Kılıçdaroğlu ‘Tarımsal Kalkınma Zirvesi’nde konuştu: ”Aklı kullanmayıp da copu kullanırsanız devleti yönetemezsiniz”

Example HTML page

CHP’li Belediyeler Tarımsal Kalkınma Zirvesi’nde konuşan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Şimdi gıda fiyatlarında artış var, polisiye tedbirlerle bu işi çözmeye çalışıyorlar. Fiyatları polisiye tedbirlerle indirmeye kalkarsanız, o ülkede otoriter rejim vardır. Baskıyla bu işin içinden çıkamazsınız. Fiyatların düşmesi, makul seviyeye gelmesi ve ülkede fiyatlarda istikrarın olmasının tek yolu akılcı politikalardır. Aklı kullanmayıp da copu kullanırsanız devleti yönetemezsiniz” dedi.

Haber Etkin/ Haber Merkezi

İmamoğlu, “İstanbul’daki mülteci nüfusu 2 milyonu aştı. Böyle bir şehrin sorunlarını çözebilmek olağanüstü bir çaba gerektiriyor. Bunu da yapıyoruz. İBB, bugün aynı anda 10 farklı metro inşaatı yapan dünyadaki tek belediye. Ancak 10 değil, 100 metro da yapılsa eğer İstanbul’a yeni göç akınlarını önleyemezsek İstanbul’un ulaşım sorununa kalıcı bir çare bulmamız mümkün değildir” dedi.Zirvenin “ev sahibi” sıfatıyla açılış konuşmasını yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da mülteci sorununa dikkat çekti. İstanbul’un 16 milyonluk nüfusuyla Avrupa’nın en kalabalık metropolü olduğunu belirti.

CHP’nin düzenlediği, “Tarımsal Kalkınma Zirvesi”, Yenikapı’daki Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde başladı. Zirvede, 160 CHP’li belediye ve 300 kooperatifle birlikte üreticiler de yer aldı. 30 Eylül ve 1-2 Ekim günlerinde gerçekleştirilecek zirvede, CHP’nin 2024-2028 yıllarındaki tarım politikaları vizyonu kamuoyuyla paylaşıldı. Zirvede konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tarım krizinde var olan düzenin değişmesi gerektiğine vurgu yaptı. “Düzeni kimden yana değiştireceğiz? Halktan, üretenden, alın terinden, çalışandan yana değiştireceğiz. Havadan malı götürenlerden yana var olan düzeni değiştirmek bizi elimizde. Eğer varsanız; biz hazırız. Beraber bu düzen hep beraber değiştireceğiz” dedi.

İMAMOĞLU EV SAHİPLİĞİ YAPTI

Açılış konuşmasını “ev sahibi” sıfatıyla yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla başlattıkları zirve hazırlıklarının 6 ay önce başladığı bilgisini paylaştı. Zirvenin, son yıllarda yerel yönetim anlayışlarında yaşanan çok önemli bir değişimin en net ifadesi olduğunu vurgulayan İmamoğlu, “Tarımsal Kalkınma Zirvesi, bu belediyelerin ve üreticilerin birlikte neler başardıklarını ve neler başarabileceklerini bu güzel buluşmada ortaya koyacak. Bu zirvede paylaşılacak her fikir Türkiye’nin geleceğini ekilen sağlıklı tohumlardır” dedi.

MÜLTECİ SORUNUNA DİKKAT ÇEKTİ

İstanbul’un 16 milyonluk nüfusuyla Avrupa’nın en kalabalık metropolü olduğunu belirten İmamoğlu, sözü mülteci sorununa getirdi. İstanbul’daki mülteci nüfusunun 2 milyonu aştığı bilgisini aktaran İmamoğlu, “Böyle bir şehrin sorunlarını çözebilmek olağanüstü bir çaba gerektiriyor. Bunu da yapıyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bugün, aynı anda 10 farklı metro inşaatı yapan dünyadaki tek belediye. Ancak 10 değil, 100 metro da yapılsa eğer İstanbul’a yeni göç akınlarını önleyemezsek İstanbul’un ulaşım sorununa kalıcı bir çare bulmamız mümkün değildir” diye konuştu

TORUN: “BELEDİYELERİMİZ HALKIMIZIN GÜVENİNİ BOŞA ÇIKARMADI”

İmamoğlu’nun ardından konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun ise, son yaşanan yerel seçimlerin yakın siyasi tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biri olduğunun altını çizdi. “Halkımız bu seçimlerde, belediye kaynaklarını küçük bir azınlığa teslim eden, vatandaşın sorunlarını değil, kendi çıkarlarını önceleyen yönetim anlayışına, ‘Artık yeter’ dedi” diyen Torun, “Ve bizlere de tarihi bir sorumluluk yükledi. Siyasi iktidardan artık umudunu kesen halkımız, sorunlarının çözümü için çareyi partimizde ve belediyelerimizde aramaya başladı. Bizim belediyelerimiz de 2,5 yılda verdiği hizmetlerle, halkımızın güvenini boşa çıkarmadı.” diye konuştu.

GÖÇBEYLİ’DEN SEVGİ BİLİR: “ÇOCUKLARIMIZ TARIM YAPMAK İSTEMİYOR”

Zirvenin açılışında Pendik Göçbeyli Köyü’nden Sevgi Bilir ile Adana Karataş Çakırören Köyü’nden Nadir Arslan da birer konuşma yaptı. Göçbeyli Köyü’ne 50 yıl önce, Ordu Kumru’dan göç ettiklerini belirten Bilir, “İlk görenler 70 kişiydi. Şu anda bin 500 nüfusu oldu. Ve tarımla, hayvancılıkla uğraşıyoruz. Eskiden çok iyi, çok rahat geçinebiliyorduk. Ama şu anda bizim gençlerimiz, çocuklarımız bunu yapmak istemiyor. Çünkü para kazanamıyor. Dışarıda şehirlere gitmek istiyorlar. Çünkü gübre bundan üç sene önce 50 liraydı, şu anda 150-200 lira. Bir saman balyası 10 liraydı, şu anda 30 lira. Hayvancılık ve tarım için bunların biraz ucuzlaması lazım. Biz bunlardan şikayetçiyiz. Sizlerden bunlarla alakalı bir şeyler yapmanızı istiyorum. Ve ayrıca buradaki dinlediğiniz için size de ayrıca teşekkür ediyorum. Genel Başkanımız sağ olsun var olsun buraya kadar gelmiş. Allah razı olsun ondan da. 2 yıldır Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu bize fide verdi. Allah razı olsun ondan. Yoksa şu anda bizim Göçbeyli’de tarım bitmişti, çok zor durumdaydık” dedi.

ÇAKIRÖREN’DEN NADİR ARSLAN: “KARPUZ EKTİK TARLADA KALDI”

Arslan da duygularını, “Babadan çiftçiyim. Pamuk, mısır, karpuz bunları ekiyoruz. Ama karpuz ektik tarlada kaldı. Gübre geçen sene bugünlerde 2 liraydı, şu an 5,5 liraya alıyoruz. Biz, ne yapacağımızı bilemiyoruz Genel Başkanım. Bankalara doğrusu aynı cezalar, faizcilere aynı ceza. Bundan 2-3 sene önce 500 dönüm pamuk ekiyorduk, bu sene 100 dönüme düştü. Bu sene Pamuk biraz fiyat yaptı ama 1 lira yüksek olduğunda yine elimizde hiçbir şey kalmadı. Ne yapacağımızı bilemiyoruz yani. Önümüzdeki sene gübreden dolayı hiçbir şey ekemeyeceğiz herhalde. Buğdaya 100 kilo dövme gübre atıyoruz, 600-700 milyon dönüme maliyeti oluyor. Paramız olmadığı için dışarıdan alacağız. 700 liradan aşağı vermiyorlar. Biz ne yapacağımızı bilmiyoruz Genel Başkanım. Başka diyecek bir şey yok yani” sözleriyle dile getirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul’da CHP’li Belediyeler Tarımsal Kalkınma Zirvesi’nde konuştu.

“Hep beraber bu düzeni değiştireceğiz” vurgusu yapan Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“HAVADAN MALI GÖTÜRENLERDEN YANA VAR OLAN DÜZENİ DEĞİŞTİRMEK BİZİM ELİMİZDE”

Yapmamız gereken, var olan düzeni değiştirmektir. Bu düzeni değiştirmek için de işçisi, çiftçisi, emeklisi, taşeron işçisi, hepimizin bir araya gelmesi lazım ve bu düzeni değiştirmesi lazım.

Düzeni kimden yana değiştireceğiz? Halktan yana, üretenden yana, alın terinden yana, çalışandan yana değiştireceğiz. Havadan malı götürenlerden yana var olan düzeni değiştirmek bizim elimizde. Eğer varsanız, biz hazırız. Hep beraber bu düzeni değiştireceğiz.

“YAPILSAYDI TARIM BU HALE GELMEZDİ”

* Değiştirirken nasıl değiştireceğiz? Anayasada hüküm var, anayasa bunun kurallarını koymuş.

* O kurallara göre değiştireceğiz. Temel kurallar bunlar. Nedir bu temel kurallar? Anayasa madde 166, ‘Özellikle sanayinin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini, ülke kaynaklarının verimli şekilde kullanılmasını planlamak devletin temel görevidir’ diyor.

* Kim yapacak bunu? Siyasi iktidar yapacak. Yapılıyor mu? Yapılmıyor. Yapılsaydı zaten tarım bu hale gelmezdi

İktidara geldiklerinde uygulayacakları tarım politikalarını anlatan Kılıçdaroğlu, açıklamalarına şöyle devam etti:

“BUNU YAPACAĞIZ”

* Planlama, sıradan ele alınacak bir konu değildir. Planlamanın özü şudur: Herkes üretecek ama kimse zarar etmeyecek. Herkes kazanacak, Türkiye de kazanacak.

* Bunu yaptığınız zaman planlama amacına ulaşmış olur. Planlamadaki amaç şudur: Bir; çiftçi bir yıl önceden ne ekeceğini bilecek. İki; o ürünü kaça satacağını bilecek.

* Üç; sattığı üründen zarar etmeyeceğini bilecek. Dört; tüketici de evine ucuz ürün götürecek. Planlamanın özü budur. Bunu yapacağız. Bunu yaptığımız zaman fiyatlarda istikrar olur, politika olur, sağlıklı bir zemin yaratmış oluruz.

“İŞİN GARANTİSİ BÖYLE OLACAK”

* Taban fiyatın özü de şudur: Ekiyorsunuz, gübre kullanıyorsunuz; gübreyi, elektriği, tohumu, her şeyi alıyorsunuz, bir maliyet oluşuyor işçilikle beraber.

*Maliyetin üzerine makul bir kar koyacaksınız, bunun adı taban fiyat olacak. Çiftçi bu fiyattan satıyorsa eyvallah…

* Daha yükseğe satıyorsa eyvallah… İstediğine satabilir. Ama çiftçi, belirlenen taban fiyatın altında bir satışa zorlanmayacak.

* Dolayısıyla çiftçi, ektiği ürünün karşılığını, alın terinin karşılığını makul bir karla almış olacak. İşin garantisi böyle olacak.

“BÜTÜN BUNLAR YAPILDIĞI ZAMAN SORUN KENDİLİĞİNDEN ÇÖZÜLMÜŞ OLACAK”

* Planlama olmayınca ne oluyor? Bakıyoruz, bu sene patates iyi fiyat yaptı, hep beraber patates ekiyoruz. Ertesi yıl hep beraber batıyoruz… Veya soğan çok iyi, hep beraber soğan ekiyoruz, bir bakıyoruz ki herkes soğan ekmiş, ondan sonra hep beraber iflas ediyoruz. Kim soğan ekecek, ne kadar ekecek, kim patates ekecek, ne kadar ekecek ve ne kadar gelir elde edecek, bütün bunlar planlandığı zaman sorun kendiliğinden büyük ölçüde çözülmüş olacak.

“TEK YOLU AKILCI POLİTİKALAR”

* Şimdi gıda fiyatlarında artış var, polisiye tedbirlerle bu işi çözmeye çalışıyorlar.

* Türkiye’de herkesin şunu çok iyi bilmesi lazım: Fiyatları polisiye tedbirlerle indirmeye kalkarsanız, o ülkede otoriter rejim vardır. Baskıyla bu işin içinden çıkamazsınız.

*Fiyatların düşmesi, makul seviyeye gelmesi ve ülkede fiyatlarda istikrarın olmasının tek yolu akılcı politikalardır. Aklı kullanmayıp da copu kullanırsanız devleti yönetemezsiniz.

“BÜTÜN VERİLER ELİMİZDE VAR”

* İnşallah iktidar olacağız. Bütün bu çalışmalar aslında dersimize ne kadar iyi çalıştığımızı gösteriyor.

* Her santimini, her olayı, gübresinden tutun elektriğe kadar neyin ne olması gerektiğini biliyoruz. Bütün veriler elimizde var. Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın bütün verileri elimizde var.

* Demek ki dersimize çalışıyoruz. Bunun uygulamalarını yerel yönetimlerde yapıyoruz. Bütün belediye başkanlarımız olağanüstü başarıların altına imza atıyorlar.

“ÇİFÇİLERİN ALDIĞI KREDİLERİN FAİZLERİNİ SİLECEĞİZ”

* İlk bir haftada yapacağımız iş; çiftçinin ister bankalardan, ister tarım kredi kooperatifinden aldıkları kredilerin faizlerini sileceğiz. Bitti. Faiz yok. Ana parayı da makul şekilde alacağız. İki; hiçbir çiftçinin üretim araçları asla ve asla, borcu ne olursa olsun haczedilmeyecek.

* Yüreğimi yakan şu fotoğraf var: Çiftçi haczedilen ve kamyona yüklenen traktörünü arkadan seyrediyor…

* Bu büyük bir insanlık dramıdır. Elinden traktörü aldın, ya bu adam ne ekecek? Ekecek, üretecek ki borcunu ödesin.

*Eğer copla bir şeyi yönetmeye kalkıyorsanız, başarılı olamazsınız. Aklı kullanmanız lazım.

“ÇİFTÇİNİN ZARAR ETMESİ, TÜRKİYE’NİN ZARAR ETMESİ DEMEKTİR”

* Gayet güzel bir planlama yapacağız. Çiftçi bir yıl önceden neyi ve ne kadar ekeceğini bilecek.

* Kaçtan satacağını da bilecek. Bütün maliyetleri çıkaracağız, üstüne makul bir kar koyacağız, diyeceğiz ki, ‘Kardeşim senin ürününü devlet olarak biz şu taban fiyatıyla garanti ediyoruz.’ Bir yıl önceden bileceksin. Eğer bunun üstünde alıcı bulunursa satabilirsin.

* Alıcı bulamıyorsan devlet tamamını, taahhüt ettiği fiyattan alacak. Çiftçi zarar etmeyecek. Çitçinin zarar etmesi, Türkiye’nin zarar etmesi demektir. Bunu sağlayacağız.

“HÜKÜMET OLARAK DENETİME AÇIK OLACAĞIZ”

* Tarım Kanunu’nun 21. Maddesi’ndeki yüzde 1 oranı… Yüzde 1 oranını bütçeye koyacağız ama bu bütçeyi yaparken çiftçi birliklerini mutlaka davet edeceğiz.

* Gelecek o yüzde 1’i görecek ve yüzde 1’in nerelere, ne kadar harcandığını da ayrıca denetleyecekler. Hükümet olarak biz denetime açık olacağız.

* Çiftçinin denetimine, onların temsilcilerinin denetimine açık olacağız. Denetimden korkmayacağız. Çünkü verdiğimiz sözü nasıl yerine getirdiğimizi çiftçi de görmüş olacak.

“TARSİM YÖNETİMİNDE MUTLAKA ÇİFTÇİLER OLACAK”

* Bazen doğal olayları oluyor; sel, don, hayvancılıkta hastalıklar oluyor, hayvanlar telef oluyor. O zaman araya sigorta giriyor, TARSİM giriyor.

* Bazen öngöremediğimiz olaylar olduğu zaman devlette zor duruma düşmesin, bütçe de zor duruma düşmesin diye araya TARSİM giriyor.

* TARSİM’i de yeniden yapılandıracağız ve çiftçi dostu bir kurum haline getireceğiz. Yönetiminde mutlaka çiftçiler olacak. TARSİM’in yönetiminde çiftçi yoksa oranın denetlenmesi mümkün değil.

“MAZOTTAN ÖTV’Yİ KALDIRACAĞIZ”

* Yata mazotu hangi fiyattan veriyorsak, çiftçinin traktörüne de mazotu aynı fiyattan vereceğiz.

* Öbürü tatile gidiyor, eğleniyor vesaire, çiftçi de tarlaya gidiyor, ekiyor, biçiyor. ÖTV’yi kaldıracağız. Bu konuda da kararlıyız, gereğini yapacağız.

“KÖYLERDE VETERİNER, ZİRAAT MÜHENDİSİ, ZİRAAT TEKNİSYENİ GÖREVLENDİRECEĞİZ”

* Hayvancılık yapılan yerlerde, kırsalda, her bölgeye, her ilçeye mutlaka veteriner görevlendireceğiz.

*Köyler varsa köylerde veteriner görevlendireceğiz. Eğer hayvancılık dışında tarım yapılıyorsa mutlaka ziraat mühendisi, ziraat teknisyeni olacak.

*  Köylerimizde nasıl imamlar onurlarıyla, şerefleriyle görev yapıyorlarsa aynı köylerde ziraat mühendisleri, ziraat teknisyenleri, veterinerler de olacak. Çiftçiye her türlü desteği verecekler.

“İKTİDARIMIZDA BÜTÜN BU SORUNLARI ÇÖZECEĞİZ”

* Gübreler çok pahalı, dışarıdan geliyor vesaire… Ne yaparlarsa yapsınlar, çiftçi ucuz gübreyi ve mazotu mutlaka alacak. Ucuz gübreyi alması için eğer gerekiyorsa doğrudan doğruya fabrikayı devlet olarak biz kuracağız ve çiftçiye ucuz gübreyi vereceğiz.

*Tarımda kooperatifleşmeyi sağlayacağız. Birlikte olmayı, birlikte çalışmayı sağlayacağız. Mevsimlik işçilerin de çok insani koşullarda çalışmalarının altyapısını hazırlayacağız.

*Kara toprağa değer vereceğiz ki o toprak sizin emekleriniz ve alın terinizle bizleri doyurabilsin. Biz buna hazırız, çiftçi kardeşlerimiz de hazır olsunlar. Hiç meraklanmasınlar, az kaldı, sabretsinler.

*İktidarımızda bütün bu sorunlar çözülecek. Tereyağından kıl çeker gibi tamamını çözeceğiz. Dostlarımızla beraber çözeceğiz.

* Aklımızla, mantığımızla, bilgimizle, birikimimizle çözeceğiz. Bundan herkesin emin olmasını isterim.

Kılıçdaroğlu, İmamoğlu ve beraberlerindeki heyet, konuşmaların ardından zirve alanına kurulan stantları tek tek gezdi.

Example HTML page

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir