Anayasa Değişikliğine Hukukçu gözüyle Bakış ; Av.Tülay Ateş (5)

anayasa-degisikligine-hukukcu-gozuyle-bakis-av-tulay-ates-5
Anayasa Değişikliğine Neden Hayır Diyorum (5)
16 Nisan da yapılacak, partili cumhurbaşkanlığı sistemi Anayasa değişikliği için referandumda neden hayır dememiz gerektiğini, uzun yıllardır insanca bir yaşam için yılmadan mücadele eden ve Demokrasiyi içselleştirmiş yürekli bir hukukçu, birlikte yol yürüdüğüm can dostuma sordum. Av Tülay Ateş sade ,anlaşılır biçimde neden hayır dememiz gerektiğini yorumladı.
Yapılacak olan değişiklik maddeler halinde gazetemiz Haber Etkin de yayımlanacaktır..
Toplumun aydınlanmasına ışık tutacak bu değerli çalışmalarından dolayı Av.Tülay Ateşe Haber Etkin ailesi adına sonsuz teşekkür ederim

Değerli Ramazan; Değişiklik kanununun 5.maddesi mevcut anayasanın 87.maddesini şu şekilde değiştirmektedir.

MADDE 87: Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; bütçe ve kesin hesap kanun tekliflerini görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.”

Şimdiki anayasanın 87.maddesinden farkı, eski metinde bulunan TBMM görev ve yetkileri başlığı ile BAKANLAR KURULUNU VE BAKANLARI DENETLEMEK; BAKANLAR KURULUNA BELLİ KONULARDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME ÇIKARMA YETKİSİ VERMEK; cümlesinin yeni metinden çıkarılmasıdır.

Bu değişiklikle “Meclisin ve milletvekilliğinin içi boşaltılıyor: Meclisin, yürütme organını denetleme misyonu yok ediliyor.” Sonraki maddelerde görüleceği üzre “Cumhurbaşkanına hiçbir şekilde soru sorulamıyor, gensoru verilemiyor. (Sadece, cumhurbaşkanı yardımcılarına ve bakanlara yazılı soru verilebiliyor). Doğrudan cumhurbaşkanı tarafından atanan yardımcıların ve bakanların, bürokrat konumunda oldukları açık. Bu bürokratların, milletvekillerini muhatap dahi almayacakları, kendilerini görevlendiren ve atayan cumhurbaşkanına karşı kendilerini sorumlu görecekleri açık.”

“Bir başka ifadeyle, seçilmiş konumunda olan milletvekillerinin tüm güç ve yetkileri fiilen ortadan kaldırılmış olacak, seçilmiş olanlar atananlara tabi hale geleceklerdir. Bürokratik vesayet en üst düzeyde kurumsallaşmış olacak. Böylece, TBMM misyonunu kaybedecek ve milletvekilliğinin içi boşaltılacaktır”

Halkın oyuyla seçilmeyen bakan ve cumhurbaşkanı yardımcılarının meclis tarafından denetlenmemesinin hizmetin hızlılığı v.b. ile bir bağlantısı yoktur. Kendisini meclise karşı sorumlu hissetmeyen sadece cumhurbaşkanına bağlı olan bakanların milletin yüzde yüzünü temsil eden meclise değil de milletin salt çoğunluğunu temsil eden başkana yani TEK ADAMA karşı sorumlu tutulmasının demokratik olmadığı aşikardır.

“Demokratik bir hükümet sisteminde yasama, yürütme ve yargı organları arasında yürütme erkinde odaklanan bir bütünleşmenin değil, bunlar arasında denetimi, işbirliğini ve dengeyi sağlayacak araç ve mekanizmaların bulunması gerekir. Geniş yetkilerin tek kişiden oluşan ve siyasal ve cezai olarak neredeyse mutlak biçimde sorumsuz tutulan yürütme organında toplandığı, yasama ve yargı organlarının aşırı zayıflatıldığı bir hükümet sistemine dayanan bir rejim, adı ne konmuş olursa olsun, tarihin her döneminde görülen ve siyaset biliminde diktatörlük olarak tanımlanan rejimlerinden biri olacaktır. Söz konusu teklifin yasalaşması, Türkiye’nin 19. yüzyıldan bu yana biriktirdiği demokratik ve anayasal kazanımlarından vazgeçmesi anlamına gelecektir.”

Bu nedenle Anayasa değişikliğine HAYIR DİYORUM.

(Not.Prof Dr.İbrahim Kabaoğlu ve Hukukçu Atilla Kartın yazılarından alıntı vardır.)
Haber Etkin/Ramazan Yiğit

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir