Patrona 11 ayrı teşvik asgari ücretliye zulüm

Patrona 11 ayrı teşvik asgari ücretliye zulüm

Hükümet, patronları teşvikler ve borç yapılandırma programları ile kollarken, asgari ücretli işçilerin ücret vergisinden muaf tutulmasına karşı çıkıyor. Üstelik hükümet, patronlardan prim borçlarını tahsil edemiyor

Bir Gün gazetesinde ki DR. ERGÜN DEMİR’in yazısı;

Milyonlarca asgari ücretlinin açlık ve sefalet içerisinde sürdürdüğü yaşam mücadelesi, ne yazık ki iktidarın umurunda değil. Asgari yaşam standardının altında gelire sahip olan ve aldıkları 1603 TL aylık ile zor şartlarda yaşayan asgari ücretlilerin gelir seviyelerinin bir nebze de olsa iyileştirilmesi için ücretleri üzerinden alınan vergiden muaf tutulmaları teklifini reddeden iktidar, işverenlere toplamda 11 farklı sigorta primi teşvik, destek ve indirimi uyguluyor. Sigorta prim borçlarını ödemeyen işverenler için ise yeniden yapılandırma uygulamasını onaylıyor.

Patronlara teşvik üstüne teşvik

5510 sayılı Kanun’da dört, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nda dört, 4857 sayılı İş Kanunu’nda bir, 5746 Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkındaki Kanun’da bir, 5225 sayılı Kültür Yatırımları ve Girişimlerini Teşvik Kanunu’nda bir olmak üzere, toplamda 11 farklı sigorta primi teşvik, destek ve indirimi uygulanıyor.

Teşvik tutarları Hazine’den, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan; Ekonomi Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Kültür ve Turizm
Bakanlığı bütçe ödeneğinden karşılanıyor.

Her seçim öncesi dönemde oy avcılığı için prim borçlarının ertelenmesi, yeniden yapılandırılması, teşvik uygulaması getiriliyor. Önümüzdeki yerel seçimler öncesi de prim borcu olan işverenlerin borçları yeniden yapılandırıldı; işverenlerin ödeme güçlüğü çekmesi durumunda işçilerin 3 aylık ücret alacaklarının Ücret Garanti Fonu’ndan ödenmesine başlandı.

Hükümet prim borçlarını tahsil edemiyor

Sayıştay’ın Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) ilişkin 2017 yılı denetim raporunda şu tespit yer alıyor:
“31.12.2017 tarihi itibariyle SGK’nın toplam 83.055.810.495,86 TL tutarında prim aslı alacağı bulunmakta olup, SGK’nın bu alacağının 28.384.400.256,60 TL’si icraya intikal ettirilmiş, 54.671.410.239,26 TL’si ise henüz icraya intikal ettirilmemiştir.

Kurum alacaklarının yeniden yapılandırılması nedeniyle icra takibi durdurulan alacak miktarının; 2014 yılında yüzde 75’i, 2015 yılında yüzde 80’i, 2016 yılında yüzde 63’ü ve 2017 yılında da ekim ayı itibariyle yüzde 23’ü hakkında, yapılandırmaya başvuranların taksitlerini ödememesi nedeniyle yapılandırmalarının bozulması neticesinde, yeniden icra takibi başlatılmıştır.

Bu durum, SGK alacağının yeniden yapılandırılmasından beklenen sonucun elde edilemediğini göstermekle birlikte, SGK icra takip ve haciz servislerinin işlevinin zayıflamasına ve alacakların tahsil edilebilirliğinin azalmasına neden olmaktadır.”

Sayıştay raporu özetle, hükümetin prim borçlarını toplayamadığını veya yeterince gayret göstermediğini tespit ediyor. “Prim borçları için uygulanan yeniden yapılandırma uygulamaları alacakların tahsil edilebilirliğinin azalmasına neden olmaktadır” tespiti ise iktidara ödev niteliğinde.

Yoksulluk da sağlık sorunları da artıyor

Sonuç olarak;

İktidar sahiplerine göre kriz yok, işsizlik azalıyor, kayıtlı istihdam artıyor, sigorta ve GSS primleri ödeniyor, zenginlik yaygınlaşıyor, herkes mutlu ve rahat yaşıyor. Oysa yoksulluk, işsizlik ve ekonomik belirsizlik giderek artıyor.
Gelir düzeyi, beslenme başta olmak üzere sağlık durumunu etkileyen pek çok faktörle iç içe. Beslenme, sağlığı belirleyen temel değişkenlerden birisi. Bireylerin besin gereksinimi ise kişinin yaşına, cinsiyetine, fiziksel aktivite durumuna ve hastalık durumuna göre değişiyor. Tüm dünyada besin ihtiyacını belirleyen faktör sosyoekonomik eşitsizlik. Gelir düzeyi düşük aileler temel besin kaynaklarını uzun halk ekmek satış kuyrukları ve akşam pazarlarından karşılarken, yüksek gelirli aileler kolaylıkla protein değeri yüksek besinlere ulaşabiliyor.

Gebelikte ve erken çocukluk dönemindeki dengesiz beslenme ve demir, çinko, folik asit ve B vitamininden fakir gıda alınması nedeniyle yeterli zekâ kapasitesine ulaşamayan yoksulların bu dezavantajlı durumları, eğitim haklarının da önünde temel bir engel.

Ekonomik sorunlar nedeniyle dengeli beslenemeyen, sağlıklı konutta yaşayamayan ve uygun sanitasyon* imkânı bulunmayan bir kişinin hastalanması olağan değil midir? Benzer biçimde yoksulluktan etkilenen sağlık ölçütleri olarak tanımlanan düşük doğum ağırlığı, düşük rutin bağışıklama oranı, yetersiz emzirme oranı ve fiziksel-zihinsel engel görülme sıklığı geliri düşük ailelerde, doğuda ve kırsalda daha yüksek.

*Çevre koşullarını sağlığa elverişli duruma getirme, sağlıklı yaşam için gerekli önlemleri alma, çevre hijyeni.

Kaynak;
SGK, Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü istihdam teşvikleri sunumu
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2019 Bütçe Sunumu
Türk Toraks Derneği Yoksulluk ve Sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir