar, gemiler, kuryeler; bu nasıl bir ticarettir, ülkemizin selameti açısından araştırılsın siyasi bağlantısı ortaya çıksın dedik.

Uyuşturucu ticaretinde siyasi bağlantının araştırılması teklifimizi her zaman olduğu gibi TBMM Genel Kurulunda AK Parti ve MHP reddetti…Bir konunun siyasi ayağının araştırılmasını istiyoruz, varsa bunu kabul edin ilgili komisyonlara yollansın, komisyonlar araştırmalarını yapsın, neticede kamuoyu rahatlatılsın. Belki de siyasi hiçbir bağlantısı yoktur. Peşinen bunu reddetmek, kamu vicdanı açısından sıkıntılı bir haldir. Sadece kendi oy çoğunluğunuza güvenerek, biz bunu istersek kabul ederiz istemezsek kabul etmeyiz demek vicdanları yaralamaktadır. Emin olun vatandaş her şeyin farkındadır.

ÜLKEDEKİ KÖTÜ EKONOMİDEN İBB DE NASİBİNİ ALIYOR

En büyük problemlerimizden bir tanesi ekonomi ve maalesef bu sıkıntılardan ülkemizde her bir bireyin sıkıntı çektiği gibi belediyeler de sıkıntı çekiyor. İBB de ülkede yaşanan bu sıkıntılardan nasibini alıyor. Kim alıyor? 90 bine yakın çalışanı alıyor. Yüzde 50 küsurlarda yapılmış olan zamlar eridi bitti. 4 bin 250 liralara çıkarılan asgari ücret eridi bitti. Ekonomide o kadar enteresan işler oluyor ki.. Önce yüksek kur, düşük Türk Lirası Politikası izlenecek dendi. Birden, Dolar’ın 18 liraların üzerine çıktığı görüldükten sonra, bu sefer Kur Korumalı Mevduat sistemi devreye sokuldu. Ne oldu? Hazinede olmayan bir para basılarak, dövizi olan insanlara yeniden verildi. Yani, parası olan yine kazandı. Milyoner sayısı 5 ayda 89 bin kişi artmış. Türk Lirası değersizleştikçe milyonerler de artıyor. Yine fakir yine fakir, dar gelirli yine dar gelirli, yine zenginleşen belli bir kesim, sayın bakanın da açıkladığı gibi dar gelirli de bir yansıma olmadığını biliyoruz.

ASGARİ ÜCRET AÇLIĞINIZI BASTIRMIYOR ARTIK!

AK Parti döneminde açlık sınırı da yoksulluk sınırı da tavan yaptı. Açlık sınırı asgari ücreti geçerek 6.017 TL’ye çıktı. Asgari ücret açlığınızı bastırmıyor artık. Yoksulluk sınırı ise 19.602 lira.. Geçen ayki konuşmamda fakirlik sınır 17 bin 300 liraydı. Bir ailede 4 kişi asgari ücretle çalışsa dahi yoksul olamıyor.  O dövize müdahaleler, kur korumalı mevduat sistemleriyle Dolar da Euro da yeniden reşit oldu.  Bu artan dövizin hem belediyelere hem borçlu olan vatandaşa ciddi yansımaları oluyor. Gündeme bakıyorum, birçok ilçe belediyesi ek bütçe talebiyle geliyor. Olağandır, çünkü ülke ciddi bir darboğaz içerisinde, ülke ciddi bir buhran içerisinde, para pul olmuş. Belediyeler ihalelerine girecek firma bulamaz hele gelmiş. Birçok acil yapılması gereken işler yapılamayacak hale gelecek. İnsanlar korkuyor, önünü göremiyor.

PAPUA YENİ GİNE PARASI TÜRK LİRASINI 5’E KATLADI

Türk Lirası, yabancı para birimleri karşısında hızla erimeye devam ediyor. Papua Yeni Gine parası bile bizim paramızdan daha değerli! Dünyanın en fakir ülkelerinden biri olarak bilinen Papua Yeni Gine’nin para birimi “kina” TL’yi beşe katladı.

1 Papua Yeni Gine Kinası yaklaşık 5 TL. Ve bu başarı da AK Partinin kötü ekonomi yönetiminin eseri..

TÜİK’İN BİR ANLAMI KALMADI, KAPATIN GİTSİN!

En büyük sorunlarımızdan biri de mülteci sorunu…Bakın, Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü’ne göre, Türkiye dünyada en fazla sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke. Maalesef İstanbulumuzda bu durumdan en fazla nasibini alan  şehrimiz. Sessiz istila tehlike sınırlarını çoktan aştı..

Karpuzu dilimle, domatesi taneyle, peyniri-zeytini gramla, sıvı yağı bardakla alır olduk ama okunmuş rakamların efendisi TÜİK’e göre yüzde 7.3 büyüdük. Bu arada, şeffaflıktan bihaber TÜİK, “Sepet mepet yok deyip” enflasyon sepetini kaldırmış. Ama bu da yetmez, bence TÜİK’in de hiçbir anlamı kalmadı TÜİK’in de kendisini lağvetmesi, kapatması lazım..Devlet Planlama Teşkilatını kapattığınız gibi , hiçbir şeyi planlamadan körü körüne yaptığınız gibi artık TÜİK’i de kapatın gitsin. Birçok bürokratı da istifa etti. Çünkü bu yalanlara ortak olmak istemiyorlar.

Vapura bindiğinizde görürsünüz, artık martılar bile simit bulamıyor. Vatandaş simit alamıyor. Simit 3,5 lira, zam üstüne zam geliyor ama tarım bakanına göre buğday sıkıntımız filan yok;

Şeker olmuş 20 lira, ülkede çiftçi şeker pancarı ekemez hale geldi. Umarım NBŞ’li ürünler artıp sağlığımızı kaybetmek durumunda kalmayız.

İSTANBUL HALK EKMEK ÇİFTÇİMİZDEN BUĞDAY ALACAK

Bu arada İstanbul Halk Ekmek’in İstanbullu çiftçilerden buğday alımı yapacağını buradan da duyurmak isterim.. İstanbul Halk Ekmek bunu, yüksek girdi maliyetleri nedeniyle zor günler yaşayan yerli üreticiye destek olmak için yapıyor. 2022 hasat döneminde, il sınırları içinde üretim yapan çiftçilerden doğrudan buğday alımı yapacak. Çiftçilerin İBB’ye buğday satabilmesi için ‘Çiftçi Kayıt Sistemi’ ya da Ziraat Odası üyeliği bulunması gerekiyor. Temmuz ayı fiyat garantisiyle ürününü İBB’ye satmak isteyen çiftçiler, 24 Haziran’a kadar başvuru yapabilecek. Bunu da hatırlatmış olayım. Hadımköy’deki tesis de kısa sürede devreye girecek. Bence İstanbul’un Halk Ekmeğine bir buğday silosu , bir un fabrikası da yakışır. Artık İstanbul Halk Ekmek’in bu konuda ciddi çalışmalar yapıp, kendi buğdayını kendi tedarik edebilir, kendi ununu üretir hale gelmesi lazım. Kendi değirmenlerini kurup, konuya müdahil olması gerekir.

Biliyorsunuz ilk okulda yerli malı haftamız vardı. Bize eli öpülesi öğretmenlerimiz ne anlatırdı. Kendi kendine yeten bir ülke olduğumuz anlatılırdı ve ülkemiz bir tahıl üretim merkezi idi şimdi ne oldu…

İktidar Venezuela’da buğday üreteceğimizi müjdeledi!

Niye Anadolu’da buğday üretmiyorsunuz da dünyanın öbür ucunda üretiyorsunuz? Mazot desteği verin, gübre desteği verin üretelim.

Türk çiftçisini perişan edip Venezuela çiftçisine iş mi  veriyorsunuz? Kimler kazanç sağlayacak? Bunun neresi yerli, neresi milli?

Bakın jeotermal seracılık için Hollandalılar ülkemizde yer ararken siz hala bu konuda bir proje geliştiremediniz. Ülkenin tarım politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerekir.

Dünyada genel bir problem var, hububata ulaşmak sıkıntılı, dünyanın büyük tahıl depolarından biri olan Ukrayna ve Rusya’da bu sene harpten dolayı ekim yapılamadığını duyuyoruz. Ciddi bir krizle karşı karşıya ülkemiz. Umarım bir tedbir alınmıştır. Çok pahalıya, maliyeti yüksek buğdayla insanlarımız karşılaşmaz.

ÇOK YAKAN ARABA YOKTUR; AZ KAZANAN ADAM VARDIR!

Ülkede ekonomi tamamen kontrolden çıktı, lastiği patlak bir kamyon misali, bu kadar tutarsız bu kadar ekonomi bilimine ters modellerle düzelebilme ihtimali de zannımca sıfır…İnatla, nasla niyazla giden ekonomi, duvara, tosladı toslayacak. En acısı da bunu durdurmak için bir şey yapmamaları. Çünkü onlara göre abartılacak bir durum yok, enflasyonunun varlığını ise kabul dahi etmiyorlar.

Bundan çok değil 10 yıl önce yani 2012’de benzin litre fiyatı 4.57 TL idi. 100 liraya yaklaşık 22 litre benzin alınabiliyordu. Bugün ise benzinin litresi 30 liralara yaklaştı, 100 TL’ye bugün ancak 3 litre benzin alınabiliyor. Yani 100 liralık benzinle bugün 50 kilometre bile gidemiyorsunuz. Volkan Bey, en uzak ilçelerden birisi Silivri olduğu için oradan örnek vereyim, yani aracınıza 100 liralık benzin alıyor ama buradan Silivri’ye varamıyorsunuz.

Benzinin, mazotun 30 liralara yaklaştığı bir ülkede siz istikrardan bahsedemezsiniz. Sevdiğim bir söz var: “Çok yakan araba yoktur az kazanan adam vardır.”

Enflasyon fiyatların sürekli bir şekilde artması iken hayat pahalılığı cebinizdeki ile ulaşmak istediğinize ulaşamamanızdır. Ülkenin yaşadığı durum işte tam da budur. Ülke önce resesyondaydı, stagflasyona doğru gitti. Artık ülkenin dış borcundaki fazi yükü anapara borcunu geçmiş durumdadır. Ülkenin CDS (Credit Default Swap) puanlarının ne olduğunu anlatmaya bile gerek yok. Yani bunlar ülke için sıkıntılı haller.

FIKRA: KUŞ YEMİ DİYE ALDIM; YERLER Mİ YEMEZLER Mİ ONLARIN SORUNU!

Hani şu meşhur fıkradaki gibi;

Adamın teki tam gümrük kapısından geçecek, memurlar bavulunu açıyor ve bir bakıyorlar ki bavulu ağzına kadar saat dolu. Şaşkın bir halde “bu nedir böyle” diye sorduklarında, adam da “Kuş yemidir” diyor.

“Dalga mı geçiyorsun sen bizimle” diye üstüne yürüdüklerinde de adam diyor ki “Ben kuş yemi diye aldım, önlerine atacağım, yerler mi, yemezler mi onların sorunudur” 

EKONOMİNİN KÖTÜ GİDİŞİ SAYESİNDE MÜLTECİ SORUNU DA KALMAYACAK!

TÜİK’e göre bile enflasyon yüzde 70’i aşmış, Üretici enflasyonu yüzde 120’lerde iken, fiyatlar kontrolden çıkmış, her gün her şeye zam üstüne zam gelirken, kira artışını yüzde 25 ile sınırlandırmak, ekonomi bilimiyle ters bir işlem. Arkadaşlara dedim ki, internetteki kira artışlarını favorilere alın, kiraları korkunç bir şekilde artıracaktır. Siz serbest piyasa ekonomisine dışarıdan müdahale ederseniz, piyasa kendi dengesini er ya da geç bulur.

Ekonomi bilim dalıdır, rasyonel yani akılcı yönetilmesi gerekir. Faiz, nas diyerek dolardaki yangını söndüremezsiniz. Aklı bilimi reddederseniz, Ezanla yangın söndürmeye çalışan Pakistanlılardan bir farkınız da kalmaz. Yüce Allah bize “efelâ ta’kilûn” “akıl edin, düşünün” diyor.

Türkiye’nin iflas riski primi ‘şahlandı’, 14 yılın zirvesinde.. Yüzde 7’lik ‘büyüme’ işsizliği düşüremedi. Her 10 kişiden 8’i kıt kanaat geçiniyor, faturalar şişiyor, ekonomi değil ama fiyatlar uçuyor, euro dolar uçuyor.

Üstelik bunu, ülkesine dönen Suriyeli ensar, muhacir diyerek kanat açtığımız insanlar da söylüyor. “Her şey pahalı, geçinemiyoruz bu yüzden gidiyoruz” diyor, bakın Suriye’yi kurtuluş görüyorlar. “Her şerde bir hayır var derler ya hani, umarım bu şerden de böyle bir hayır” çıkar da mülteci problemini bir an önce çözer.

Daha yeni, İstanbul Ticaret Odası mayıs ayına ilişkin fiyat endekslerini yayımladı. İstanbul’da enflasyon 24 yılın zirvesinde, Yüzde 90’a dayandı! Umarım kısa sürede bu sorunlara bir çözüm bulunur da vatandaşlarımız rahat bir nefes almış olur.

DÜN EKONOMİNİN SORUMLUSU BENİM DİYENLER BUGÜN SORUMLULUĞU ASLA KABUL ETMİYOR!

Yine Sayın cumhurbaşkanı dedi ki; Petrol fiyatlarının 2-3 katına, doğalgaz fiyatlarının 7-8 katına, kömür fiyatlarının 10 katına yükselmesinin müsebbibi biz değiliz.

Oysa kendisi “Türkiye’nin ekonomisinin sorumlusu benim, ben…” demiyor muydu?

Hatırlayın, 2019 belediye seçimlerinde, belediye başkanlarının ekonomiyi düzeltmeye bir etkisi olmadığını söyleyerek, “Ya şu anda belediyelerin çoğu batık. Bitik. Personelinin maaşını ödeyemiyor, yerel seçimler bitecek bunlar sanki Türkiye’nin ekonomisini düzeltecek. Türkiye ekonomisinin sorumlusu benim ben. Şu anda devletin başında kim var? Tayyip Erdoğan var. Kim var? 14 tane bakanı var. Kim var? Yardımcıları var.” demişti. Bunu da bir kenara not ettik, unutmadık!

İETT’NİN ZORUNLU ZAMMI GERİ ALINIYOR MADEM ULAŞTIRMA BAKANLIĞININ YHT ZAMMI DA GERİ ALINSIN!

İETT Genel Müdürü sayın Alper Bilgili, “Yılda 200 milyon litre mazot ile 1 milyar yolcu taşıyoruz. Mazota son bir yılda 21 TL zam geldi. Bu yüksek artış İETT’ye 4,2 milyar lira ek maliyet getirdi.” açıklamasını yaptı.

İETT üzerinden burada popülizm yapıldı. Grup sözcümüz Sayın Suat Sarı ulaştırma konusunda bir otorite, bugün dedi yüksek hızlı trene yüzde 30 zam geldi. Ben de sayın Sarı’ya yılbaşından bu yana gelen zammı sordum, Ulaştırma Bakanlığına bağlı Yüksek Hızlı Tren (YHT) ücretlerine Yılbaşından bu yana yüzde 99,7 yani yüzde 100’e yakın zam yapılmış.

YHT’nin bu zammını görmeyeceksiniz, İETT’nin aylık öğrenci kartları için popülizm yapacaksınız. Siyaseten doğru yaptığınızı zannediyorsunuz ama emin olun yaptığınız yanlış. Halk her şeyin farkında…Biz de kendi vekillerimize iletelim, ulaştırma bakanlığının yaptığı bu zammı geri alınması için TBMM’de bir teklif versinler. Bakalım orada nasıl bir karar ortaya çıkacak.

SANDIK GELECEK, YÖNETEMEYENLER GİDECEK!

Siyasetin dili halkı ayrıştırıyor. En son Gezi Parkı olayları üzerinden ortaya çıkan durum hepimizi üzmüştür. Sayın cumhurbaşkanının söylemiş olduğu sözleri ben burada söylemeyeceğim, çünkü almış olduğum aile terbiyesi bunu söylememe müsaade etmiyor.

Dil o kadar kötüleşti ki…..

Bakın, mevcut iktidara göre;

Hakkınızı arıyor, soruyor, sorguluyor, ülke sorunlarıyla hemhal oluyorsanız, eğrinin doğrunun farkındaysanız çürüksünüz, s…z. Diğer sözünü söylemeye terbiyem el vermiyor!

Çevreyi, ülkeyi, milleti düşünüyor, ben demiyor biz diyorsanız, yağmaya, talana, yalana, izin vermiyorsanız çürüksünüz, s….z

Hakkın, hukukun adaletin kalmadığını, demokrasinin rafa kalktığını, seçim güvenliğinin olmadığını söylüyorsanız çürüksünüz, s….z.

Ekonominin kötü gittiğini, tek adam rejiminin ülkeyi her anlamda iflasa sürüklediğini anlamışsanız çürüksünüz, s…z.

Bakın, bizim davamız, birlik, beraberlik, bizim davamız kardeşlik diyerek geldiler, bunu diyenler, 20 yıldır ülkeyi kutuplaştırdılar. Dünlerini, vaatlerini unutup hırsın, kibrin esiri oldular. Halkın içine inemeyen, ülke gerçeklerini göremeyen iktidara sessiz duramayız elbette. Yaptıkları yanlışları haykırmak zorundayız.. Demogojiden, algı oyunlarından bıktık usandık. Pes etmeyeceğiz, yılmayacağız. Vicdanımızla, eğilip bükülmeyen omurgamızla, doğru bildiğimizden asla şaşmayacağız. Kötü söz sahibine aittir diyecek, haksızlığa karşı dimdi durmaya, aydınlık yarınlar için savaşmaya devam edeceğiz.

Yani..

SİZİN ÇÜRÜK DEDİKLERİNİZ, SÜRTÜK DEDİKLERİNİZ ÖZGÜR, SAĞLAM, GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE CUMHURİYETİ İSTİYOR!

MEMLEKETİ ÇİFTLİĞE ÇEVİRENLERİN GİTMESİNE AZ KALDI

Aşa muhtaç insanları aş ile terbiye eden bu sistemin bitmesine Az Kaldı.

Kendi halkına yabancı olanların, dar gelirliye sabır ve şükür tavsiye edip sığınmacılara maaş bağlayanların gitmesine az kaldı.

Kendilerine lüksü şatafatı, millete şükür ve sabrı layık görenlerin gitmesine az kaldı.

Zamlarla belimizi bükenlerin, doğmamış çocuklara bile borç yükleyenlerin, memleketi çiftliğe çevirenlerin gitmesine az kaldı. Seçimle gelenler el-hak seçimle gidecekler. Az kaldı…

Cumhur İttifakının değerli başkanları size söylüyorum çok değerlisiniz ki partileriniz sizleri seçmiş. Sizin muhatabınız sayın İmamoğlu değil, sizin muhatabınız Sayın Doğan Subaşı ve benim. AK Parti Grup Başkan Vekiline hodri meydan diyorum, Volkan beyi de alın, istediğiniz kanala çıkalım. İstediğiniz kanala istediğiniz moderatörlerle, istediğiniz gazetecilerle birlikte çıkalım dedi.

Example HTML page

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir