KÖY ENSTİTÜLERİNDEN ÇIKARILACAK DERSLER

Özgür Kalem
Ömer Aslan

KÖY ENSTİTÜLERİNDEN ÇIKARILACAK DERSLER

17 Nisan Köy Enstitülerinin 78.kuruluş yıldönümü.
Eğitim sistemimizin bugün içinde bulunduğu durumdan hareketle Köy Enstitülerinden övgüyle söz edilecektir.Köy Enstitülerinin yetiştirdiği aydın ve sanatçılarımız yad edilecektir.

Köy Enstitüleri kendine özgü eğitim anlayışı ile çok çok önemlidir.Ancak her kuruluş döneminde Köy Enstitülerini değerlendirirken üç büyük yanlışa düşülüyor.

.Birincisi Köy Enstitülerini nostaljik bir övgü,anma çerçevesinde daraltmak gibi bir yanlış ya da eksiklik, ikincisi toplumsal olayları zaman-mekan ilişkisinden koparıp o dönemin olaylarını bugünün gözlüğüyle değerlendirip sonuç çıkarma,üçüncüsü ise eğitimin sonuçlarından yararlanma ilkesinin gözardı edilme yanlışı.

Emperyalizme meydan okuyarak kurulmuş genç Cumhuriyet’i Mustafa Kemal’in deyimiyle daha büyük bir savaş bekliyordu.Bu savaş ‘’Cehaletle savaştı.’’Cehaletle savaşı yani aydınlanma hareketini alt yapıdan soyutlanmış bir üst yapı inşası gibi düşünmek,planlamak ve uygulamak elbette bilimsel ve gerçekçi olamazdı.Aydınlanma hareketi ekonomisiyle,sanatıyla,eğitimiyle, tarihiyle,yaşam tarzıyla bir bütünsellik arz eder.Bunun da temeli ekonomidir.Yani bir toplumun aydınlanma şekli,rotası ekonomisiyle doğru orantılıdır.
Kurulan genç Cumhuriyet’in yüzde seksenini köylü oluşturuyordu.Sanayi yoktu.Sermaye birikiminden söz etmek zaten mümkün değildi.Var olan köylülük yer yer feodal dönemin bile gerisindeydi.Üstüne üstlük 1929 emperyalist kriz, ekonomisini canlandırmaya çalışan ülkemiz için büyük bir tehlikeydi.İşte Atatürk’ün ‘’Devletçilik’’ ilkesi bu ekonomik kriz döneminde ortaya konmuştur. 2. Emperyalist savaşa neden olmuş 1929 krizini de genç Cumhuriyet bu ilke ile aşabilmiştir.
Devletçilik ilkesi ülke ekonomisi için olmazsa olmaz ekonomik sektörlerin devlet eliyle kurulması ve yürütülmesidir.Söz konusu ekonomik sektörlerin yaşam bulabilmesi için de mutlaka tarımla bağlantısının olması gerekirdi.Şeker pancarı üretilecek ki şeker sanayi olsun,pamuk üretilecek ki tekstil sanayi olsun,hayvancılık gelişecek ki süt ve et sanayi olsun. Yani tarımsal üretim mutlaka geliştirilmeli idi.İşte Köy Enstitülerinin kuruluşunun ekonomik temeli budur.

Köy Enstitülerini sadece bir eğitim kurumu ya da bir öğretmen yetiştirme kurumu gibi görmek doğru değildir.Köy Enstitülerini siyasal .sosyolojik ve ekonomik boyutlarıyla birlikte ele alıp değerlendirmek gerekir.Bunu yaparken de nostaljik anmalardan arınıp zaman-mekan ilişkisi içerisinde yapılacak çözümlemelerden tarihsel çıkarımlara ulaşmak ve özellikle günümüzde can alıcı bir sorun haline gelmiş eğitim özelleştirilmesine karşı geliştirilebilecek politikaları oluşturmanın ip uçlarını yakalamak amaçlanmalıdır.

Köy Enstitülerinin kurulma çalışmalarının yapıldığı dönemde köylü nüfusunun yüzde sekseni ilkokul ile buluşamamıştı.İlkokula kavuşan nüfusun da sadece binde biri bir üst eğitim kurumuna devam ediyordu.Son derece geri bir feodal yapı içerisinde ümmet toplumunun değer yargılarının yaşam koşullarının kırılması ve yurttaş bilincinin oluşturulması genç Cumhuriyet’in ayakta kalmasının kaçınılmaz koşulu idi.

Köy Enstitülerinin bir diğer amacı da eğitimde eşitlik kavramına getirdiği ve bugün bile kamusal ,eşit ve parasız eğitimi savunanların göz ardı ettiği,göremediği anlayıştır.Bu anlayış eğitimden yararlanmada eşitlik anlayışını aşan eğitimin sonuçlarından yararlanmada eşitlik anlayışıdır.Çünkü eğitimden yararlanmada eşitliği ne kadar sağlarsanız sağlayın eğer verdiğiniz eğitimin sonuçlarından yararlanmada yurttaşları eşitleyemiyorsanız bir kısır döngünün içine düşer ve eşitsizliğin ortaya çıkmasını engelleyemezsiniz.İşte Köy Enstitüleri, eğitimden yararlanmada eşitlik sağladığı gibi eğitim sonuçlarından yararlanmada da eşitlik sağlamıştır.
Burada eğitimin sonuçlarından yararlanmada eşitlik için yaratılması gereken sosyoekonomik alt yapıyı gözden uzak tutmamak gerekir.Sosyoekonomik yapı ile söz konusu eşitlik arasındaki ilişkiyi kuramadığınız zaman elinizde sadece eğitimde fırsat eşitliği kalır ki bu anlayış da eğitimin koşulları ve sonuçlarındaki eşitsizliği yeniden doğuran liberal anlayışın içinde çıkmaza girerseniz.

Bu açıdan Köy Enstitülerini ele alma, sadece nostaljik bir yad etme şeklinde değil,günümüz koşullarında gerek eğitimden yararlanma gerekse eğitimin sonuçlarından yararlanmadaki eşitliğin nasıl sağlanacağı yönünde olmalıdır.
Ömer ARSLAN

Example HTML page

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir