CHP’li Arzu Taşdelen, ”Dünya Cüzzam Günü”nde Porf. Dr. Türkan Saylan’ın mücadelesini anlattı…
CHP’li Arzu Taşdelen Eyüpsultan Belediye Meclisinde Dünya Cüzzam Gününde Cüzzamı yenen akıl, bu ülkede hiçbir şeyi kader olarak görmez, adaletsizliği ve eşitsizliği de ortadan kaldırarak Cumhuriyetimizi102’ci yılında demokrasiyle taçlandırarak hukukun üstünlüğünü sağlayıp eşit bir yaşamın hakim olduğu Laik Demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni yeniden inşa eder.

Eyüpsultan Belediye Meclisi 9’uncu seçim, 3’üncü toplantı dönemi Aralık ayı 1’inci bileşi,mi Meclis Başkan Vekili Şanal Egemen Cantimur Başkanlığın da Eyüpsultan Belediyesi Yerleşkesinde bulunan meclis salonunda gerçekleşti

Gündem Maddelerinin görüşülerek ilgili komisyonlara havalesinin yapıldığı toplantıda gündem dışı söz alan; CHP Eyüpsultan Belediye Meclis Üyesi Arzu Taşdelen ‘’Dünya Cüzzam Günü dolayısıyla Eyüpsultan Belediye Meclisi’nin 2026 Aralık ayını birinci bileşiminde Türkan Saylan’ın bu konuda mücadelesini anlatan bir konuşma gerçekleştirdi.

Taşdelen yapmış olduğu konuşmasında: Cüzzamı yenen akıl, bu ülkede hiçbir şeyi kader olarak görmez, adaletsizliği ve eşitsizliği de ortadan kaldırarak 102’ci yılında demokrasiyle taçlandırarak hukukun üstünlüğünü sağlayıp eşit bir yaşamın hakim olduğu Laik Demokratik Türkiye Cumhuriyetini yeniden inşa eder dedi.

Taşdelen konuşmasına şu ifadelerle devam etti:
Bilindiği üzerine Ocak ayının son Pazar günü ‘’Dünya Cüzam Günü’’ olarak anılmaktadır.
Bu gün yalnızca hastalığı değil, yıllar boyunca korku, önyargı, dışlanmayla mücadele etmek zorunda bırakılan insanları hatırlamak için vardır.
Cüzzam bu gün tedavisi mümkün bir hastalıktır.
Ancak tarih boyunca bilgisizlik nedeniyle bir ‘’utanç’’ gibi görülmüş; hastalar toplumdan koparılmış, hastalar yalnızlığa mahkum edilmiştir.
Bu nedenle mesele yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda vicdani ve bir toplumsal meseledir.
Ülkemiz cüzzamla savaşta önemli adımlar atarak başarılar elde etmiştir.
Bu başarının elde edilmesi ve Türkiye’de bu karanlık tablonun değişmesinde kuşkusuz ki Prof. Dr. Türkan Saylan’ın emeği ve katkısı büyüktür.
Türkan saylan cüzzamlı hastalara uzak bakan değil, onlara dokunan ve sahip çıkan bir hekimlik anlayışıyla, gelmiş olduğumuz noktada ülkemizin tarihsel başarısına imza atmıştır.
Bu mücadelenin kurumsallaması için 25 Ocak 1976 tarihinde cüzzamla Savaş Derneğini kurmuş; hastaların erken tanıdan tedaviye, sosyal hayata katılmadan yaşam boyu takibe kadar her aşamada yanlarında olmuştur.
Türkan Saylan cüzzamla mücadelesinden söz ederken, yalnızca bir hastalığı değil, bu ülkenin görmezden gelinen insanlarını da konuşuyoruz.
1970’lere kadar Türkiye’de Cüzzamla ilgili sayısal veri yoktu. Çünkü hastalık gizleniyordu.
İnsanlar tedaviye değil tecride gönderiliyordu.
Köylerden ailelerinden koparılıyor, çoğu zaman kayıtlara bile geçmeden hayattan siliniyorlardı.
Kaç kişinin bu hastalıktan öldüğünü bilmiyoruz.
Ama şunu biliyoruz; çoğu insan hastalıktan değil damgalanmaktan öldü.
1980’lere gelindiğinde yapılan taramalarda yaklaşık 400 hasta tespit edildi.
1990’larda ise İstanbul Lepra Hastanesinin kayıtlara giren hasta sayısı 20002’i aştı. Bu artış değildi. Bu yıllardır saklan bir gerçeğin görünür olabilmesiydi.
İşte bu noktada Türkan Saylan ve kurduğu Cüzzamla Savaş Derneği devreye girdi ve Anadolu da kapı, kapı dolaşıldı insanlar bulundu tedavisi edildi.
Tecrit yerine sağlık, korku yerine bilgi kondu.
Ve sonuçta ortada; Bu günün Türkiye’sinde yılda sadece birkaç yeni vaka görünüyor. Ve cüzzam artık bir halk sağlığı tehdidi değil.
Türkan Saylan bize şunu öğretti; Devlet sorumluluk alırsa, toplum dışlananları yalnız bırakmazsa en ağır hastalıklar bile yenilir.
Bu gün bize düşen görev: Türkan Saylan’ın bize bıraktığı mücadele mirasını yalnızca anlamak değil, yerel yönetimlerde, sosyal politikalarda ve sağlıkta aynı kararlılığı sürdürmektir.
Çünkü cüzzamı yenen akıl, bu ülkede hiçbir şeyi kader olarak görmez.
Dünya cüzzam günü vesilesiyle yaşamını insanlığa adamış Prof. Dr. Türkan Saylan’ı sevgi ve saygıyla anıyorum.
Öncülük ederek bizlere kazandırdığı değerler Cüzzamla Savaş Derneği ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği gibi kurumlara sahip çıkarak ve bu kurumları çoğaltarak eşit yaşanabilir bir Türkiye hedefine mutlaka ulaşacağız. Anısı mücadelemize öncülük etsin dedi.



